Diğer ·

2024/91 E. 2026/209 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2024/91
Karar No
2026/209
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/91 KARAR NO : 2026/209

DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2024 KARAR TARİHİ : 30/09/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, I.DAVA DİLEKÇESİ CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının ... bünyesinde hazırladığı "..." isimli kabul edilen yüksek lisans tezinin, ... Üniversitesi'nde Dr. Öğretim Üyesi olan davalı tarafından izinsiz ve hukuka aykırı şekilde kopyalandığını, davalının 31.10.2023 tarihinde yayımlanan 18 sayfalık "..." isimli makalesinin 12 sayfasını davacının tezinden birebir alarak kendi adına neşrettiğini, sosyal medya mecralarındaki paylaşımlar üzerine durumun öğrenildiğini, hakemli dergi yetkililerince 21.04.2024 tarihinde yapılan incelemede tezin referanslarda dahi gösterilmediğinin, davacının tezinden kaynaklı yüzde 73 ve toplamda yüzde 78 oranında benzerlik tespitiyle intihal gerçekleştiğinin belirlenerek makalenin geri çekildiğini, davalının haksız fiil niteliğindeki kastı neticesinde davacının eser sahipliğinden doğan mali ve manevi haklarının zedelendiğini, tecavüz nedeniyle davacının adının rızası dışında sanal ortamlara yayılarak özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini, tarafların akademisyen olması sebebiyle arabuluculuğun dava şartı olmadığını, davacının maddi zararının bir sözleşme kapsamında yapılacak alıntı bedeli karşılığı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi uyarınca şimdilik 50.000 TL maddi tazminat ile 250.000 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan 31.10.2023'ten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: İddia edilen olayın meydana geldiği yer Batman olduğundan ve yetki kamu düzenine ilişkin bulunduğundan İstanbul Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu belirterek öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, 2023 yılında yayımlanan makaleye ilişkin davanın süresinde açılmaması sebebiyle zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınmasını, dava öncesinde müvekkiline herhangi bir ihtar veya uyarı yapılmadığını, davacının HMK’nin 107. maddesi uyarınca talep ettiği 50.000 TL maddi tazminatın alacak kalemlerini ve somut zararını HMK’nin 119. maddesine aykırı biçimde açıklamadığını, bu eksikliğin giderilmesi için davacıya bir haftalık kesin süre verilmesi gerektiğini ve sonradan sunulacak delillere muvafakat etmediklerini, müvekkilinin gerekli araştırmaları yaparak benzerlik oranını akademik programda %15’e düşürdükten sonra makaleyi dergi sistemine yüklediğini, 22 Nisan 2024 tarihinde Ekşi Sözlük’te intihal iddialarını görmesi üzerine kusuru bulunmamasına rağmen makaleyi derhal geri çektiğini, dergi editörünün ve kurulunun denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle üçüncü kişinin kusurunun söz konusu olduğunu, müvekkilinin çalışmayı herhangi bir akademik teşvik veya yükselmede kullanmayarak maddi ya da akademik kazanç elde etmediğini, davacının somut bir maddi zararının ve mali hak ihlalinin bulunmadığını, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gibi talep edilen 250.000 TL manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu ileri sürerek yetkisizlik kararı verilmesini ve haksız, soyut ile delilsiz davanın reddini savunmuştur. II.DELİLLER 13/02/2025 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazıldığı, 13/02/2025 tarihinde cevap geldiği anlaşılmıştır. 21/05/2025 tarihinde ... 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazıldığı, 22/05/2025 tarihinde cevap geldiği görülmüştür. