Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2550 E. 2026/1744 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2550
Karar No
2026/1744
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2550 - 2026/1744 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2550 KARAR NO : 2026/1744

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/05/2024 NUMARASI : 2020/641 Esas, 2024/323 Karar

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. : 2- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. İHBAR OLUNANLAR : 1- ... VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ : 02/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/06/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.05.2024 tarih 2020/641 Esas 2024/323 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Olay günü olan 05/10/2018 tarihinde sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile çevreyolu istikametinden ... Caddesi üzerende seyir halinde olup ... Kafe önüne gelindiği esnada aracın sol ön kısımına; sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ... Caddesi istikametinden gelip ... Caddesi üzerenden seyir halinde olup ... Kafe önünden isimsiz sokağa dönüş yapmak istediği sırada aracın sağ ön kısmı ile çarpması neticesinde maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkili olan ...' nin ... plaka sayılı araçta yolcu konumunda olduğunu, davacı müvekkili ...' nin söz konusu kaza dolayısıyla yaralandığını, ... Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındığını, davacı müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyen "humerus alt uç kırığı kapalı" tanıları konulduğunu, davacıya ödenmesi gereken işgücü kaybından doğan 7.000,00-TL daimi maluliyet (sakatlık) tazminatın ve 100,00- TL geçici iş göremezlik tazminatının, toplamda 7.100,00-TL tazminatın; 3.500.00-TL daimi maluliyet (sakatlık) ve 50,00 -TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... Sigorta'ya başvuru tarihi olan 02/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan, 3.500.00-TL daimi maluliyet (sakatlık) ve 50,00-TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ...'na başvuru tarihi olan 31/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların müvekkili olan şirkete eksik evrak ile başvuru yaptıklarını, başvuru neticesinde ... hasar dosyası açılmışsa da müvekkili olan şirket tarafından istenilen belgeler iletilmeden işbu davanın açıldığı, müvekkili olan şirket tarafından istenilen evraklar, tazminat hesabı için zaruri evraklar olduğunu, bu doğrultuda, davacı taraf gerekli belgeleri müvekkili olan şirkete ibraz etmemek ve ödeme süresinin dolmasını beklememekle, kanunda belirtilen başvuru şartını yerine getirmemiş olduğundan dava ikame etme hakkının bulunmadığını, davacı tarafından iletilen evraklar doğrultusunda maluliyet tespit edilmediğini, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı araç, müvekkili olan şirkete ... nolu 17/03/2018-30.10.2018 tarihleri arasında Zorunlu Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, işbu poliçelerden dolayı sorumlulukları, sigortalının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda şahıs başına azami 390.000-TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat poliçe kapsamı dışında olduğunu, arabuluculuğa ve sigorta şirketine başvuru şartı usulünce yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine, müvekkili olan şirketin davanın açılmasına sebebiyet vermediği için masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayda alınan kesinleşmiş bir kesin ve kalıcı maluliyet hakkında sağlık raporunun olmadığını, maluliyetin kaza sonucunda oluştuğunun anlaşılmasının mümkün olmadığını, maluliyete sebebiyet veren başka bir olayın mevcut olması dava konusu olayda illiyet bağını keseceğini, dosyadan alınacak bilirkişi raporu ile trafik uzmanları ve uzman hukukçudan oluşacak bilirkişi kurulu tarafından, hem trafik kurallarına aykırı davranışlar incelenmeli hem de bu davranışların zararın doğumunda ne derece etken oldukları araştırılıp nedensellik bağının irdelenmesi gerektiğini, ..., kapsamına giren kazalarda zorunlu sigortaların sağladığı güvencelerden yoksun kalınması nedeniyle kişilerin uğrayacakları bedeni zararların karşılanması amacıyla kurulduğunu, ...'na başvuruda eğer sürekli sakatlık var ise dilekçede belirtilen belgeler istenmekte ve başvuru komisyonca değerlendirmeye alındığını, bu nedenle başvurucu/davacı tarafından başvuru evraklarının eksiklikleri giderilmesi talep edildiğini, ..., kapsamına giren kazalarda zorunlu sigortaların sağladığı güvencelerden yoksun kalınması nedeniyle kişilerin uğrayacakları bedeni zararların karşılanması amacıyla kurulduğunu, ayrıca kazaya karışan araç malikinin kusurlu bulunması halinde, herhangi bir ödeme sorumluluğu doğduğu taktirde rücu edileceğinden davanın sürücü ... ve malik ...' e ihbar edilmesi gerektiğini, mahkememizin, iddia edildiği üzere dava konusu trafik kazasına sebebiyet veren araçlar için kusur incelemesi yaptırması gerektiğini, davanın öncelikle usulden reddine mahkememiz aksi kanaatteyse esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya tahmiline; karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacı vekili 7.100,00 TL olarak talep etmiş oldukları miktarı 17.01.