Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7388 E. 2026/2070 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7388
- Karar No
- 2026/2070
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/321 Esas - 2023/402 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2010/735 Esas - 2022/378 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av. ... geldiler. Tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 24.02.2026 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket nezdinde Klasik Yangın Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ... San. Tic. A.Ş.'nin kiracı olarak bulunduğu ... Otogariçi Yolu Tamir Otoları Park Yeri No: 38/50 ...İstanbul adresindeki işyerinde 18.12.2009 tarihinde davalı .... San. ve Tic. A.Ş. tarafından diğer davalı İSKİ Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğunda bulunan kanal hattı üzerine fazla toprak dolgusu yapılması ve bu dolgunun yoğun su alarak daha da ağırlaşması sonucu oluşan yağmur suyu hattının çökmesi ve tıkanması nedeniyle geri tepen suların iş yerinin bulunduğu otogarın alt kısmını basması neticesinde hasar meydana geldiğini, müvekkili şirket tarafından alınan ekspertiz raporunda, 18.12.2009 tarihinde meydana gelen su basması neticesinde sigortalı iş yerinde oluşan hasar miktarının 2.213.814,85 TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından davaya konu olay nedeniyle 19.01.2010 tarihinde 500.000,00 TL ve 02.02.2010 tarihinde 1.700.000,00 TL olmak üzere toplam 2.200.000,00 TL sigorta tazminatı ödendiğini, gerek Eyüp 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/298 D.İş dosyasında alınan bilirkişi raporu gerekse ekspertiz raporu ile sigortalı işyerinin ve içindeki emtianın hasarlanmasına, otogarın Davutpaşa girişinde bulunan ...'ye bağlanan yağmur suyu hattının çökmesi ve tıkanması sonucu yağmur sularının geri tepmesi nedeniyle otogarın en alt katına suyun sirayet etmesinin neden olduğunun tespit edildiğini, yapmış olduğu inşaattan dolayı kanal hattı üzerine fazla toprak dolgusu yapması, bu dolgunun yoğun su alarak daha da ağırlaşması ile yağmur suyu hattının çökmesi ve tıkanması sonrası yağmur sularının geri tepmesi sonucu meydana gelen olaydan davalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin sorumlu olduğunu, kanalın yapım, bakım ve onarım sorumluluğunun bulunduğunu, diğer davalının yapmış olduğu inşaat sırasında gözetim ve denetim yükümlülüğünü gerektiği şekilde yerine getirmediğini, oluşan zarardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının sigortalısına yaptığı ödeme sebebiyle rücu hakkının doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile 500.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 19.01.2010 tarihinden ve 1.700.000,00 TL'nin ise ödeme tarihi olan 02.02.2010 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya dayanak teşkil eden Eyüp 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/298 D.İş dosyasında alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, raporda yer alan hususların tamamının hukuka ve gerçeğe aykırı olduğunu, ... Evleri inşaatının imar kanununa ve projelerine uygun olarak İSKİ ve ilgili belediyelerden onay almak suretiyle tamamlandığını, davaya konu zararın iddia edildiği gibi müvekkili şirket tarafından yapıldığı iddia edilen toprak dolgu sonucu oluşmadığını, müvekkili şirket tarafından onaylı plan ve projelere ve yönetmeliklere uygun olarak tamamlanan inşaatta iddia edilenin aksine kanal içerisinde fazla toprak dolgu yapılmadığını, dolayısıyla zararın oluşumu ile müvekkili şirket arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, bu sebeple müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu zararın oluşum sebebinin, yağmur kollektörünün yapıldığı tarihte kullanılan beton kalitesinin standartlardan uzak olması, miadını doldurmuş olması, İSKİ'nin gerekli onarım ve bakımları yapmamış olması ve aşırı yağmurun da bu durumu tetiklemiş olmasından kaynaklandığını, hasarın İSKİ'nin hizmet kusurundan kaynaklandığını, dava konusu zarar ile İSKİ arasında nedensellik bağı bulunduğunu, öte yandan sigortalının işletme ruhsatının ve kiracısı bulunduğu taşınmazların iskanının bulunmaması nedeni ile klasik yangın paket sigorta poliçesi kapsamında davacı şirket tarafından anılan hasarın karşılanmaması gerektiğini, hasarın karşılanabilmesinin zorunlu şartları arasında sigortalanan işletmenin, işletme ruhsatının ve iskanının olması gerektiğini belirterek davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Davalı İSKİ hakkındaki davayı tefrik ederek yargılamaya devam eden İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davaya konu su basması olayında %50 oranında kusurlu olduğu, bu durumda TBK'nun 49. maddesi ve olay tarihinde yürürlükte olan eski BK'da yer alan düzenleme uyarınca kusuru oranında zarardan sorumlu olduğu, hükme esas alınan 20.12.20 19... .04.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporlarında davaya konu su basması olayı nedeni ile tespit edilen toplam hasar miktarının 2.549.675,62 TL olarak hesaplandığı, dava dilekçesinde talep edilen toplam tazminatın ise 2.200.000,00 TL olduğu, bu durumda davalının bu miktarın yarısı olan 1.100.000,00 TL'den sorumlu tutulması gerektiği, davalının sorumlu tutulduğu 1.100.000,00 TL'nin 500.000,00 TL'sinin 19.01.2010 tarihinde, 600.000,00 TL'sinin ise 02.02.2010 tarihinde davacı tarafça sigortalısına ödenmesi sebebiyle ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, toplam 1.100.000,00 TL tazminatın 500.000,00 TL'sinin 19.01.2010 tarihinden, 600.000,00 TL'sinin 02.