Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5012 E. 2026/2208 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5012
Karar No
2026/2208
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2432 E., 2025/1864 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Nurdağı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/208 E., 2021/173 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkiline ait ... Enerji İletim Hattının ... Orman İşletme Şefliği sınırları içerisindeki 37.829,91 m² orman sahasından geçmesi nedeniyle, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve 18. maddesiyle, Uygulama Yönetmeliğinin (Yönetmelik) 8, 15, 16, 17, 18 ve devamı maddelerine istinaden 02.05.2017 tarihli ve 87 sayılı olur ile kesin izin taahhüt senedi tanzim edildiğini, bu senetle belirtilen alandan enerji iletim hattı geçmesine için izin verildiğini, taahhüt senedinde belirtilen miktarların ödendiğini, ancak davalı İdarenin taahhüt senedinde yer almadığı halde müvekkilinden ilave ağaçlandırma bedeli talep ettiğini, davalı İdarenin talebinin taahhüt senedi ile Yönetmeliğe aykırı olduğunu, müvekkilinin bu bedeli ihtirazi kayıtla ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek; müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla ödenen KDV dahil 80.811,85 TL'nin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda (6183 sayılı Kanun) belirlenen faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili;... Enerji İletim Hattının ... Orman İşletme Şefliği sınırları içerisindeki 172.201,39 m² orman sahasından geçmesi nedeniyle, 6831 sayılı Kanunun 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve 18. maddesiyle, Yönetmeliğin 8, 15, 16, 17, 18 ve devamı maddelerine istinaden 02.05.2017 tarihli ve 87 sayılı olur ile kesin izin taahhüt senedi tanzim edildiğini, bu senetle belirtilen alandan enerji iletim hattı geçmesine için izin verildiğini, taahhüt senedinde belirtilen miktarların ödendiğini, ancak davalı İdarenin taahhüt senedinde yer almadığı halde müvekkilinden ilave ağaçlandırma bedeli talep ettiğini, davalı İdarenin talebinin taahhüt senedi ile Yönetmeliğe aykırı olduğunu, müvekkilinin bu bedeli ihtirazi kayıtla ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek; müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ihtirazi kayıtla ödenen KDV dahil 608.473,77 TL'nin 6183 sayılı Kanunda belirlenen faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; 6831 sayılı Kanunun 17. maddesinin üçüncü fıkrası ile 18. maddesi ve Yönetmeliğin 4. maddesinin enerji nakil hattına verilecek izinleri de kapsadığını, orman bütünlüğü, ekolojik denge ve bozulan orman alanlarının rehabilite edilerek geri kazanılması yani kamu yararı amaçlarıyla Orman ve Su İşleri Bakanlığı İzin ve İrtifak Dairesi Başkanlığının 16.07.2013 tarihli ve 880 sayılı yazılarıyla; rüzgar enerji santrali, biokütle enerji santrali ve termik santral yapımı amacıyla verilen izinlerde ilave ağaçlandırma bedelinin alınması gerektiğinin emredildiğini, kamu yararı ilkesi gereği müvekkilince yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak, davaların reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Orman ve Su İşleri Bakanlığının 16.07.2013 tarihli ve 880 sayılı "Rüzgar Enerji Santralleri, Biokütle Enerji Santralleri ve Termik Santralleri Santralleri İzinlerinde Ayrıca Alınacak Ağaçlandırma Bedeli" konulu Genelge'sinin iptaline istemine ilişkin Danıştay 8. Dairesinin 15.05.2019 tarihli ve 2014/5904 E. 2019/4614 K. sayılı kararıyla; söz konusu Genelgenin iptaline karar verildiği, Kanunda, Yönetmelikte ve taahhüt senedinde açıkça düzenlenmeyen ilave ağaçlandırma kaleminin idarece tek taraflı olarak talep edilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı, her ne kadar taahhüt senedinin 24. maddesinde "İhtilaf halinde; bu taahhüt senedi hükümlerine göre, bu taahhüt senedinde hüküm bulunmayan hallerde ise kanun, yönetmelik ve ilgili mevzuat hükümlerine göre hareket edilir." hükmü nedeniyle anılan Danıştay kararında "davacı şirketin ihtilaf halinde ilgili mevzuat hükümlerine göre hareket edileceğini taahhüt etmesi nedeniyle izin verildiği" gerekçesi ile ek ağaçlandırma bedeli talep edilmesine dair idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiş ise de; hukukun genel ilkesi olarak belirlilik ilkesi uyarıca, hukuki güvenlik gereği kişilerin, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuki müeyyidenin veya neticenin bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmesi gerektiği, ancak bu durumda kişilerin kendisine düşen yükümlülükleri öngörebileceğini ve davranışlarını belirleyebileceği, bu kapsamda taahhüt senedinde yer almayan bir yükümlülüğün tek taraflı olarak sonradan ortaya konulmasının hukukun belirlilik ilkesine aykırı olduğu, taahhütnamede yer almayan bir hususta öncelikle Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği, Kanun ve Yönetmelikte ek ağaçlandırma bedeline ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı, Genelge ile talep edilen bedelin ise normlar hiyerarşisine ve hukuka aykırı olduğu, davacının mevzuat hükümleri uyarınca hareket edeceğini taahhüt etmesinin, İdarenin tek taraflı tasarruflarının tümünü kabul ettiği anlamına gelmeyeceği, aksinin kabulü halinde İdare tarafından, başka isimler altında bedellerin de talep edilebileceği, bu nedenle taahhüt senedinde açıkça düzenlenmeyen, Kanun ve Yönetmelikte de yer almayan ek ağaçlandırma bedelinin davalı İdare tarafından sözleşmeye aykırı olarak talep edilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne; 80.811,85 TL ilave ağaçlandırma bedeline ilişkin alacağın ödendiği 06.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kabulü ile 608.473,77 TL ilave ağaçlandırma bedeline ilişkin alacağın ödendiği 25.