Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3586 E. 2026/531 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3586
- Karar No
- 2026/531
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/625 E., 2025/958 K. DAVA TARİHİ : 22.07.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Mucur Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/335 E., 2025/14 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; tarafların, murisleri ...'den mirasçılarına intikal etmiş olan yazlık evdeki hissesini davalı annesine devretmesi, karşılığında da 150.000,00 TL nakit ile 40... plakalı aracın müvekkiline devri konusunda anlaştıklarını, devir tarihinde yazlık evin müvekkilinin hissesine düşen karşılığının 375.000,00 TL, aracın bedelinin 225.000,00 TL olarak kabul edildiğini, davalının, aracın ruhsatını ve anahtarının 1 tanesini müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin, boşanma aşamasında olduğu ve boşanma davası devam ettiği için aracın resmi devrinin daha sonra yapılmasını istediğini, davalının sözlerine güvenerek yazlık evin miras hissesinin davalıya devredildiğini, ancak davalının parayı ödemediği gibi aracı kendisinde bulunan yedek anahtarıyla istediği yere çektirdiğini ve aracın bu şekilde zapt edildiğini, müvekkilinin davalı annesi tarafından kandırıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 50.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen süresinde davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; inanç sözleşmesinin ancak yazılı delil ile kanıtlanabileceği, yemin delilinin uyuşmazlığın çözümünde kesin delil niteliği taşıdığı, davacı vekiline yemin delilinin hatırlatıldığı, 07.06.2023 tarihli celsede davalı asilin yemin ederek davacı tarafça iddia edilen hususların gerçeği yansıtmadığını beyan ettiği, İstinaf tarafından yemin delilinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine uygun şekilde eda ettirilmesi gerekçesiyle kararın kaldırılması üzerine davacı vekili müvekkilinin talimatı doğrultusunda yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiklerini beyan etmişse de 07.02.2025 tarihli celsede, davalı ve vekili tarafından, yemin deliline dayanmaktan vazgeçilmesine muvafakat edilmediğinden ve HMK'nın 196/1 uyarınca delil gösteren tarafın karşı tarafın açık izni olmadıkça o delile dayanmaktan vazgeçmesi mümkün olmadığından ara karar ile davalı asile yemin ettirilmesine karar verilmiş olup usulüne uygun şekilde davalı asilin yeniden yemin ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının inanç sözleşmesinin varlığını yazılı delil ya da karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile ispatlayamadığı, davacının, davalıya teklif ettiği yemin doğrultusunda davalının usulüne uygun olarak yemini eda ettiği, HMK’nın 225. maddesi uyarınca, yemin teklif eden tarafın, karşı taraf kabul etmeden önce yeminden vazgeçebileceği, karşı taraf kabul ettikten sonra ancak onun rızasıyla yeminden vazgeçilebileceği, kaldı ki inançlı işleme dayalı bir dava ancak yazılı delille kanıtlanabileceğinden, davacının yemin teklif etme hakkından vazgeçmesinin sonuca bir etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkilin yaptığı hisse devri, aracın kendisinden alınması, davalının açık ikrarı ve tanık beyanlarıyla sübut bulmuş olup, mahkemenin bu gerçeği yalnızca yazılı delil bulunmadığı gerekçesiyle göz ardı etmesinin, hakkaniyete ve usule açıkça aykırı olduğunu, davalının İlçe Jandarma Komutanlığından vermiş olduğu ifadesinin ikrar niteliğinde olduğunu, bu ifade yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğundan davanın tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğini, dinlenen tanıkların da davalının edimlerini ifa etmediğini açıkça beyan ettiğini, davayı ispata yarar deliller dosyada yer almasına rağmen salt davalının yemini nedeniyle davanın reddinin doğru olmadığını, usulen geçersiz bir yemin sonrasında müvekkilin yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiği hususu açıkça bildirilmesine rağmen bu beyanın yok sayıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inanç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. ve HMK'nın 190/1 maddesine göre herkes iddiasını ispatla yükümlü olup davacının davasını ispatlayamadığının anlaşılmasına ve HMK’nın 225. maddesi uyarınca, yemin teklif eden tarafın karşı taraf kabul ettikten sonra ancak onun rızasıyla yeminden vazgeçilebileceği, davalının bu vazgeçmeye muvafakat etmediğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.