Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/25216 E. 2025/3443 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/25216
- Karar No
- 2025/3443
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ceza Dairesi SAYISI : 2021/570 E., 2021/903 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz ret, onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlar temyiz edilmekle dosya incelendi. Suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, hükmedilen ceza miktarlarına göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işledikleri iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde suça sürüklenen çocukların atılı suçlardan mahkumiyetlerine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak ve kesin delil bulunmadığına, kamera kayıtları incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağına, içtima hükümlerinin uygulanmamasının ve hatalı olarak üst sınırdan ceza hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak ve kesin delil bulunmadığına, çocukların birlikte tuvalete girmeyi oyun olarak algıladığına, tanık beyanlarının mağdur ifadelerini desteklemediğine, çocuğun cinsel istismar suçu kabul edilse bile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, hem nitelikli hal uygulanıp hem de zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mükerrir cezalandırmaya neden olduğuna ilişkindir. C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, suça sürüklenen çocuklar hakkında üst sınırdan ve takdiri indirim nedenleri uygulanmaksızın hüküm kurulması gerektiğine, katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE A.Suça Sürüklenen Çocuklar Müdafilerinin Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Karara Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, vaki temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Kararlar Yönünden Suça sürüklenen çocukların katılan mağdura yönelik eylemleri dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlerde bizzat işledikleri eylemden ayrı olarak diğerinin eylemine katılmış olmalarından dolayı zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2023 tarihli ve 2023/9-282 Esas, 2023/487 Karar sayılı kararı da dikkate alınarak suça sürüklenen çocukların eylemlerini birbirleri ardına gerçekleştirmiş olmaları nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/3-a maddesi ile artırım yapıldığı halde her bir suça sürüklenen çocuğun diğerinin eylemine de iştirak ettiği gerekçesiyle mükerrer cezalandırma oluşturacak şekilde 5237 sayılı Kanun'un 103/3-a maddesi gereği tayin edilen cezaların aynı Kanun'un 43/1. maddesiyle artırılması suretiyle fazla ceza tayini 5237 sayılı Kanun'un 31/2. maddesinin son cümlesinin uygulanması nedeniyle sonuç ceza miktarı değişmediği için bozma nedeni yapılmamıştır. 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile eleştiri haricinde doğru biçimde belirlendiği, 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz isteminin de yerinde olmadığı anlaşıldığından, kararlarda eleştirilen husus dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR A.Suça Sürüklenen Çocuklar Müdafilerinin Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Karara Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Kararlar Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararında suça sürüklenen çocuklar müdafileri ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1 maddesi uyarınca İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.