Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4571 E. 2026/559 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4571
- Karar No
- 2026/559
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/540 E., 2025/1260 K. ASIL DAVADA BİRLEŞEN DAVADA DAVA TARİHLERİ : 04.12.2015 - 10.07.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/358 E., 2024/368 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen asıl davada davacılar ve birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı ... vekili Avukat ... asıl ve birleşen davada davalılar ... vekili Avukat ... ve diğer davalı ... Tic. A.Ş. vekili Avukat ... ile davalı ...Ş. vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; davacılardan ...'nın 13.07.2014 tarihinde davalılardan ...'un gerçekleştirdiği sezeryan ameliyatla 37 haftalık olarak bebek ...'yı dünyaya getirdiğini, bebeğin felçli doğduğunu, davalılardan ... ve ...'nin hamilelik kontrollerinde, yapılan tetkik ve incelemelerde gerekli özeni göstermediğini, kusurlu olduklarını, ikili üçlü tarama testlerinin doğru değerlendirilmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla davacı ... için toplam 4.000,00 TL maddi tazminatın ve davacılar (baba) ... için 25.000,00 TL, (anne) ... için 25.000,00 TL, ... için 40.000,00 TL ve (kardeş) ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın, ihmalin gerçekleştiği 12.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; yukarıda açıklanan aynı sebeplerle bakıcı giderleri için 15.644.533,67 TL, ağır bedensel zararlar nedeniyle ileride mesleki hayatına dair çalışma gücünün sürekli olarak kaybı nedeniyle 13.373.905,87 TL olmak üzere toplamda 29.018.439,54 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalılar vekilleri; davacının tespit edilen sağlık durumu ile ilgili kendisine düşük ve erken doğum riskleri, gelişme geriliği ya da bebeğin içeride bulunduğu sıvının erken dönemde azalma gibi riskleri olduğu davalı Dr. ... tarafından anlatıldığını, sonrasında rutin 1 ve 2. trimester tarama testleri istenen hastada, 1. trimester testinin tamamen normal iken 2. trimester testi, 3'lü tarama testinde nöral tüp defekti riskinde artma olduğunu düşündüren AFP değerinin çok yüksek ve riskinde 1/5 olduğunun görüldüğünü, davalı doktor tarafından hastaya, üçlü testinde nöral tüp defektli bebek doğurma riskinde ileri derecede artış olduğu bunun için kendisine "amniyosentez" yapılması gerektiğini, bu işlemle alınan sıvının ABD'de bir labaratuara gönderilerek amniyon sıvısında Asetil Kolin Esteraz adlı maddeye bakılacağı bu maddenin amniyon sıvısında artması açık Nöral Tüp Defekti riskini düşüreceğini detaylı olarak anlattığını, hastanın bizzat kendisinin bu bebeğe gebe kalabilmek için 4 kez myom ameliyatı olduğunu ve güçlükle gebe kalabildiğini, davacının bu bebeği her ne olursa olsun doğuracağını, o nedenle de amniyosentez yaptıracağını söylediğini, davacının eşinin de aynı hususları tekrarladığını, tüm amniyosentez yaptırması önerilen ve bilgilendirilen hastalara ve yakınlara imzalatılan aydınlatılmış onam formunu bebeğin doğmasını istediklerini beyan ederek reddettiklerini, davacının sezeryan ile doğum yaptığını, dolayısıyla dava dilekçesinde yazılı iddiaların tamamının tıbbi gerçeklerden uzak olduğunu, davalılardan Dr. ...'nun 8 yıldır diğer davalı hastanede radyoloji uzmanı olarak görev yaptığını, yılda ortalama 1000 hamile kadının ayrıntılı ultrasonografi tetkikini yaptığını, davalılar tarafından hastalara verilen raporda yazılı olarak ve ayrıca sözlü olarak bildirildiğini, davalı Dr. ...'na da atfı kabil bir kusur bulunmadığını, dolayısıyla Hastanenin de kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir. 2. Birleşen davada hastane vekili; davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutmadan ıslah ettiğini, bakiye kısmı için ek dava açma hakkı bulunmadığını, birleşen dava ile talep edilen tutarın zamanaşımına uğradığını, davalı hastanenin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Birleşen davada ... vekili; davacı küçüğün doğumunun 13.07.2014 tarihinde davalı Hastanede gerçekleştirdiğini, doğum sonrası davacı küçükte fark edilen anomaliler neticesinde küçüğün başka bir hastaneye sevk edildiğini, davacının doğumdan sonraki 48 saat içinde ilk operasyona girdiğini ve akabinde 4 farklı operasyon geçirdiğini, ilk davanın kısmi dava şeklinde açıldığını, 5 yıllık zamanaşımı süresini geçtiğini, davalının kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
