Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6135 E. 2026/3260 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6135
- Karar No
- 2026/3260
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/797 E., 2025/1260 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/490 E., 2024/620 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin taşınmaz bağımsız bölüm maliki olduğunu, Kahramanmaraş depreminde bağımsız bölümün ağır hasar alarak yıkımına karar verildiğini, müvekkilin 21.12.2015 tarihinde davalıdan belediye öncülüğünde kurulan yapı kooperatifinden daire alabilmek için konut kredisi kullandığını, dava tarihi itibariyle 34 taksidi kaldığını, müvekkilin söz konusu krediyi kullanırken 800,00 TL alınarak bu paranın sigorta, ipotek ve DASK için kullanılacağının beyan edildiğini ancak DASK sigorta teminatının tesis ettirilmediğini ve yapılmadığına dair müvekkile herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, olumsuz neticelendiğini, müvekkile ait bağımsız bölümün zorunlu deprem sigortası kapsamında olduğunu, davalı bankanın DASK ücreti almasına rağmen DASK yaptırmamasından sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 370.968,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; 21.12.2015 tarihinde müvekkili banka ile davacı arasında 55.354,65 TL anapara tutarlı ve 120 ay vadeli Konut Finansmanı Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin onayı ile davacıya Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) poliçesi yaptırılması için bilgi verildiğini, hatta davacı ile Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigorta Yaptırılması Sözleşmesini akdedildiğini, davacıya ZDS yapmasını sağlamaya çalıştığını, davacının ZDS Poliçesi yaptırmak için herhangi bir talimat veya direktif vermediğini, ZDS Poliçesinin düzenlenmesi ve yenilenmesi hususunda sorumluluğun davacıya ait olduğunu, 01.01.2023 tarihinde davacının müvekkili Banka nezdinde kayıtlı cep telefonuna genel kapsamda hatırlatma SMS'i gönderildiğini, davacının iletişime geçmediğini, davacı depreme kadar olan süreçte ZDS poliçelerini müvekkili Banka aracılığı olmadan yaptırdığını, müvekkili Bankaya bildirimde dahi bulunulmadığını, davacının 21.12.2015 tarihinde ATM'den 800,00 TL para yatırdığını ancak açıklamada bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, taraflar arasında 21.12.2015 tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme uyarınca taşınmaz üzerine ipotek şerhinin bulunduğu, taşınmaza ilişkin 25.08.2016-25.08.2017 tarihleri arasında ve 13.10.2017-13.10.2018 tarihleri arasında DASK poliçesinin bulunduğu, kredi ile bağlantılı ZDS poliçelerinde yenileme sorumluluğu kredi kullanana yani davacıya ait olup yenilemeye ilişkin bildirim yapma yükümlülüğü ise davalı banka üzerinde olduğu, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliğinin 23. maddesinde ZDS poliçesini düzenleyen sigorta şirketinin, sigorta sözleşmesinin bitiminden önce elektronik posta, kısa mesaj (SMS) veya çağrı merkezi kanalıyla sözleşmenin sona ereceğini ve yeni bir sigorta yaptırma zorunluluğunu sözleşme sahiplerine bildireceğinin düzenlendiği, banka tarafından bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiği, davacının bu aşamadan sonra ZDS poliçesinin yenilenmesi için hesaplarını müsait hale getirip davalı banka tarafından zorunlu deprem sigortası poliçesinin yenilenip yenilenmediğini kontrol ile yükümlüğü olduğu, davalı bankanın ZDS yenilememesi halinde kanuni yükümlülük gereği bizzat kendisinin poliçeyi yenilemesi gerektiği, davacı sigortalının zorunlu olan DASK sigortasının süresinin dolup