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen FSEK uzmanı ..., Yayın sektör uzmanı ... ve Mali müşavir ... tarafından düzenlenen 24/06/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Basın-yayın sektörü ve akademik yayıncılık açısından yapılan teknik inceleme neticesinde, davacının yüksek lisans tezinin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında ilim ve edebiyat eseri niteliği taşıyarak koruma altında bulunduğunu, davalı tarafından yayımlanan makalenin yaklaşık 12 sayfasının kaynak gösterilmeksizin birebir şekilde davacının tezinden kopyalandığını, nitekim DergiPark editörlüğü tarafından yapılan incelemede benzerlik oranının %78 olarak belirlenmesi üzerine makalenin yayından geri çekildiğini, davalının özgün eser sahibini gizleyerek kendi adına yayın yapmasıyla vücut bulan bu eylemin akademik yayıncılıkta tam intihal teşkil ettiğini, söz konusu fiilin eserin izinsiz çoğaltılması ve yayılması sonucunu doğurarak davacının mevzuat kapsamındaki mali ve manevi haklarına tecavüz niteliği taşıdığını, olayın sosyal medyada gündem olması sebebiyle davacının isminin istemediği şekilde anıldığını, akademik itibarının ve motivasyonunun zarar gördüğünü, bu suretle davacının maddi ve manevi zarara uğradığının teknik olarak sabit olduğunu, izinsiz kullanılan 12 sayfa için alınabilecek telif bedelinin 293 TL olarak hesaplandığını ve manevi tazminat miktarının takdirinin mahkemeye ait olduğunu mütalaa etmiştir. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen FSEK uzmanı ..., Basın yayın uzmanı ..., Mali müşavir ...tarafından düzenlenen 25/02/2026 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Davacının davaya konu ettiği "..." isimli yüksek lisans tezinin tasarım ve sanat alanında bilimsel bakış açısıyla hazırlanmış, sistematik ve üslupsal hususiyet arz eden tarzda oluşturulması sebebiyle FSEK m. 2/1 kapsamında ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğunu, tez üzerinde yazar olarak belirtilen davacının FSEK m. 11/1 uyarınca eser sahibi sayıldığını, dava konusu olaydaki intihal şeklindeki kullanımın FSEK m. 22 ve m. 23 hükümlerinde düzenlenen çoğaltma ve yayma haklarının ihlali teşkil edebileceğini, FSEK m. 68 çerçevesinde yapılan maddi tazminat hesabında kitabın 450 TL olan satış fiyatı, 250 adetlik satış miktarı ve %10 emsal telif yüzdesi üzerinden ulaşılan 11.250-TL bedelin %20 ihlal oranına uyarlanması neticesinde 2.250-TL tespit edildiğini, bu tutarın 3 katı olan 6.750,00-TL maddi tazminatın FSEK m. 68 gereğince talep edilmesine ilişkin takdir ile FSEK m. 15 kapsamında eser sahibi olarak belirtilme manevi hakkının ihlaline dayalı manevi tazminat istemine yönelik takdirin mahkemeye ait olduğunu mütalaa etmiştir. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen FSEK uzmanı ..., Basın yayın uzmanı ..., Mali müşavir ... tarafından düzenlenen 10/06/2026 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Tarafların kök rapora karşı sundukları itiraz ve beyanlar ile davacı tarafın emsal sözleşme bulunamadığına dair son beyanı ve dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. maddesi kapsamında emsal sözleşme bulunmadığından rayiç bedelin kök raporda açıklanan yöntemle belirlenmesinin uygun olduğu yönündeki kök rapora sadık kalındığını, anılan Kanun'un 15. maddesi çerçevesinde eser sahibi olarak belirtilme manevi hakkının ihlali dikkate alınarak manevi tazminat talep edilebileceği hususundaki takdirin ise Mahkemeye ait olacağını mütalaa etmiştir. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; Davalının ''...'' isimli ... platformunda 31/10/2023 tarihinde yayımlanan makalesinin , davacının ''...'' isimli yüksek lisans tezinin 12 sayfasının birebir kopyalanarak oluşturulup oluşturulmadığı, intihalin olup olmadığı, davacının maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden yasal koşulların oluşup oluşmadığı, oluşmakta ise davalının bir sözleşme çerçevesinde davacının tezinden bu alıntıyı yapmış olması halinde ödeyeceği bedel kapsamında davacının maddi zarar miktarının tespiti noktalarında toplandığı anlaşıldı. IV. GEREKÇE FSEK’in 2. maddesinin 1. bendinde; “ ...Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları” bilim ve edebiyat eserleri arasında sayılmıştır. “Dil ve yazı ile ifade olunan eser” deyimi, ifade vasıtası olarak yazı ve sözlerin kullanılması suretiyle meydana getirilen tüm fikri ürünleri kapsar. Bu eserler, hikaye, roman,, şiir, bir şarkının güftesi, skeç, tiyatro oyunlarını kapsadığı gibi, bilimsel konferansları, monografileri, siyasi nutukları, eğlendirici sohbet tarzında konuşmaları, çocuk hikayelerini ve benzerlerini kapsar. Davacının davaya konu ettiği ...” isimli yüksek lisans tezi incelendiğinde tasarım ve sanat alanında bilimsel bakış açısıyla hazırlanmış sistematik ve uslupsal hususiyet arz eden bir tarzda oluşturulduğu bu nitelikleri ile FSEK 2/1 çerçevesinde ilim ve edebiyat eseri olduğu kanaatine varılmıştır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda eser sahipliği veya hak sahipliği ile ilgili çeşitli karinelere yer verilmiştir. FSEK m.11 hükmüne göre; “Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutat şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır; meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın”. Davaya konu yüksek lisans tezi üzerinde davacı yazar olarak belirtilmiş olmakla davacının FSEK 11/1 gereğince eser sahibi olduğu tespit edilmiştir. FSEK madde 35 hak ihlali yönünden gerekli şartları; “Bir eserden aşağıdaki hallerde iktibas yapılması caizdir: 1. Alenileşmiş bir eserin bazı cümle ve fıkralarının müstakil bir ilim ve edebiyat eserine alınması 2. Yayımlanmış bir bestenin en çok tema, motif, pasaj ve fikir nevinden parçalarının müstakil bir musiki eserine alınması 3. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ve yayımlanmış diğer eserlerin, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadıyla bir ilim eserine konulması 4. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ilmi konferans veya derslerde konuyu aydınlatmak için projeksiyon ve buna benzer vasıtalarla gösterilmesi. İktibasın belli olacak şekilde yapılması lazımdır. İlim eserlerinde iktibas hususunda kullanılan eserin ve eser sahibinin adından başka bu kısmın alındığı yer belirtilir”. şeklinde sıralamıştır. Diğer taraftan İntihal, bir eserin tamamının veya bir kısmının başka bir esere aynen veya benzer şekliyle alıntılandığı halde bu kısımların sahiplenilmesidir. İntihal için eserden alınan kısmın çok veya az olması önemli değildir. Önemli olan eserin sahibi olmadığı halde eserden sahibini belirtmeden faydalanmak eseri kendisine mal etmektir. İntihalin söz konusu olabilmesi için intihal iddiasına konu olan kısmın da hususiyet arz etmesi gerekir. Bununla birlikte intihal olduğu belirtilen kısımların herkesin kullanımına açık olan maddi vakıalara dair bilgiler ise söz konusu bilgilere başka kaynaklardan da ulaşılması mümkün ise bu halde alıntılanan kitaptaki maddi bilgilerin diğer kaynaklardakinden farklı olarak sahibinin hususiyetini içerecek tarzda yazarın üslup anlatış ve tarzı doğrultusunda şekillendirilmiş olması gerekir. ... Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü Tekstil ve Moda Tasarımı Ana Sanat Dalı’nda Yüksek Lisans Tezi hazırlayan ...’ın davaya konu tezi “...” adını taşımaktadır. Kabul yılı:2020’dir. Davacı ...’ tezi, A4 kâğıda aktarılmış, baş kısım 13 sayfa roma rakamları ile sıralanmış, devamı ise 1’den başlayarak 138 sayfa , toplamda, 151 sayfadan ibaret bir tez çalışmasıdır. Kaynakça olarak, 59 KİTAP, 33 makale,4 kitap içi bölüm, 9 basılmamış kaynak,55 tane de internet kaynaklarından istifade ederek hazırlandığı kaynakçada anlaşılıyor. Davaya konu Dr. Öğretim Üyesi ...’nın “.... tarafından yazılmış ve ...’ta ... tarihinde yayınlanmıştır. Yayında sorumlu yazar olarak da ... gösterilmiştir. “... “ başlığı altında yayınlana makalenin dosyadaki görünümü A 4 ebadında 18 sayfalık bir makaledir. Makalenin Kaynakça kısmına baktığımızda, 20 tane yazılı 3 tane de dijital kaynak kullandığı görülüyor. Tez ve makale karşılaştırıldığında; davalının,... (yeniden ifade etme) yoluyla davacın tezinden alıntılama yaptığı yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır. intihal: Fikirleri yeniden ifade etme Paraphrasing, bir metni kendi kelimelerinizle yeniden ifade etmektir. Kaynak göstermeden yapılan paraphrasing, en yaygın intihal türüdür. Davalı da davacının tezinden faydalanarak makalesini kaynak göstermeden yazmış ve yayınlatmıştır. Makalenin ...’ta yayınlanmasından sonra, özgün bir makale olmadığı, davacının tezinden izinsiz olarak alındığı fark edilmiş ve bilahare ...yayınından çıkarıldığı dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. ... yargılamaya konu makaleye