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile 457.625,20 TL'ye çıkararak ıslah etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 14.05.2024 TARİHLİ KARARI: Tüm dosya muhteviyatı birlikte değerlendirildiğinde 05/10/2018 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde davacı tarafından talep edilen geçici ve sürekli iş görmezlik tazminatı hususlarında bilirkişi raporları ile yapılan hesaplamaların ve tespitlerin hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu anlaşıldığından davacının davasının kabulüne karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı ... Sigorta vekili istinaf dilekçesinde özetle; Maluliyet raporların arasındaki çelişkinin giderilmeden eksik inceleme ile karar verilmesini kabul etmediklerini, maluliyet oranının yanlış belirlenmiş olması nedeniyle hatalı maluliyet raporu üzerinden karar verilmesini kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamı dışında olduğunu, davacı müvekkilinin şirkete yaptığı başvurusunda sağlık kurulu raporunu ibraz etmediğinden davanın reddinin gerektiğini, davanın kabulü halinde ise davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, temerrüt tarihi olduğu iddia edilen 15.01.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, nitekim davacı tarafın eksik evrak ile başvuruda bulunmuş olduğundan müvekkili şirketin temerrüde düşmeyeceğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından kuruma gerektiği şekilde başvuru yapılmadığını, müterafik kusur halinin bulunmasına rağmen bu hususun değerlendirmeye alınmadığını, maluliyet oranları yönünden çelişkili hususların giderilmesi gerektiğini, dosya ile ilgili olan ceza dosyasının akıbetinin belirlenmemiş, varsa kusur raporu ile çelişkili hususların değerlendirilmediğini, ... geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, müvekkili kurumun tek teminattan sorumlu olduğunu, güvence hesabının temerrüde düştüğü tarihin yanlış yorumlandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte TRH 2010 %1,8 teknik faiz uygulanması gerekirken +-10 iskonto faizli prograsif rant tekniği kullanılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalılar vekillerinin geçici iş göremezliğe yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalılar vekilleri davalıların geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını ileri sürmüş iseler de, 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi ve ... tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakla, buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271E- 2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı) Davalılar vekillerinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise yine bu dönemde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu), 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 05.10.2018 olup mahkemesince hükme esas alınan 13.01.2023 tarihli ve 357 sayılı ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film- grafileri ile tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı, davacının kalıcı maluliyetinin %20 olduğu, 4 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmüştür. Her ne kadar ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.05.2022 tarihli ve 7876 sayılı raporu ile aynı ihtisas kurulu tarafından hazırlanan 13.01.2023 tarihli rapor arasında her iki raporun da aynı yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olması nedeni ile oransal olarak fahiş oranda bir çelişki olduğu dairemizce görülmüş ise de; ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.05.2022 tarihli rapor incelendiğinde rapor içeriğinde açık bir şekilde "Adli Tıp Kurumu 2.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 26.04.2021 tarih ve 7781 nolu kararı ile şahsın muayene edilmek için kurulumuza davet edildiği ancak şahsın müracaat etmemiş olduğu, kişinin kurulumuza müracaat ettirilmesi halinde dava konusu dosyanın yeniden değerlendirileceği; Mevcut tıbbi belgelere göre;" şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Buna göre söz konusu rapor düzenlendiği sırada davacının muayene için ilgili kuruma başvurmadığı kurumun da bu nedenle dosyadaki evraklara göre maluliyet oranını belirlediği görülmüştür. Bilindiği üzere Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre kişinin maluliyet oranı belirlenirken rapor düzenleyen kurum tarafından kişinin fiziksel muayenesinin yapılması da zorunludur. Şu halde ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.05.2022 tarihli ve 7876 sayılı raporunun hükme esas alınması mümkün değildir. Öte yandan ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.05.2022 tarihli ve 7876 sayılı raporu incelendiğinde rapor içeriğinde açık bir şekilde davacının fiziksel muayenesi yapılması durumunda maluliyet durumunun tekrar değerlendirilebileceği belirtilmiş ve mevcut duruma göre maluliyet oranı belirlenmiştir. Bu nedenle söz konusu maluliyet raporundaki kalıcı iş göremezlik oranının kesin bir şekilde belirlendiğinden söz edilemez. Davacının fiziksel muayenesinin yapılması halinde oranın değişebileceği zaten rapor içeriğinde kabul edilmiştir. Bu yönü ile de bu rapora dayalı olarak karar verilemeyecektir. Yargılamanın devamındaki süreçte davacı Adli Tıp Kurumuna yeniden başvuru yapmış ve kurum tarafından fiziksel muayenesi yapılmak suretiyle davacının tüm güncel film ve grafileri, tüm tedavi evrakları incelenmiş ve buna göre davacının kaza tarihindeki geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre kalıcı iş göremezlik oranı doğru bir şekilde belirlenmiştir. Bu nedenlerle ATK 2. İhtisas Kurulunun 27.05.2022 tarihli ve 13.01.2023 tarihli raporları arasında çelişki oluştuğundan söz edilemeyecek olup mahkemesince 13/01/2023 günlü rapora göre karar verilmiş olmasında bir yanlışlık bulunmadığı kanaatine varılmış, davalılar vekillerinin maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğuna dair istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. Davalılar vekillerinin usule uygun başvuru yapılmadığına ve temerrüt tarihine yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde; Davalı ... ve ... Sigorta A.