Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6655 E. 2025/6243 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6655
- Karar No
- 2025/6243
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2687 E., 2023/253 K. ASIL DAVADA; BİRLEŞEN DAVADA; ASIL VE BİRLEŞEN DAVALARDA; ASIL DAVA TARİHİ : 10.12.2014 BİRLEŞEN DAVA TARİHİ :14.04.2015 HÜKÜM/KARAR : Asıl ve Birleşen Davanın Reddi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl davada davalılar vekili ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 21.09.2022 tarihli ve 2021/19277 Esas, 2022/10757 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur. Dairemiz bozma kararına Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine karar asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede; I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile dava dışı ... Sağlık Tesisleri ve Eğitim Müesseleri AŞ ve ... Sağlık Yatırımları Holding AŞ arasında imzalanan kredi genel sözleşmelerine davalı borçlu ...’nun müşterek ve müteselsil kefil olarak imza attığını, kredilerin geri ödenmemesi üzerine dava dışı borçlular ve davalı borçlu aleyhine İstanbul 27. İcra Müdürlüğü’nün 2012/22551 ve İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2013/4382 sayılı dosyalar ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takipler yapıldığını, takiplerin kesinleştiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, adına kayıtlı İstanbul İli, Sancaktepe İlçesi,... Mah. ... Mevkii, 8097 ada, 1 parselde kayıtlı arsanın diğer davalıya mal kaçırma saiki ile bağışlandığının tespit edildiğini beyan ile davalılar arasındaki tasarrufun İİK 277 ve devamı ve TBK 19 maddeleri gereğince iptalini talep ve dava etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile dava dışı borçlu ... Sağlık Tesisleri ve Eğitim Müesseseleri AŞ ve İstanbul ... Sağlık Hizmetleri Aş arasında finansal kiralama sözleşmesi düzenlendiğini, davalı borçlunun söz konusu sözleşmelerde kefil sıfatı ile imzasının bulunduğunu, borcun ödenmemesi sebebi ile davalı borçlu aleyhine İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2013/7404, 2013/30136, ve 2013/30137 sayılı dosyaları ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takipler yapıldığını, davalı borçlunun adına kayıtlı İstanbul İli, Sancaktepe İlçesi, ... Mah. ... Mevkii, 8097 ada, 1 parselde kayıtlı arsanın diğer davalıya mal kaçırma saiki ile bağışlandığının tespit edildiğini beyan ile davalılar arasındaki tasarrufun İİK 277 ve devamı ve TBK 19 maddeleri gereğince iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı borçlu hakkında yapılan icra takip dosyalarında aciz halinin gerçekleşmediğini, borçlular adına kayıtlı malvarlığının borcu karşılamaya yeter olduğunu, davacı bankanın icra takibine geçişinden yıllar önce Yüksek Öğretim Kurumuna verilmiş bulunan resmi bir taahhüt nedeniyle yine takip tarihinden yıllar önce kurucusu bulunduğu üniversiteye lisans ve kontenjan tahsisi sağlayabilmek için gerçekleştirmiş olduğu bir bağışın, davacı bankaya karşı sadece kefil sıfatını taşıyan davalı borçlunun mal kaçırdığı yahut muvazaalı işlem yaptığından bahisle iptalinin talep edilebilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.01.2018 tarihli ve 2014/579 Esas, 2018/5 Karar sayılı kararıyla; asıl davada davaya konu 1 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına kayıtlı iken kurucusu ve mütevelli heyeti başkanı olduğu diğer davalı ... Üniversitesine bağışladığı, tasarruf tarihinin 26.01.2010, Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2014/216 talimat sayılı dosyasında haciz tarihinin 17.02.2014, dava tarihinin 10.12.2014 olduğu, dava tarihi ile tasarruf tarihi arasında 4 yıl 11 aylık süre bulunduğu, 2 yıllık sürenin geçtiği, ancak davalı ... ile diğer davalı ... arasındaki ilişkinin İİK nun 280/1 md belirtilen durumun bilindiği ve bilinmesi gerektiği, bu durumda davada 2 yıllık sürenin uygulanamayacağı, 5 yıllık sürenin uygulanacağı, 5 yıllık sürenin dolmamış olduğu, asıl davadaki davacı taleplerinin haklı ve yerinde olduğu, İİK nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptali şartlarının oluştuğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, İstanbul 