Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11072 E. 2024/4840 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11072
- Karar No
- 2024/4840
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/895 D.İş - 2021/893 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : KIT/2021-266 HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2018/2660 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket nezdinde Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı olan aracın karıştığı çok taraflı trafik kazası sonucunda karşı araçta yolcu olan davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle sürekli iş göremezlik talebini 185.811,79 TL'ye ve geçici iş göremezlik talebini 4.520,93 TL'ye olmak üzere toplam talebini 190.332,72 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmadığını, tarafların kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, tazminat tutarının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, hatır taşıması nedeniyle indirim uygulanması gerektiğini ve mevzuata göre davalı aleyhine karar verilmesi halinde vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde (AAÜT) belirlenen tutarın 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan ve Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 02.05.2017 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, raporda davacının tıbbi iyileşme süresinin 135 gün ve maluliyet oranın % 30 olarak belirlendiği, kaza tespit tutanağında davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun, diğer araç sürücülerinin ise kusuru bulunmadığının tespit edildiği, ceza dosyasında Adli Tıp Kurumu (ATK) İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 03.09.2015 tarihli kusur raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiği, bu rapor esas alınarak davalıya sigortalı araç sürücüsünün mahkumiyetine karar verildiği, aktüer bilirkişi raporunda davacının % 30 maluliyet oranı, davalıya sigortalı araç sürücüsünün % 100 kusur oranı, PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile tazminat miktarının hesaplandığı gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 190.332,72 TL maddi tazminatın 14.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davalı ... tarafından alınan tıbbi mütalaa raporunda davacının dava konusu kaza nedeniyle maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiğini, bu nedenle davacının maluliyeti olup olmadığının tespiti için yeniden rapor alınması gerektiğini, tazminat tutarının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, davalıya sigortalı araç sürücüsüne tam kusur atfedilmesinin yerinde olmadığını ve davacı lehine tam ve nisbi vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek karara itiraz etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin 24.02.2018 tarih ve 2018/İHK-1306 sayılı kararı ile; dosyaya sunulan maluliyet raporu kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olup raporun ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu, aktüer bilirkişi raporunda PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılmasının yerinde olduğu, davalı ... tarafından kaza tespit tutanağına itiraz edilmekle birlikte verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 324 üncü maddesi uyarınca davalı tarafın bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayıldığı, kaza tespit tutanağının aksi ispat edilemediğinden bu tutanağa itibar edilerek tazminatın belirlenen kusur durumuna göre tespit edildiği, ceza dosyasında Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 03.09.2015 tarihli kusur raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiği, raporun kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında başvuran lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.03.2021 tarih, 2021/147 Esas ve 2021/2761 Karar sayılı ilamı ile; ''...Dava trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Bilindiği üzere Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır. Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen kararın hüküm kısmının 1. Bendinde Başvuru sahibi ... tarafından talep edilen 190.332,72 TL tazminat isteminin (taleple bağlılık kuralı gereğince) kabulü ile şeklinde hüküm oluşturulmasına rağmen kararın gerekçe kısmında ise "Dosya kapsamında başvuru sahibinin 4.520,93 TL geçici 185.811,79 TL sürekli iş göremezlik tazminat alacağı olmak üzere toplam 190.332,72 TL tazminatı olduğu tespit edilmiş olup taleple bağlılık gereğince 189.832,72 TL tazminatın davalıdan alınmasına" karar verildiği belirtilmiştir. Hükümde talep edilen miktarın 190.332,72 TL olduğu gerekçede ise talebin 189.832,72 TL olduğunun yazılması gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişkiye neden olmuştur. Bu durumda, Hakem heyetince yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe-hüküm çelişkisi içerecek şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir. Kabule göre; denetime olanak sağlamak bakımından dava dilekçesindeki talep miktarının artırılmasına yönelik ıslah dilekçesinin dosya içinde bulundurulması zorunluluğunun gözetilmemesi doğru olmamıştır.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan inceleme sonucunda, davacı tarafından talep edilen 190.332,72 TL tazminat isteminin (taleple bağlılık kuralı uyarınca) kabulü ile 04.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... tarafından alınan tıbbi mütalaa raporunda davacının dava konusu kaza nedeniyle maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiğini, bu nedenle davacının maluliyeti olup olmadığının tespiti için yeniden rapor alınması gerektiğini, tazminat tutarının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, davalıya sigortalı araç sürücüsüne tam kusur atfedilmesinin yerinde olmadığını, ıslah edilen miktar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ve davacı lehine tam ve nisbi vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çok taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 111 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve özellikle davacının maluliyet oranını kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun biçimde belirleyen uzman heyet raporunun karara esas alınmasında isabetsizlik görülmemesine, tazminatı Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap eden aktüer raporunun karara esas alınmış olmasına, aktüer bilirkişi raporunda PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre tazminat tutarı hesaplanmış olup bu durumun davalı lehine olmasına, Uyuşmazlık Hakem Heyetince ceza dosyasında alınan ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemesine, ıslah dilekçesinde talep edilen tazminat tutarı yönünden temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İtiraz Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının (3) nolu bendinde yer alan “17.369,96 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “4.080,00 TL” ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.