Ş. vekili kaza tarihinden önce davacının usulüne uygun bir şekilde başvuruda bulunmadığını, bu nedenle temerrüte düşmediklerini, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüşlerdir. Olay haksız fiilden kaynaklanmakta olup, sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde ya da başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. ... yönünden ise ...'na başvurunun yapıldığı tarih itibariyle temerrüte düştüğünün kabulü gerekmektedir. Buna göre, dosya kapsamı incelendiğinde davacının dava açılmadan önce davalı ...'na kaza tespit tutanağı, tutanak ifadeleri, sürücü belgesi, ruhsat, alkol raporu, adli rapor formu ve epikriz, kimlik fotokopisi, nüfus kayıt örneği, vekaletname, gelir beyanı ve maluliyet beyanı ekli 31.12.2018 tarihli başvuru dilekçesi ile usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı, davalı ... Sigorta A.Ş'ye de poliçe, kaza tespit tutanağı, tutanak ifadeleri, sürücü belgesi, ruhsat, alkol raporu, adli rapor formu ve epikriz, kimlik fotokopisi, nüfus kayıt örneği, vekaletname, gelir beyanı ve maluliyet beyanı ekli başvuru dilekçesi ile usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı ve dilekçenin 02.01.2019 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş olduğuna dair tebellüğ belgesinin dosyaya sunulmuş olduğu, buna göre davalı sigortanın 8 iş günü sonrası olarak 15.01.2019 tarihinde, davalı güvence hesabının da başvuru tarihi olan 31.12.2018 tarihinde temerrüte düştüğünün kabulü gerekmiş, mahkemece bu doğrultuda verilen hükümde isabetsizlik olmadığı görülmekle davalılar vekillerinin bu yönlü istinaf başvurularının reddi gerekmiştir. Davalı ... vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur. Yargıtay 4. H.D'nin 20.02.2023 tarihli 2021/23184 E. 2023/2035 K. Sayılı ilamı ile; "2918 sayılı Kanun'un "Sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu" kenar başlıklı 78 inci maddesi şöyledir; "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur. Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir." Dava konusu olayda; davacı ... plakalı otomobilin arka koltuğunda yolcu konumunda olup emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğu, kaza sebebiyle araç dışına fırlama olayının yaşanmadığı; sürücü ...'nin B sınıfı sürücü belgeli olduğu; sürücü alkol ölçüm sonucunun 0.00 promil olduğu; maluliyet raporunda davacının yaralanmasının sağ dirsekteki kırıktan kaynaklandığı tespit edilmekle, müterafik kusur indirimi yapılmasına yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davalı vekili, ceza dosyasının akıbetinin belirlenmemiş olduğunu, ceza dosyasındaki kusura yönelik belirlemelerin araştırılması ve çelişki olup olmadığının tespiti gerektiğini ileri sürmüş ise de, davalının delil listesinde ceza dosyasına dayanmamış olup dosya kapsamında tarafların ceza dosyasına ve numarasına ilişkin herhangi bir bilgi ve talepte bulunmadıkları görülmekle, davalı vekilinin delil olarak ilk derece yargılaması aşamasında dayanılmayan ceza dosyasının istinaf aşamasında araştırılması gerektiğine yönelik talebinin yerinde olmadığı değerlendirilmekle bu yönlü istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir. Davalı ... vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan 07.01.2024 tarihli hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı ... vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; 2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacının trafik kazası neticesinde yaralanmış olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66. maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır. Bu açıklamalara göre, kazanın 05.10.2018 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 89 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 8 yıllık zamanaşımı süresinin 05.10.2026 tarihinde dolacağı, davanın 17.10.2020 tarihinde açılmış olup, ıslah dilekçesinin de 17.01.2024 tarihinde verilmiş olduğu, buna göre davalı vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kabul edilmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... Sigorta A.Ş. Vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı ... Sigorta A.Ş. Vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 31.693,35 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 5.942,51 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 25.750,84 TL harcın davalı ...'ndan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 31.693,35 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 1.980,83 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 29.712,52 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy çokluğu ile karar verildi. 02/06/2026

