Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/4706 E. 2025/5214 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/4706
- Karar No
- 2025/5214
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/650 E., 2021/309 K. SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön incelemede; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde yapıldığı, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret, görevi yaptırmamak için direnme ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından mahkumiyet hükümleri verilmiştir. II.TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; suç işleme kastının bulunmadığına, şikayetçilerle uzlaştığından bu hususun göz önüne alınmasına, vesaire ilişkindir. III. GEREKÇE A. Hakaret ve Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Sanık savunması, katılanların, mağdurların beyanları, tanıkların anlatımları, olay yeri tespit ve yakalama tutanakları, adli raporlar, görev listesi ile tüm dosya kapsamından; sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine dair Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Sanığa yüklenen hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu anlaşılmış, Sanığın hakaret suçunu, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı ve kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken, aynı Kanun'un 125. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (c) bentlerindeki iki nitelikli halin gerçekleştiği gözetilerek, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılmak suretiyle ceza tayin edilmesi ve zincirleme suç uyarınca her iki suç yönünden yapılan artırım sırasında mağdur sayısı göz önüne alınarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uygulanırken artırım oranının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmemiş ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılamayacağından ve 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi uygulanırken, 5275 sayılı Kanun'un 108/2. maddesi uyarınca en ağır cezayı içeren mahkumiyetin tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, birden fazla hükümlülük içeren ilam bütünüyle tekerrüre esas alınmış ise de, bu hususun infaz aşamasında resen dikkate alınabileceği anlaşıldığından, sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. B. 6136 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğinde göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak, 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinde Seri Muhakeme Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasa Mahkemesi’nin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararıyla "seri muhakeme usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi ve 14.07.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinin on birinci fıkrasına eklenen "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz" şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren suç yönünden; Anayasa'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 250 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönüyle hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR A. Hakaret ve Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. 6136 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendine açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,19.03.2025 tarihinde karar verildi.