Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/341 E. 2024/10060 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/341
- Karar No
- 2024/10060
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1052 E., 2022/1077 K.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı ... tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ... geldi. Davalı ... AŞ vekili Avukat ... geldiler. Davacı-davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 22.10.2024 tarihinde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.02.2021 tarihinde davacı idaresindeki motosiklet ile davalı şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı çift taraflı kazada davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek belirsiz alacak olarak 41.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, bedel artırım dilekçesiyle talebini 370.679,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyete itiraz ederek müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile 370.679,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 29.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kusur oranının hatalı belirlendiğini, maluliyet raporunun davacı için stabilizasyon süresi beklenmeden düzenlendiğini, davacıda meydana gelen skarın vücut yüz ölçümünün % 1 inden az olduğundan skar nedeniyle maluliyet oluşmadığını, davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, davacının kask ve koruyucu ekipman takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemine göre belirlenmesi gerektiğini, vekalet ücretinin tarifeye göre belirlenen ücretin 1/5'i oranında hükmedilmesi gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyanın incelenmesinde; olay tarihinde düzenlenen kaza tespit tutanağına göre; davacı sürücünün sola dönüş yaptığı esnada meydana gelen kazada KTK 67/1-A kuralını ihlal ettiği, sigortalı araç sürücüsünün KTK 52/1-b kuralını ihlal ettiği belirlenmiş, davacı tarafça sunulan makine mühendisi bilirkişi raporunda ise davalı tarafın % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu belirlenmiş ve söz konusu rapor benimsenmiş, İtiraz Hakem Heyetince ise; raporun usul ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin anılan yöne ilişkin itirazlarının reddine karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm verilemez. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince; ceza yargılamasında alınan raporlar ile ceza dosyası getirtilerek kaza tespit tutanağı ile hakem heyetince alınan rapor arasındaki kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünde İTÜ Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kurulundan, önceki raporların da irdelendiği, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davalı vekilinin anılan yöne ilişkin itirazlarının reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Sözkonusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak İstanbul Medeniyet Üniversitesi tarafından düzenlenen 23.08.2021 tarihli kurul raporu İtiraz Hakem Heyeti tarafından benimsenmiş olup bu raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 10 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetveller kullanılmış olup, rapor kaza tarihi (12.02.2021) itibariyle yürürlükte olan mevzuata göre düzenlenmiştir. Ne var ki; anılan yönetmeliğin 9/2. maddesi yollamasıyla 8/1-d maddesi gereği, raporu verecek olan sağlık kurulunun kişiyi bizzat görerek özür durumunu belirlemesi gerekmekte olup, somut olayda, davacının kurulca güncel muayenesi yapılmadan, kaza ertesi tıbbi evraka göre maluliyet oranının belirlendiği görülmektedir. Kaza sonucu davacının kafasında oluşan yara skarları nedeniyle maluliyet belirlendiği ve bu yara izlerinin geçen süreçte iyileşme gösterip göstermediği ya da bu iyileşmenin derecesi gözetilerek güncel durumuna göre maluliyet belirlenmesi gerektiği gözetilmelidir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacı yeniden muayene edilerek davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına dikkat edilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde içerisinde plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu davacının ikametgahına en yakın Üniversite hastanesinden rapor alınıp (kararın davacı tarafından temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 4.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi ve eki Cetvel uyarınca; bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur. Davacının motosiklette seyahat etmesine rağmen koruma başlığı (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir. Somut olayda; davalıya sigortalı araçta sürücü konumunda bulunan davacının trafik kazası sonucu yaralandığı ve trafik kaza tespit tutanağı ile koruyucu başlık (kask) takıp takmadığının belirsiz olduğu, yaralanmanın ve maluliyet kapsamının kafa bölgesinden olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Buna göre; davacının koruyucu başlık (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairenin yerleşik uygulamasına göre % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 5.Davacı, kolluk ifadesinde paket servisi yaparken kazanın meydana geldiğini ifade etmiştir. Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 4. fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine yer verilmiştir. Davalı vekili, davaya konu olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle, dava dışı SGK Başkanlığı tarafından davacıya yapılmış rücuya tabi ödeme olup olmadığının araştırılması ile yapılmış ödeme varsa tazminattan düşülmesi gerektiği savunmasında bulunmuş; Hakem Heyeti tarafından bu hususta araştırma yapılmadan karar verilmiştir. Bu durumda Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nce; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na müzekkere yazılarak, davaya konu kazaya ilişkin olarak iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı ve olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği; olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle, davaya konu kaza sonucu davacıya gelir bağlanıp bağlanmadığı; gelir bağlanmış ise, rücuya tabi olup olmadığı; davacılara bağlanan rücuya tabi gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu bu hususla ilgili rücu davası açılıp açılmadığının sorulması; alınacak cevapların değerlendirilerek 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi hükmü gereği şartları var ise tazminattan düşülmesi suretiyle davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, davalı vekilinin anılan yöne ilişkin itirazlarının reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 6.5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2-3-4-5-6) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.