Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/30 E. 2023/5248 K. – Haksız Hacizden

Konu: Haksız Hacizden Kaynaklanan Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/30
Karar No
2023/5248
Karar Tarihi
Konu
Haksız Hacizden Kaynaklanan Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1747 Esas 2021/2137 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/401 Esas, 2019/423 Karar

Taraflar arasındaki haksız hacizden kaynaklanan manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemi temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte taraflardan gelen olmadığı belirlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'ın eşi, diğer davacıların babası olan ....'ın 1985 yılında vefat etmesinin ardından geride bıraktığı şirketin devamı ve prosedür olan işlerin takibi amacıyla davacılar tarafından müteveffanın bir diğer çocuğu olan dava dışı ...'a 1990 yılında genel vekaletname verildiğini, ...'ın 2007 yılında şirket adına davalı bankadan kredi çektiğini, çekmiş olduğu bu krediye davacılar tarafından kendisine verilmiş olan genel nitelikteki vekaletnameye istinaden davacıları kefil gösterdiğini ve davacılar adına kefalet imzası attığını, sonrasında borç ödenemeyince banka tarafından davacılar aleyhine icra takibine başlandığını, davacılar tarafından 16.04.2010 tarihinde davalı aleyhine menfi tespit davası açıldığını, davanın kabul edildiğini, bu süreç boyunca tüm davacıların iktisadi ve ekonomik özgürlüklerinin kısıtlandığını, bir şekilde sürekli icra ve haciz baskısı altında yaşamak zorunda kaldıklarını belirterek haksız haciz ve icra takibi nedeniyle davacılardan ... için 150.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL ile ... için 100.000,00 TL olmak üzere toplamda 450.000,00 manevi tazminatın davalı bankadan tahsili ile haksız icra takibinin yapıldığı tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte taraflarına ödenmesi isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ticaret mahkemesinin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, menfi tespit davasında kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının kesin hüküm niteliğinde olduğunu, olayda hukuka aykırılık ve kast unsurunun bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kefalet sözleşmesinin yetki içermeyen vekalete göre yapılmış ve düzenlenmesinde müvekkili bankanın bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacıların manevi zarara uğradıklarını belirttiği hususların manevi bir zarar içermediğini, davanın ispat edilemediğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacıların dava dışı ...'a vekaletname verdikleri, vekaletnamede yetkisi olmamasına rağmen davacılara vekaleten kefil olarak kredi çektiği, bu kredi işleminden dolayı adeta geçerli bir kefalet ilişkisi varmış gibi davacılar aleyhine ihtiyati haciz ve icra takibi yapıldığı, bir kısım mallarına hacizler konduğu ancak açılan menfi tespit davası gereği davacıların borçlu olmadıklarının tespit edildiği, davalı kurumun selefi olan bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin yani dava dışı ...'ın sunduğu vekaletnamede özel olarak kefalet yetkisinin olup olmadığına bakılmaksızın kredi ilişkisi kurdurulması işleminde bankanın kusurlu olduğunun anlaşıldığı, kusur silsilesinin geçersiz kefaletnameye istinaden ihtiyati haciz kararları aldırılıp icra takipleri yapılmak suretiyle davacıların mallarına hacizler konulması şeklinde devam ettiği bu haksız takiplerin davacıların şahsı manevisine halel getirdiğinin şüphesiz olduğu..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı ... mirasçılarına verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; yasal faiz talebi ile ilgili herhangi bir hüküm tesis edilmediğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu belirtmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; zamanaşımı, husumet ve kesin hüküm itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, olayda hukuka aykırılık ile nedensellik bağının bulunmadığını, bu nedenle manevi tazminatın koşullarının oluşmadığını, kefalet sözleşmesi nedeniyle bankanın sorumluluğunun bulunmadığını, davacıların manevi zarara uğradığı hususunun ispat edilemediğini, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar davacılar haksız hacizden dolayı manevi tazminat talep etmişse de davaya konu vekaletname ve banka ihtarnameleri göz önüne alındığında taraflar arasında borç ilişkisinin mevcut olduğuna ilişkin bazı emarelerin bulunduğu, bu doğrultuda davalı bankanın icra takibi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, menfi tespit davasında borçlu olmadığının tespit edilmesinin haczi haksız kılmayacağı, ufak emarelerin dahi işlemi haksız olmaktan çıkartacağı ayrıca menfi tespit davasında kötü niyetli olmadığı tespit edilen davalının açıklanan nedenlerle takipte veya haciz işleminde ağır kusurlu da olmadığı anlaşılmakla, davanın tümden reddi yerine kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) inci alt bendi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olduğunu, kefalet yetkisi olmayan vekaletnameyi işleme alarak davacılar aleyhine icra takibine başlamasının ağır kusur olduğunu, davacıların alacağı temlik alanlarla sürekli muhatap olmak zorunda kaldığını, faiz talebinin hüküm altına alınmadığını belirtmiştir.

C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız hacizden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 ve 49 uncu (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58) maddeleri

3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/30, K. 2023/5248, T. 11.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-30-e-2023-5248-k-fe4406944d1c