Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/31 E. 2023/10738 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/31
- Karar No
- 2023/10738
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1959 E., 2022/1823 K. HÜKÜM/KARAR : Davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/264 E., 2021/444 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin trafik sigortacısı olduğu, davalıların murisi müteveffa ...'ın sigortalı/işleteni/sürücüsü olduğu aracın 17.12.2013 tarihinde muris tarafından alkol ve uyuşturucu etkisi altında yaptığı tek taraflı kazada vefat ettiğini, murisin eşi olan davalı ... tarafından müvekkili şirket aleyhine Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/699 Esas sayılı dosyasında açılan dava sonucunda 102.034,68 TL tazminata hükmedildiğini, bu nedenle Kocaeli 4. İcra Müdürlüğünün 2016/2585 sayılı icra dosyasına 15.05.2019 tarihinde 183.068,20 TL ödeme yapıldığını, ZMSS Genel Şartları B.4-d maddesi uyarınca sigortalının mirasçıları aleyhine rücuen tahsil için başlatılan Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2019/12668 sayılı dosyasına davalıların itiraz ettiklerini belirterek hasız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, kazanın alkol etkisi ile meydana gelip gelmediğine ilişkin kesin delil bulunmadığını, davacının takas mahsup defi ve alacaklı borçlu sıfatının birleşmesine ilişkin iddia ve taleplerinin Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında tartışılarak kabul edilmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla icra dosyasında talep edilen alacak kalemlerinin (yargılama gideri, faiz, vekalet ücreti, faiz) rücu kapsamında tahsili talebinin hukuki dayanağı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay denetiminden geçen rücuya dayanak dosyada alınan bilirkişi raporuna göre davalıların murisinin kaza sırasında alkollü olduğu, kazanın salt bu alkolün etkisi ile gerçekleştiği, davacının Genel Şartlar B.4 maddesi uyarınca davalılara rücu hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamak suretiyle talebin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte icra dosyasında talep edilen alacak kalemlerinin rücu kapsamında davalılardan istenemeyeceği, rücuya dayanak davada davalı çocukların taraf olmadığı ve çocuklar hakkında hüküm kurulmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile rücuya dayanak davada basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken ve kaza tarihindeki ZMMS Genel Şartları ilgili hükümlerini bilmesi gereken sigorta şirketince sürücünün alkollü ve bu sebeple tam kusurlu olduğu ve bu durumun sigortalıya rücu sebebi olması sebebiyle davanın reddi gerektiği savunmasında bulunulmamış olduğu, bu nedenle davalılara tazminat ödemesi yaptıktan sonra eldeki rücu davasının açılmasının dürüst davranma yükümlülüğüne ilişkin çelişkili davranma yasağı ve dava hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, hukuk düzeninin bunu korumayacağı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun esastan kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; rücuya dayanak dosyada müvekkili şirketçe verilen cevap ve temyiz dilekçelerinde, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinde belirtilenin aksine basiretli bir tacir gibi davranılarak, sigortalı/sürücünün alkollü olmasının rücu sebebi olduğunun belirtildiği, buna rağmen itirazlarının dikkate alınmayarak aleyhe karar verildiğini, kararın onanarak kesinleşmesi nedeniyle müvekkili şirketin ödeme yapmaktan başka çaresi kalmadığını, destekten yoksun kalan ve mirasçı kavramlarının farklı kavramlar olduğunu, destek tazminatı ödenen kişinin eş olan davalı ... olduğunu, davanın ZMMS poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olduğunu, Genel Şartlar B.4.2 maddesinde ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceği, bu nedenle sigortalı Nevzat vefat ettiğinden bu kez mirasçısı olan davalı eş ve çocuklara karşı eldeki davanın açıldığını, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; zorunlu trafik sigortacısı tarafından tek taraflı kazada tam kusurlu ve alkollü desteğin ölümü nedeniyle zarar gören davalı eşe ödenen destekten yoksun kalma tazminatının, mirasçı sıfatıyla davalı eş ve çocuklardan rücuen tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 91 inci maddesinin birinci fıkrasında; “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” 3. KTK'nın 85 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” 4. KTK'nın 85 inci maddesinin son fıkrasında; “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” 5. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” 5. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4.c (12.08.2003 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4.d) hükmü, 6. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" 3. Değerlendirme Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Burada amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53/3 maddesine dayanarak uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebilir. Anılan maddeye göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir. Somut olayda rücuya konu eldeki dosyada davalılardan ... Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/699 Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı davası açmıştır. Destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterilen zarar; sürücünün ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranabilen bir zarardır. Sürücünün ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalan üzerinde oluşmuştur. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. Bu suretle sürücü murisin ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, desteğinin kusurunun olması, davacının hakkına etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. Öte yandan ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir. Ayrıca KTK'nın 48 inci maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1 maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motolu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. O hâlde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtayın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oymadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi hâlde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 tarihli ve 2002/11-768 E.,-840 K.; YHGK 7.4.2004 tarihli ve 2004/11-257 E.,-212 K.; YHGK 2.3.2005 tarihli ve 2005/11-81 E.,-18 K.; YHGK 14.12.2005 tarihli ve 2005/11-624 E.,-713 K.; YHGK 10.12.2014 tarihli ve 2013/17-1199 E., 2014/1018 K. sayılı ilamları). Yukarıda anlatılan hukuki düzenlemeler ışığında destekten yoksun kalma tazminatı davasında, destekten yoksun kalan kişilerin hukuki durumları ile desteğin trafik sigortacısının açtığı rücu davasında, destekten yoksun kalan kişilerin hukuki durumları tamamen farklıdır. Destekten yoksun kalma tazminatı davalarında zarar görenler, mirasçılık sıfatından bağımsız olarak zarara uğramış kişilerdir. Buna karşın desteğin trafik sigortacısının açtığı rücu davasında destekten yoksun kalanlar, aynı zamanda desteğin mirasçısı ise rücu koşulları oluştuğu takdirde desteğin sorumluluğu mirasçılarına geçer. Somut olayda; dava konusu kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında davalılar murisi olan sürücü ...'ın tamamen kusurlu olduğu belirlenmiştir. Rücuya dayanak Kocaeli 1. Asiye Ticaret Mahkemesinin 2014/699 Esas sayılı dosyasına sunulan 26.09.2015 tarihli ve sigortacı, makine mühendisi ve nöroloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetinin raporunda, desteğin 1.67 promil alkollü olduğu, kazanın desteğin tam kusuru ve salt alkolün etkisi ile meydana geldiği ve alkol dışında başka unsurların olayın meydana gelmesinde rol oynamadığı belirtilmiştir. Davacı ..., rücuya dayanak dosyada yapılan yargılamanın her safhasında sürücü/işleten ...'ın alkollü olmasının rücu sebebi olduğunu savunmuş olup Bölge Adliye Mahkemesi kararı bu yönüyle de dosya kapsamına uygun değildir. Açıklanan nedenlerle; 17.12.2013 tarihinde meydana gelen kazada ölen davalılar murisi ...'ın kaza anında 1.67 promil alkollü ve kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, nöroloji uzmanı bilirkişinin de yer aldığı heyet raporuna göre kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği ve olayda rücu şartlarının gerçekleştiğinin kabulü ile ödeme tarihindeki verilere göre zarar hesabı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.