İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/516 E. 2026/366 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/516
- Karar No
- 2026/366
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/516 Esas - 2026/366 T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN ... GEREKÇELİ KARAR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/516 KARAR NO : 2026/366
BAŞKAN : ... ÜYE : .... ÜYE : ... KATİP : ....
ASIL DAVA : DAVACI : ...... VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : ..... VEKİLLERİ : Av..... Av. .....
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/07/2024
BİRLEŞEN ... 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2024/600 E. SAYILI DAVA: DAVACI : ..... VEKİLLERİ : Av.... Av. .....
DAVALI : .... VEKİLİ : Av...... DAVA :Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/09/2024 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 G. K.YAZILDIĞI TARİH : 30/05/2026
Mahkememizde görülen davaların yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA İDDİA : Davacı vekili iddiasında özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında davalının ürettiği veya üreteceği polikarbon damacana suyunun dağıtımı ve satışı ile ilgili distribütörlük anlaşması yapılmak üzere görüşmelere başlandığını, davacı şirket ile davalı borçlu şirket arasında yapılan şifahi görüşmelere istinaden, davacı şirketin davalı firma ürünlerinin distribütörlüğünü üstlenmek üzere yapılan sözleşme görüşmeleri sırasında davalının banka hesabına, 27.03.2024 tarihinde 1.000.000,00-TL, 06.04.2024 tarihinde 250.000,00-TL, 16.04.2024 tarihinde 250.000,00-TL, 22.04.2024 tarihinde 160.000,00-TL, 07.05.2024 tarihinde 990.987,00-TL, 17.05.2024 tarihinde 500.000,00-TL olmak üzere toplamda 3.150.987,00-TL ödeme yapıldığını, davacı şirket tarafından son ödeme gerçekleştirildikten sonra davalı tarafça, davacı şirkete herhangi bir ürün teslimi yapılmadığını, yapılan şifahi görüşmelerde taahhüt edilen edimlerin de yerine getirilmediğini, davacı şirket ile davalı şirketin 2024 yılı başlarında distribütörlük anlaşması yapmak üzere görüşmelere başladığını, görüşmelere başlandığında davalının su analizlerinin uygun, suyun debisinin iyi olduğunu, suyun çıkarıldığı yerin ...'da olması ve distribütörlük işinin de ... ilini kapsaması sebebiyle nakliyenin ucuz olacağını, bu kapsamda damacana suyu 26 TL+KDV, bardak suyu 42 TL+KDV' ye verebileceğini ve bu fiyatların ancak, 30 Haziran 2024 tarihine kadar geçerli olduğunu ilettiğini, davacı şirketin verilen fiyat teklifi üzerine öncelikle piyasa araştırması yapılacağını, bu sürecin de yaklaşık 2-3 ay alacağını yine davalı tarafça iletilen bilgi, belge ve evraklar neticesinde işin yapılıp yapılmayacağına karar verileceğini ifade ettiğini, tarafların karşılıklı iradelerinin uyuşmaması, yapılan görüşmelerin neticelendirilememesi sebebiyle, davacı şirketin davalıdan yapmış olduğu ödemelerin iadesini talep ettiğini, davalı tarafın iadeye yanaşmadığını, yapılan ödemelere istinaden kanuna ve usule aykırı olarak geriye dönük fatura tanzim ettiğini, en fazla 7 gün geriye dönük fatura kesilebildiğinden, davalı tarafça 30.05.2024 tarihinde 23.05.2024 tarihli e-faturalar tanzim edildiğini, ilaveten, kesilen faturaların karşılığı herhangi bir ürün teslimi yapılmadığını, taraflar arasında irsaliye düzenlenmediğini, bu durumun faturada veyahut harici bir irsaliye belgesinde teslim tarihi ve irsaliye numarası bulunmaması ile sabit olduğunu, davalının davacı şirkete keserek 30.05.2024 tarihinde ... üzerinden gönderdiği faturaların; 23.05.2024 tarihli ... no'lu 990.987,00-TL bedelli e- fatura, 23.05.2024 tarihli .... no'lu 1.000.000,00-TL bedelli e-fatura, 23.05.2024 tarihli ... no'lu 500.000,00-TL bedelli e-fatura, 23.05.2024 tarihli ... no'lu 660.000,00-TL bedelli e-fatura'dan ibaret olduğunu, bu faturalara taraflarınca yasal süresi içerisinde ... 