Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3941 E. 2026/406 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3941
- Karar No
- 2026/406
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/930 E., 2025/1311 K. DAVA TARİHİ : 16.09.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/206 E., 2022/23 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asil; ...'in sahibi dava dışı ...'e 100.000 USD borç verdiğini, ancak ...'in 10 Ağustos 2016 yılında yaşamına son verdiğini, davalının, kardeşinin ölümünden sonra mirasçılarla görüşüp şirketi borçlarıyla birlikte almayı kabul ettiğini, bu kapsamda davalının avukatına hazırlattığı devir sözleşmesinde de alacaklılar arasında kendisinin de 100.000 USD dolar alacaklı olarak belirtildiğini, şirket devrinin yapılmasına ilişkin 27.01.2017 tarihli düzenlenen protokolü davalının devralan olarak imzaladığını, sonrasında döviz şirketinin 27.01.2017 tarihi itibariyle davalıya geçtiğini, ancak davalının sözleşmede yer alan ve tarafına ödenmesi gereken 100.000 USD ödemediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 830.000,00 TL (100.000 USD) alacağının döviz kurlarında meydana gelebilecek değişiklikler de nazara alınarak dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı ile aralarında alacak-borç ilişkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ile ... mirasçıları arasında yapılan ve davacının da şahit olarak bulunduğu sözleşmenin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 196. maddesi anlamında borcun üstlenilmesi sözleşmesi olduğu, söz konusu sözleşme uyarınca 100.000 USD borcun davacıya ödenmesi gerektiği, 100.000 USD'nin dava tarihi itibariyle değerinin 843.000,00 TL olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince 830.000,00 TL yönünden davanın kabulünün gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 830.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2023 tarihli kararıyla; 27.01.2017 tarihli sözleşmede davalının, davacının müteveffa ...'ten olan 100.000 USD alacağını ödemeyi üstlendiği, öte yandan davacının şikayeti üzerine yapılan soruşturmada, davalının Bornova Karakolunda verdiği 17.05.2021 tarihli ifadesinde dava konusu borcu kabul ettiği, 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesine göre konusu para olan borcun ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmesi hâlinde, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebileceği, davacının talepte bulunurken kullanmış olduğu kelimeler ile ortaya koyduğu irade uyarınca davacının yasadan kaynaklanan seçimlik hakkı doğrultusunda alacağının TL cinsinden mi yoksa USD cinsinden mi talepte bulunduğunun belirlenmesi gerektiği, davacı tarafın açıkça 100.000 USD karşılığı 830.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsilini istediği, davacının seçimlik hakkını TL cinsinden yaptığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 12.03.2024 tarihli ilamla; somut olayda, İlk Derece Mahkemesince dava tarihi itibariyle T.C. Merkez Bankası verilerinde dolar kurunun TL olarak alış için 8,43 TL, satış kurunun ise 8,44 TL olduğu, 100.000 USD'nin dava tarihi itibariyle değerinin 843.000,00 TL olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereğince 830.000,00 TL yönünden talep kabul edilerek hüküm kurulmuş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince davacının talepte bulunurken kullanmış olduğu kelimeler ile ortaya koyduğu irade uyarınca, davacının yasadan kaynaklanan seçimlik hakkı doğrultusunda, alacağının TL cinsinden mi yoksa USD cinsinden mi talepte bulunduğunun belirlenmesi gerektiği, davacı taraf açıkça 100.000 USD karşılığı 830.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiş olmakla, davacının seçimlik hakkını TL cinsinden yapmış olduğunun kabul edilerek davacının istinaf başvurusunun karar gerekçesi değiştirilmek suretiyle esastan reddine dair karar verilmesinin usule aykırı olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen dahi olsa kabul edildiği durumlarda öncelikle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi, ardından yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin 02.07.2024 tarihli kararıyla; 27.01.2017 tarihli sözleşmede davalı, davacının müteveffa ...'ten olan 100.000 USD alacağını ödemeyi üstlendiği, davalı tarafın, davacının dayandığı sözleşme uyarınca muris ... mirasçılarının taşınmaz devir borcunu ifa etmediklerini, bu hususta İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2017/583 E., 2019/204 K. sayılı davayı açmış olduğunu ileri sürmüş ise de, bu hususun davalı ile dava dışı ... mirasçıları arasındaki iç ilişki olduğu, davalı tarafın iç ilişkide ortaya çıkan uyuşmazlığı ileri sürerek davacıya karşı üstlendiği ifa borcundan kaçınamayacağı, davalı taraf davacının şikayeti üzerine yapılan soruşturmada Bornova Karakolunda vermiş olduğu 17.05.2021 tarihli ifadesinde "...alacaklılardan ...'e paranın tamamını ödeyemedim, şahıs paranın tamamını aynı anda istediği için ödeyemedim, maddi durumunun müsait olduğunda parça parça ödeyeceğim...." şeklinde beyanda bulunduğu, davalı tarafın bu beyanının mahkeme dışı ikrar olduğu, ifade veren davalı ile ilgili kolluk görevlilerince imzalanan resmi ifade tutanağıyla ispatlanan mahkeme dışı ikrar ile de davalı tarafın dava konusu borcu kabul ettiği, davacı tarafın dava dilekçesinde alacağını USD cinsinden talep ettiği, ancak Mahkemece TL cinsinden alacağa hükmedildiğini ileri sürerek istinaf itirazında bulunduğu, 6098 sayılı TürK Borçlar Kanunu'nun 99. maddesine göre, konusu para olan borcun ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmesi hâlinde, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebileceği, somut olayda; davacı tarafın dava dilekçesinin istem bölümünde "...830 Bin TL(100 Bin Dolar) alacağımın döviz kurlarında meydana gelebilecek değişiklikler de nazara alınarak fazlaya dair haklarım saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline...." şeklinde talepte bulunduğu, davacının talepte bulunurken kullanmış olduğu kelimeler ile ortaya koyduğu irade uyarınca davacının yasadan kaynaklanan seçimlik hakkı doğrultusunda alacağının TL cinsinden mi yoksa USD cinsinden mi talepte bulunduğunun belirlenmesi gerektiği, davacı tarafın açıkça 100.000 USD karşılığı 830.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsilini istediği, davacının seçimlik hakkını TL cinsinden yapmış olduğu, bu doğrultuda İlk Derece Mahkemesince davacı alacağının TL cinsinden hüküm altına alınmış olmasının doğru olduğu, davacının bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davacı ve davalının istinaf başvurularının kabulü ile; kararın düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve yeniden davanın kabulüne, 830.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. 3. Dairece verilen 14.04.2025 tarihli ilamla; davacının, dava açarken fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak 830.000,00 TL (100.000,00 Dolar) alacağının döviz kurlarında meydana gelebilecek değişiklikler de nazara alınarak dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istediği, Mahkemece davacının döviz cinsinden talep bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeye dayalı olarak Türk parası üzerinden hüküm tesis edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının davalıdan olan alacağını Amerikan Doları cinsinden talep ettiğinin kabulünün gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 100.000 USD'nin dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesince yabancı para cinsinden alacağa hükmedilmesine rağmen müvekkili lehine 100.000 USD'nin dava tarihindeki kur karşılığı üzerinden vekalet ücretine hükmedildiğini, vekalet ücretinin 100,000,00 USD'nin karar tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yabancı ülke parası cinsinden borcun üstlenilmesi nedeniyle alacak davasıdır. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olmasına, yabancı para alacağına ilişkin davalarda hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin tespitinde hüküm altına alınan veya reddedilen yabancı paranın dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığının dikkate alınmasının, Dairemizin yerleşmiş uygulamasına uygun olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.