Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/16092 E. 2023/12253 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/16092
Karar No
2023/12253
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurularının Reddi Davalı ... Şti. Vekili SAYISI : 2018/1079 E., 2019/845 K. Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı ... Mam. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı ... Mam. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.02.2012 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın, davacı idaresindeki bisiklete çarpması sonucu davacının yaralandığını, 52 gün boyuncu yoğun bakımda kaldığını, beyin kanaması geçirdiğini, kafatası kemiğinin yarısının alındığını, yoğun bakım ve sonrasındaki tedavi sürecinde midesinin ve boğazının delinerek beslendiğini, sol tarafının tamamen felç olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere kalıcı sakatlığı nedeniyle 1.000,00 TL gelir kaybı, 950,00 TL belgelenebilen tedavi gideri, 500,00 TL belgelenemeyen bakım gideri, hastanede yatarak uygulanan tedavi sırasında yapılan temizlik, beslenme, konaklama ve ulaşım giderinin davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar Mam. San. ve Tic. Ltd. Şti ile ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile sigorta şirketinin 225.000,00 TL ödeme yaptığını belirterek 27.076,60 TL tedavi ve bakım, 124.648,77 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının davalılar Mam. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ...'dan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Genel Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının maluliyet halinde şahıs başına 250.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, tedavi masraflarının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sorumluluğunda bulunduğunu, davacının maluliyetin oranının ve tarafların kusur oranlarının belirlenmesinin gerektiğini savunmuştur. Davalılar ... ve Mamulleri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, kaza nedeniyle henüz ceza davası açılmadığını, kusur oranlarının belli olmadığını, kazada davacının kusurlu bulunduğunu, davacı tarafın talep etmiş olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş tutarlarda olduğunu, davacının şahsi, sosyal ve ekonomik durumu ile orantılı olmadığını savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Davanın açıldığı Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/82 Esas, 2013/664 Karar sayılı ve 21.12.2013 tarihli görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/71 Esas, 2017/765 Karar sayılı ve 17.07.2017 tarihli kararıyla; davacının maddi tazminat davasının ıslah uyarınca kabulü ile 118.003,82 TL bakiye sürekli sakatlık maddi tazminatı, 6.644,95 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 17.076,60 TL bakıcı gideri tazminatı ve 10.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri olmak üzere toplam 151.725,37 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Mamülleri San ve Tic. Ltd. Şti ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı tarafından davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın taraflar arasındaki anlaşma sebebi ile esası hakkında karar tayinine yer olmadığına, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Mamülleri San ve Tic. Ltd. Şti ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalılar Yumak Otomotiv Mamulleri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Kaldırma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 05.10.2018 tarihli ve 2017/1953 Esas, 2018/1370 Karar sayılı kararıyla; usulüne uygun şekilde maluliyet raporu alınmadan karar verilmesi, dava dilekçesi ile talep edilmediği halde davacının iyileşme süresinde bakıcı giderinin de hüküm altına alınması, ayrıca davacı tarafından yapılmak zorunda kalınan tedavi giderlerinin belirlenmesinde ayrıntılı, gerekçeli ve denetime uygun rapor düzenlenmesi gerektiği halde bu hususlara riayet edilmeden toplam miktar belirtilerek düzenlenen raporun hükme esas alınarak karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-a-6. maddesi gereği davacı vekili, davalılar Mamulleri San. ve Tic. Ltd. vekili ve ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, tarafların diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. C. