Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7867 E. 2023/13806 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7867
- Karar No
- 2023/13806
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/648 E. - 2022/580 K. DAVALILAR : 1. 2.Meral İnş. Taah. Turz. Day Türk. Mal. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ... DAHİLİ DAVALILAR : 1.... 2. ... DAVA TARİHİ : 12 06 2017 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne /Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/358 E- 2020/149 K Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in, davalı şirket ile dava dışı arsa sahipleri ... ve ... ile düzenlenen satış vaadi ve arsa paylı kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu olan ve Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/200 esasında görülen dava dosyasında alacağı kötü niyetli olarak Mersin 2. Noterliğinin 24.05.2016 tarihli işlemi ile devraldığını, yapılan bu devrin alacaklılara zarar verme amacıyla yapıldığını belirterek Mersin 2. Noterliğinin 24.05.2016 tarih ve 00777 yevmiye numaralı alacağın devri konulu tasarrufun İİK'nun 277. ve 280. Maddesi uyarınca iptali ile Mersin 2. İcra Müdürlüğünün 2017/6769 esas sayılı icra takibine konu edilmiş 320.212,00 TL üzerine müvekkillerinin alacaklısı olduğu Mersin 8. İcra Müdürlüğünün 2016/2204 esas ve Mersin 4. İcra Müdürlüğünün 2016/2381 esas sayılı takip dosyalarından cebri icra yapabilme yetkisi tanınmasını talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın mesnetsiz bir dava olduğunu, müvekkilleri arasında ticari ilişki olduğu için temlik düzenlendiğini, davalı ... adlı şirket bulunduğunu, müvekkiline ait şirket üzerinden malzeme aldığını ve bu malzemeleri diğer müvekkili şirkete verdiğini, bu malzemelerin inşaat malzemeleri olduğunu, ayrıca davalı şirketin sahibi 'in davalı ...'e ait şirketten 65.000 TL bedelle plaka sayılı araba ile 110.286.00 TL bedelle plaka sayılı araba almış olduğunu, bu araçların kendi üzerine değil anlaşma üzerine isimli şahıs adına yapıldığını, diğer plakalı aracın ise sözleşmede yazdığı gibi 'e kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle verilecek olan zemin katta bulunan 242/70 m2 lik taşınmazın satışı için ... ile anlaşma yapılıp aracın takas yapıldığını ve gerikalan miktarın malzeme ve nakit olarak ödendiğini, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/200 esasında görülen dava içinde temlik yapıldığını, haksız bir şekilde sözleşmesinin fesih edilmesinden sonra yapılan tespit neticesinde bu davanın açıldığını ve davanın kabul edildiğini, davalı Meral İnş. Taah. Turz. Day Türk. Mal. San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi 'in diğer davalıya olan borcundan dolayı işbu davaya konu temliğin verildiğini, muvazaanın söz konusu olmadığını, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/200 E sayılı dosyasından verilen kararın halen kesinleşmemiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ve SONRAKİ SÜREÇ 1.İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2018 gün, 2017/420 E- 2018/916 K sayılı ilamı ile ; Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/200 Esas(Yeni Esas 2017/734 Esas) sayılı dosyası feragat nedeniyle sonuçlanmış ise de feragatin "Alacağın Devri" ne ilişkin tasarrufun iptali anlamına gelmeyeceği buna göre davalı Meral İnş. Taah. Turz. Day Türk. Mal. San. ve Tic. Ltd. Şti. nin mali durumunun ve alacaklı davacıyı zarara uğratma kastının diğer davalı ... tarafından bilinmediğinin iddia edilemeyeceği, davalı borçlu şirket ile diğer davalı ... (üçüncü kişi) arasındaki tasarrufun İİK'nun 280. maddesi gereğince iptali gerekeceği, icra dosyası incelendiğinde görüleceği üzere borçluya ait başkaca haczi kabil menkul mal, araç, taşınmaz, bankalarda hak ve alacak olmadığı, İİK 105. maddesi gereğince borçlunun aczinin sabit olduğu buna göre tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davaya konu tasarrufun iptal şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 2.Karara karşı tüm davalılar vekili istinaf yoluna başvurmuştur. 