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. lV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında yer alan deliller değerlendirildiğinde dava dışı sigortalının işyerinin bulunduğu ... Otogarı ile davalı şirketin müteahhitliğini yaptığı ... Evleri arasında kalan ...'ye bağlanan yağmur suyu tahliye kanalının, davalı tarafından söz konusu inşaatın yapımı esnasında kanal üzerine yapılan toprak dolgunun sağanak yağış ile birlikte yoğun su alarak ağırlaştığı ve zorlanma ile birlikte çökmesi ve tıkanması sonucu sağanak ve şiddetli yağışların da etkisiyle geri tepen yağmur sularının zarara neden olduğu anlaşılmakla bu anlamda davalı, zararın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olmasa da kusurun çoğunluğunun davalıya ait olduğu, bunun yanında meydana gelen olay sebebiyle davalı dışında kusurlu olduğu tespit edilenlerin de olduğu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda davalının %60, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Bayrampaşa Belediyesinin her birinin %20 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, ayrıca İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 2019/417 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, ... Evlerinin müteahhit firmasının yani davalının %50, Bayrampaşa Belediyesi ve İSKİ'nin her birinin %25 oranında kusurlu olduğu; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/336 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda ise, İSKİ'nin % 30, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Bayrampaşa Belediyesinin % 20 ve davalının % 50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/3 36... /563 Karar sayılı kararı ile bilirkişi raporunda tespit edilen kusur durumları nazara alınarak tahsil yönünde verilen kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/63 90... /3430 Karar sayılı ilamı ile onandığı ve aynı Dairenin 2020/28 50... /5024 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği dikkate alındığında kesinleşen ilamın, işbu dosya bakımından güçlü delil mahiyetinde olduğunu kabul etmek gerektiği, bu sebeple davalının, meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davacıya karşı, davalı ile dava dışı diğer zarar verenlerin müteselsil sorumlu olduklarının kabulü gerektiği, bu durumda davacının, sigortalısına ödediği tazminatı tahsil etmek bakımından müteselsil borçlulardan birine veya hepsine karşı dava ve takip hakkına sahip olduğu, davacının, alacağı tamamen ifa edilinceye kadar bu hakkını dilediği şekilde kullanabileceği, davacının, sigortalısına ödemiş olduğu tazminatı diğer müteselsil borçlulardan tazmin ettiğine dair dosyada bir bilgi ve belge mevcut olmadığı, bu şartlar altında müteselsil borçlulardan biri tarafından ödeme yapıldığı takdirde, tüm sorumluların o ödeme miktarı kadar sorumlulukları sona ereceğinden hüküm kurulurken "tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla" şeklinde hüküm kurulması gerektiği, işbu uyuşmazlıkta müteselsil sorumluluk esası geçerli olduğundan davacının, sigortalısına ödediği tazminat bakımından davalının, dava dışı diğer zarar verenlerle birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, kusur oranları yönünden sorumlulukların davacı bakımından değil, davalı ve diğer zarar verenlerin kendi iç ilişkileri yönünden geçerli olduğu dikkate alındığında sadece davalının kusur oranı dikkate alınarak karar tesisinin isabetli olmadığı, bu durumda alınan bilirkişi raporları ile ortaya konulduğu üzere toplam hasar miktarı 2.549.675,62 TL olarak tespit edilmiş ise de davacının talebi de dikkate alınarak 2.200.000,00 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece, davalının kusur oranına göre tespit edilen miktar üzerinden hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1b-1 bendi gereğince reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/735 Esas, 2022/378 Karar ve 28.04.2022 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesisine, davacının davasının kabulü ile toplam 2.200.000,00 TL tazminatın 500.000,00 TL'sinin ödeme tarihi olan 19.01.2010 tarihinden ve 1.700.000,00 TL'sinin ise ödeme tarihi olan 02.02.2010 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte "tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla" davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından inşaatın kanuna uygun biçimde ve gerekli tüm izinler alınarak yapıldığını, sigorta poliçesi kapsamında zararları sigorta şirketince karşılanan işletmelerin, işletme ruhsatı ve iskanı bulunması gerektiğinden davacının rücu davası açmasının hukuka aykırı olduğunu, kırılan tabliyenin ağır hasarlı ve bakımsız olduğunu, yapımı, bakımı ve onarımı ilgili idarede (İSKİ) olan ağır hasarlı ve bakımsız bir kollektörün yıkılmasının sorumluluğunun müvekkili şirkete yüklenmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ilgili idarenin, üst tabliyesi çöken kanalın arazinin hangi kısmından geçtiğini müvekkiline bildirmediğini, kollektörün geçtiği güzergah bildirilseydi zararın meydana gelmeyeceğini, mahkemece tanıklarının dinlenmediğini, kusurlu idare ve müvekkili şirket arasındaki belge ve yazışmaların dikkate alınmadığını, meydana gelen zararla müvekkili arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, müteselsil sorumluluk gereği tüm zarardan sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; dava dışı sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.