Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3272 E. 2026/538 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3272
- Karar No
- 2026/538
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/271 E., 2025/833 K. DAVA TARİHİ : 01.04.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/290 E., 2023/366 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı idareye ait arsaların, Emlak Yönetim Hizmetleri ve Tic. A.Ş. tarafından düzenlenen açık arttırma şartnamesi ile satışa çıkarıldığını, müvekkili şirketin, gayrimenkullerin alımı amacıyla şartnamenin 3. maddesi uyarınca ilgili banka hesabına katılım teminatını yatırarak açık arttırmaya katıldığını ve şartnamenin 8. maddesi kapsamında 7.760.486,80 TL peşin ve geri kalan 23.281.458,20 TL'nin 24 ay vadeli olacak şekilde toplam 31.041.945,00 TL' lik vadeli fiyat teklifinde bulunduğunu, müvekkili şirketin, en yüksek teklifi veren alıcı olması nedeniyle şartnamenin 9. maddesi gereğince teklif ettiği bedel üzerinden %4'lük teminat ve %2 + KDV tutarındaki hizmet bedelini ilgili banka hesabına yatırdığını, davalı idarenin onayı ile birlikte ihalenin kesinleştiğini ve hukuki tehdit altında sözleşmeyi imzalamak zorunda bırakıldığını, müvekkili şirketin davalı idarenin şartnamede ilan edilen hükümler çerçevesinde sözleşmenin imzalanacağına güvenerek gerekli teminatları yatırarak ihaleye katıldığını, ancak davalı idarenin ihale bedeline TÜİK tarafından belirlenen Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) artış oranlarını uygulayarak müvekkili şirketten olması gerekenin çok üzerinde para tahsil ettiğini, müvekkili şirketi ciddi bir zarara uğrattığını ileri sürerek; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 107. maddesi uyarınca 100.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; web sayfalarında yapılan ilanlarda satış listesinin alıcılara imzalatılacak şartname ve dönemsel artış uygulamasına ilişkin hükümleri de ihtiva eden satış sözleşmesinin yayımlandığını, Arsa Satış Şartnamesinde (11,12,13, 14... . maddeler) “teminatların hangi hallerde alıkonulacağı” ve sözleşme akdinden önce yapılması gereken işlemlerin açık bir şekilde belirtildiğini, teminatın alıkonulması korkusuyla sözleşme akdedildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, arsa bedelinin peşin veya taksitli ödenmesi seçimlik hakkı tamamen davacıya ait olup, bedelin kredi kullanma vb. şekilde temin edilmesi davacının tasarrufunda olduğunu, bu nedenle uğradığını iddia ettiği maddi zararın idare ile akdettiği sözleşme ile illiyet bağı ya da bir ilgisi bulunmadığını, tarafların serbest iradesiyle arsa satış sözleşmesi imzalandığını savunarak; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirketin, sözleşme imzalanmadan önce yatırılan teminat ve hizmet bedellerinin davalı idarece irat olarak kaydedilerek zarara uğratılacağı gerekçesiyle sözleşmeyi imzaladığının anlaşıldığı, ihale dokümanında belirtilen şartlara aykırı sözleşme düzenlenmesinin mümkün olamayacağı, ihale şartnamesinde vade farkı uygulanacağı yönünde hüküm bulunmamasına rağmen ihale dokümanında bulunmayan ve ihaleden önce davacıya verildiği ispatlanamayan “Sözleşme Taslağı” gerekçe gösterilerek vade farkı tahsil edileceği yönünde sözleşme düzenlenmesinin İhale Yönetmeliğinin 33. maddesine aykırılık teşkil ettiği, davalı kuruma ödenmiş olan toplam vade farkı tutarı 3.331.147,27 TL'nin iade edilmesi gerektiği yönünde düzenlenen bilirkişi heyet raporunda yapılan hesaplama ve tespitlerin yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile, 100.000,00 TL'sine dava tarihinden, 3.231.147,83 TL'sine ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte toplam 3.331.147,83 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; mahkemece, davalı idarenin ihale dokümanlarında bulunmayan ve ihaleden önce davacıya verildiği ispatlanamamış "sözleşme taslağı" gerekçe gösterilerek vade farkı tahsil etmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından davalı idareye ödenen vade farkı tutarlarının iadesi isteminde haklı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alınarak; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; web sayfasında yapılan ilanlarda satış listesi, alıcılara imzalatılacak şartname ve dönemsel artış uygulamasına ilişkin hükümleri de ihtiva eden satış sözleşmesinin yayımlandığını, davacının da imzaladığı ve ilan metninde yer alan satış sözleşmesi örneği incelendiğinde anılan matbu sözleşmenin 2.6. maddesinde vade farkı uygulama esaslarının gösterildiğini, bu nedenle teminatın alıkonulması korkusuyla sözleşme akdedildiği iddiasının Türk Medeni Kanunu 2/2. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğinden sözleşme hükümleri ile bağlı bulunduğunu, arsa bedelinin peşin veya taksitli ödenmesi seçimlik hakkının tamamen davacıya ait olduğunu, bedelin kredi kullanma vb. şekilde temin edilmesinin davacının tasarrufunda olan bir durum olması nedeniyle iddia edilen maddi zararın, akdedilen sözleşme ile illiyet bağı ya da bir ilgisinin bulunmadığını, tarafların serbest iradesiyle arsa satış sözleşmesi imzalandığını ve davacı tarafça da kabul edildiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihale şartnamesine aykırı olarak tahsil edilen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle arsa açık arttırma ve satış şartnamesinde yer almamasına rağmen satış sözleşmesinde vadeli teklif bedeline vade farkı uygulamasına ilişkin hüküm bulunduğu, bu hükmün davacıyı bağlamayacağı, bu nedenle şartnameye aykırı olarak davacıdan vade farkı alındığı ve iadesinin gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve yeterli olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.