4. Birleşen davada davalı ... vekili; davalı hekimlerin tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçelerinin bulunmadığını, dava konusu edilen durumda davalı hekimin kusurlu işlemi veya özensizliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu olay ile ilgili teknik inceleme gerektiğini, tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, şirketçe düzenlenmiş olan dava konusu talebe teminat sağlayan poliçe bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davada, davacı ...'nın 13.07.2014 tarihinde davalılardan ...'un gerçekleştirdiği sezeryan ameliyatı ile 37 haftalık olarak bebek ...'yı dünyaya getirdiği, gebelik süresince anomali sebebiyle o bölgedeki sinirlerin gelişmemesi ve doğum esnasında omirilik sinirlerinin zedelenmesi sebebiyle yeni doğanın bel altının tutmayacağını, bel altındaki sinirlerin oluşmadığı dolayısıyla felç olduğunun öğrenildiği, bebek ... için tazminat talebinde bulunulduğu, anne ...'nın 2'li testinin normal olduğu, radyoloji uzmanı tarafından yapılan obstetrik USG'de gros fetal anomali saptandığı, gebeliğin 19. haftasında radyoloji uzmanı tarafından yapılan rutin obstetrik takip incelemesinde spinal füzyon anomalisinin tespit edilemeyeceği, intrauterin döneminde meningomyelosel tanısı konsa da intrauterin herhangi bir tedavisinin olmadığının tespit edildiği, ... Hastanesi 10.02.2014 örnek alım tarihli Serum AFP değeri 3,3 MoM olduğu, bu değer sonrası ultrason yapılmışsa da açıklanamayan yüksek AFP değeri araştırılmasına yönelik herhangi bir öneride bulunulmadığı, şahsa herhangi bir tetkik (amniyosentez, anne kanında fetal DNA vb) yapılmadığı, savunmada belirtilen bilgilendirmenin yazılı olarak yapılmadığı, sadece sözel olarak bilgilendirme yapılmış olabileceği, bilgilendirme yapıldığına dair herhangi bir yazılı aydınlatılmış onam bulunmadığı, davacı tarafa yapıldığı belirtilen bilgilendirmeden sonra yazılı onamı kabul etmediğinin belirtildiği; önerilen ileri tanı testlerini kabul etmediklerine dair herhangi bir tutanak ya da tıbbi evrağın imza altına alınmamış olduğunun anlaşıldığı, sonuç olarak kadın doğum uzmanı tarafından yapılan tanı ve tedavinin uygun standartlarda olmadığı, takiplerinin eksik yapılmış olduğu, yüksek maternal AFP değerinin araştırılmadan takip edildiği, uygulanan işlemlerin bilimsel tıp kurallarına uygun olmadığı, takibi yapan davalı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. ...'ın yaptığı tıbbi uygulama ve tetkik ve tedavi işlemlerinde kusurlu olduğu, davalı hastanenin ise adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında davalı doktor ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, diğer davalı ...'nin ise kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı, davacıların manevi zarara da uğradığı, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirilmede; dava tarihinin 10.07.2024 olduğu ve esas dava da Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı akabinde alınan aktüerya bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah edilen miktar haricinde kalan kısım yönünden ek dava açıldığı, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesi olduğu, 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, davacının zararın niteliği ve kapsamına ilişkin 24.05.2017 tarihli ... Üniversitesi Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından alınan rapor ile öğrendiği, ayrıca yine ... Üniversitesi Adli Tıp Kurumu'nun kusur değerlendirilmesinin aynı tarihli ayrı bir rapor ile değerlendirildiği, bu tarihte davacının zararı öğrendiğinin kabulü gerektiği, 5 yıllık zamanaşımı süresinin 24.05.2017 tarihinde başladığı, davacının ise ek davayı 10.07.2024 tarihinde açtığı, bu nedenle davalılardan ... ve ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin zamanaşımı itirazının yerinde olduğu, davalı ... yönünden ise, zamanaşımı itirazının bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davalı ... yönünden davanın reddine, tedavi giderleri için talep edilen 2.000,00 TL yönünden davanın reddine, bakıcı gideri toplamı 1.213.063,93 TL'nin 1.000,00 TL'sinin doğum tarihi olan 03.07.2014 tarihinden itibaren, bakiye 1.212.063,93 TL'sinin ıslah tarihi olan 12.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Sağlık Hizmetleri Tur. İnş. ve Tic. A.