ilişkin; "İntihal oranın 73+5= % 78 olduğu, davacının makalesinin yayından kaldırıldığı, makaleyi yayınlayan derginin 5848 sayı FSESK hükümlerine uyma konusunda titiz olduğu, davacının tezinden izinsiz yapılan alıntılamaların editörler tarafından yapılan çalışmalar sonucunda tespitlerinin % 73 ve diğerlerinden % 5 = % 78 alıntılama olduğu, heyet olarak bizim de ortalama olarak aynı görüşe ve oranda mutabık olunmuştur. " şeklinde değerlendirmelerde bulunmuştur. Mübrez bilirkişi raporlarında da davalı tarafından...'a sunulan makalenin davacının yüksek lisans tezinden intihal gerçekleştirilmesi nihayetinde oluşturulduğu kanaati "...Davalı tarafından yayımlanan makalenin davacıya ait tezden kaynak gösterilmeksizin büyük kısmının birebir alıntılandığı vaki izinsiz kullanımın intihal mahiyetinde olduğu kanaati hasıl olmuştur." şeklinde belirtilen kanaatle de davalı tarafından davacının yüksek lisans tezinden intihal gerçekleştirildiği sübut bulmuştur. Yukarıda gerçekleştirilen açıklamalar FSEK kapsamında değerlendirildiğinde; intihal sabit olan somut olayda davacının “eser sahibi olarak tanıtılma hakkı”(FSEK m.15) şeklindeki manevi hakkı ile FSEK m.22 ve 23 te düzenlenen çoğaltma ve yayma haklarının ihlal olduğuna kanaat getirilerek somut olay adaleti göz önüne alınarak davacı tarafın uğradığı manevi hak ihlaline karşılık davalı tarafın 30.000,00TL manevi tazminat ödemesine karar verilmiştir. Davacı tarafın incelenen dava dilekçesinde FSEK kapsamında ihlal edilen mali hakları yönünden de FSEK m. 68 talebinde bulunduğu görülmüştür. Gerçekleştirilen bilirkişi incelemelerinde davacının FSEK m. 68'e konu talep edebileceği miktar yönünden 2.250,00TL'nin 3 katı olmak üzere 6.750,00TL bedel hesaplanmıştır. Davacı taraf vekilince hesaplanan bedel düşük bulunarak itiraz edilmiştir. 15/04/2026 tarihli duruşma; "1-Davacı taraf vekilinin itiraz ve beyanları kapsamında dosyanın incelenmek üzere bilirkişi heyetine tevdi ile FSEK madde 68 yönünden incelemenin konusunun; "...izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını..." şeklinde FSEK madde 68'de yer aldığı, buna göre davalının iddiaya konu ürünlerde davacı taraf ile kullanım yönünden bir sözleşme yapmış olsa idi ödeyeceği bedelin tespiti veya FSEK kapsamında belirlenecek rayiç bedelin tespiti olduğu(YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. ...K. ... T. 30.6.2020), söz konusu talebin bir maddi tazminat talebi olmadığı, kanun maddesinde de "bedel" kelimesi kanun yapıcı tarafından bilinçli tercih edildiği, bedel talebinde bulunan kişi iddiasında haklı çıkması halinde, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebileceği (Arslanlı, Halil: Fikrî Hukuk Dersleri II, İstanbul, 1954, s. 218; Kılıçoğlu, Ahmet: Fikrî Hakların İhlalinde Hukuksal Koruma Yolları, TBB Dergisi, S. 54, 2004, s. 72; Yavuz, Levent/Alıca, Türkay/Merdivan, Fethi: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu C. II, Ankara, 2015, s. 2080; Tekinalp, s. 319; Öztan, s. 647.), talebin FSEK madde 70 ile ilgisiz olduğu, bu kapsamda bilirkişilerin teknik incelemelerini kısmi dava talebine dayandırmalarının ve bu rakam üzerinden değerlendirme yapmalarının açık bir şekilde kanun hükmüne aykırı olacağı, bilirkişilerin sözleşme yapılmış olsa idi -farazi sözleşme- istenilecek tutarı veya tecavüze konu olduğu iddia olunan çalışmaya konu kullanımda rayiç bedele ilişkin teknik ve uzmanlık alanlarında incelemeler yapmak ile sorumlu oldukları, en nihayetinde hukuki değerlendirmenin HMK madde 33 gereği Hakimde olduğu, FSEK'in 68. maddesi uyarınca taraflar arasında davaya konu çalışmanın sözleşme ile kullanılsaydı söz konusu olacak rayiç bedelin tarafların sunmuş oldukları deliller ışığında sektör realitelerine göre bilirkişilerce hesaplanması gerektiği, bu hesaplamanın delillere, piyasa rayiçlerine, davacının çalışmasının kullanıldığı ürünlere, sunulan piyasa şartlarına ve hakkaniyete uygun bir şekilde tespit edilmesi gerektiği, taraflar arasında farazi sözleşme ile davacıya ait çalışmanın hukuka uygun kullanılsaydı, ödenecek bedelin belirlenmesinin mutlak olduğu, tespit edilecek bedel yönünden varsayımsal