Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/4178 E. 2026/3652 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4178
Karar No
2026/3652
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3487 E., 2025/1069 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/225 E., 2021/205 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkili eczacının .... Eczanesinin sahibi olduğunu, davalı Kurumun 10.03.20 16... .03.2016 tarihli yazılarıyla; alınan komisyon kararı uyarınca 6 ay süreyle müvekkilinin Kurumda tahakkuk eden alacaklarının %80'ine bloke konulacağının ve 154.089,36 TL kesinti yapılacağının bildirildiğini, müvekkilinin Kuruma yazılı başvurusu üzerine tebliğ edilen 21.03.2016 tarihli cevabi yazıda ise 4.795.678,54 TL kesinti yapılacağının bildirilerek Mart, Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin toplam 180.263,77 TL kesinti yapıldığını, bloke ve kesinti işlemlerinin yasal dayanağının bulunmadığını ileri sürerek; Kurum işleminin iptali ile 180.263,77 TL’nin kesinti tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; müvekkili eczacının ...... Eczanesinin sahibi olduğunu, davalı Kurumun 01.11.2016 tarihli yazısıyla; Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen 05.05.2016 tarihli ve 1 sayılı raporda yapılan tespitler doğrultusunda 536.427,22 TL reçete bedeli ve on katı tutarındaki 5.364.272,20 TL cezai şartın müvekkilinin Kurumda bulunan alacaklarından tahsil edileceğinini bildirildiğini ve 91.232,42 TL kesinti yapıldığını, Kurum işleminin Protokol ve mevzuata aykırı olduğunun ileri sürerek; Kurum işleminin iptali ile 91.232,42 TL’nin kesinti tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum denetim servisi tarafından düzenlenen 05.05.2016 tarihli ve 2016/1 sayılı raporda davacı tarafından fatura edilen bazı reçetelerin sigortalı ve hak sahiplerince düzenletilmediği, reçetede yazılı olan ilaçların hak sahiplerine teslim edilmediği ve reçete arkasındaki imzaların hasta ya da hasta yakınına ait olmadığının tespit edildiğini, yapılan tespitlere istinaden davacı hakkında 2016 yılı Protokolünün (5.3.2.) maddesi uyarınca 1. kez yazılı uyarı, (5.3.10.) maddesi uyarınca 5.364.272,20 TL cezai şart uygulanmasına, ayrıca reçete bedeli olan 536.427,22 TL’nin ödeme tarihleri itibariyle hesaplanacak yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini ve savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, Kurum işleminin mevzuat ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu ile davacıya uygulanan cezai işlem ve kesintinin haksız olmadığının belirlendiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan raporların yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının Kurum müfettiş raporunun tekrarı niteliğinde olduğunu, rapora karşı yaptıkları itirazların Mahkemece değerlendirilmediğini, cezai şarta konu reçetelerin hangi reçeteler olduğunun belli olmadığını, Kurum zararının net olarak tespit edilemediğini, bahse konu reçetelerdeki ilaçların sahiplerine mevzuata uygun olarak teslim edildiğini, bilirkişi heyeti tarafından reçetelerin teslim tarihindeki Protokol hükümleri ile sonradan imzalanan Protokol hükümleri karşılaştırılmadan rapor düzenlendiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından 2016 yılı Eczane Protokolü uyarınca davacı hakkında uygulanan Kurum işleminin iptali ile kesintinin iadesi istemine ilişkindir. 1. Somut uyuşmazlıkta; davacı asıl davada, Kurumda tahakkuk eden alacaklarına konulan bloke ve kesintinin, birleşen davada ise sahte olarak düzenlenen reçetelerin fatura edildiği iddiasıyla Protokolün (6.3.19.) maddesi uyarınca uygulanan sözleşmenin feshi, cezai şart ve reçete bedellerinin tahsili işlemlerinin iptali için dava açılmıştır. Protokolün (6.3.19.) maddesi uyarınca; davacı hakkında cezai yaptırım uygulanabilmesi, eczacı ya da eczane çalışanlarının Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak olarak hareket etmeleri koşuluna bağlanmıştır. Sahte kupür veya sahte reçete veya sahte raporun, eczacının kastı dışında üçüncü kişilerin dahli ile Kuruma fatura edilmesi halinde bu madde hükmünün uygulanması mümkün değildir. Somut olayda, davacı hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davasının İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/455 E. sayılı dosyasında görüldüğü ve henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince; ceza dosyasının bekletici mesele yapılması ve sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bundan ayrı, Kurum tarafından yapılan inceleme sırasında, davacının eczanesinden sahte reçete faturalandırıldığının anlaşılması üzerine 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 103. maddesi uyarınca komisyon kararı alınarak davacının Kurumda tahakkuk eden muaccel ve müeccel alacaklarına bloke konulması işlemi uygulandığı, söz konusu Kurum işleminin asıl davada dava konusu yapıldığı, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda söz konusu davacı alacaklarına bloke konulabilmesi için 5510 sayılı Kanunun 103. maddesinde belirtilen koşulların oluşup oluşmadığı incelenmemiştir. Öte yandan Mahkemece, bloke konulmasına sebep olan sahte reçete faturalandırma eylemi nedeniyle davacı hakkında uygulanması muhtemel cezai işlemin yerinde olup olmadığının da değerlendirilmediği anlaşılmakla, usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/4178, K. 2026/3652, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-4178-e-2026-3652-k-cdadc4198bb2