Ş.den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 25.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 40.000,00 TL ve ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın doğum tarihi olan 03.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Sağlık Hizmetleri Tur. İnş. ve Tic. A.Ş.den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, tavzih kararı ile sehven hüküm kısmında unutulan meslekten kazanma gücü kaybı ile ilgili olarak "Esas davada çalışma gücü kaybı bedeli olan 928.628,23 TL'nin 1.000,00 TL'sinin doğum tarihi olan 03.07.2014 tarihinden itibaren, bakiye 927.628,23 TL'sinin ıslah tarihi olan 12.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Sağlık Hizmetleri Tur. İnş. ve Tic. A.Ş.den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine," karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ıslah ile artırılan maddi tazminat tutarının doğum tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiği, manevi tazminatlar yönünden 16.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 15.000,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, davacı çocuğun 13.07.2014 tarihinde doğduğu, davacıların zararın niteliği ve kapsamını 24.05.2017 tarihli ... Üniversitesi Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından alınan rapor ile öğrendiği, bu tarihten itibaren birleşen dava tarihi 10.07.2024 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, aynı şekilde ceza zamanaşımı süresinin de olay tarihinden başlayacağı görülmekle, çocuğun doğumu ve birleşen dava tarihi arasında 8 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle, davalı Hastane, ..., ve ... Sigorta A.Ş. vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, Mahkemenin 13.11.20 24... .02.2025 tarihli tavzih kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, bakıcı gideri toplamı 1.213.063,93 TL'nin doğum tarihi olan 13.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Sağlık Hizmetleri Tur. İnş. ve Tic. A.Ş.den müştereken ve müteselsilen tahsiline, asıl davada çalışma gücü kaybı bedeli olan 928.628,23 TL'nin 13.07.2014 doğum tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Sağlık Hizmetleri Tur. İnş. ve Tic. A.Ş.den müştereken ve müteselsilen tahsiline, baba ... için 25.000,00 TL, anne ... için 25.000,00 TL, ... için 40.000,00 TL ve kardeş ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın doğum tarihi olan 13.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Sağlık Hizmetleri Tur. İnş. ve Tic. A.Ş.den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... yönünden davanın reddine, tedavi giderleri için talep edilen 2.000,00 TL yönünden davanın reddine, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davalı ... yönünden poliçe limitiyle sınırlı 400.000,00 TL'nin 13.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, davanın davalılar ... ve ... Sağlık Hizmetleri Tur. İnş. ve Tic. A.Ş. yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar, davalılar ... Sigorta A.Ş., Hastane, ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili; tüm davalıların sorumluluğu olduğunu, davalılar tarafından tüm gebelik süresince teşhis konamadığını, müvekkil anneye hiç bir suretle amniyosentez önerilmediğini, üçlü tarama test sonucunun altına el yazısı ile sonradan yazdıkları "amniyosentez önerildi, risk anlatıldı." ibaresinin evrensel tıp anlamında aydınlatılmış onam olarak kabul edilemeyeceğini, nöral tüp defekti tanısının evrensel tıp standartları uyarınca amniyosentez ile değil ultrasonografik görüntüleme ile konulabileceğini, tedavi giderlerine hükmedilmediğini, faize ihmalin gerçekleştiği muayene tarihi itibarıyla hükmedilmesi gerektiğini, birleşen davanın zamanaşımına uğramadığını, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, müterafik kusurları bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili; müvekkilinin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini, kusurunun bulunmadığını, davacıların müterafik kusuru olduğunu, tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davalı Hastane vekili; kusurlarının bulunmadığını, davacıların bilirkişi raporuna itirazı bulunmadığından PMF 1931 tablosuna göre tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 4. Davalı ... vekili, geçerli bir poliçe olmadığından zamanaşımı itirazında bulunulmadığını, Mahkemece