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2018/1079 Esas, 2019/845 Karar sayılı kararıyla; kaldırma kararı üzerine N.E Üniversitesi Meram Tıp Fakültesinden alınan 23.04.2019 tarihli maluliyet raporuna göre davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazama Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre sürekli iş göremezlik oranının %100 olduğu, ömür boyu %100 oranında bakıcı ihtiyacı olduğu, davalı sürücünün %100 oranında kusurlu, davacının kusursuz olduğu, hükme esas alınan 06.08.2014 tarihli kusur raporu, 23.04.2019 tarihli maluliyet raporu ve 17.06.2019 tarihindeki veriler ve ıslah dilekçesi uyarınca hüküm kurulduğu, davacı tarafından davalı ... aleyhine aleyhine açılan davanın taraflar arasındaki anlaşma sebebiyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı, manevi tazminat isteminin kısmen kabul edildiği gerekçesiyle; maddi tazminat davasının kabulü ile 118.003,82 TL bakiye sürekli sakatlık tazminatı, 6.644,95 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10.000,00 TL kaçınılmaz tedavi gideri olmak üzere toplam 134.648,77 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar Otomotiv Mamulleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı tarafından davalı ...Ş aleyhine açılan davanın taraflar arasındaki anlaşma sebebiyle esası hakkında karar tayinine yer olmadığına, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle bilikte davalılar Mamulleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ...'dan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. D. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... Mamülleri San ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. E. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde davacının bakıma muhtaç olduğunun açıkça belirtildiğini, dolayısıyla maddi tazminat taleplerinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, kaza sonucu davacının kafasından yaralandığını, beyin kanaması geçirdiğini, kafatası kemiğinin yarısının alındığını, kafatasının yarısının çökük olarak kaldığını, tedavi sürecinde midesi delinerek beslendiğini, kaza neticesinde felç kaldığını, bir çok operasyona maruz kaldığını, konuşma güçlüğü yaşadığını ve halen kısmen de olsa bu durumun devam ettiğini, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilen Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası için davalılar yararına vekalet ücretine hükmolunmuş olması hukuka aykırı olup kararın bu yönü ile de kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin ilk kararının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında davacının bakıcı gideri talebi olmadığının belirtildiğini, ancak 17.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda tedavi ve bakım gideri adıyla tazminat hesabı yapıldığını, hesaplamanın Bölge Adliye Mahkemesi kararına aykırı olduğunu, davacının iş göremezlik ve maluliyet oranının bizzat muayenesi sonucunda tespit edilmesinin gerekliliğinin ortaya konulduğunu, davalı ... Genel Sigorta A.Ş.'nin de müteselsil borçlu sıfatı ile davalı olduğunu, davacının sigorta şirketinden bir kısım tazminatı tahsil ettiğini, ibranın sirayetinin tüm taleplerine rağmen göz önüne alınmadığını ileri sürmüştür. Davalı ... Mam. San. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin 2017/1953 E.-2018/1370 K. sayılı kararında istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınması şeklinde hüküm kurulduğu halde kararda bu hususta hüküm kurulmadığını, istinaf masraflarının dikkate alınmadığını, kusur oranının hatalı şekilde belirlendiğini, Bölge Adliye Mahkemesi ile bakıcı giderleri taleplerine bu ilamda yer verilmediğine göre bu kısım yönünden davalı lehine ilam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Mahkemece dosyaya sunmuş oldukları uzman görüşüne neden itibar edilmediğini gerekçeli kararda açıklanmadığını, sürücü hakkında HAGB kararının verildiğini, kararın temyiz denetimi görmediğini, diğer davalı hakkında ceza mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, maddi olguyu gösterebilecek ve belirleyecek nitelikte kesin hüküm olmadığını, mahkemece davacının talep etmediği bakıcı gideri tazminatının belirlendiğini, davalı ...Ş. tarafından 23.12.2014 tarihinde 255.000,00 TL ödendiğine göre tazminat taleplerinin o tarihte tamamının karşılanıp karşılanmadığının araştırılması gerekirken buna dair taleplerinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ıslahla talep edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, 6111 sayılı Kanun'un 59 ve geçici 1. maddesi ile bir düzenleme yaparak tedavi masrafları ödeme sorumluluğunun Sosyal Güvenlik Kurumu’na verildiğini, davacı lehine takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davalılardan Mapfre Sigorta A.Ş. tarafından 225.000,00 TL maddi tazminat ve ferileri ile birlikte yargılama giderleri ödemesi yapıldığı 09.03.2015 tarihli celsede davacı tarafından beyan edildiğine göre ne kadar fer'i ve ne kadar yargılama gideri, vekalet ücreti ödendiğinin araştırılmasını, geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, hekim raporlarına göre davacının başlangıçtan itibaren tam felçli olduğunu ileri sürmüştür. F. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...’nun idaresinde bulunan kamyoneti ile sağa dönüş yapmak isterken aracının sağ ön kısmı ile sağından bisiklet yolundan gelen geçişini tamamlamak üzere olan bisikletli ...’e çarptığı olayda davalı ...’nun bisiklet yolundan gelen bisikletliye sağa dönüş yaparken ilk geçiş hakkının vermemesi nedeniyle tam kusurlu olduğu, bisiklet sürücüsünün kusurunun bulunmadığının belirtildiği, dava konusu kaza nedeniyle sanık ... hakkında Konya 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1076 E.- 2013/457 K. sayılı dosyasında mahallinde keşif yapılarak alınan bilirkişi raporunda sanık ...’nun kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığı, fasılalı yanan kırmızı ışığı dikkate almadığı, bisiklet yolundan kurallara uygun olarak seyreden sürücüye geçiş hakkının vermemesi nedeniyle kusurlu olduğu, bisiklet sürücüsünün kusurunun bulunmadığının belirlendiği, sanık hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, mahkemece alınan 08.08.2014 tarihli bilirkişi raporunda ise; davalı sürücünün fasılalı ışık ve bisiklet yolu levhasına ve zemindeki çizgilere dikkat etmediği, hızını düşürmediği, ilk geçiş hakkının bisikletliye vermediği, fren tedbirine başvurmadığı gerekçesi ile davalı sürücünün %100 tam kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı belirtilmiş olup, dosya kapsamında alınan raporların birbirine uygun olması nedeniyle davalı sürücünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, her ne kadar davacının olay tarihinden itibaren %100 maluliyetinin bulunduğunun tespit edilmesine göre geçici iş göremezlik tazminatı değil olay tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmesi gerekir ise de mahkemece hüküm fıkrasında ayrıca geçici iş göremezlik tazminatı yazılmış olmasının sonuca etkili görülmediği, ıslah tarihi itibariyle ceza zamanaşımı süresinin dolmamış olduğu, sigorta şirketi tarafından yargılama aşamasında kaza tarihindeki poliçe limitinin tamamının ödenmesi nedeniyle ödenen miktar kadar diğer davalıların da borçtan kurtulduğunun kabul edildiği, manevi tazminatın takdirinde TBK'nın 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... Mam. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... Mamülleri San ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde davacının bakıma muhtaç olduğunun açıkça belirtildiğini, dolayısıyla maddi tazminat taleplerinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilen Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası için davalılar yararına vekalet ücretine hükmolunmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kusur oranının hatalı tespit edildiğini, davacının iş göremezlik ve maluliyet oranının davacının bizzat muayenesi sonucunda tespit edilmesinin gerekliliği ortaya konulduğunu, davalı ... Genel Sigorta A.Ş.'nin de müteselsil borçlu sıfatı ile davalı olduğunu, davacının sigorta şirketinden bir kısım tazminatı tahsil ettiğini, ibranın sirayetinin tüm taleplerine rağmen göz önüne alınmadığını ileri sürmüştür. Davalı ... Mam. San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; kusur oranının hatalı şekilde belirlendiğini, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar Yumak Otomotiv Mamülleri San ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesince 21.02.2013 tarihinde görevsizlik kararı verilmiş; yargılamaya görevli mahkemede devam edilmiş ve davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuş, hüküm fıkrasının 11 ve 12 nci paragraflarında evvelce verilen görevsizlik kararı nedeniyle davalılar lehine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmiştir. Yargılama giderleri kural olarak davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (HMK m. 326). Yargılama harç ve giderlerinden sorumluluk ancak davanın bitiminde sözkonusu olur. Dolayısıyla kural olarak ancak esasa ilişkin nihai kararlarla birlikte yargılama harç ve giderlerine hükmolunur. Ancak istisnai olarak usule ilişkin nihai kararlarda da dava sona eriyor ise, dosya başka bir mahkemeye gönderilmiyorsa, derdestlik nedeniyle davanın usulden reddi durumunda olduğu gibi yargılama giderlerine hükmedilmelidir. (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 606; Kuru, B./Arslan,R./Yılmaz, E; Medeni usul Hukuku Ders Kitabı, 24. Bası, Ankara 2013,s:702,703). Karar tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331.maddenin 2. fıkrasında; “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder" biçiminde düzenleme yapılmıştır. Söz konusu hüküm, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HMUK) yer almayan, 6100 sayılı Kanun'un getirdiği bir yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, 1086 sayılı HMUK'un yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 25.04.1945 tarih ve 1943/21 Esas, 1945/9 Karar sayılı kararı gereğince "yargılama masraflarıyla avukatlık ücretine dair olan istemlerin görevsizlik yahut yetkisizlik kararı veren mahkemece hüküm altına alınmasının gerekli olduğu" belirtildiğinden uygulamada görevsiz veya yetkisiz mahkemece harca, yargılama giderlerine ve vekille temsil edildiği taktirde davalı/davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yasal zorunluluk olduğu kabul edilmekteydi. 