69. Noterliği nin 30 Mayıs 2024 Tarih ve .... Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ile itiraz edildiğini, itirazın aynı tarihte davalı tarafa e-tebligat yoluyla tebliğ edildiğini, taraflarınca keşide edilen ... 69. Noterliği' nin 30 Mayıs .... Tarih ve ... Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ile davalının tanzim ettiği e-faturalara itiraz edilmesine ilaveten, davalıdan ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 iş günü içerisinde davacı şirketçe yapılan ödemelerin iadesinin de talep edildiğini, ancak davalının davacı şirkete herhangi bir geri ödeme yapılmadığını, bunun üzerine 07.06.2024 tarihinde Bala İcra Dairesi'nin 2024/154 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe yapmış olduğu 10.06.2024 tarihli haksız itiraz ile takibin durdurulduğunu, borçlunun yapmış olduğu itirazın kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasında kurulmuş bir sözleşme bulunmadığından, davacı şirketçe yapılan ödemelerin davalı uhdesinde kalması davalının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiğini ve iadesinin gerektirdiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; Davalı/borçlu tarafın Bala İcra Müdürlüğü'nün 2024/154 Esas numaralı dosyasında yapılan icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 3.150.987,00-TL asıl alacak ve işleyecek avans faizi ile devamına, davalı/borçlunun itirazında haksız olduğundan, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ASIL DAVADA SAVUNMA : Davalı vekili savunmasında özetle; Davalı ile davacı şirket arasında, davalı şirketin ürettiği ve dolumunu yaptığı suların dağıtımı ve satışı ile ilgili distribütörlük anlaşması yapılması amacı ile görüşmeler yapıldığını, görüşmelerin olumlu geçtiğini ve distribütörlük sözleşmesinin şartları üzerinde anlaşılarak sözleşme ilişkisi kurulduğunu, davalı şirket tarafından davacı şirket yetkilisine gönderilen Polikarbon Distribütörlük Sözleşmesi'nin Teminat başlıklı 3. Maddesinde; "Teminat tutarı 1.000.000.-TL artı 50.000 ABD Dolarıdır. İş bu sözleşmenin imzalanması ile birlikte, Distribütör firma; teminat olarak ... Su şirketine 1.000.000. TL (bir milyon Türk Lirası ) artı 30.000 ABD Dolarını (otuz bin Amerikan Birleşik Devletleri Dolarını) nakit olarak teslim edecektir." düzenlemesinin yer aldığını, sözlü olarak sözleşmenin kurulması üzerine davacı şirketin, davalının hesabına sözleşmenin 3. Maddesi gereğince; 27.03.2024 tarihinde 1.000.000.-TL teminat bedeli gönderdiğini, sözleşme gereğince gönderilmesi gereken 50.000 ABD Doları teminat bedelinin, Türk lirası olarak 07.05.2024 tarihinde (KDV DAHİL) 990.987,00-TL ve 17.05.2024 tarihinde (KDV DAHİL) 500.000,00-TL olarak iki taksit halinde gönderildiğini, gönderilen teminat bedellerine ilişkin davalı şirket tarafından fatura kesilerek davacıya gönderildiğini, davacının faturaya bir itirazının da olmadığını, sözleşmenin sözlü olarak kurulması ve ardından gönderilen teminat bedeli ile de sözleşme kurulduğunun sabit hale gelmesi üzerine davacı şirketin davalıya; 16.04.2024 tarihinde "19 luk damacana bedeli" açıklaması ile 250.000,00-TL, 16.04.2024 tarihinde "19 luk damacana bedeli" açıklaması ile 250.000,00-TL, 22.04.2024 tarihinde “damacana bedeli" açıklaması ile 160.000,00-TL gönderdiğini, söz konusu 660.000,00 TL damacana bedeli ödemesine ilişkin davalı tarafından, davacı şirkete fatura kesilerek iletildiğini, sözleşme ilişkisi kurulması ile davacı firmanın, davalı şirkete sipariş verdiğini, sözleşmenin kurulması ve üretim giderlerinin bir kısmının davacı şirket tarafından gönderilmesinin üzerine davalının sözleşme gereğince sipariş verilen ürünlerin ham maddelerini satın alıp üretim giderlerini sağlayarak siparişleri tamamladığını, davacının