geçerli poliçe olup olmadığı hususunun araştırılmadığını, bilirkişi raporlarının tümünde davalı doktorun kusursuz olduğu şeklinde tespit edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada vekalet ilişkisinden kaynaklı davalıların özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere göre; davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Eldeki davada, davacı ..., 13.07.2014 tarihinde davalı Dr. ...'un gerçekleştirdiği sezaryen ameliyatı ile 37 haftalık olarak davacı bebek ...'yı dünyaya getirmiş, doğum sonrası, yeni doğanın bel altının tutmayacağı, bel altındaki sinirlerin oluşmadığı dolayısıyla bebeğin Nöral Tüp Defekti ile doğduğu öğrenilmiş olup, gebelik süresince aydınlatılmadığı ve davalıların kusurlu olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuştur. Anne ...'nın gebelik sürecinde 2'li testinin normal olduğu, 10.02.2014 tarihli 3'lü tarama testinde ise gebeliğin 15 haftalık 6 günlük olduğu, "MoM: 3.88, Yorum: Açık Spina Bifida, Yüksek risk. Maternal serum AFP değeri bu gebelik yaşı için oldukça yüksek" olarak tespit edildiği görülmüştür. Davalı Kadın Doğum Uz. Dr. ...'un ayrıntılı ultrasona yönlendirmesi ile davacı anne ...'ya, 04.03.2014 tarihinde davalı Radyoloji Uz.Dr. ... tarafından yapılan Obstetrik USG'de gros fetal anomali saptanmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, ayrıntılı ultrasonda her zaman bu anomalinin tespit edilemeyebileceğini, bu nedenle davalı Dr. ...'nin kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Davacılar, davalı doktorların yanlış tedavi ve teşhis uyguladığını, kendilerinin detaylı ultrason ve amniyosentez hususlarında aydınlatılmadığını, 3'lü test sonucuna elle yazı yazılarak tahrifat yapılmak suretiyle aydınlatma yükümlülüğünün yapıldığı savunmasının doğru olmadığını iddia etmişlerdir. Davalı Dr. ... ise, davacı annenin muayene sonuçlarında, tarafından bir risk görüldüğü için, davacı anneye detaylı ultrason yapıldığı, ultrason sonucunda ayrıca amniyosentez testi yapılmasının da önerildiği, ancak aile tarafından bu önerinin reddedildiği iddia edilmiştir. Olay tarihinde doktor ile birlikte çalışan ve davacı annenin muayene ve gebelik sürecini takip eden hemşire ...tarafından verilen beyanda, "Doktor bey onları uzun uzun mevcut riskin yüksekliği ile ilgili bilgilendirmesine rağmen hastamız olan Sayın ... Hanım, "Ben bu çocuğa gebe kalmak için defalarca ameliyat geçirdim. Riski biz de okuduk ama düşük, kanama, bebeğe iğne batması ihtimalleri de var, istemiyorum." dedi. Eşi de "Biz inançlı insanlarız, 5 aylık çocuğu her ne olursa olsun doğururuz, aldırmayız." dedi. Daha ilginci de kendisine uzattığım onam formunu imzalamayacağını, ama işlemi de yaptırmayacağını tekrarladı. O ilk kez oluyordu. Çünkü hastalar kabul etmeseler de bunu belirterek imza atıyorlardı. Doktor bey kendilerine amniyosentez yaptırmasalar bile başka bir hastaneye ya da ultrason doktoruna gidebileceklerini de söyledi. Tahlil kağıdının altına da notlar yazdı. (...) Doktor Bey'in iddia sahibi aileyi mevcut risk konusunda detaylı olarak bilgilendirerek amniyosentez bilgisi de verdiğine tanıklık ediyorum." şeklinde davacılara amniyosentez testi yapılması veya başka bir hastane, ultrason doktoruna muayene gibi alternatiflerin de önerildiği açıkça ifade edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/11-592 E., 2022/356 K. sayılı emsal ilamında; "Hekimin aydınlatma yükümlülüğünün ispatı hususunda mevzuatta bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak her tıbbî müdahalenin hukuksal açıdan kişinin vücut bütünlüğünün ihlali anlamını taşıdığı gözetildiğinde ve TMK’nin 24. maddesi gereğince kişinin müdahaleye rızasının bulunmadığına ilişkin yasal karine dolayısıyla hekimin aydınlatma yükümlülüğünde ispat yükü hekim üzerinde olmalıdır. Zira rıza, hukuka aykırılığı ortadan kaldırdığına göre rızanın bulunduğunu ve hastanın aydınlatıldığını savunan hekimin yasal karinenin aksi olan bu hususları ispatlaması gerekir. Öte yandan hekim tarafından ispat edilmesi gereken hukuksal haklılık sebebinin kapsamına hem aydınlatma yükümlülüğünün ispat edilmesi hem de mevcut riskler hakkında hastanın aydınlatılmış rızasının alınması dâhildir. Gerçekten de aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispat külfetinin hekime yüklenmesi hastanın gereği gibi aydınlatılmış olmaması