dolmadığını takip etme ve sigortayı yeniletme konusunda kendisine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği aradan uzun bir süre (5 yıl) geçmesine rağmen DASK poliçesini yenilemediği, davalı bankanın poliçenin yenilenmemesinde bir kusurunun bulunmadığı, kaldı ki 13.10.2017-13.10.2018 dönemli poliçe bitiminden hasar tarihine kadar 5 yıl süre geçmesine rağmen davacı sigortalının zorunlu olan DASK sigortasının süresinin dolup dolmadığını takip etme ve sigortayı yeniletme konusunda kendisine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden kusuru olduğu gibi aradan bir süre geçmesine rağmen uzun süre DASK poliçesini yenilemeyen ve yenilenmesi yönünde girişimde bulunmayan davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi anlamında iyi niyetinden bahsetmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin Yenileme ve Bildirim başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında, kredi bağlantılı sigortalarda kredi vadesi boyunca yenileme sorumluluğunun kredi kullanana, sigorta sözleşmesinin yenilenmesine ilişkin bildirim yapma sorumluluğunun ise kredi kuruluşuna ait olacağı düzenlenmesinin yer aldığı, davacıya yukarıda belirtildiği şekilde bildirimin yapılmadığı, ancak davacının da sigortayı yeniletme ve prim ödeme yükümlülüğünü 5 yıl gibi uzun bir süre yerine getirmediği, bu nedenle artık davalının bildirim yapmadığı ve sorumluluğuna dayanamayacağı, bu konuda ihmalkar davrandığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı Bankanın kredi ilişkisi kapsamında DASK poliçesinin vadesinin dolduğunu müvekkile bildirip bildirilmediğini netleştirmeden hüküm kurulduğunu, davalı tarafça DASK poliçesinin yenilenmesine dair bildirim yapıldığı hususunun ispat edilemediğini, Bölge Adliye Mahkemesi bankanın bildirim yükümlülüğünü ihlal ettiğini kabul ettiği halde müvekkilin tazminat talebinin tamamen reddedilmesinin doğru olmadığını, kusurun bankada olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zorunlu deprem sigortasının yenilenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Zorunlu deprem sigortası 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu'nun (6305 sayılı Kanun) Tanımlar başlıklı 2/1. fıkrasının (ğ) bendinde "Binalarda depremin doğrudan neden olduğu maddi zararlar ile deprem nedeniyle ortaya çıkan yangın, infilak, dev dalga (tsunami) ve yer kayması sonucu oluşan maddi zararları teminat altına alan zorunlu sigortayı, ifade eder." şeklinde tanımlanmıştır. 6305 sayılı Kanun'un 10... . maddeleri arasında zorunlu deprem sigortasının kapsamı, yaptırma zorunluluğu, yükümlülerin saptanması ve sigortanın kontrolü düzenlenmiştir. Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği'nin Yenileme ve Bildirim başlıklı 12. maddesinin birinci fıkrası, "Kredi bağlantılı sigortalarda, kredi vadesi boyunca, yenileme sorumluluğu kredi kullanana, sigorta sözleşmesinin yenilenmesine ilişkin bildirim yapma sorumluluğu ise kredi kuruluşuna aittir." ikinci fıkrası ise "Kredi kuruluşu, sigorta sözleşmesinin yenileme döneminin geldiğine ilişkin kredi kullanana yapılacak bildirimi poliçenin vade sonu tarihinden on beş iş günü öncesinde gerçekleştirir." hükmünü havidir. Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliğinin 23/2. fıkrası, "Zorunlu deprem sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi, sigorta sözleşmesinin bitiminden önce elektronik posta, kısa mesaj (SMS) veya çağrı merkezi kanalıyla sözleşmenin sona ereceğini ve yeni bir sigorta yaptırma zorunluluğunu sözleşme sahiplerine bildirir." şeklindedir. Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği'nin yetkili sigorta şirketleri ve primlerin tahsili başlıklı 7/2. fıkrası, "Bankalar tarafından kullandırılan konut kredileri ile bağlantılı olarak yaptırılması gereken zorunlu deprem sigortası, konut kredisi kullanan tarafından yaptırılmamış ise krediyi veren banka tarafından sigortalıya bilgi verilerek yapılır. Kredi süresince, sigortalı tarafından yenileme yapılmaması durumunda, banka tarafından sigortalıya bilgi verilerek ilgili poliçenin yenilemesi gerçekleştirilir." Aynı Tebliğ'in ihtiyari sigorta başlıklı 9/2. fıkrası ise, "Deprem teminatı içeren tüm sigorta poliçeleri yapılırken sigorta şirketleri tarafından Zorunlu Deprem Sigortasının varlığı kontrol edilir, yapılmamışsa sigortalıya bilgi verilerek ilgili sigorta şirketi tarafından Zorunlu Deprem Sigortası yapılır." şeklinde düzenlenmiştir. Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigorta Yaptırılması Sözleşmesinin müşterinin sigorta şirketini seçme hakkı başlıklı 2. maddesinde; "Müşteri sigortayı dilerse banka aracılığıyla, Bankanın acentası olduğu sigorta şirketlerinden birine yaptırabilir, dilerse başka bir sigorta şirketine yaptırabilir. Ancak sigortaların bankaca kabul edilebilmesi için Kredi Bağlantılı Sigortalar Bilgi Formunda yazılı kredinin vadesi ve tutarı, bağlantılı sigortalar, asgari teminatlar, sigorta süresi ve teminat tutarları ile uyumlu ve bankanın daini mürtehin olması zorunludur. " Aynı sözleşmenin zorunlu sigortalar başlıklı 3. maddesinde; "müşteri, kredi konusu konutları zorunlu doğal afet sigortasını 2. Maddede belirtilen niteliklerde yaptırıp kredi kullandırması esnasında poliçe ve ödeme makbuzlarını Banka'ya ibraz etmekle yükümlüdür. Banka, müşteri orunlu sigortayı belirtilen nitelikte yaptırmamışsa tüm masrafları müşteriye ait olmak üzere sigorta yaptırmaya ve masrafları müşterinin hesabına borç kaydetmeye yetkilidir." hükümleri bulunmaktadır. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinin yazı cevabında, davacının TCKN bilgisi kullanılarak sistemde yapılan sorgulamada 25.08.2016-25.08.2017, 13.10.2017-13.10.2018, 24.01.2018-24.01.2019, 12.04.2023-12.04.2024 poliçelerinin bulunduğu ancak alınan bilirkişi raporunda davaya konu taşınmaza ilişkin olarak 25.08.2016-25.08.2017, 13.10.2017-13.10.2018 tarihli poliçelerin farklı sigorta şirketi ve acenteliklerden tanzim edildiği belirtilmiştir. Somut olayda davacı ile davalı Banka arasında 21.12.2015 tarihinde konut finansmanı sistemi kapsamında kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Derece Mahkemelerince kabul edildiği üzere 21.12.2025 tarihli kredi sözleşmesinden sonra davaya konu taşınmaza ilişkin poliçenin 25.08.2016 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda davalı Bankanın Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigorta Yaptırılması Sözleşmesinin üçüncü maddesine aykırı davranışının olup olmadığı tartışılmamıştır. Diğer taraftan, İlk Derece Mahkemesince, davalının Yönetmelik kapsamında bildirim yapma yükümlülüğünü yerine getirdiği kabul edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davalının bildirim yapma yükümlülüğünü yerine getirmediği belirtilmiştir. O halde, İlk Derece Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar Dairenin 2025/2600 E., 2025/6146 K. sayılı emsal ilamı ve mezkur mevzuat hükümleri birlikte değerlendirilip davalının bildirim yapma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin de incelenerek tarafların sorumluluk ve kusur oranlarının konusunda uzman bankacı ve sigortacı bilirkişilerin de olduğu heyetten alınacak rapor neticesinde oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.