iddiasının, davalı şirketçe sözleşmenin ifa edilmediği, bu nedenle bağlanma parası olarak verilen paranın iade edilmesi gerektiği olduğunu oysa ki, sözleşmenin akdedilmesi üzerine davalının sözleşme gereğince sipariş verilen ürünlerin ham maddelerini satın alıp üretim giderlerini sağlayarak siparişleri tamamladığını, tamamlanan siparişlerin anlaşmaya mutabık kalındığı üzere "Fabrika Tır Teslimi" şekliyle hazır olduğunun davacı şirkete bildirildiğini, buna rağmen, davacı şirketin geri dönüş yapacağını, ürünleri gelip alacağını bildirdiğini, ancak ürünleri teslim almaktan imtina ettiğini, davalı şirketçe üretilen ürünlerin raf ömrünün Doğal Mineralli Sular Hakkındaki Yönetmeliğin 23. Maddesi gereğince 3 ay olduğunu, ürünlerin davacı tarafından taahhüt edilen zamanda teslim alınmadığından, ürünlerin zayi olduğunu, alıcı durumundaki davacı firmanın kendi kusuru ile temerrüde düştüğünü, davalı şirketçe, sözleşme edimlerini yerine getirmesine karşın, üretilen ve teslime hazır ürünleri teslim almayarak zayi olmasına sebep olan davacının sözleşme ile üzerine düşen edimi yerine getirmediğini belirterek, haksız davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA İDDİA : Davacı vekili iddiasında özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında, müvekkilinin ürettiği ve dolumunu yaptığı suların dağıtımı ve satışı ile ilgili distribütörlük anlaşması amacı ile görüşmeler yaptığını, görüşmelerin olumlu geçtiğini, müvekkilinin distribütörü olmak istediğini sözlü olarak beyan ettiğini, distribütörlük sözleşmesinin şartları üzerinde anlaşılarak sözleşme ilişkisi kurulduğunu, sözleşme ilişkisi kurulması üzerine, müvekkili tarafından 18/03/2024 tarihinde davalı şirket yetkilisinin .... hesabına distribütörlük sözleşmesi gönderdiğini, davalı şirketin distribütörlük şartlarında mutabık olduklarını, sözleşmenin kurulduğunu, imza aşamasında ise şirket yönetim kurulu üyelerinde değişiklik yapıldıktan ve şirket adresinin yenilenmesinin ardından imzalanması arzusunda olduklarını bildirdiklerini, davalı firmanın sözleşmeyi, işin niteliği gözetildiğinde iş potansiyelinin en yoğun olduğu yaz mevsimi döneminde feshettiğini, müvekkilinin ticari kaybının normalden daha fazla olacağını, bayii ... ... ile olan bayilik sözleşmesi 08/03/2024 tarihinde feshedildiğini, diğer bayilikler ... .., . Ticaret, ... Şti, Kaya Ticaret, Ünal Ticaret ile olan bayilik sözleşmelerinin de sözleşme ilişkisinin kurulduğuna olan güven ile ve sözleşme gereğince feshedildiğini, feshedilen bayiliklere kesilen önceki tarihli faturaların bayiler tarafından iade edildiğini, sözleşmeye güvenilerek bayilik sözleşmelerini iptal eden müvekkilinin sözleşmenin de davalı tarafından feshedilmesi üzerine satış yapamadığından ciddi maddi kayıp yaşadığını belirterek, HMK 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000 TL menfi zarar ile 1.000 TL müspet zararın sözleşme fesih tarihinden itibaren işletilecek ticari reeskont faizi ile tahsilini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA SAVUNMA: Davalı vekili savunmasında özetle; Davacının, huzurdaki davasında iddia ettiği zararları hakkında hiçbir açıklama yapmadığını, zararların nelerden oluştuğunu, miktarını, hangi somut olay veya işlemlerle bu zararların doğduğunu belirtmediğini, hiçbir delil sunmadığını, yalnızca, davalının yaptığı ödemelerin iadesi amacıyla açılan davanın sonuçlarından kurtulmak, davalının haklı iadesine engel olabilmek maksadıyla gerçeğe ve hukuka aykırı beyanlar ileri sürdüğünü, hukukun temel prensipleri gereği, bir tazminat talebinin kabul edilebilmesi için zarar iddiasının somut delillerle desteklenmesi, zarar miktarının açıkça ortaya konulması ve bu zararın davalı tarafın fiiliyle illiyet bağının kurulmasının zorunlu olduğunu, her ne kadar distribütörlük