halinde geçerli bir rızanın da söz konusu olmayacağı düşüncesine dayanmaktadır. Bu itibarla hasta ile hekim arasında sözleşme ilişkisi bulunsun veya bulunmasın hekimin mesleğini icra ederken göstermesi gereken özen yükümlülüğü gereğince, kendisi karşısında zayıf ve güçsüz konumda olan hastasını aydınlattığını ve hastanın aydınlatılmış rızasının alındığını ispatlaması gerekmektedir. Aydınlatma yükümlülüğünü ispat külfetinin hekim üzerinde olmasının bir diğer sebebi de hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının tıbbî açıdan gerekli olan hususlarda arşivleme ve kayıt tutma yükümlülüğünün bulunmasıdır. Bu yükümlülük her şeyden önce hekimin, teşhis ve tedavi süreci içerisinde sağlıklı karar verebilmesini ve aldığı kararları kontrol edebilmesini kolaylaştırmakta ve ayrıca yapılan işlemlerin belgelenmesini sağlamaktadır. Dolayısıyla arşivleme ve kayıt tutma yükümlülüğü hekim ve hastaların menfaatlerinin bir gereğidir. Arşivleme ve kayıt tutma yükümlülüğünün ihlali bizatihi tazminat sebebi olmasa da hasta lehine tıbbî müdahalenin yapılmadığı yönünde fiili bir karine yaratmaktadır. Bu açıdan bakıldığında da tıbben gerekli olan müdahalenin yapıldığını ispat yükü hekime düşmektedir. Türk hukukunda girişimsel bazı müdahalelerde hastanın yazılı rızasının alınması gerektiği öngörülmüş ise de aydınlatma yükümlülüğünün yazılı olarak yapılması gerektiğine ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Öte yandan Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 18. maddesi gereğince bilgi, mümkün olduğunca sade şekilde, tereddüt ve şüpheye yer verilmeden, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde verilir; hasta, tıbbî müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından tıbbî müdahale konusunda sözlü olarak bilgilendirilir. Dolayısıyla hastanın aydınlatılması sözlü ya da yazılı şekilde gerçekleştirilebilir. Başka bir deyişle hekimin hastasını aydınlatma yükümlülüğü kapsamında yazılı aydınlatma belirli ölçüde ispat kolaylığı sağlasa da şekil serbestisi söz konusudur. O hâlde aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği hususu hekim tarafından her türlü delille ispatlanabilir. " şeklinde karar verilmiştir. Davacılar tarafından dosyaya ibraz edilen üçlü tarama testi raporunun incelenmesinde; "Açık Spina Bifida: Yüksek Risk. Maternal serum AFP değeri bu gebelik yaşı için oldukça yüksek bulunmuş olup, yüksek bir Açık Nöral Tüp Defekt riski göstermektedir. Durum ile ilgili ayrıntılı ultrason ve bazı durumlarda amniyosentezi içeren ileri düzey danışmanlık tavsiye edilir." şeklinde yazıldığı görülmüştür. Davalı Hastane tarafından sunulan üçlü tarama testi raporunun ise davacının sunduğu rapor ile aynı olduğu, farklı olarak el yazısı ile raporun son kısmına "Konuşularak hastaya amniyosentez önerildi... (okunamadı) anlatıldı" yazıldığı, davacıların iddiasının, bu ibarelerin raporda tahrifat yapılması suretiyle sonradan eklendiği yönünde olduğu, ne var ki el ile yazılan hususların sonradan eklendiği kabul edilse dahi, raporun yorum kısmında "Açık Spina Bifida: Yüksek Risk. Maternal serum AFP değeri bu gebelik yaşı için oldukça yüksek bulunmuş olup, yüksek bir Açık Nöral Tüp Defekt riski göstermektedir. Durum ile ilgili ayrıntılı ultrason ve bazı durumlarda amniyosentezi içeren ileri düzey danışmanlık tavsiye edilir." şeklinde belirtildiğinden, yukarıda açıklanan emsal Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca şekle bağlı olmayan aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği kabul edilmelidir. Ayrıca davalı Dr. ...'un bu test sonucu ile kalmayıp, davacı anneyi ayrıntılı ultrasona yönlendirdiği, bu ultrasonun sonucunda bebekte bir anomali saptanmadığı da belirtilmiştir. Amniyosentezin yapılması halinde ise düşük riski bulunduğundan, hasta bu testi yaptırması hususunda hekim tarafından zorlanamayacaktır. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı, davalı doktorun yanında bulunan hemşirenin beyanları, üçlü tarama testinin "yorum" kısmında yapılan tavsiye ve değerlendirme dikkate alındığında, davalı doktor tarafından aydınlatmanın yapıldığı, kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, asıl ve birleşen davaların tümden reddi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalılar ....Sigorta, ...A.Ş. ve ...'a verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.