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davalı İdare harçtan muaf olduğundan harç alınmasının hatalı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olup denetimede elverişli olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurularının kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın kabulüne, davalı İdare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına ve hesaplanan nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; asıl ve birleşen davada vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte olan 2025 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre hesaplama yapılması gerektiğini, 6183 sayılı Kanun kapsamında kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz yerine yasal faize hükmedilinmesinin hatalı olduğunu, bu konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin emsal kararlarının bulunduğunu, müvekkili şirketin sermayesinin tamamı Devlete ait olduğunu ve kamu iktisadi teşekkülü niteliğinde olduğunu, müvekkilinin alacaklarının kamu alacağı niteliğinde olduğunu, 6831 sayılı Kanunun 10. maddesinde; "Bu Yönetmelik hükümlerine göre bedelli olarak verilen izinlerde, zamanında ödenmeyen bedeller için, izinlerin iptaline ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bildirime gerek kalmaksızın 6183 sayılı Kanunun 51. maddesinde yer alan gecikme zammı oranında faiz uygulanır." denildiğini, davalı İdarenin alacaklarına anılan hüküm gereği 6183 sayılı Kanunda belirtilen gecikme zammı uygulanırken borçlarından dolayı yasal faiz uygulanmasının eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili; temerrüt gerçekleşmediğinden ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla ancak dava tarihinden faiz talep edilebileceğini, Danıştay 8. Dairesinin 27.02.2019 tarihli ve 2014/10628 E., 2019/1428 K. sayılı kararında, "Bu durumda davacı şirkete izin verilen ormanlık alanın ilave ağaçlandırma bedeli ödenmesi şartıyla izin verilebilecek özel nitelikte bir yer olduğu, davacı şirkete de ilave ağaçlandırma bedelini ödemeyi taahhüt etmesi nedeniyle izin verildiği aksi takdirde izin verilemeyeceğinin açık olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, ilave ağaçlandırma bedeli istenilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine..." şeklinde karar verildiğini, Danıştay 8. Dairesinin 15.05.2019 tarihli ve 2014/5904 E., 2019/4614 K. sayılı kararında da ilave ağaçlandırma bedeli alınmasının hukuka uygun olduğunun belirtildiğini, davacının taahhüt senedinde ihtilaf halinde ilgili mevzuat hükümlerine göre hareket edileceğini taahhüt ettiğini, 16.07.2013 tarihli ve 880 sayılı Genelge ile ilave ağaçlandırma bedeli alınacağı düzenlendiğini, alınan bilirkişi raporunda da ilave ağaçlandırma bedelinin hakkaniyete uygun olduğu tespit edildiğini, 12.12.2018 havale tarihli bilirkişi raporunda; Gaziantep Orman İşletme Müdürlüğünün imza karşılığı teslim ettiği suretlerde ilave ağaç bedeli alınmasını içeren özel hükümler kısmının bulunduğu tespit edildiğini, davacının taahhüt senediyle ilave ağaç bedelinin ödemeyi kabul ettiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada ihtirazi kayıtla ödenen ilave ağaçlandırma bedellerinin istirdadı istemine ilişkindir. 1. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle taahhüt senedinde ve Kanun ile Yönetmelikte enerji nakil hattı için verilen izinlerde ilave ağaçlandırma bedeli alınacağına ilişkin bir hükmün bulunmamasına, ilgili Genelgenin idari yargıda iptaline karar verildiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin tüm ve davalı vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Davacı tarafından 6183 sayılı Kanun kapsamında kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz talep edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen alacak tutarına yasal faize hükmedilmiştir. Davacının alacağı kamu alacağı olmadığından kamu alacaklarına ilişkin olarak öngörülen faiz oranlarından yararlanamaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi; “Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” hükmünü havidir. Aynı Kanunun 19. maddesi gereğince bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır ve taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm olmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır. Bu bağlamda ticari temerrüt faizinin uygulanabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birisi yönünden ticari iş olması ve bu ticari işin tacir olan kişi ile tacir olmayan kişi arasında mevcut akdi ilişkiden kaynaklanması şarttır. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrasında ticari işlerde arada sözleşme olmasa bile temerrüt faizi oranının aynı Kanunun ilk maddesinde öngörülen faizden fazla olması halinde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı üzerinden temerrüt faizi talep edilebileceği öngörüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesince alacağa avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. 3. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesi ile bu madde uyarınca hazırlanan AAÜT'nin 21. maddesi uyarınca; Bölge Adliye Mahkemesince; karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ne göre hesaplama yapılması ve maktu ücretin altında kalmamak üzere vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı hesaplama ile karar verilmesi de usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava yönünden hüküm fıkrasının (1) ve (4) numaralı bentlerin çıkartılarak yerlerine sırasıyla; ''1- 80.811,85 TL ilave ağaçlandırma bedeline ilişkin alacağın ödeme tarihi olan 06.07.2017'den itibaren işleyecek 6183 sayılı Kanun kapsamında kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' ve "4- Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13. maddesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,", birleşen dava yönünden hüküm fıkrasının (1) ve (4) numaralı bentlerin çıkartılarak yerlerine sırasıyla; "1- 608.473,77 TL ilave ağaçlandırma bedeline ilişkin alacağın ödeme tarihi 25.07.2017'den itibaren işleyecek 6183 sayılı Kanun kapsamında kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ve "4- Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13. maddesi uyarınca hesaplanan 95.271,07 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," bentlerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5012, K. 2026/2208, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5012-e-2026-2208-k-4216ede61d92