6100 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra ise "Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri" başlığı altında düzenlenen 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesinin ikinci fıkrası ile yargılamanın tekliği esası benimsenmiş ve görevsiz/yetkisiz mahkemece yargılama giderlerine hükmedilmeyeceği kabul edilmiştir. Şöyle ki, görevsizlik ya da yetkisizlik hâlinde verilecek karar "usulden ret" kararıdır (HMK m.115/2). Diğer bir anlatımla görevsizlik ve yetkisizlik kararları ile mahkeme davadan elini çekmiş olsa da söz konusu kararlar davanın esasını çözmeyip, davacı bu kararların kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde görevli veya yetkili mahkemeye başvurarak davaya kaldığı yerden devam olunmasını sağlayabilmektedir (HMK m. 20). Ne var ki 6100 sayılı Kanun'un 331/2. maddesi ile görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmesi hâlinde ilk kararı veren mahkemedeki yargılama için ayrıca bir yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği sonucu çıkarılmamalıdır. Çünkü usule ilişkin nihai kararla davanın esası hakkında herhangi bir karar verilmediğinden davanın sonunda hangi tarafın haklı, hangi tarafın haksız olduğu tespit edilemez. Ancak "yargılama giderlerinin, kural olarak aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilmesi" gerektiğine ilişkin HMK'nın 326. maddesi ve "yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği; yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümünün hüküm altında gösterileceği; hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceğinin, mahkemece ilamın altına yazılması" gerektiğine ilişkin HMK'nın 332. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde henüz yargılamayı sona erdirmeyen görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararları üzerine yetkili mahkemede davaya devam edildiği hâllerde uyuşmazlığın esası hakkında verilecek nihai kararda haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin hüküm altına alınması yerinde olacaktır. İlgili maddenin gerekçesinde de; 1086 sayılı HMUK'da bu konuda açık bir düzenleme bulunmaması sebebiyle yerel mahkemeler ile Yargıtayın birbirinden farklı kararlar verdiği ve uygulamada yaşanan bu karışıklığın önlenmesi bakımından maddenin ikinci fıkrasında "görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararlarından sonra, dosyanın gönderildiği mahkemede dava görülmeye başlanmış ise yargılama giderlerine davayı gören ikinci mahkemece hükmedileceği" hususunun düzenlendiği ifade edilmiştir. Öte yandan, görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ederek davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edeceği de maddede belirtilen diğer bir husustur. HMK’nın 331. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme, davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde iki kez vekalet ücretine hükmedileceği anlamına gelmemektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.02.2019 tarihli ve 2017/2-3004 Esas, 2019/217 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir) Şu halde, eldeki davada davaya ticaret mahkemesinde devam edilmekle, mahkemece alacağın kabul ve reddedilen miktarları için taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmişken, hüküm fıkrasının 11 ve 12 nci paragrafında evvelce verilen görevsizlik kararı bakımından ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. 3. 6098 sayılı Kanun'un 56 ncı (818 sayılı BK'nun 47.) maddesi hükmüne göre, hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. O halde mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan davacının yaralanması nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur durumu, kazanın meydana geldiği tarih de göz önünde bulundurularak davacı için hak ve nasafet kuralları çerçevesinde manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, düşük manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... Mamülleri San ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ... Mamülleri San ve Tic. Ltd. Şti. ve davalı ...'ya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/16092, K. 2023/12253, T. 20.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-16092-e-2023-12253-k-f3cfc9d2c6dc