Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8273 E. 2024/9297 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8273
- Karar No
- 2024/9297
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/599 E., 2023/186 K. KARAR : Kabul
Taraflar arasında Mahkemece görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar vermiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 26.11.2007 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...'te yaptırmış olduğu inşaatın yapım işlerini sözleşme ile taşeronlara verdiğini, sıva, boya, alçı yapım işlerinin de taşeron ... ...'a verildiğini, sıvacı olan davacının taşerona tabi, taşeronun işçisi olup müvekkilinin çalışanı olmadığından dolayı davanın husumetten reddinin gerektiğini, olayın meydana gelişinde davacının kusurlu olduğunu, sıva ustası olan davacının işini yaparken kendi güvenliği ve diğer kişilerin güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu, iş yerinde gerekli güvenlik malzemelerinin müvekkili şirket tarafından temin edildiğini, davacının kendi dikkatsizliğinden dolayı merdivenden düşerek kolunu kırdığını, müvekkil şirketin kusurlu olmamasına rağmen davacının hastane ve tedavi masraflarını karşıladığını, davacının kazadan dolayı çalışamadığına ilişkin beyanların gerçek dışı olduğunu, Sulh Ceza Mahkemesinin dosyasında davacının 6/8 oranında kusuru bulunduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, tazminat hesabında kusur durumu, kusur oranının göz önüne alınmasının gerektiğinden bahisle haksız ve dayanaksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.11.2013 tarihli ve 2008/584 Esas, 2013/327 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 6.850,33 TL maddi tazminat ile 1.708,77 TL tedavi masrafı olmak üzere toplam 8.559,10 TL nin 26.11.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararın davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 08.05.2014 tarih ve 2014/1954 E. - 2014/10122 kararı ile "... zararlandırıcı olay kesinleşen Mahkeme ilamı ile iş kazası olarak kabul edilmiş, ancak Mahkemece SGK Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmadan gidilen Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucunda sigortalıda oluşan sürekli iş göremezlik oranının % 13 olduğu bildirilmiştir. Mahkemece % 13 maluliyet oranı esas alınmıştır. Mahkemece, yukarıdaki prosedür izlenerek, maluliyet oranının tespiti ve belirlenen oran üzerinden davacıya Sosyal Güvenlik Kurulunca gelir bağlanmasından sonra, Kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin rücu edilebilecek kısmının hesaplanarak, bilirkişi raporunda bu verilerle belirlenecek zarar tutarından indirilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Kabul şekline göre de, gerek sigortalı ve gerekse işveren, iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolundan birbirlerine karşı değil, doğrudan Kuruma karşı sorumlu olduklarından iş kazası nedeniyle davacı tarafından yapılan sağlık harcamalarının, davalı işverenden tahsiline karar verilmesi hatalı olmuştur. ... " gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 02.03.2021 tarihli ve 2014/585 Esas, 2021/109 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile 18.023,47 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL'sine haksız fiilin gerçekleştiği 26.11.2007 tarihten, bakiye 8.023,47 TL'sine ıslah tarihi olan 04.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden bir bozma söz konusu olmadığından bu hususta tekrar karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 31.05.2022 tarih ve 2021/5720 E. - 2022/8171 K. ile "... bozmanın niteliğine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, somut olayda davalı tarafın ıslaha karşı zamanaşımı def‘i ileri sürdüğü gözden kaçırılarak, bu hususlar hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın davanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur... " gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunduğu, kaza tarihi her ne kadar 26.11.2007 tarihi ise de, mevcut iş kazası olup olmadığının tespitine ilişkin açılan ve sonuçlanan Didim 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/88 E. 2011/461 Karar sayılı 03.1.2011 tarihli ilamı ile “Davacının Mahkememizin 2008/584 Esas sayılı dava dosyasına ve 26.11.2007 tarihinde uğradığını iddia ettiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine” karar verildiği ve anılan karar Yargıtay 21. H.D. 2012/1413 E. 2013/6958 Karar sayılı ilamı ile 08.04.2013 günü Onanarak kesinleşmiş olması ve SGK Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 14/3062 sayılı raporda davacının işgöremezlik derecesinin % 11.2 oranında olduğuna ilişkin raporun 19.02.2018 günü alınmış olması birlikte değerlendirildiğinde davacının ıslah tarihi olan 04.02.2021 tarihi itibarı ile Yargıtay içtihatları ile açıklandığı üzere zamanaşımı başlangıcından itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerektiği, dosyada davalı vekilinin SGK tarafından alınan Sağlık Kurulu raporuna itiraz etmesi üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna gönderildiği, maluliyet oranının SGK Yüksek Sağlık Kurulu 19.02.2018 tarihli raporuyla %11,2 olarak tespit edildiği, daha sonra bu rapora itiraz olması üzerine dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilerek dosya arasındaki tüm bilgi ve belgeler incelenerek davacının dava konusu iş kazası nedeniyle sürekli maluliyetinin olup olmadığı hususunda rapor aldırıldığı, ATK 3. İhtisas Kurulu 30.10.2019 tarihli raporunda davacının meslekte kazanma gücü kaybının %11,1 olarak tespit edildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu raporuna itiraz olmadığından dosyanın ATK Genel Kuruluna gönderilmediği, maluliyet işlemleri tamamlandıktan sonra dosyanın hesap bilirkişisine gönderildiği, bilirkişi tarafından hesaplamaya esas alınan davalı işveren Es- Munzur İnş. Turizm Emlak Gıda Mob. Harf. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. nin % 20 oranında kusurlu, davacı kazazede işçi ...’ın %80 oranında kusurlu olduğu tespiti ile karara esas teşkil eden raporunda davacı işçinin ücreti SGK kayıtlarına göre asgari ücret olarak tespit edildiği ve hesaplama buna göre yapıldığı, Mahkeme kararında da buna bağlı olarak ücret asgari ücret kabul edildiği ve Yargıtay bozma kararında bu konuda bir bozma olmadığından, davacının ücreti asgari ücret kabulü şeklindeki tespitlerinin yerinde görüldüğü, bilirkişi tarafından %17 maluliyete göre bağlanan gelirin rücuya tabi PSD’nin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi halinde davacının talep edebileceği maddi tazminatın 18.023,47-TL. olduğu şeklindeki hesaplamaya ATK 3. İhtisas Kurulu 30.10.2019 tarihli raporunda davacının meslekte kazanma gücü kaybını %11,1 olarak tespit edilmiş olması nedeniyle itibar edilmediği ve tüm bu bilgiler ışığında hesap bilirkişi tarafından yapılan davacı ...’ın toplam maddi zararının %11,1 maluliyete göre hesaplanmış olarak 21.481,83-TL.- PSD olduğunun kabulüne karar verildiği, Yargıtay bozması incelendiğinde manevi tazminat yönünden bir bozma söz konusu olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davacı vekilinin davasını ıslah edip ıslah ettiği değerler üzerinden gerekli harçları yatırdığı için maddi zararının 18.023,47-TL kabulü ile karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 18.023,47 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL'sine haksız fiilin gerçekleştiği 26.11.2007 tarihten, bakiye 8.023,47 TL'sine ıslah tarihi olan 04.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden bir bozma söz konusu olmadığından bu hususta tekrar karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; olayın meydana gelmesinde tamamıyla davacının kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmadığından tazminat sorumluluğu bulunmadığını, ıslah edilen tutarın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde talep ettikleri 10.000,00 TL'nin 1.000,00 TL'sinin tedavi giderine ilişkin olduğunu, SGK tarafından ödenen peşin sermaye değerinin tazminattan indirilmesi gerektiğini, SGK tarafından davalıya 17.291,81 TL ödeme yapılmış olup bu tutarın güncellenerek tazminattan indirilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 3.458,36 TL peşin sermaye değeri indirilmiş ise de SGK tarafından ödenen 17.291,81 TL'nin güncellenip tazminattan tenzil edilmediğini, Adli Tıp raporunda 3 aylık bir geçici iş göremezlik süresi tespit edilmiş iken bilirkişinin hiçbir veriye dayanmadan 1,5 yıldan fazla bir süre yönünden geçici iş göremezlik zararı hesapladığını, agi siz net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekir iken agi ilave edilerek yapılan hesaplama yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilinen dönem yönünden agi ekli aylık net asgari ücret tutarlarının yanlış ve hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’un 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 5 inci maddesi ve iş kazasının tespit tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alındığında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41,42,43,44,46 ve 47 nci maddeleri ile 332 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Davalı vekilinin tedavi giderine yönelik temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede; 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre karar tarihi itibariyle iş mahkemelerinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları hariç miktar veya değeri bin lirayı geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, HUMK’un 427 nci maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği belirtilmiştir. 1 Ekim 2011 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) yürürlüğe girmiş, anılan Kanunun 450 inci maddesiyle de 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bununla birlikte yasa koyucu uygulamada birtakım sorunların ortaya çıkmasını engellemek için, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda geçiş hükümlerini ayrıca düzenlemiştir. Bu bağlamda 6100 sayılı HMK’nın geçici 3 üncü maddesinde, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı açıkça düzenlenmiştir. 16.07.1981 gün ve 2494 sayılı Kanun'un geçici maddesi ile temyiz ve karar düzeltme sınırlarına ilişkin değişikliklerin, Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra verilecek nihai kararlara yönelik temyiz ve karar düzeltme istemleri hakkında uygulanacağı belirtilmiş; dolayısıyla, dava hangi tarihte açılmış olursa olsun, temyiz ve karar düzeltme sınırlarının saptanmasında, hakkında bu yollara başvurulan hükmün verildiği tarihteki yasal durumun esas alınacağı kabul edilmiştir. Temyiz kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının saptanmasında alacağın tamamının gözetilmesi, tümü dava konusu yapılan bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi gereğince 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci maddesi hükmü gereğidir. 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2023 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 12.950,00 TL olarak değiştirmiştir. Somut olayda Mahkemece verilen 09.05.2023 tarihli kararda tedavi gideri yönünden 1.000,00 TL 'nin davalı tarafından temyiz edildiği gözetildiğinde dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, anılan hükümlere karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından, davalı vekilinin bu hükümlere yönelik temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2.Davalı vekilinin diğer temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede; 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının ve kararın gerekçesinde belirtilen hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin tedavi giderine yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
3. Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisine yükletilmesine,
4. Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.