Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/4425 E. 2026/3867 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4425
Karar No
2026/3867
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/207 E., 2025/914 K.. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/146 E., 2023/443 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre; davalılar yönünden, hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 100.000,00 TL olup, karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktar itibariyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin bebeği ....'in 08.09.2015 tarihinde dava dışı devlet hastanesinde dünyaya geldiğini, 17.09.2015 tarihinde bir kısım şikayetlerle aynı hastaneye başvurmaları üzerine davalı şirket hastanesinin yeni doğan çocuk yoğun bakım bölümüne sevk edildiğini, 18.09.2015 tarihinde aort damarlarında darlık olduğu belirtilerek, davalı ... tarafından ameliyat edildiğini, ardından yoğun bakım sorumlusu diğer davalı ... gözetiminde yoğun bakıma alındığını, ameliyatı yapan davalı ...'in ameliyatın sonuçları hakkında müvekkillerine herhangi bir açıklama yapmadığını, ameliyatın ertesi günü böbreklere kan gitmediği belirtilerek, diyalize takıldığı ve damarlar için ikinci kez ameliyat yapıldığını, 19.10.2015 tarihinde davalı hastaneden hava ambulansı ile... Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiğini, burada yapılan tetkiklerde geç kalındığının anlaşıldığını, bebeğin kan grubunun 0 Rh (-) olmasına rağmen ameliyatta A Rh (+) kan kullanıldığının tespit edildiğini, bu durumun böbreklerin iflas etmesine ve çoklu organ iflasına neden olduğunu, davalı hastanede gereken tedavilerin yapılmadığını ve bebeğin beslenmediğini, buradan 18.11.2015 tarihinde hava ambulansı ile .... Üniversitesi Çocuk Yoğun Bakım Bölümüne sevk edildiğini, ancak tüm müdahalelere rağmen 01.12.2015 tarihinde vefat ettiğini ileri sürerek; belirsiz alacak davası olarak, destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri, tedavi giderleri ve diğer masraflar için şimdilik toplam 100,00 TL maddi ve her müvekkili için ayrı ayrı 500.000,00 TL olmak üzere toplamda 1.000.000,00 TL manevi tazminat vefat tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Hizmetli A.Ş. vekili; müvekkili hastane ve hekimleri tarafından verilen sağlık hizmetinde hiçbir tıbbi müdahale hatası olmadığını, hasta yararı gözetilerek gereken tüm özen ve yükümlülüğün yerine getirildiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müteveffanın ağır hayati tehlike oluşturan doğuştan kalp rahatsızlığı nedeniyle müvekkili hastaneye sevk edildiğini, doğuştan gelen bu rahatsızlığın tek tedavisinin kalp cerrahisi olduğunu, ilk geliş anında ağır morarma, dolaşım bozukluğu nedeniyle oksijensiz kalma ve metabolik asidoz bulunduğunu, ameliyatın tüm olası risklerinin detaylı bire şekilde davacılara anlatıldığını, hastaya uygun kan hazırlama aşamasında kan grubunun A Rh (+) olduğunun saptandığını, ayrıca cross-match kan uyumu testi yapılması neticesinde A Rh (+) kana karşı hasta reaksiyon verdiğinden, çocuk hematoloji bölümüne danışılarak genel verici 0 Rh (-) kan verildiğini, yanlış kan verilmesi durumunun söz konusu olmadığını, davacıların tüm süreçte detaylı olarak bilgilendirildiğini ve hem yazılı hem de sözlü onamlarının alındığını, müvekkillerinin üzerilerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getirdiğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. 3. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2019 tarihli kararıyla; Adli Tıp Kurumu (ATK) 1. İhtisas Kurulu raporunda, bebeğin doğumsal kalp hastası olduğu, davalı hastanede yapılan tetkik ve konsültasyonlar sonucu doğru tanı konularak uygun medikal ve cerrahi tedavilerin uygulandığı, takiplerinin hastalığına uygun olarak yapıldığı, gelişen komplikasyonlara uygun şekilde müdahale edildiği, sevk koşulları sağlanarak sevk edileceği merkeze hava ambulansı ile sevkinin sağlandığı ve bu sebeple davalı hastanede bebeğin muayene takip ve tedavisine katılan doktor ve yardımcı sağlık personeline atfı kabil kusur bulunmadığı, hastane idaresine de atfı kabil kusur bulunmadığı kanaatinin bildirildiği, itirazlar üzerine ATK 8. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporla, ölen bebeğe doğru tanı konulduğu, tanıya uygun medikal ve cerrahi tedavilerin uygulandığı, gelişen komplikasyonlara uygun şekilde müdahale edildiği, kan transfüzyonu ihtiyacı doğduğunda cross match yapılarak uygun kan arandığı ve evrensel genel verici 0 Rh (-) kan ürününün yine uygunluk testi yapılarak verildiği, kan ürününün uzman gözetiminde verilmesinin de uygun olduğu, uygun sevk koşulları sağlanarak dış merkeze hava ambulansı ile sevkinin sağlandığı, yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu, davalı hastane ve bebeğin muayene takip ve tedavisine katılan doktor veya sağlık personelinin tıbbi uygulama hatası bulunmadığı kanaatinin bildirildiğini, davacıların anne baba olarak çocuklarını yaşatmak için elinden gelen çabayı gösterdiği, davalı doktorların da belki davacılardan fazla aynı amaca yönelik olarak çalıştığı kanaatine varıldığı, davacıların tıbbi bilgisinin olmaması sebebi ile kulaktan dolma bilgiler ile yanlış kan verildiği inancına kapıldığı, bebeğin doğuştan kalp hastası olup yaşama ihtimalinin çok çok düşük olduğu, gerek davalı hastanede gerekse sevk edildiği hastanede gereken tüm müdahalelerin yapılmasına rağmen bebeğin öldüğü, ancak davalı doktor ve hastaneden kaynaklanan herhangi bir ayıplı veya eksik hizmetin bu sonuca sebebiyet vermediği veya sonucu hızlandırmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli kararıyla; hükme esas alınan ATK raporunda, doktorların gerekli titizliği gösterip göstermediği, tıbben yapılması gereken işlemleri yerine getirip getirmediği, bu komplikasyonların görülme sıklığı, davacıların çocuğunda görülme nedenleri, davalı doktorların işlemlerinden mi kaynaklandığı, müteveffa bebeğin kanının iki ayrı hastanede farklı çıkmasının nedenleri, vücutta gelişen durumların yanlış kandan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, sonraki safhada uygulanan tedavi daha erken yapılmış olsaydı hastanın kurtulup kurtulmayacağı, hastanın sonradan sevk edildiği hastaneye daha erken sevk edilseydi aynı sonucun doğup doğmayacağı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli açıklama bulunmadığı, uygulanan tedavi ve komplikasyonlarla ilgili davacı tarafa aydınlatma ve bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığı, bu yönde davacıların imzaladığı aydınlatıcı onamların bulunup bulunmadığına ilişkin Mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, Üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından seçilecek, konularında uzman bilirkişilerden oluşmuş bir kurul aracılığı ile, davalıların hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, yapılması gerekenle yapılan müdahale ve işlemlerin ne olduğu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda doktor ve hastaneye kusur izafe edilip edilmeyeceğini gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme, istinaf denetimine elverişli, davacının itirazlarını karşılayacak mahiyette rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığının belirlenmesi, aydınlatılmış onam hususunda ispat külfetinin davalı yanda olduğu gözetilerek ameliyat sonrası oluşan arazların komplikasyon olduğunun belirlenmesi halinde ise, davacı tarafın aydınlatılıp aydınlatılmadığı üzerinde durulması, dava konusu olay yönünden davalıların sorumlu tutulmalarının kabulü halinde ise tazminat taleplerine ilişkin delillerin toplanması, dosyanın konusunda uzman bilirkişiye tevdii ile maddi tazminat talebi yönünden bilirkişiden rapor alınması ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaldırma ilamı doğrultusunda .... Üniversitesi .... Rektörlüğünden alınan rapor ve ek raporlara göre, davacıların çocuğuna davalı hastanede yapılan operasyonlar ile .... Araştırma Hastanesinde yapılan operasyonların uygun olduğu, çocuğa doğru tanı konulduğu, doğru tedavi seçeneğinin tercih edildiği, her iki hastanede de ameliyat dışındaki işlemlerin benzer şekilde uygulandığı, davalı hastanede yapılan ilk ameliyat ile ... Araştırma Hastanesinde yapılan ameliyatın aynı olduğu, hastanın yeni doğan olması, kritik durumda bulunması, hastalığın kompleks bir patoloji niteliği taşıması, acil müdahaleler gerektirmesi gibi faktörlerin hastanın kaybedilme ihtimalini artırdığı, davalı doktorların yapmış olduğu teşhis, tedavi ve