27. İcra müdürlüğünün 2012/22551 ve İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2013/4382 esas sayılı dosyalarındaki takibe konu miktar ile sınırlı ve tahsilde tekerrür olmamak üzere İstanbul ili, Sancaktepe ilçei, ... Mh., ...Civarı Mevkii, 8097 ada, 1 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine haciz ve satış yetkisi tanınmasına, birleştirilen davada tasarruf tarihinin 26.01.2010, dava tarihinin 14.04.2015 olduğu, tasarruf tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle birleştirilen davanın İİK nun 284 md.gereğince reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar vekili ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli ve 2019/1727 Esas, 2021/446 Karar sayılı kararıyla; her iki dava dosyası yönünden istinaf incelemesinin İİK'nın 277 ve devamı maddeleri ile TBK'nın 19. maddesi çerçevesinde yapıldığı, davalı (borçlu) ...'na ait dava konusu taşınmazın, asıl davanın davacısı ... A.Ş. ile dava dışı borçlular arasında düzenlenen genel kredi sözleşmelerinden/yapılandırma protokolünden ve birleşen davanın davacısı ... Finansal Kiralama AŞ. ile yine dava dışı borçlular arasında düzenlenen finansal kiralama sözleşmelerinin düzenlenmesinden çok önceki yıllarda (2006-2007 yıllarında) ... Sağlık ve Eğitim Vakfı tarafından bir vakıf üniversitesinin kurulması için bağış olarak taahhüt edildiği ve Üniversite'nin yasal kuruluş prosedürünün tamamlanmasından sonra bu taahhüdün gereği olarak davalı ...'ne devredildiği, TBK'nın 19. Maddesi kapsamında muvazaa olgusuna dayanıldığında Üniversite'nin kuruluş taahhüdü olarak, davalı (borçlu) ... ve dava dışı eşi ... adına kayıtlı toplamda yüz adedi aşan taşınmaz yönünden herhangi bir tasarrufta bulunulmadığı, davalı (borçlu) ... tarafından işlem konusu bir adet ve dava dışı eşi ... tarafından bir adet taşınmazın Üniversite'nin kurulması için devredildiği, dosya içeriğine göre davalı borçlunun gerçek iradesinin bu yönde olduğu, dava konusu taşınmazın vakfa devredilmesi taahhüdünün gerçekleştiği tarih itibarıyla başkaca mal varlığı ve taşınmazları bulunan ve hakkındaki takiplerden en az beş yıl öncesindeki taahhüdü gereği ve yine takiplerden en az iki yıl önce taşınmazı devreden davalı borçlunun, borcunun yapılandırılmasından yıllar önce, ileride doğması muhtemel borcu nedeniyle taahhütte bulunması ve yine kredi ilişkisi devam ederken (yapılandırma tarihinden önce) devir işlemini alacaklısına zarar verme amacıyla muvazaalı olarak yaptığını kabul etmenin olağan hayat tecrübeleriyle açıklanabilecek bir durum olmadığı gerekçesiyle asıl davada davalılar vekilinin ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 21.09.2022 tarihli ve 2021/19277 Esas, 2022/10757 Karar sayılı ilamı ile; "...1-Dosyadaki beyanlara, istinaf dilekçelerinde davanın tasarrufun iptali davası olmadığının ileri sürülmemesine ve davacılar vekillerinin dilekçelerindeki vakıaların açıklanması gözetildiğinde, asıl davanın İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca açıldığının anlaşılmasına göre Bölge Adliye Mahkemesince asıl dava yönünden İİK 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptali koşulları olup oluşmadığı belirlenmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Tasarrufun iptali davaları basit yargılama usulüne; muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil davaları ise yazılı yargılama usulüne; tabidir. Birleşen dava yönünden davacı vekillerinin özellikle temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri beyanlara göre birleşen davanın TBK 19 maddesine dayalı olarak açıldığı anlaşılmaktadır. Farklı yargılama usulüne tabi davaların birlikte görülmesi caiz değildir. Buna göre; birleşen dosyanın tefrik edilerek birleşen davanın TBK m. 19 koşulları kapsamında değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yargılama usulleri farklı olan davaların birarada görülerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 3-Bozma neden ve şekline göre asıl davanın davacı vekilinin ve birleşen davanın davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her iki dava dosyası yönünden istinaf incelemesinin İİK'nın 277 ve devamı maddeleri ile TBK'nın 19. maddesi çerçevesinde yapıldığı, asıl dava