Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/597 E. 2026/4002 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/597
- Karar No
- 2026/4002
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1899 E., 2025/1182 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/15 E., 2022/290 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili eczacının ..... Eczanesinin sahibi olduğunu, davalı Kurum tarafından gönderilen 04.12.2019 tarihli yazıyla; gerçeğe aykırı ilaç kullanım raporlarına istinaden düzenlenen reçetelerin fatura edildiğine ilişkin yazılı savunmasının istenildiğini, 10.12.2019 tarihli yazıyla ise; müvekkilin yazılı savunması beklenilmeksizin, 04.12.2019 tarihli Komisyon Kararı gereğince 1.864.611,37 TL tutarındaki ödemelere 09.12.2019 tarihi itibariyle bloke konulduğunun bildirildiğini, söz konusu yazıda taraflar arasında imzalanan Protokolün (5.3.10.) maddesinde belirtildiği şekilde ilaç raporunun sahteliğinden söz edildiğini, ancak müvekkilinin hangi eylemi nedeniyle (5.3.10.) maddesindeki cezai şartın uygulandığının izah edilmediğini, ilaç raporunun sahteliği nedeniyle yaptırım uygulanması için eczacının Kurumu zarara uğratma kastı ile hareket ettiğinin de tespitinin gerektiğini, 3. kişilerin sahtecilik eylemleri nedeniyle Protokole uygun olarak ilaçları karşılayan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek; davalı Kurumun 10.12.2019 tarihli yazısında belirtilen kararın hukuka ve Protokole aykırılığının tespiti ile muarazanın giderilmesini, kesinti yapılması durumunda işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından davacı hakkında yürütülen soruşturmada, 04.12.2019 tarihli ve 2019/22 sayılı Komisyon Kararı doğrultusunda 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 15510 sayılı Kanun 103/3 maddesi uyarınca davacının 1.864.611,37 TL tutarındaki ödemelerine bloke konulduğunu, Kurum işleminin sözleşme ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya arasında bulunan ve birbirini teyit eden bilirkişi raporları dikkate alındığında davacının, eczanesinde çalışmaya başlayan kalfasının işe başladığı tarihten itibaren reçete sayısında gözle görülür bir artış olduğu, gelen reçetelerde doz aşımlarının bulunduğu, MEDULA sisteminin geriye dönük 1 yıllık hastaların aldığı ilaçlar ile bunun miktarını gösterdiği, davacının eczacı olarak mesleki bilgi ve deneyimini devreye sokmadığı ve sadece bu durumdan şüphelenerek eczanedeki kamera kayıtlarını muhafaza etmek dışında bir tedbir almadığı, davacının yapmış olduğu işlemin ve reçete artışının farkında olduğu, bu durumun kalfası tarafından yapılıp kendisine atfedilecek bir kusur bulunmadığı şeklindeki savunmasının dosya kapsamı ve hayatın olağan akışı gözönünde bulundurulduğunda kabul edilemeyeceği, davalı Kurum tarafından uygulanan reçete bedelinin yasal faizi ile iadesi talebinin ve Protokole aykırı işlemeler nedeniyle uygulan cezai şartın yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava konusu olay hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, eczacı olan müvekkilinin gerçekliği hakkında bilgi sahibi olması gerekmeyen, doktor ve hastaneler tarafından düzenlendiği sabit olan ve davalı Kurumun MEDULA sistemine kaydedilirken herhangi bir soruna mahal vermeyen söz konusu ilaç raporlarının sahte olma ihtimallerini dikkate alıp incelemeci bir tavırla hareket etmesinin beklenemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda olayla ilgisi olmayan madde hükmü üzerinden tespitlerde bulunulduğunu, ilgili Protokolün (5.3.10.) maddesine fiilin işlenmesinde kast unsurunun gözetildiğini, müvekkilinin Kuruma fatura ettiği reçete bedellerini tahsil etmesinde kast unsurunun sabit olmadığını, davalı Kurumun uyguladığı bloke işleminin haksız ve usulsüz olduğunu, müvekkilin savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından davacının hakedişlerine uygulanan bloke işleminin haksız olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 1.5510 sayılı Kanunun 103 maddesi; Kurumca yapılan inceleme neticesinde; a) Sağlık hizmeti sunulmadığı halde sağlık hizmetini fatura ettiği, b) Faturayı veya faturaya dayanak oluşturan belgeleri, gerçeğe aykırı olarak düzenlediği,... tespit edilen sağlık hizmeti sunucuları hakkında genel hükümlere göre takip yapılır. Bu fiiller nedeniyle Kurumun yersiz ödediği tutar 96 ncı maddeye göre geri alınır... (Ek fıkra: 10/9/2014-6552/54 md.) Kurum müfettişlerince yapılan inceleme veya soruşturma esnasında yapılan tespitlere bağlı olarak, oluşabilecek Kurum alacağı tahsilinin riske gireceğinin öngörülmesi hâlinde, en az üç müfettişten oluşan komisyonun uygun görüşü ve Rehberlik ve Teftiş Başkanının onayıyla altı ayı geçmemek üzere, inceleme veya soruşturma sonuçlanıncaya kadar sağlık hizmeti sunucusunun Kurum nezdindeki muaccel veya müeccel alacaklarının ödemesi, tahsili riske gireceği öngörülen alacakla orantılı olarak durdurulabilir. Altı aylık süre içinde inceleme veya soruşturma sonuçlanmaz ise durdurma kararı kendiliğinden kalkar ve bu tarihten itibaren muaccel olan alacakları ödenmeye devam olunur. Altı aylık süre sonuna kadar ödemesi durdurulan alacaklar ise inceleme veya soruşturma sonuçlanıncaya kadar ödenmez. Ancak, sağlık hizmeti sunucusunun Kurum nezdindeki muaccel olan alacaklarının her biri için 6183 sayılı Kanunun l0 uncu maddesinin birinci fıkrasının 2 nci ve 3 üncü bentlerinde sayılanlar kapsamında teminat verilmesi hâlinde durdurma kararı bu kararı uygulayan Kurum ünitesi tarafından kaldırılır ve Kurum nezdindeki alacakları ödenir..." şeklinde düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacının, gerçeğe aykırı ilaç kullanım raporlarına istinaden düzenlenen reçetelerin fatura edildiği iddiasıyla Kurum tarafından uygulanan 10.12.2019 tarihli bloke işleminin iptali için eldeki davayı açtığı, dava devam ederken Kurum tarafından gönderilen 11.08.2020 tarihli yazıyla, sahte rapora dayalı oluşturulan reçetelerin fatura edildiği gerekçesiyle davacı hakkında 2016 yılı Protokolünün (5.3.10.) maddesi uyarınca yazılı uyarı ve cezai şart uygulandığı anlaşılmıştır. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, davalı Kurum tarafından uygulanan cezai şartın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının talebinin 10.12.2019 tarihli bloke işleminin iptaline ilişkin olduğu, davanın açıldığı tarihte davacı hakkında uygulanan cezai şart işlemi bulunmadığı, dava devam ederken uygulanan cezai şartın iptaline ilişkin talep yönünden 28.09.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında davalının iddianın genişletmesine muvafakat etmediği anlaşılmakla, Mahkemece söz konusu davacı alacaklarına bloke konulabilmesi için yukarıda açıklanan 5510 sayılı Kanunun 103. maddesinde belirtilen koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bloke konulmasına sebep olan ve dava konusu yapılmayan sahte reçete faturalandırma eylemi nedeniyle uygulanan cezai işlemin yerinde olup olmadığı incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.