Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3328 E. 2026/537 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3328
Karar No
2026/537
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/945 E., 2025/836 K. DAVA TARİHİ : 15.10.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/573 E., 2023/534 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; .... Kentsel Yenileme Projesi kapsamında, müvekkili ile idare arasında muvafakat senedi düzenlendiğini, muvafakat senedine göre müvekkilinin maliki olduğu inşaat alanı ile üzerindeki muhdesatın bedelinin karşılığı olarak müvekkiline 2 adet 75 m² ticaret inşaat alanı verileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin eksik olan 42,98 m²'lik inşaat alanı karşılığı da m² birim fiyatı olarak 3.000,00 TL üzerinden şerefiyesiz olarak 128.940,00 TL borçlandığını, sözleşmenin 2010 yılında gerçekleştiğini, ancak konut ve işyerlerinin tesliminin geciktiğini, ayrıca taşınmazın tesliminde ayıplı ve eksik ifaların söz konusu olduğunu ileri sürerek; muvafakat senedi niteliğindeki sözleşmeden dönülmesine ve bu dönme sebebiyle menfi zararların tazminine, güncel ihale ve rayiç bedeller üzerinden bilirkişi marifetiyle hesaplanacak bedelin ödenmesine, şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline, bu talebin reddedilmesi halinde müvekkiline ait taşınmaz ile muhdesata karşılık gelen konut ve ticaret alanı m² miktarının tam olarak tespiti ile m² birim fiyatı üzerinden yasal faiziyle birlikte şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesine, aksi halde güncel kamulaştırma bedeli üzerinden belirlenecek bedelin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davalı idarece kentsel dönüşüm ve gelişim projelerinde hak sahibi konut/işyeri belirlenmesine yönelik kura çekilişi sonucu adına çıkan taşınmazı teslim alması, aksi halde almaması halinde imzalı muvafakat senedinin tek taraflı feshedileceğinin bildirildiğini, gayrimenkul satış sözleşmesi imzalamak sureti ile bahse konu bağımsız bölümlerin alınmaması halinde kişi adına çıkan konut/işyeri hakkı iptal edilmek sureti ile kişi adına belirlenerek mahsuplaşmaya konu peşinat bedellerine göre ödemelerin müvekkili idare tarafından yapıldığını belirterek ; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından sözleşmenin kat karşılığı inşaat sözleşmesi ya da taşınmaz satış vaadi sözleşmesi gibi bir sözleşme olmaması nedeniyle dava tarihinde rayiç değerinin istenemeyeceği, terditli taleplerden ikincisi uyarınca da zarar istenemeyeceği, sözleşmedeki hesap yönteminin davacıya düşecek taşınmazlar için davacının borçlanacağı rakamlarının belirlenmesi için kullanıldığı, dolayısıyla davacının ancak kamulaştırma değeri kadar tazminat talebinde bulunabileceği gerekçesiyle; davanın kabulüyle, davacının alacağının 784.645,68 TL olduğunun tespiti ile taleple bağlı kalınarak 563.563,00 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; kentsel dönüşüm projelerinde, muvafakat senetlerinde de belirtildiği üzere hak sahibinin esas sözleşmeyi imzalanması ile sürecin tamamlandığı, dava konusu olayda esas (ana) sözleşme henüz imzalanmadan tarafların rızai olarak sözleşmeyi feshettikleri, sözleşmeden dönme halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 125. madde gereği davacı sadece arsa değeri ile yapı muhdesat değerini talep edebileceğinden İlk Derece Mahkemesince sözleşmeden dönmenin bildirildiği davacı noter ihtar tarihi itibariyle taşınmaz ve muhdesat değerinin tesbiti yönündeki kabulü doğru ise de davacının dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde faiz talebi bulunmadığından faize hükmedilerek davacının talep edebileceği bedelin belirlenmesi suretiyle hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı, bu halde mahkemece hükme dayanak alınan 12.09.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda davacıya ait arsa ve muhdesata ilişkin belirlenen bedel 582.970,00 TL olup bu bedelin davacının sözleşmeden dönme halinde davalıdan talep edebileceği bedel olduğu, aynı davada birden fazla ıslah talebinde bulunulamayacağından davacının 25.11.2023 tarihli ıslah talepli dilekçesinin kabul edilmeyeceğine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kabulü yerinde olup davacı tarafça açılan davanın taleple bağlı kalınarak 563.563,00 TL üzerinden kabul kararı vermek gerektiği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden davanın kabulü ile davacının alacağının 582.970,00 TL olduğunun tespiti ile taleple bağlı kalınarak 563.563,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili; muvafakat senedinin taraflar arasında imzalanmış bir satış sözleşmesi gibi değerlendirilemeyeceğini, davacıya/hak sahibine isabet edecek bağımsız bölümler kur'a neticesinde belirleneceği için kur'a sonucunda isabet edecek bağımsız bölümün şerefiye farkının da kur'adan sonra belirlendiğini, kentsel yenileme projelerinde teslim için makul sürenin söz konusu olmayacağı yönünde yargıtay ve emsal kararlar bulunduğunu, projenin yüklenicisi firma ile müvekkil arasında imzalanan inşaat sözleşmesindeki teslim süresi davacı için bir hak bahşetmeyeceğini, bu sözleşmede belirlenen inşaatın teslim süresi baz alınarak davacının geç teslim tazminatı almaya hak kazanamayacağını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davacı vekili; terditli talepleri değerlendirilmeden karar verildiğini, sözleşmeden ifadan beklenilen ekonomik yararın ortadan kalkması sebebiyle ihtarname gönderilerek dönme iradesinin ortaya konulduğunu, sözleşmeye hiçbir ihtirazi kayıt konulmasına da müsaade edilmediğini, müvekkilinin bu husustaki ihtirazi kayıtlarının da 30.10.2018 tarihli ihtarnamesiyle bildirildiğini, imzalanan muvafakat senetlerinde sözleşmeye konu taşınmazların devrinde doğacak KDV'nin müvekkilce ödeneceği ve devir esnasında taşınmazlara şerefiye payı yansıtılacağının düzenlenmediğini, hatta şerefiye bedeli konusunda muvafakat senedinin son kısmında eksik kalan inşaat alanı için yapılacak borçlanmanın doğrudan şerefiyesiz olduğu ibaresinin yer aldığını, KDV hesabında da muhammen bedel üzerinden değil maliyet bedelinden hesaplama yapılması ve davalı idarenin mülkiyetine karşılıksız geçen taşınmazın bugünkü değerinin korunarak idareden tahsil edilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden dönülmesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanan hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiği, yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3328, K. 2026/537, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3328-e-2026-537-k-032a317a4442