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

-- MUHALEFET ŞERHİ --

Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamı incelendiğinde davacının maluliyetine ilişkin ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 2 ayrı maluliyet raporu ve ... Üniversitesi ATK'dan alınan maluliyet raporunun bulunduğu görülmektedir. Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise yine bu dönemde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu), 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Dosya kapsamına alınan 13.01.2023 tarihli ve 357 sayılı ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlendiği, davacının kalıcı maluliyetinin %20 olduğu, 4 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu anlaşılmış, yine ... Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.05.2022 tarihli ve 7876 sayılı raporun ise kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş olup kalıcı maluliyet oranı % 1 olarak belirlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre her ne kadar alınan 27.05.2022 tarihli raporda davacının bizzat ATK'da muayene edilmeksizin rapor düzenlenmiş olup 13.01.2023 tarihli aynı daireye ait raporda muayene edilerek maluliyet oranı belirlenmiş ise de her iki rapor da aynı ihtisas dairesinden alınmış olup kalıcı maluliyet oranlarının % 1 ve % 20 olarak aralarında fahiş fark bulunacak şekilde belirlenmiş olmasının raporlar arasında çelişki oluşturacağı, bu nedenle alınan 27.05.2022 tarihli maluliyet raporunun hükme esas alınarak karar verilmesinin yerinde olmadığı, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu 2.Üst Kuruluna gönderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine katılmıyorum.

¸e-imzalıdır (MUHALİF ÜYE)

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2550, K. 2026/1744, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2550-e-2026-1744-k-c3595a8020aa