İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/432 E. 2026/664 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/432
- Karar No
- 2026/664
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/432 Esas KARAR NO:2026/664
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:16/07/2024 KARAR TARİHİ:22/09/2026
Mahkememizde görülen Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar ... vekilleri, davalı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı transit minibüs ile 05.04.2024 tarihinde çocuk ...'in ölümüne sebebiyet verdiği trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Dilekçede; davalı sürücünün olay esnasında cep telefonu ile meşgul olduğu, aracı hareket ettirirken etrafını ve yolu kontrol etmediği, maktul çocuğun üzerinden ön ve arka tekerleklerle iki kez geçerek asli ve tam kusurlu olduğu, eylemin bilinçli taksir niteliği taşıdığı vurgulanmıştır. Ayrıca araç sahibi ... İnş. ve Elektr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin işleten sıfatıyla kusursuz sorumluluğu bulunduğu ve ... Sigorta A.Ş.'nin ZMSS poliçesi ile teminat sağladığı belirtilmiştir. Zorunlu başvuru ve arabuluculuk süreçlerinin anlaşamama ile sonuçlandığı ifade edilerek; HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak olarak şimdilik anne ve baba için 10.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, ayrıca baba ... için 250.000,00 TL, anne ... için 250.000,00 TL ve ikiz kardeş ... ... için 150.000,00 TL manevi tazminatın sürücü ve işletenden tahsili istenmiştir. Yargılama masrafları için adli yardım talebinde bulunulmuş, hükmün infazını güvence altına almak amacıyla İİK m. 257 vd. gereğince davalı sürücü ve işletenin mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulması talep ve dava edilmiştir. Davalı ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça 05.04.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasına dayanılarak müvekkili şirket aleyhine yasal faiziyle birlikte 20.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 650.000,00-TL manevi tazminat bedelinin tahsilinin talep edildiğini, ancak haksız hususları içeren davanın reddinin gerektiğini, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin kazadan doğan sorumluluğunun ancak ispat edilecek kusuru oranında söz konusu olabileceğini, Kaza Tespit Tutanağı esas alınarak müvekkiline yüklenen %100 oranındaki fahiş kusur ithamını kabul etmediklerini ve mahkemece resmi kusur raporu aldırılması gerektiğini; tazminat sorumluluğunun kabulü halinde dahi, kazaya karışan ... plakalı aracın ... Sigorta A.Ş. nezdinde T-...-0-0 numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile ... Sigorta A.Ş. nezdinde .../0 numaralı Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ve bu poliçe kapsamında maddi-bedeni sınırsız İhtiyari Mali Sorumluluk (İMS) teminatı altında bulunduğunu, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’nın 21.08.2006 tarihli sektörel yazısı ve İMS genel şartları uyarınca genel hükümler kapsamındaki sorumluluk risklerinin Trafik Sigortası limitleriyle ilişkilendirilmeksizin doğrudan kasko poliçesinden karşılanması gerektiğinden, talep edilen tazminatlardan poliçe limitleri dahilinde kasko sigortacısının sorumlu tutulması gerektiğini; kaldı ki kusur durumunun varlığı bir an için düşünülse dahi, mülkiyeti müvekkiline ait olan aracın kaza öncesinde uzun süreli araç kiralama sözleşmesiyle ... Şube Müdürlüğü'ne kiralanarak teslim edildiğini, bu nitelikteki sözleşmelerde malın mülkiyet hakkı ile ekonomik işe yararlılığının birbirinden ayrıldığını, malın mülkiyeti kiralayanda kalmış olsa da kullanım ve ekonomik yararlanma hakkı ile fiili tasarrufun kiracıya devredildiğini, 2918 sayılı KTK'nın 3. ve 85/1. maddeleri ile yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca uzun süreli kiracının hukuken "işleten" sıfatını kazandığını ve müvekkilinin işletenlik sıfatı ile zilyetliği kalmadığından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını beyanla; haksız ve mesnetsiz davanın müvekkili şirket yönünden pasif husumet yokluğu ve esastan reddine karar verilmesini, ayrıca davanın yasal haklarının korunması amacıyla sözleşme ilişkisi bulunan ... Şube Müdürlüğü ile İMS poliçesini düzenleyen ... Sigorta A.