3.Adana BAM 3. HD'nin 01.10.2019 gün, 2019/477 E- 2019/1383 K sayılı ilamı ile; davacı alacaklı ..., Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/200 Esas, 2017/316 Karar sayılı ve 09.05.2017 tarihli ilamına ilişkin başlatılan ilamlı takibe konu alacağın, davalı ...'in vekilinin 05.10.2017 tarihinde, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (2016/200 eski esas) yeni 2017/734 esas sayılı dosyasında bulunmuş olduğu feragat beyanı ile aktifinden (elinden çıkmış) azalma olduğu ve pasifinde azalma olan 4. kişiyi konumundaki ... ve ...'ın davaya dahil edip etmeyeceği veya davasını davalı ... yönünden bedele dönüştürüp dönüştürmeyeceğinin mahkemece davacıdan sorulması, davaya dahil edilmesi ve delillerini ibraz etme imkanı sağlanması gerekeceği, Davacı alacaklı tarafından 4. kişilerin davaya dahil edilmemesi halinde ise dava, 3.kişi yönünden malı elden çıkardığı değer üzerinden tazminata dönüşeceği kabul edilerek tazminatın hüküm altına alınması gerekeceği mahkemece öncelikle HMK'nın 354. maddesi gereği yapılan kamu düzenine ilişkin istinaf incelemesinde; davacı vekiline 4. kişi konumundaki ... ve ...'ın davaya dahil edip etmeyeceği veya davasını davalı ... yönünden bedele dönüştürüp dönüştürmeyeceğinin sorulmadan karar verildiğinden, eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, bu nedenle HMK'nın 353/l-a-6. bendine göre davanın esasıyla ilgili olarak gereken delillerin toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı davalı vekilinin istinaf taleplerinin, HMK'nın 353/l-a-6. maddesi uyarınca kabulüyle, kararın kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiştir. 4.Mahkemenin 20.10.2020 gün, 2019/358 E- 2020/149 K sayılı ilamı ile; Dava şartı olan haciz tutanaklarının düzenlenmiş olduğu, davaya konu Mersin 12. Noterliği'nin 24.05.2016 tarih ve 00777 yevmiye numaralı "Alacağın Devri "ne ilişkin tasarruf işleminin tarafı olan devralan ...'in devre karşılık herhangi bir ödeme yapıp yapmadığının veya alacağına karşılık olup olmadığının anlaşılamadığı ve devir tasarrufunda bu konudan bahsedilmediği, devir tasarrufunun Mersin 4. İcra Müdürlüğü'nün 2016/2381 Esas sayılı takip dosyasındaki takip tarihi olan 19.02.2016 tarihinden sonra yapıldığı, alacağın devrinin bedel karşılığı yapılmadığı, her ne kadar Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/200 Esas (Yeni Esas 2017/734 Esas) sayılı dosyası feragat nedeniyle sonuçlanmış ise de feragatin "Alacağın Devri" ne ilişkin tasarrufun iptali anlamına gelmeyeceği buna göre davalı Meral İnş. Taah. Turz. Day Türk. Mal. San. ve Tic. Ltd. Şti. nin mali durumunun ve alacaklı davacıyı zarara uğratma kastının diğer davalı ... tarafından bilinmediğinin iddia edilemeyeceği, davalı borçlu şirket ile diğer davalı ... (üçüncü kişi) arasındaki tasarrufun İİK'nun 280. maddesi gereğince iptali gerekeceği ancak davacı vekili tarafından HMK 125. Maddesi gereğince davaya davalı ... yönünden bedele dönüştürüldüğü anlaşılmakla davalı Meral İnşaat Taah. Turz. Day. Tük. Mal. San. ve Tic. Ltd. Şirketi, dahili davalı ... ve dahili davalı ... yönünden açılan davada karar verilmesine yer olmadığına, icra dosyası incelendiğinde görüleceği üzere borçluya ait başkaca haczi kabil menkul mal, araç, taşınmaz, bankalarda hak ve alacak olmadığı, IİK 105. maddesi gereğince borçlunun aczinin sabit olduğu buna göre tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davaya konu tasarrufun iptal şartlarının oluştuğu anlaşılmakla davalı ... yönünden davanın kabulüne, İİK nun 283/2 Maddesi gereğince davaya konu Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/200 Esas sayılı dosyasına konu alacağın davalı Meral İnşaat Taah. Turz. Day. Tük. Mal. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı ... arasında düzenlenen Mersin 2. Noterliği’nin 24.05.2016 tarih ve 00777 yevmiye nolu “Alacağın Devri”tasarrufunun davalı şirketin elinden çıkarttığı tarih olan 24.05.2016 tarihi itibariyle değeri aynı tarihli devir sözleşmesinde 400.000,00 TL olarak belirlenmekle taleple bağlılık ilkesi gereğince 320.212,00 TL tazminatın davacının Mersin 4. İcra Müdürlüğü’nün 2016/2381 Esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak davalı ...’den tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının açmış olduğu tasarrufun iptali davasında dava koşullarının oluşmadığını, davacının dahili davalıları dahil etmekten vazgeçtiği yönündeki beyanının yasaya ve usule aykırı olduğunu, İ.İ.K. 283. madde hükmünün açık olup, iptali talep edilen tasarrufun bedele dönüştürülmesi için elden çıkarılan malların yerine geçen bir bedel olmasının şart olduğunu, mahkemece her ne kadar temlik işlemine ilişkin olarak devralan davalı ...'e devre karşılık herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının veya alacağa karşılık olup olmadığının anlaşılamadığı belirtilmiş ise de dava konusu alacağın temliki işleminin gerçek bir alacak borç ilişkisine dayalı olarak yapılmış olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince her ne kadar 320.212,00 TL tazminatın davalı ...'ten tahsiline karar verilmiş ise de, müvekkilinin talebinin tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi olduğunu ancak mahkemece faize yönelik hüküm kurulmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesince verilen kararın hükmedilen tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi şeklinde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karan ile, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.l. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususlan tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı îcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1- Tasarrufun iptali davaları hukuki niteliği itibariyle, dava konusu malın aynına ilişkin olmayıp, şahsi bir davadır. Bunun doğal sonucu olarak da dava ve tasarrufa konu mal, devir alanın mal varlığından çıkartılarak borçlunun mal varlığına iade edilmez. Sadece alacaklıya malın bedelinden alacağını alma imkanı sağlar. İptal davasının amacı, IİK 277. ve devamı maddelerinde öngörüldüğü gibi borçlunun mevcudunu azaltmaya yönelik tasarruflarını iptal ettirmektir. İİK.nun 283. maddesi hükmüne göre iptal davasının konusu taşınmaz mal olduğu takdirde, davalı 3. şahıs tarafından üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan bu taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Diğer söyleyişle bu dava alacaklıya borçlunun mal kaçırma amacıyla yaptığı tasarrufla ilgili mal üzerinde alacağın tahsilini sağlama yetkisini verir. Bu yetki de alacak miktarı ile sınırlıdır. Bu özelliklerin doğal sonucu olarak davanın görülebilirlik şartlarından birisi alacağın varlığı diğer söyleyişle tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması, bir diğeri de alacağın aciz vesikasına bağlanmış olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle aciz nedenine dayalı tasarrufun iptali davasında davalı 3. kişi aciz belgesine dayanan alacağın gerçekte olmadığını iddia ve ispat edebilir. Çünkü dava şartlarından birisi de tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması gereğidir. Eğer tasarrufta bulunanın alacaklıya gerçek bir borcu olmadığı iddia ediliyorsa bu durumda tasarruf sahibinin öncelikle borçlu sıfatı çözümlenmelidir. Bu nedenledir ki 3. kişi davalının borcun gerçek olmadığı iddiası ve muvazaanın varlığı yönündeki