sözleşmelerinde yazılılık unsurunun geçerlilik değil, ispat koşulu olduğu kabul edilse de, tarafların böylesine kapsamlı bir ticari işte herhangi bir yazılı sözleşme imzalamaksızın harekete geçmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme imzalanmadığını, bu nedenle, müvekkil şirketin davacıya sipariş verdiği ve davacının da bu siparişlere dayanarak üretim yaptığı iddiasının, davacının ispat yükü altında olduğunu, davacının, müvekkil şirket tarafından kendisine siparişler verildiğini, bu siparişlerin üretim sürecine dönüştüğünü ve davacıya zarar doğduğunu iddia ettiği için bu hususları somut delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, davacı tarafından müvekkili şirketin sipariş verdiği iddia edilmişse de, buna ilişkin somut bir delil sunulmadığını, sadece sözlü veya soyut beyanlar, ispat yükünü yerine getirmek için yeterli kabul edilemeyeceğini, davacının delil sunamaması ve yalnızca sipariş verildiği yönünde soyut iddialarda bulunmasının, taraflar arasında geçerli bir sözleşme veya sipariş ilişkisi bulunmadığını gösterdiğini, Borçlar Hukukuna göre, bir sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların sözleşmenin esaslı noktaları üzerinde mutabakata varmaları zorunlu olduğunu, tarafların bu esaslı noktalar üzerinde anlaşmaya varamadıklarını, bu durumda, taraflar arasında hukuken geçerli bir sözleşme kurulmuş sayılmayacağı gibi, müvekkil şirketin davacıya vermiş olduğu herhangi bir sipariş de bulunmadığını, müvekkili şirketin davacıya sipariş vermediğini, davacının siparişlerin tamamlandığı yönündeki iddialarının hiçbir dayanağı bulunmadığını belirterek, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Davalar; Asıl dava, taraflar arasında yapılan distribütörlük sözleşmesi müzakeresi kapsamında yapılan ödemelerin, sözleşmenin yapılamaması sebebi ile sebepsiz zenginleşme kapsamında tahsili amacıyla yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası, birleşen dava ise taraflar arasında aktedilen distribütörlük sözleşmesi kapsamında davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebi ile oluşan müspet ve menfi zararların tazmini taleplidir. Deliller; Tarafların dayandığı tüm deliller, bu kapsamda tarafların bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüklerinden BA ve BS formları, Bala İcra Müdürlüğünün 2024/157 Esas sayılı dosyası getirtilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Nitelikli Hesaplama Uzmanı ve Mali Müşavir'den oluşan bilirkişi heyeti 13/05/2025 tarihli rapor ve bilirkişi heyetinin talebi üzerine Sektör Uzmanı ilavesi ile 02/02/2026 tarihli rapor aldırılmış, Sektör Bilirkişisi ayrıca 28/08/2025 tarihinde tek başına düzenlediği raporu dosyaya sunmuştur. Bala İcra Müdürlüğünün 2024/157 Esas sayılı dosyasında; Asıl dava davacısı ... Gıda...A.Ş. tarafından, asıl dava davalısı ... Su...Ltd.Şti. aleyhine distribütörlük sözleşmesi müzakeresi sırasında ödenen bedele dayalı 3.150.987,00 TL asıl alacak üzerinden icra takibi yapıldığı, davalı/borçlu tarafından asıl borca ve ferilerine yapılan itiraz ile takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Nitelikli Hesaplama Uzmanı ve Mali Müşavirden oluşan bilirkişi heyetinin 13/05/2025 tarihli raporunda özetle; "Davacı yanca 27/03/2024 tarihinde 1.000.000,00-TL.’nın “distribütörlük teminat bedeli” adı altında yatırıldığı nazara alındığında, taraflar arasında davalı tarafından dosyaya sunulan sözleşme çerçevesinde olmamakla birlikte- şifahi olarak “distribütörlük sözleşmesi” nin kurulmuş olduğu, diğer “damacana ödemesi” açıklamasıyla gönderilen ödemelerin ise sipariş edilen mal karşılığında yapılan ödeme olduğu kanaati hasıl olmaktadır. Davacı yan, davalının “... ...’nun mevcut bir distribütörü olduğu yönünde bilgi edinildiğini, bu durumun davalıya iletildiğinde taraflarınca o