Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/278 E. 2026/3868 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/278
- Karar No
- 2026/3868
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1733 E., 2025/1935 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/709 E., 2025/533 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı hastanede diğer davalı doktora 13.03.2018 tarihinde burun eti ameliyatı olduğunu, müvekkilinin ameliyatın olası riskleri hakkında bilgilendirilmediğini, ameliyat esnasında davalı doktorun hatası nedeniyle iki burun kanalı arasında yer alan kıkırdak dokusunun delindiğini, müvekkiline ve ailesine burnunda meydana gelen hasara ve dikilmesine ilişkin hiçbir bilgi verilmediğini, müvekkilin bu durumu ameliyattan günler sonra fark ederek davalı doktora söylediğini, davalı doktorun müvekkiline deliğin burun kuruluğundan başka hiçbir probleme neden olmayacağını söylediğini, ancak sonrasında nefes problemi nedeniyle müvekkilin vücudunda yıkıcı etkiler doğmaya başladığını, bağışıklık sisteminin çöktüğünü ve buna bağlı hastalıklarının oluştuğunu, vücudunun yeni hastalıklara açık hale geldiğini, sporu bırakmak zorunda kaldığını, düşük yaptığını ve çocuk sahibi olamadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, SGK tarafından karşılanmayan zararları için şimdilik 100,00 TL, sürekli iş göremezlik zararı için şimdilik 100,00 TL maddi ve 750.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; davacıya ameliyatın tekniği ve olası komplikasyonlarının açıklandığını, septum eğriliğinin ileri derecede olması nedeniyle perforasyon olasılığının özellikle anlatıldığını, ameliyat günü yeniden bilgilendirme yapılarak yazılı onam alındığını, ameliyatın sorunsuz tamamlandığını, ameliyat sonrası bir süre gözlem altında tutulan davacının kanama olmaması, genel durumun iyi olması ve mobilize olması nedeniyle kontrol önerisiyle reçetesi düzenlenerek taburcu edildiğini, 21.03.20 18... .03.2018 tarihli kontrollerde patoloji saptanmadığını, ameliyattan yaklaşık bir buçuk ay sonra 02.05.2018 tarihinde burun içi kabukları temizlerken eline gelen ipliği çekince kanama olması ve delik açıldığı düşüncesiyle kontrol için başvurduğunu, medikal tedavi düzenlendiğini ve takip önerildiğini, ancak hastanın bir daha müvekkillerine başvurmadığını, meydana gelen durumun komplikasyon olduğunu, ameliyat planlaması, endikasyonu ve ameliyat tekniğinin uluslararası tıp kurallarına uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan Adli Tıp Kurumu ve bilirkişi heyeti raporların birbiriyle uyumlu olduğu, davalı doktorun davacıya uyguladığı teşhis, tedavi ve tüm uygulamaların tıp biliminin gereklerine uygun olduğunun tespit edildiğini, davalılara herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; derece Mahkemelerindeki iddialarını tekrar ederek, ameliyat esnasında davalı doktorun hatası nedeniyle müvekkilinin burnunda hasar meydana geldiğini, ameliyat öncesi, esnası ve sonrasında müvekkilinin bilgilendirilmediğini, davalı tarafın aydınlatılmış onamın yerine getirildiği ispatlayamadığını, tanık beyanlarıyla müvekkilinin aydınlatılmadığının ispatlandığını, Yargıtay içtihatları uyarınca; onam formunda komplikasyonların, burun delinmesi riski gibi, açıkça yazılı olması ve hastanın "Okudum, anladım, riskleri kabul ediyorum." şeklinde el yazısı ile yazması gerektiğini, raporlara itirazlarının karşılanmadığını, raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ile davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle dosyaya kazandırılan ATK ve bilirkişi raporlarının birbiriyle uyumlu, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, davacının burnunda meydana gelen neticenin komplikasyon olduğu, davacı tarafından imzalanan aydınlatılmış onam belgesinin nadir görülebilen yan etkiler maddesinde açıkça burun bölmesinde delik oluşabileceğinin belirtildiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.