savunmasının mahkemece incelenmesi gerekir. Eğer gerçek bir borç yoksa alacak da söz konusu olamayacağından iptal davasının dinlenmesi mümkün olmaz. Diğer bir yönüyle konu ele alındığında da, İİK.277.vd maddelerine göre açılan iptal davalarında takip borçlusundan hak iktisap eden 3. kişilerin davacının takip borçlusundan alacaklı olmadığına ilişkin savunmasının araştırılmasında zorunluluk vardır. Aksi takdirde takip alacaklısıyla anlaşarak veya nasıl olsa kendisinin borca batık olması nedeniyle gerekli çabayı göstermeyerek icra takibine itiraz etmeyen, itiraz üzerine durması söz konusu olmayan kambiyo senetlerine dayalı takibe karşı menfi tespit davası açmayan takip borçlusunun bu davranışı karşısında borçludan mal edinen 3. kişilerin yargı eliyle zarara uğratılması söz konusu olur ki bunun kabulüne olanak yoktur. Hatta tasarrufta bulunurken borçlu olmayan kötü niyetli kişilerin malvarlığındaki bir unsuru iyi niyetli 3. kişilere devrettikten sonra hileli işbirliği halinde olduğu kimselere eski tarihli borç senedi vererek elinden çıkardığı malları iptal davası yoluyla dolaylı olarak geri alması dahi imkan dahiline sokulabilir. Elbette ki bunlar yasaca amaçlanan durumlar değildir. Tasarrufun iptali davalannda alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığını göz ardı etmemek gerekir. Somut olayda; davalı ... vekili, müvekkilinin davalı borçlu şirket ile ticari ilişkisi olduğunu, ticari ilişki gereğince dava konusu temlik işleminin yapıldığını, davacı ile davalı borçlu arasında davanın dayanağı olan senetlerin gerçek bir alacağa dayalı olmadığını beyan etmiştir. Mahkemece öncelikle; davacı ve davalı borçlunun ticari defterleri incelenerek, davanın dayanağı olan senetlerin ticari defterlerde yer alıp almadığı, davacının davanın konusu senetler kapsamında alacaklı olup olmadığının belirlenmesi, davacının alacağının gerçek bir alacak olarak belirlenmesi halinde; esasa girilerek hüküm kurulması gerekmektedir. 2- Ayrıca; davalı 3. Kişi ..., davalı borçlu ile ticari ilişkisini dava konusu temlik ilişkisinden önceye dayalı olduğunu, temlik miktarı kadar gerçek bir alacağı olduğunu beyan etmiştir. Kural olarak para borcu nedeniyle yapılan temlik işlemlerinin geçerli kabul edilebilmesi için temlik alacaklısı ile temlik borçlusu arasında temlik öncesi ve sonrası devam eden bir ticari ilişkisinin bulunması, en azından temlik öncesi bir ticari ilişkinin bulunması, temlik miktarı ile temlik alacaklısının alacağının orantılı olması, (borç - alacak ilişkisi orantısı), taraflar tacir ise bu durumun tarafların ticari defterleri veya banka hesap hareketleri gibi resmi belgelerle ispatlanması gerekmektedir. Dosya içerisindeki belgelerden, davalılar arasındaki ticari ilişkinin dava konusu tasarruftan önceye dayalı olup olmadığı, davalı ...'in davalı borçludan temlik borcu kadar alacaklı olup olmadığı Mahkeme tarafından araştırılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davalı borçlu ile davalı ... arasındaki ticari ilişkinin dava konusu temlik işleminden önce başlayıp başlamadığı, ticari ilişki öncesinde başlamış ise, davalı 3. Kişi ...'in davalı borçludan temlik bedeli kadar alacaklı olup olmadığı, Meral İnş. Taah. Turz. Day Türk. Mal. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı ..., ... alehine açılan daha sonra dosyanın temlik edilmesi ile davacı yerine temlik alan ...'in geldiği Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/734 E. (Eski no:2016/200) sayılı dava dosyasından yapılan feragatin kötü niyetli yapılıp yapılmadığının da irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, kararın BOZULMASINA, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'e verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'e iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.