kişilerle iletişimin koparıldığı yönünde yanıt verildiğini ancak, davalının davacı şirket ile distribütörlük görüşmeleri yapılırken başkaca firmalarla da görüşmeler yapmaya ve bayiliklere su satışı yapmaya devam ettiğini,…” ifade ederek, davalının “güven sorumluluğu” na aykırı davrandığını ifade etmekte ise de, dosya kapsamında davacının bu beyanını tevsik eden bir kayda rastlanılmadığı gibi, taraflar arası sözleşmenin kurulmadığını iddia eden davacının, “tek satıcı” hakkından faydalanamadığını iddia etmesinin yerinde olmadığı değerlendirilmektedir. Davacının talep edebileceği alacak tutarına gelince; davacının -şifahen kurulmuş olan-sözleşmeden 30/05/2024 tarihli .... yevmiyeli ihtarnamesi ile döndüğü kabul edildiği takdirde, sözleşme geriye etkili olarak feshedilmiş olacağından, 1.000,000,00-TL. tutarlı teminat tutarını ve 500.000,00-TL. ve 990.987,00-TL. tutarlı, davalı yanca “teminat” olarak faturalaştırılan teminat bedeli olmak üzere 2.490.987,00-TL. tutarı davalıdan talep edebileceği düşünülmektedir. Zira netice itibariyle davalı yanın “zımnen kabul edildiği”ni iddia ettiği Distribütörlük Sözleşmesinde teminatın iadesi hususunda, ayrıca bir koşul öngörülmüş değildir. Ödenmiş olan ve davalı tarafça 23/05/2024 tarihinde “damacana bedeli” açıklamasıyla faturalaştırılan 660.000,00-TL. ise, fatura altında “mal alıcıya teslim edilmek üzere fabrikamızda beklemektedir” ibaresi mevcut olduğundan, “alacaklının temerrüdü” hükümleri uyarınca talep edilemeyeceği hususu, Sn. Mahkemenizin takdirindedir. Sonuç olarak asıl dava kapsamında, davacının Bala İcra Dairesi 2024/154 E. sayılı dosyası kapsamında takip tarihi itibariyle 2.490.987,00-TL. alacaklı olduğu sonucuna varılmaktadır. Birleşen davada, davacı yan sözleşmeye güven ilkesi uyarınca uğramış olduğu menfi ve müspet zararın tazminini talep etmektedir. Yukarıda asıl davaya ilişkin açıklamalar da yer verildiği üzere, taraflar arası sözleşmenin geçerli olarak kurulmuş olduğu, b. davalının 30/05/2024 tarihli 25288 yevmiyeli ihtarnamesi ile sözleşmeden döndüğü ve sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin dosya kapsamında bir kayıt olmadığı değerlendirilmekle, işbu davada b. davacının müspet zararını talep edebileceği düşünülmektedir. B. davacı tarafından, b. davalının siparişleri üzerine hammadde alımı yapıldığı, Pet Levha Şeffaf, OMK Kutu Bardak Kolisi, dalgıç pompa, su soğutma motoru,… vs. malzemelerin sipariş edildiği ifade edilmekte ise de, kurulumuzda sektör bilirkişisi olmadığından, bu malzemelerin ne kadarının b. davacının siparişlerinde kullanılabileceği ve bunun yanında b. davalının sözleşmenin gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle ne kadarlık kâr kaybına uğramış olabileceğine ilişkin bir hesaplama yapmak mümkün olmadığı" belirtilmiştir. Sektör Uzmanı Bilirkişinin 28/08/2025 tarihli raporunda; "Davalı ....... AŞ.' den 296.102,40 TL değerinde "...." Malzeme alımının ve ödemesinin , Davacının sipariş iptali/Bayilik iptali nedeniyle bu malzemelerin ambalaj malzemesi stoklaması yada hangi sipariş için alındığı tespit edilemediğinden bu tutarın maddi zarar olarak Davalı tarafın zarara uğramadığı, . ... 48.000 TL değerinde İMPO Komple Paslanmaz Dalgıç Pompa" ve "Dol İmpo Su Soğutma Motoru" malzeme siparişi alımının ve ödemesinin, söz konusu alınan malzemenin üretimin sürdürülebilirliğinin ve alt yapının sağlanmasının üreticinin sorumluluğunda olması, alınan malzemenin yedekleme mi yoksa mevcut pompa/motorların arızalanmamasımı nedenleriyle alındığında tespit edilememesi ve sonuç olarak her ne gerekçe olursa olsun bu demirbaş malzemenin Davacının sipariş iptali/Bayilik iptali nedeniyle , Davalı tarafın zarara uğramadığı" belirtilmiştir. Nitelikli Hesaplama Uzmanı, Mali Müşavir ve Sektör Uzmanından oluşan bilirkişi heyetinin hükme esas alınan 02/02/2026 tarihli raporunda sonuç olarak; "A)Asıl Davada; Davanın, ödenen paranın iadesine ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası niteliğinde olduğu, davacının, takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği alacak tutarının 2.490.987,00-TL. olduğu,