Ş.'ye rücuen ihbar edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların haksız ve fahiş tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limitleri dahilinde ve sigortalısının kusuru oranında olduğunu, kazada sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını ve bu hususta Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini; kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kaza tarihinde 7 yaşında olan müteveffa çocuğun kontrolsüz şekilde yola fırlamasında anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu nedenle tazminattan en az %25 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini; müteveffanın küçük olması sebebiyle hesaplamada asgari ücretin baz alınması, mükerrer ödemenin önlenmesi için SGK'dan gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulması, hesaplamanın ise güncel yasal mevzuat uyarınca TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,65 teknik faiz kriterlerine göre aktüer bilirkişisince yapılması gerektiğini; davacı tarafın eksik evrakla müracaat etmesi sebebiyle müvekkili şirketin dava öncesinde temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle asıl alacağa ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini beyanla, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar ... tarafından küçük ...'in vefatı nedeniyle açılan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasına karşı haksız ve yersiz taleplerin reddini talep etmiştir. Dilekçede; müvekkilin İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı ... A.Ş.'de yol ustası ve usta öğretici olarak çalıştığı, olay tarihinde şehir içi trafik kurallarına uygun şekilde araç kullandığı, maktul çocuğun boyunun kısa olması ve aracın yüksekliği nedeniyle oluşan kör nokta sebebiyle bir anda aracın önüne atlaması sonucunda kazanın meydana geldiği, müvekkilin herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Müvekkilin ... bünyesinde kamu hizmeti ifa eden bir kamu görevlisi olması ve eylemin görevi sırasında gerçekleşmesi nedeniyle Anayasa m. 129/5 ve 657 sayılı Kanun m. 13 uyarınca adli yargıda dorudan husumet yöneltilemeyeceği, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği savunulmuştur. Kazanın tamamen talihsizlik eseri ve maktulün ani hareketiyle oluştuğu, kusur bulunmadığı, ayrıca davaya konu aracın ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalandığı vurgulanmıştır. Sonuç olarak; davanın öncelikle husumet yönünden, aksi halde esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İhbar olunan ...San. ve Tic. A.Ş. vekili beyan dilekçesinde özetle; yasal süresi içinde beyanda bulunduklarını, kazaya karışan davalı ...'un müvekkili şirket nezdinde 01.04.2018 tarihinden itibaren Yol Bakım Avrupa Projesi kapsamında usta olarak çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin ... iştiraki olup bağımsız bir özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bulunduğunu ve ... ile aralarında taşeronluk değil doğrudan hizmet alım ilişkisi olduğunu; davalının şoför olarak istihdam edilmediğini, bu yönde bir görevlendirme yazısının bulunmadığını, bu nedenle kazanın davalının istihdam edildiği görevin ifası sırasında meydana gelmediğini, müvekkili şirketin iş sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve somut olayda hiçbir kusur ile sorumluluğunun bulunmadığını beyanla, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar Olunan ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ... plakalı araca yönelik 5.000.000,00 TL limitli İMMS (İhtiyari Mali Mesuliyet) klozunu içeren Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortacı sıfatına haiz olduğu, ancak HMK m. 62 hükmüne aykırı ve gerekçesiz şekilde yapılan ihbarın usule uygun olmadığı, ayrıca ZMMS limitlerinin tükendiğine dair herhangi bir delil sunulmadığından İMMS poliçesinin devreye girmeyeceği ve bu nedenle ihbarın hukuki yarardan yoksun olduğu belirtilmiştir. İhbar olunan sıfatıyla yer alan şirket aleyhine hüküm kurulmasının mümkün olmadığı vurgulanarak ceza dosyasının celbi talep edilmiştir. Esasa ilişkin olarak; kazanın maktul çocuğun ani ve öngörülemez şekilde