Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3733 E. 2026/534 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3733
Karar No
2026/534
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3843 E., 2025/1350 K. .

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl davada; müvekkillinin davalı şirketin bakım ve onarım sorumluluğunda olan panonun patlaması sonucu elektrik akımına kapılarak hayati tehlikesi doğacak şekilde yaralandığını, vücudunda %30 kadar, üçüncü dereceden yanık izleri meydana geldiğini, patlamanın meydana geldiği elektrik panosunun yerleşim alanı içesinde umuma açık olduğunu ve ilgililerce herhangi bir koruma tedbirinin alınmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi tazminat talebini 46.353,60 TL'ye yükseltmiştir. 2. Davacı vekili birleşen davada; asıl dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hususları tekrarla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; bakiye 24.102,99 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirkete atfedilecek hiçbir kusur bulunmayıp olayın tamamen davacı ve beraberindekilerin bilerek ve isteyerek ölüm tehlikesi ibaresi bulunan ve yaklaşılmaması gereken panonun dibine oturulması ve panoya temas edilmesi neticesinde meydana geldiğini, çevredeki görgü şahitlerinden alınan bilgi doğrultusunda olay yerinde bulunan üç kişiden ikisinin sırtını panoya yaslar vaziyette panonun hemen dibine konulan sandalyelere oturduğu, diğer kişinin de ayakta eli panoya dayalı vaziyette olduğunun bildirildiğini, ceza soruşturması varsa dosya arasına alınması ve sonucunun beklenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan Dicle Üniversitesinde görevli üç öğretim üyesi bilirkişiden oluşan heyetin düzenlediği raporda; davalının %75, pano üzerindeki uyarı yazısına rağmen temaslarından dolayı dava dışı şahısların %25 kusurlu olduklarının bildirildiği, davacının maluliyeti için Gaziantep Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 21.01.2021 tarihli raporun alındığı, davacının talep edebileceği tazminat miktarının hesaplanması için hesap bilirkişisinin düzenlediği ve hükme esas alınan ek raporda; davacının talep edebileceği tazminat miktarının davalı şirketin %100 kusur durumuna göre 130.597,91 TL olarak tespit edildiği, hükme esas alınan kusura ilişkin heyet raporunda davalının %75 oranında kusurlu olduğu olduğu bildirildiğinden, bu kusur oranına göre davacının talep edebileceği tazminat miktarı 97.948,43 TL olduğu gerekçesiyle; asıl davada maddi tazminat talebinin kabulü ile 46.535,60 TL'nin, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL'nin, birleşen davada maddi tazminat talebinin kabulü ile 24.102,99 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kusur tespiti yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, davalının tehlike sorumluluğu gereği kusursuz sorumlu bulunduğu, her ne kadar soruşturma aşamasında alınan kusur raporunda davacının elini panoya koyması sebebiyle asli kusurlu olduğu belirtilmiş ise de; meydana gelen olayın pano kapılarının esnemesi sonucu oluşması, davacının pano kapılarının esnemesinde herhangi bir dahlinin bulunmaması ve olay sonucu davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafça illiyet bağının kesildiğinin ispatlanamadığı, tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğu, ayrıca davalının kusursuz sorumlu olduğu ve davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı dikkate alındığında hakkaniyet indirimine yer olmadığı, davacı lehine takdir edilen manevi tazminatın yeterli olduğu, davalı dışında dayanışmalı olarak başka sorumluların da bulunmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, Mahkemece gerekçe kısmında davacının talep edebileceği tazminat miktarının davalının kusuru oranında olacağı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, davacının kendi kusuru dışında kalan tazminat miktarını, müteselsil sorumluların herhangi birini dava etmekle isteyebileceğinden dava dışı müteselsil sorumluların kusuru oranında indirim yapılarak karar verilmesinin doğru olmadığı, gerekçenin bu yönden düzeltilmesi gerektiği belirtilerek; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden asıl davada maddi tazminat talebinin kabulü ile 46.535,60 TL'nin, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL'nin, birleşen davada maddi tazminat talebinin kabulü ile 24.102,99 TL'nin maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili: İlk Derece Mahkemesince müvekkilinin talep edebileceği zararın 130.597,91 TL olarak tespit edildiğini, bu zararın tamamından hem davalı taraf hem de dava dışı olarak tespiti yapılan kişilerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu nedenle tazminatın tamamından davalının sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu, ayrıca manevi tazminatın kısmen reddi nedeniyle aleyhe vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; müvekkili şirketin dava konusu olayda bir kusuru bulunmadığını, olayda teknik hata veya bakım onarım eksikliği olmadığını, davacının yaşı ve yaşam tecrübesi gereğince üzerinde ölüm tehlikesi yazan elektrik panosunun dibine oturması ve panoya temas etmesi nedeniyle elektrik akımına kapılacağını bilebilecek yaşta olduğunu, tamamen kendi kusuruyla olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiğinden müvekkile kusur atfedilemeyeceğini, kusur ve hesap bilirkişisi raporlarının yetersiz olduğunu, bakiye ömrünün TRH-2010 tablosuna göre hesaplanmasının doğru olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın da yerinde olmadığını, tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, hükmedilen tazminatta olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin yerinde olmadığını, olayın meydana gelmesindeki kaçınılmazlık unsuru üzerinde durulmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, elektrik çarpması nedeniyle meydana gelen bedelsel zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemesince; davacının kendi kusuru dışında kalan tazminat miktarını müteselsil sorumluların herhangi birini dava etmekle isteyebileceği, dava dışı müteselsil sorumluların kusuru oranında indirim yapılarak karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek; kararın gerekçesi değiştirilmek suretiyle kaldırılması ve asıl ve birleşen dosyadaki maddi tazminat talebinin taleple bağlılık kuralına riayet edilerek kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu, Anayasa Mahkemesinin 2024/29 E. ve 2024/226 K. sayılı kararıyla manevi tazminat talepli davalarda reddedilen tutara ilişkin karşı vekalet ücreti ödenmesi uygulamasının iptal edildiği, kararın 14.03.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandığı ve yürürlük tarihinin 14.12.2025 olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle iptal kararı henüz yürürlüğe girmediğinden yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden kararda usul ve kanuna bir aykırılık bulunmadığı, hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu uygulamasının Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, dava konusu olayda TBK'nın 52. maddesinde yer alan koşulların gerçekleşmediği ve hakkaniyet indirimi yapılamayacağı anlaşılmakla, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3733, K. 2026/534, T. 10.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3733-e-2026-534-k-0a6d5b8086ce