B) Birleşen Davada; Davanın, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan menfi zarar ve müspet zararın tazmini talebine ilişkin olduğu, Davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine dair bir kayıt olmadığı, sektör bilirkişisinin tespitleri çerçevesinde, davacının sipariş iptali / bayilik iptali nedeniyle zarara uğramadığı ve talep edilebilir bir kâr kaybının söz konusu olmadığı" belirtilmiştir. Somut olayda tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Asıl davada davacı/birleşen dosya davalısı şirketin asıl davaya yönelik iddiası ve birleşen davaya yönelik savunmasında özetle; Davalı/davacı şirket ile distribütörlük görüşmelerinin yapıldığını, bu aşamada davalının banka hesabına ödemeler yaptığını, davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin yapılamadığını, davalının edimlerini yerine getirmediğini, davalıya ödenen bedelin iadesi gerektiğini belirterek, asıl davada davalıya ödenen bedelin tahsili için yapılan icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş, birleşen davada ise, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında sözleşmenin kurulamadığını, görüşmelerin müzakere aşamasında kaldığını, davacının sunduğu yazışmalardaki kişilerin şirket yetkilisi olmadığını, davacının zararının oluşmadığını, müvekkilinin davacıya verdiği sipariş bulunmadığını, davacının menfi ve müspet zararı birlikte talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı/birleşen davada davacı şirketin asıl davaya yönelik savunmasında ve birleşen davaya yönelik iddiasında; Taraflar arasında distribütörlük sözleşmesinin sözlü olarak kurulduğunu, davacının sözleşme kapsamında teminat bedeli ve damacana bedeli ödediğini, buna ilişkin düzenlenen faturalara itiraz etmediğini, üretim için gereken hazırlıkları yaptıklarını, davacının hazırlanan ürünleri teslim almadığını, taraflar arasındaki sözleşmeye güvenerek, diğer bayilerle yapılan sözleşmelerin iptal edildiğini belirterek, asıl davanın reddine, birleşen davası yönünden ise, davalının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi sebebi ile oluşan menfi ve müspet zararının tahsilini talep etmiştir. Buna göre; Asıl ve birleşen davada taraflar arasında distribütörlük sözleşmesinin kurulup kurulmadığı, tarafların üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, asıl dava davacısı/birleşen dosya davalısının yaptığı ödemelerin mahiyeti, asıl davada davacının takibe esas alacağının, birleşen davada ise davacının sözleşmeden kaynaklanan menfi ve müspet zararının oluşup oluşmadığı konusunda taraflar arasında yargılamaya esas ihtilaf olduğu anlaşıldı. Bilirkişi incelemesindeki tespitlere ve dosyaya sunulan delillere göre; Taraflar arasında sözleşmenin kurulmuş olup olmadığına yönelik olarak; Tarafların kabulünde olduğu üzere taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, davacı yanın sözleşmenin geçerli bir şekilde kurulmadığını, davalı yan ise sözleşmenin şifahi olarak kurulduğunu savunduğu, davacı yanca sunulan dekontlar incelendiğinde; 27/03/2024 tarihli 1.000.000,00-TL. ödemenin açıklamasında “distribütörlük teminat bedeli” ifadesinin yer aldığı, 16/06/2024, 22/04/2024 tarihli dekontlarda “damacana ödemesi”, 07/05/2024 ve 17/05/2024 tarihli dekontlarda ise “damacana ücreti” ifadesinin yer aldığı, davacı yanca “distribütörlük teminat bedeli” ve “damacana ödemesi” adı altında ödeme yapıldığı nazara alındığında, taraflar arasında şifahi olarak distribütörlük sözleşmesinin kurulmuş olduğu kanaatine varılmıştır.