yola çıkması sonucu meydana geldiğini, sürücünün kusursuz olduğunu, maktulün tam kusurlu olması halinde "kimse kendi kusurundan yararlanamaz" ilkesi gereğince tazminat talep edilemeyeceğini, anne ve babanın gözetim yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle müterafik kusur indirimi (en az %25) yapılması gerektiğini savunmuştur. Ayrıca reşit oluncaya kadarki döneme ilişkin "yetiştirme giderlerinin" hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından indirilmesi, maktulün kardeşlerinin varlığının dikkate alınması, SGK tarafından bağlanan gelir/peşin sermaye değerinin araştırılması, manevi tazminat talebinin poliçedeki 350.000,00 TL'lik yıllık limit ile sınırlı olduğu, hesaplamada TRH 2010 tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanması ve usulüne uygun başvuru bulunmadığından temerrüt faizi talebinin reddi gerektiği savunularak, müvekkil şirket aleyhine hüküm kurulmamasını ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Dava: Trafik Kazasından Kaynaklı Maddi ve Manevi Tazminat İstemine İlişkindir. Davacılar ... vekilleri, davalı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı transit minibüs ile 05.04.2024 tarihinde çocuk ...'in ölümüne sebebiyet verdiği trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Tazminat husunun belirlenebilmesi için öncelikle kusur durumunun belirlenmesi gerekir. Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas Dairesinden alınan raporda; "Davalı sürücü ... idaresindeki minibüs ile kaza mahalli sokak üzerinde duraklamasının akabinde tekrar seyrine başlamadan önce etrafta bulunan site ve çocuk parkını dikkate alarak hareket alanını kontrol altında bulundurması, gerekli / yeterli çevresel kontrolleri sağlamasının akabinde seyrine başlaması, seyir istikametine göre sağ taraftan kaplamaya girip hareketlenen minibüsten kaçan müteveffayı zamanında fark edip çarpmayı engellemek adına zamanında etkin tedbir alması gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, dikkatsizce müteveffaya çarpması sonucu meydana gelen olayda, asli kusurlu olarak %70 (yüzde yemiş) oranında kusurlu olduğunu, 2017 doğumlu müteveffa yaya ... çalışır vaziyette duraklamaktan olan davalı sürücü idaresindeki minibüsün varlığını dikkate alarak geçişini bu minibüsün güvenli mesafe uzağından gerçekleştirmesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, dikkatsizce karşıdan karşıya geçişi sırasında davalı sürücü idaresindeki minibüsün çarpmasına maruz kaldığı olayda, yaşı nedeniyle davranış faktörleri sonuç üzerinde tali derecede %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğunu belirtmiş olup, rapor hükme esas alınabilecek yeterlilikte addedilmiştir. 18.12.2007 doğumlu olan müteveffa ..., 05.04.2024 vefat tarihinde (6) yıl, (3) ay, (17) günlük olup, 6 yaşında kabul edilerek, TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömrü (68) yıl ve muhtemelen (74) yaşına kadar yaşayacaktır. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarına göre müteveffanın 18 yaşından itibaren anne ve babasına destek olacağı kabul edilecektir. Bu duruma göre;, Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarına ve uygulamalara göre kural olarak aktif çalışma yaşı sonu (60) olarak kabul edilmekte olup, müteveffanın aktif çalışma hayatının (60) yaşına kadar süreceğinin kabulü ile bakiye ömründe zarar gördüğü aktif hayat süresi (60-18)=42 yıl ve pasif devresi (74-60)= 14 yıldır. Müteveffanın 18 yaşından itibaren sonra ailesine destek olacağı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2014/9298 E. sayılı kararına göre müteveffanın muhtemelen 23 yaşına kadar evleneceği, 2 yıl sonra 1 çocuk ve akabindeki 2 yıl sonra 2 ve daha fazla çocuk sahibi olacağı, evlendikten sonra anne ve babasın ayıracağı destek payında düşüş olacağı kabul edilerek hesaplama cihetine gidilecektir. Kusur durumu da baz alınarak bilirkişi tarafından aşağıdaki şekilde hesaplama yapılmıştır. Toplam tazminat tutarı 1.892.339,30-TL olarak belirlenmiş olup, Davacıların destek zararlarının toplamı davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibariyle zorunlu trafik sigorta poliçesine istinaden sorumlu olduğu 1.800.000,00 TL.lık