ameliyatta eksik veya ayıplı hizmetin bulunmadığının bildirildiği, dosyadaki tüm raporların birbiriyle uyumlu olduğu ve davalı hastahanede uygulanan teşhis, ameliyat ve tedavilerin çocuğun sağlık durumuna uygun olduğu, davalıların çocuğun ölümüne sebebiyet verecek eksik ve ayıplı hizmetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamındaki birbiriyle uyumlu tüm bilirkişi rapor içerikleri itibariyle davacıların çocuğuna davalı hastanede davalı hekimlerce uygulanan teşhis, operasyon, tedavi ve takip işlemlerinde davalı tarafa atfedilebilecek kusur veya eksikliğin bulunmadığının belirlendiği, davacı tarafın aydınlatılarak onamlarının alındığı hususunda ispat yükü davalı tarafa ait olduğu halde dosyaya herhangi bir aydınlatılmış onam sunulmadığı, dinlenen davacı tanıklarının davacılara tedavi aşamasında gereği gibi bilgilendirme yapılmadığını beyan ettiği, hatta davalı hekim ... 08.12.2017 tarihli duruşmada alınan beyanında; ilk yapılan ameliyatın kolay geçeceği yönünde davacı tarafa bilgilendirme yaptığını ifade ettiği, davalı hekimin yaptığı bu bilgilendirmenin dosya kapsamındaki rapor içeriklerine ve oluşa uygun düşmediği, davalı hekim veya hastaneye kusur biçilemeyecek olsa bile davacıların aydınlatılmadığı ve bilgilendirilmediğinin anlaşılması karşısında uygun bir manevi tazminata karar verilmesi gerektiği, maddi tazminat istemleriyle aydınlatılmış onam eksikliği arasında uygun nedensellik bağının bulunmadığı gerekçesiyle; davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabul kısmen reddi ile her bir davacı lehine ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminatın 01.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili; müvekkillerinin temyiz aşamasından da adli yardımdan yararlanmalarına devam edilmesini, raporlarda daha erken sevk yapılmış olsaydı müteveffanın kurtulup kurtulamayacağının ve yanlış kan verme hususunun değerlendirilmediğini, tedavi yöntemi, başarı şansı ve süresi ve arz ettiği risklerin müvekkillerine yanlış aktarıldığını, alınan onamın da bu yüzden geçersiz olduğunu, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde aralıklı olarak anne sütüyle beslenen müteveffanın neden davalı hastanede anne sütü ile beslenmediğinin ve adı geçen dava dışı hastanede yapılan tedavilerin neden davalı hastanede yapılamadığının değerlendirilmediğini, tatmin ve caydırıcılık unsurlarına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı hastane vekili; dosya arasında bulunan bilirkişi raporları doğrultusunda bebeğe yanlış kan verilmiş olma ihtimalinin olmadığının tespit edildiğini, davacıların bebeğin geç sevk edildiği iddiası konusunda bilirkişi raporunda uygun sevk koşulları sağlandığı ve sevkin hava ambulansı aracılığıyla gerçekleştirildiği kanaatinin bildirildiğini, davacıların kendilerinden onay alınmadığı iddialarının ve Bölge Adliye Mahkemesinin dosyaya herhangi bir aydınlatılmış onam sunulmadığı gerekçesinin hatalı olduğunu, davacı ...'in hastanın tedavisine dair yazılı ve sözlü olarak bilgilendirildiğini, tedaviye ve oluşabilecek komplikasyonlara dair onam formlarının davacı ... tarafından imzalandığını, müvekkil hastane ve diğer davalı hekimler tarafından verilen sağlık hizmetinde hiçbir tıbbi müdahale hatası olmadığı, mevcut durumda hasta yararı gözetilerek gereken tüm özen yükümlülüğünün yerine getirildiğinin tüm bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... ve Hüseyin vekili; bilirkişi raporlarında teşhis ve tedavi sırasında herhangi bir kusur görülmediğinin bildirildiği, davacıların çok ayrıntılı şekilde aydınlatılarak onamlarının alındığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklı davalı özel sağlık kuruluşu ve davalı doktorların özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Her ne kadar aydınlatılmış onam belgeleri dosyaya sunulmuşsa da, temyiz edenin sıfatı gözetilerek yapılan incelemede; dosyaya kazandırılan ATK ve Üniversite öğretim görevlilerinden oluşan bilirkişi heyeti raporlarının birbiriyle uyumlu, denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktar itibariyle REDDİNE, 2. Davacılar vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/4425, K. 2026/3867, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-4425-e-2026-3867-k-34dccda412c2