Asıl dosya davacının, şifahen kurulmuş olan sözleşmeden 30/05/2024 tarihli 25288 yevmiyeli ihtarnamesi ile döndüğü, sözleşmenin bu ihtarname ile geriye etkili olarak feshedilmiş olduğu, davacının 27/03/2024-17/05/2024 tarihleri arasında, 27/03/2024 tarihinde “distribütörlük teminat bedeli” açıklaması ile 1.000.000,00-TL., 16/06/2024, 22/04/2024, 07/05/2024 ve 17/05/2024 tarihlerinde “damacana ödemesi”, “damacana ücreti” ifadeleri ile toplam 2.150.987,00 TL olmak üzere toplam 3.150.987,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerin davalı taraf ticari defterlerinde yer aldığı, davalının 23.05.2024 tarihli, " Distribütörlük Teminat bedeli" açıklamalı 3 adet, "damacana 19 Litre" açıklamalı 1 adet olmak üzere toplam 3.150.987,00 TL fatura düzenlediği, faturaların davacının fesih ihtarnamesinin düzenlendiği 30/05/2024 tarihinden 1 gün sonra 31/05/2024 tarihinde yevmiye defterine kaydedildiği, 23/05/2024 tarihli BSY2024000069 sıra numaralı "Damacana 19 Litre" açıklamalı faturanın altında, "mal alıcıya teslim edilmek üzere fabrikamızda beklemektedir. alıcı kendi imkanları ile malları alacaktır" ibaresi olduğu, davalının düzenlediği 4 adet faturanın davacı tarafından 30/05/2024 tarihinde iade edildiği, davalı her ne kadar damacanaların imha edildiğini savunmuşsa da birleşen davada dava dilekçesi ekinde sunulan imha tutanağının tarihsiz olduğu ve davalının çalışanları tarafından tek taraflı düzenlendiği görülmüştür. Buna göre taraflar arasında akdi ilişki kurulmuşsa da, sözleşmenin gereklerinin taraflarca yerine getirilmediği, asıl dava davacısı/ birleşen dosya davalısı ....AŞ. tarafından sözleşmenin geriye etkili olarak feshedildiği, asıl dava davalısı/birleşen dosya davacısı ... Su Ltd.Şti. tarafından sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirildiğinin, üretim yapıldığının ispatlanamadığı, buna göre davalının sözleşmenin gereklerinin yerine getirmemesinde kusurlu olduğu, davacının sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği, bilirkişi raporunda bu konuda farklı değerlendirme yapılmışsa da, bu hususun yargısal takdire ilişkin olduğu, bu sebeple asıl dava davacısı şirketin teminat bedeli ve damacana bedeli olarak yaptığı 3.150.987,00 TL'lik ödemenin iadesini isteme hakkının olduğu kanaatine varılmakla, asıl davanın kabulü ile davalının Bala İcra Müdürlüğü'nün 2024/154 Esas sayılı dosyasında yapılan takibe yönelik itirazlarının iptali ile takibin aynı şartlarda devamına, ödenen bedelin davalının ticari defterlerinde de yer aldığı, likit olduğu kanaati ile hükmolunan 3.150.987 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 630.197,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden ise Sektör Bilirkişisinin 28/08/2025 tarihli raporu ve bilirkişi heyetinin hükme esas alınan 02/02/2026 tarihli raporunda da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere davacının oluştuğunu iddia ettiği zararı ispatlayamadığından, sözleşmenin birleşen dava davalısı sebebi ile haklı sebeple feshedildiğinden, birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM : Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre; 1-Asıl Davanın KABULÜNE; Davalının Bala İcra Müdürlüğü'nün 2024/154 Esas sayılı dosyasında yapılan takibe yönelik itirazlarının iptali ile takibin aynı şartlarda devamına, Hükmolunan 3.150.987 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 630.197,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, a)Kabul edilen 3.150.987,00 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 215.243,92 TL karar ve ilam harcından 38.056,06 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 177.187,86 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b)Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 38.056,06 TL peşin harç olmak üzere toplam 38.483,66 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c)Davacının karşıladığı 177,00 TL tebligat gideri, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.677,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d)Davalının karşıladığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, e)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca .. ... bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, f)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 3.150.987,00 TL üzerinden takdir edilen 451.628,31 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, g)Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
2-Birleşen ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/600 Esas sayılı dosyasında açılan DAVANIN REDDİNE, a)Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, 427,60 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b)Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, c)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca .. ... bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, d)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 2.000,00 TL üzerinden takdir edilen 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e)Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip .... E-imzalıdır