limiti aşması nedeniyle; Davalı ... Sigortanın sorumluluğunun = 1.800.000,00 TL. lık limit ile sınırlı olacağı,1.800.000,00 TL limitin anne ...’nın payına isabet eden tutarının 1.088.249,84 TL ve baba Abdullah’ın payına isabet eden tutarının 711.750,16 TL olduğu, Davalı sigorta şirketinin yargılama giderleri ile avukatlık ücretinden de toplam zararın limite oranı olan %95,12 sinden sorumlu olacağı, başvuru tarihine göre davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi 06.05.2024 olarak belirlenmiş olup, araç sürücüsü ve işleten bakımından temerrüdün 05.04.2024 olay tarihinde gerçekleşmiş olacağı, dava dilekçesinde yasal faiz talep edildiği ve bundan sonraki yargılama devam ederken 26.08.2026 tarihinde davacılar vekilince 1.800.000,00-TL tutarlı limit dahilinde davalı sigorta şirketi yönünden feragat edilmiştir. Bu minvalde kalan bakiye alacak; davacı baba için 36.512,51-TL, davacı anne ... için ise kalan bakiye alacak 55.796,79-TL olacaktır. Davalıların kiralama sözleşmesi nedeniyle ileri sürdüğü itirazlara gelince, poliçenin davalı ... ... Ltd. Şti. Adına düzenlendiği nazara alındığında söz konusu itiraza itibar edilmeyerek, davalı sürücü ve işleten sorumlu tutulmuştur.
Manevi tazminat talepleri yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. Somut olayda, müteveffanın anne baba ve kardeşi tarafından ikame edilen somut olayda gerçekleşen üzücü olaydan kaynaklı olarak acılarının oluştuğu ve bundan etkilenecekleri aşikardır. Somut olay, yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, davacıların maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararlarına karşılık huzur duygusunun oluşabilmesi için kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacılar üzerinde etkisi, davacıların yakınlık derecesi tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki paranın alım gücü yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Davacılar için belirli tazminat miktarlarına hükmedilmiş ve oransal olmayacak şekilde müterafik kusur nedeniyle indirim yapılarak davalı işleten yönünden kaza tarihinden itibaren faiz işletilecek şekilde belirleme yapılmıştır. Davacıların ihtiyari dava arkadaşı olmaları hasebiyle ayrı ayrı manevi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerekir (Benzer yönde Yargıtay 17 HD 25/11/2019 2017/5605 E. 2019/11036 K.). Bu nedenle maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından ayrı ayrı olmak üzere kabul edilen kısım için davacılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir. Reddedilen manevi tazminat kısmı yönünden davalı lehine ise kanun iptali nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Belirtilen açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ***Yargılama devam ederken 26.08.2026 tarihinde davacılar vekilince 1.800.000,00-TL tutarlı limit dahilinde davalı sigorta şirketi yönünden feragat edilmiştir. Buna rağmen hükümde ifade edilmemiştir. Bu minvalde kalan bakiye alacak; davacı baba için 36.512,51-TL, davacı anne ... için ise kalan bakiye alacak 55.796,79-TL olacaktır. Bu doğrultuda feragat işlemi dolayısıyla HMK 305/A maddesi gereğince hükmün tamamlanması ve tazminat miktarlarındaki hataların giderilmesi cihetine gidilecektir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; A) ... ... için: 1-a) Destekten yoksun kalma nedeniyle; 1.144.076,63-TL bedelin davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti. yönünden kaza tarihi olan 05.04.2024 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 06.05.2024 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olacakları şekilde davalılardan alınarak davacıya verilmesine, b) Manevi tazminat talebi yönünden, 150.000,00-TL bedelin kaza tarihi olan 05.04.2024 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyen yasal faiziyle birlikte davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti.'nden müteselsil ve müştereken sorumlu olacakları şekilde alınarak davacıya verilmesine, c) Fazlaya ilişkin talebin reddine, B) ... için: 1-a) Destekten yoksun kalma nedeniyle; 748.262,67-TL bedelin davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti. yönünden kaza tarihi olan 05.04.2024 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 06.05.2024 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olacakları şekilde davalılardan alınarak davacıya verilmesine, b) Manevi tazminat talebi yönünden, 150.000,00-TL bedelin kaza tarihi olan 05.04.2024 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyen yasal faiziyle birlikte davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti.'nden müteselsil ve müştereken sorumlu olacakları şekilde alınarak davacıya verilmesine, c) Fazlaya ilişkin talebin reddine,
