Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5175 E. 2026/1901 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5175
Karar No
2026/1901
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1246 E., 2025/1773 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/22 E., 2025/395 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı Kuruma teslim edilen Haziran 2011 dönemine ait 1.495.411,07 TL tutarındaki faturadan mutabakat öncesi 92.493,55 TL ödeme yapıldığını, kalan tutarın ödemesinin yapılmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.402.917,72 TL alacağın davalı Kuruma başvuru tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 21.06.2021 tarihli kararıyla; alınan 22.03.2021 tarihli ek rapor doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile 1.332.513,03 TL alacağın 05.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 20.12.2022 tarihli kararıyla; davacı sağlık sunucusu hakkında davalı Kurumca uygulanan kesinti işleminin yerinde olup olmadığının denetlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, işleme konu sağlık hizmetlerinin kahir ekseriyetinin acil tıp uygulamalarını içermesine rağmen bilirkişi heyetinde acil tıp uzmanı bir hekimin yer almadığı, bilirkişilerce her bir işlem bazında kesinti sebeplerini ifade eden hata kodlarının dikkate alınıp alınmadığı, diğer bir deyişle her bir işlem bazında hata kodlarını karşılar şekilde açık objektif değerlendirmeler ile işlemin yerindeliği hususunun değerlendirilmediği, rapora ekli hasta bazlı inceleme tablosunda "değerlendirme" sütunundan önce "kesinti tutarı" sütununun eklendiği ve fakat uygulanan cezai işlemin kısaca ne olduğunu gösteren bir sütunun tabloya eklenmemesi ve ayrıca bilirkişilerce kesintinin yerinde olduğuna ilişkin değerlendirmenin gerekçeli olmaması nedeniyle rapor ve tablonun denetlenemediği, Mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığınmda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; konusunda uzman hekimlerden oluşan bilirkişi heyetinden alınan rapor ve itirazlar üzerine en son alınan 28.04.2025 tarihli ek rapor doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile 75.334,18 TL'lik kesintinin uygun kesinti olduğu, 1.327.583,54 TL'lik kesintinin uygun kesinti olmadığı tespit edilmekle, 1.327.583,54 TL'nin 05.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 75.334,18 TL yönünden talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; müvekkili Üniversitenin kanun ve sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, faiz başlangıç tarihinin davalı Kuruma başvuru tarihi olan 15.07.2011 tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik incelemeye dayalı olduğunu, bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine aykırılık iddiası ile davalı Kurum tarafından yapılan kesintinin iadesi talebine ilişkindir. 1. Dava dosyasının incelenmesinde; taraflar arasında, davacı kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucusunun davalı Kurum sigortalılarına sağlık hizmeti sunmasına ilişkin sözleşme bulunduğu, davalı Kurum tarafından dava dışı hastalara uygulanan tetkik ve tedavi işlemleri ile tedavi işlemlerinin taraflar arasındaki sözleşme ile SUT hükümlerine aykırı olduğundan bahisle, davacının Haziran 2011 faturasından 1.402.917,72 TL kesinti uygulandığı anlaşılmaktadır. Davaya konu uyuşmazlık, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 97. maddesinin (7.) fıkrasına dayanmakta olup, anılan fıkra; “(Değişik yedinci fıkra: 18.02.2009-5838/2 md.) Sağlık hizmeti sunucuları, sunmuş oldukları hizmetlere ilişkin bir ay içinde düzenledikleri fatura ve eki belgeleri izleyen ayın onbeşine kadar Kuruma teslim ederler. Fatura teslim tarihi; süresi içinde teslim edilen faturalar için teslim edildiği ayın onbeşinci günü, süresi içinde teslim edilmeyen faturalar için ise teslim edildiği ayı takip eden ayın onbeşinci günü olarak kabul edilir. Fatura bedelinin tamamı, fatura teslim tarihinden itibaren, altmış gün içinde, sağlık hizmet sunucularına avans olarak ödenir. Fatura ve eki belgeler, fatura teslim tarihinden itibaren üç ay içinde incelenerek avans hesabı kapatılır. İnceleme süresinin takip eden mali yıla sirayet etmesi durumunda, avans artıkları hakkında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 35. Maddesindeki akreditiflere ilişkin hükümler uygulanır.” hükmünü içermektedir. Ne var ki 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 90. maddesinde; ''Genel sağlık sigortası kapsamında yer alan kişilere, finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerine ilişkin olarak Kurum ile götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalayan kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularının sözleşmeyi imzaladıkları mali yıldan önce düzenleyerek 97. maddenin yedinci fıkrasına göre Kuruma teslim ettikleri fatura ve eki belgelerin, belirlenen sürelerde inceleme sürecinin tamamlanamaması nedeniyle, ödenen avans tutarları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden bir ay içerisinde başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kurumca giderleştirilir. Götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açtıkları davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde feragat ederler. Sağlık hizmeti sunucusu tarafından itiraza konu edilmemiş olsa da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce incelenen fatura dönemine ait oluşan tutarlardan sağlık hizmet sunucusunun mahsup edilmeyen alacakları Kurum tarafından terkin edilir.'' hükmü getirilmiştir. Yine 5510 sayılı Kanuna 27.12.2023 tarihli ve 7491 sayılı Kanun ile eklenen geçici 99. maddede de; "2023 yılında götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi yapılmış kamu üniversite sağlık hizmeti sunucularının Kuruma 31.12.2023 tarihine kadar bu sözleşme kapsamında verdikleri tedavi hizmetlerine ilişkin toplam tahakkuk tutarının götürü bedel sözleşme tutarından düşük olması durumunda, aradaki fark terkin edilir. Terkin edilen tutar, Bakanlık bütçesine bu amaçla tahsis edilecek ödenekten karşılanır." hükmünü içermektedir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; yargılama sırasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 90. ve 99. maddeleri ile getirilen düzenlemelerin, devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütüldüğü gözetilerek bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5175, K. 2026/1901, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5175-e-2026-1901-k-a4e0e61212b2