bakımından, her iki hukuki sebep nazara alındığında (İİK 277 ve devamı maddeleri ile TBK 19. maddesi), İİK'nın 278/1. maddesi uygulaması koşullarının (hacizden/aciz halinden geriye doğru iki yıllık süreden daha önce yapılmış tasarruf olması nedeniyle) oluşmadığı; yine İİK'nın 280. maddesi koşullarının oluşmadığının kabul edildiği, ayrıca davacının muvazaa iddiasının da tartışılarak muvazaa olgusunun gerçekleşmediği değerlendirilerek asıl davanın reddine, birleşen davanın davacısının hukuki sebep olarak İİK'nın 277. ve devamı maddeleri ile TBK'nın 19. maddesini ileri sürdüğü, ancak vakıaları (dava sebebini) muvazaa olgusuna dayandırdığı, tasarruf ve dava tarihleri arasında beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davanın muvazaaya dayalı olması nedeniyle, muvazaa olgusunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, yargılama usullerinde farklılıklar bulunmasının da tek başına dosyaların birleştirilerek davaların görülmesine engel olmadığı, farklı yargılama usullerine tabi kılınmakla birlikte, maddi hukuk bağlamında aynı hukuki sonucun öngörülmüş olduğu (TBK'nın 19. maddesine göre açılan davada da -Yargıtayın yerleşik uygulamasında olduğu üzere- İİK'nın 283/1. maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi) da davaların birlikte görülmesini gerektirdiği gerekçesiyle bozma ilamına karşı direnilmesine, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; direnme kararının yasal ve yeterli bir gerekçe içermediğini, İİK 277 ve devamı maddelerinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının gerek bozulan kararda gerekse bozma sonrası verilen kararda usulüne uygun olarak tartışılmadığını, istinaf merciince, iptali istenen devir işleminin, borcun kaynağı olan genel kredi ve finansal kiralama işlemlerinden çok çok önceki yıllarda yapıldığının kabul edildiğini, böyle ise istinaf merciince davanın bu ön koşul yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemenin, bu tespiti yapmasına rağmen, davayı ön koşul yokluğu nedeniyle reddetmek yerine, kendince diğer maddeleri tartışmaya devam ettiğini, bu durumun açık bir çelişki olduğunu, davaya esas teşkil eden alacağın yani borcun doğumunun 18.02.2005 tarihi olduğunu, bu tarihin YÖK’e başvuru tarihi olan 31.12.2007 tarihinden önce olduğunu, farklı yargılama usullerine tabi olan davaların birlikte görülmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut olayda İİK 277 vd maddelerindeki koşulların oluştuğunu, davacı bankanın alacağının, iptali talep edilen tasarruftan önce doğduğunu, davalı borçlu ile davacı banka arasındaki kredi ilişkisinin 2005 yılında başladığını, 18.02.2005, 22.05.2005 tarihlerinde kredi sözleşmeleri düzenlendiğini ve davalı ...'nin bu kredilere kefil olduğunu, vakfın kuruluşu aşamasında verilmiş vaadi davacının bilmesinin mümkün olmadığı gibi henüz taahhüt aşamasındaki bir vaade ilişkin olarak da iptal davası açılamayacağını, davalı 3.kişinin davalı borçlunun mali durumu ve zarar verme kastını bildiğini, üniversiteyi kuran vakfın kurucu ve yöneticisinin davalı borçlu olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; direnme kararının yasal ve yeterli bir gerekçe içermediğini, davacının alacağının, iptali talep edilen tasarruftan önce doğduğunu, borcun doğum tarihinin 14.06.2007 olduğunu, bu tarihin; YÖK’e başvuru tarihi olan 31.12.2007 tarihinden önce olduğunu, 14.06.2007 tarih ve 09.07.2007 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmelerinden kaynaklanan borçların davacı şirkete ödenmediğini, farklı yargılama usullerine tabi olan davaların birlikte görülmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut olayda İİK 277 vd maddelerindeki koşulların oluştuğunu, vakfın kuruluşu aşamasında verilmiş vaadi davacının bilmesinin mümkün olmadığı gibi henüz taahhüt aşamasındaki bir vaade ilişkin olarak da iptal davası açılamayacağını, davalı 3.kişinin davalı borçlunun mali durumu ve zarar verme kastını bildiğini, üniversiteyi kuran vakfın kurucu ve yöneticisinin davalı borçlu olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali, birleşen davada ise TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılara yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.