C) ... ... için: a) Manevi tazminat talebi yönünden, 80.000,00-TL bedelin kaza tarihi olan 05.04.2024 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyen yasal faiziyle birlikte davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti.'nden müteselsil ve müştereken sorumlu olacakları şekilde alınarak davacıya verilmesine, b) Fazlaya ilişkin talebin reddine,
D)Sigorta Şirketi için: Davalı sigorta şirketinin davacılar ...'in destekten yoksun kalma tazminat taleplerine ilişkin asıl alacak talepleri toplamı 1.892.339,30-TL bedelden teminat limiti kapsamında sorumluluk tutarının 1.800.000,00-TL olduğunun belirtilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 732,00-TL başvurma harcı, 32.265,49-TL karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 32.997,49-TL harcın adli yardım kapsamında ertelendiği anlaşıldığından, anılan harçların davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, ...'in maddi tazminat talebi yönünden; tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 36.512,51-TL vekalet ücretinin davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olacakları şekilde davalılar ... İnşaat ... Ltd. Şti. alınarak davacıya verilmesine, ...'in manevi tazminat talebi yönünden; tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti.'nden müteselsil ve müştereken sorumlu olacakları şekilde davalılardan ... İnşaat ... Ltd. Şti. yönünden alınarak davacıya verilmesine, ...'in maddi tazminat talebi yönünden; tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olacakları şekilde davalılar ... İnşaat ... Ltd. Şti. alınarak davacıya verilmesine, ...'in manevi tazminat talebi yönünden; tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti.'nden müteselsil ve müştereken sorumlu olacakları şekilde davalılar ... İnşaat ... Ltd. Şti. alınarak davacıya verilmesine, ... ...'in manevi tazminat talebi yönünden; tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti.'nden müteselsil ve müştereken sorumlu olacakları şekilde alınarak davacıya verilmesine, Suç üstü ödeneğinden karşılanan müzekkere, tebligat, bilirkişi ücreti ve Adli Tıp Kurumu fatura bedeli olmak üzere toplam 16.953,20-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran taraflara iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı 22/09/2026
Katip ... E-imzalıdır
Hakim ... E-imzalıdır
Davacıların 1.800,000,00-TL tutarındaki maddi tazminat talepleri yönünden ödeme nedeniyle feragat nedeniyle REDDİNE, Yukarıda açıklanan hükmün maddi tazminat kısımlarının aşağıdaki şekilde TAVZİHİNE A) ... ... için: 1-a) Destekten yoksun kalma nedeniyle; 36.512,51-TL bedelin davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti. yönünden kaza tarihi olan 05.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olacakları şekilde davalılar ... İnşaat ... Ltd. Şti. alınarak davacıya verilmesine,
B) ... için: 1-a) Destekten yoksun kalma nedeniyle; 55.796,79-TL bedelin davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti. yönünden kaza tarihi olan 05.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olacakları şekilde davalılar ... İnşaat ... Ltd. Şti. alınarak davacıya verilmesine, C-) İlamda belirtilen "D)Sigorta Şirketi için: Davalı sigorta şirketinin davacılar ...'in destekten yoksun kalma tazminat taleplerine ilişkin asıl alacak talepleri toplamı 1.892.339,30-TL bedelden teminat limiti kapsamında sorumluluk tutarının 1.800.000,00-TL olduğunun belirtilmesine, " ibaresinin ilamdan çıkarılmasına Hükmün yukarıda belirlenen şekilde tavzihine, tavzih kararının hükmün eki sayılmasına Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/09/2026
Katip ... E-imzalıdır
Hakim ... E-imzalıdır