sözleşme kriterlerine ve sektör uygulamalarına uygun olduğu hesaplamaya esas teşkil etmede yeterli olacak şekilde davacı tarafa bilirkişi incelemesine elverişli dava konusu ile uyumlu emsal sözleşmeler sunması için 1 aylık süre verilmesine, 2- (1) numaralı ara karar gereği davacı tarafça sunulan emsal sözleşmeler akabinde dosyanın mevcut bilirkişi heyetine tevdiine, tüm deliller, cevap ve karşı cevap dilekçeleri incelenerek tarafların ileri sürdükleri iddia ve savunmalara ışık tutacak ve ihtilafın halline yönelik doğrultuda gerekli incelemelerin yaptırılmasına ve bilirkişilerden uyuşmazlığın çözümüne yönelik denetime açık ve karar vermeye elverişli rapor tanzim ettirmelerinin istenmesine, bilirkişilere rapor tanzimi için DOSYA TESLİMİNDEN itibaren 2 aylık süre verilmesine, rapor sunulduğunda raporun taraf vekillerine tebliğine, raporun tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içinde rapora karşı tarafların itirazları varsa bildirmelerine, ayrıca taraf vekillerine mahkemece tespiti istenen olgular haricinde bilirkişi yada bilirkişilerce belirlenmesinin gerekli olduğunu düşündükleri konular varsa iddia ve savunmanın değiştirilmesi kapsamı dışına çıkmayacak şekilde dosya bilirkişilere tevdi edilmeden önce mahkemeye bildirmeleri hususunda bugünki oturumdan itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, bilirkişilere 6000 er TL den toplam 18.000 TL ücret takdirine, bilirkişi ücretinin davacı taraf vekilince iki haftalık kesin süre içerisinde mahkemeler veznesine depo edilmesine, şayet kesin süre içerisinde depo edilmez ise bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçeceklerinin ihtaratına, (ihtar edildi)" şeklindeki ara karar ile davacı taraf vekiline FSEK m. 68 kapsamında rayiç bedel hesaplamasına konu emsal sunması için süre verilmiş, iddiasını ispatla yükümlü olan davacı tarafça verilen süre içerisinde emsal sözleşme sunulmamıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda davacı tarafın ihlal olunan mali hakları yönünden de bilirkişi raporlarındaki 2.250,00TL'nin 3 katı olmak üzere 6.750,00TL şeklindeki bedelin davacı nezdinde hükmedilecek maddi tazminata esas alınması somut olay adaleti kapsamında uygun bulunmuş ve aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 1-Davacının eser sahibi olduğu, FSEK 22 ve 23. Maddelerince ihlal edilen haklarına karşılık FSEK madde 68 gereği 2.250,00TL'nin 3 katı olmak üzere 6.750,00TL bedelin 31/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair talebinin reddine, 2-Davacının eser sahibi olduğu, FSEK madde 15 ile korunan hakkının ihlal edilmesi ile uğradığı manevi zarar yönünden 30.000,00TL'nin 31/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacının fazlaya dair talebinin reddine, 3- Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 2.510,39.-TL harcın peşin alınan 5.123,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 2.612,85.-TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.510.39.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kabul edilen maddi tazminat davası yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 6.750,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Red edilen maddi tazminat davası yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 43.250,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Kabul edilen manevi tazminat davası yönünden Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 862,00.-TL posta ve tebligat gideri, 75.000,00.-TL bilirkişi ücreti, 427,60 TL başvuru harcı, 60,80.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 76.350,40.-TL yargılama giderinden haklı çıktığı oran itibari ile hesaplanan 9.352,92.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı tarafından yapılan 94,00.-TL yargılama giderinden haklı çıktığı oran itibari ile hesaplanan 82,48.-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine, Dair karar Davacı vekili ve Davalı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı 30/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2024/91, K. 2026/209, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2024-91-e-2026-209-k-55effaf26a96