Diğer ·

2023/43 E. 2026/201 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2023/43
Karar No
2026/201
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİHAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/43 Esas KARAR NO : 2026/201

DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini DAVA TARİHİ : 16/02/2023 KARAR TARİHİ : 23/09/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, I.DAVA DİLEKÇESİ CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ...'un merhum ...'un mirasçılarından biri olduğunu, dava konusu ... besteleri üzerinde mirasçı sıfatıyla hak sahibi bulunduğunu, davalıların söz konusu müzik eserlerini dijital mecralarda izinsiz ve hukuka aykırı şekilde umuma ilettiğini, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 4630 sayılı Kanun ile değişik ek 2. maddesi ve 80. maddesi uyarınca eser sahiplerinden izin alınmasının zorunlu olduğunu, davalıların eser sahiplerinden veya mirasçılarından herhangi bir mali hak devri almadığını, FSEK'in 51. maddesi gereğince doğmamış hakların devrine ilişkin sözleşmelerin geçersiz olduğunu, FSEK'in 52. maddesi uyarınca mali hak devir sözleşmelerinin yazılı olması ve devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmesi gerektiğini, davalılar ile akdedilmiş herhangi bir dijital hak devir sözleşmesi bulunmadığını, ... tarafından seslendirilen ..., ..., ..., ... ve ... isimli eserlerin ..., ..., ... ve ... gibi platformlarda izinsiz kullanıldığını, davalıların kötü niyetli olduğunu, bu haksız eylemlerin müvekkilin haklarına ağır ve telafisi imkansız zararlar verdiğini, bu nedenle tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini, maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulduğunu belirterek davanın kabulünü talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu kayıtlarla ilintisi bulunmayan ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, terekeye dahil eserler üzerinde elbirliği mülkiyeti hükümleri geçerli olmasına rağmen davacının diğer mirasçıları dahil etmeksizin yalnızca kendi miras payı için münferiden dava açamayacağını, ayrıca murisin dijital alandaki hak takibinin ... ve ... meslek birliklerine verilen yetki belgeleri kapsamında tam ruhsat devriyle münhasıran yürütülmesi sebebiyle davacının HMK'nin 114/1-d maddesi uyarınca aktif husumet ehliyetinin de bulunmadığını, esasa ilişkin olarak ise fonogram yapımcısı olan müvekkil şirketin 1995 yapımı ... albümlerinde yer alan uyuşmazlık konusu besteler için icracı sanatçı ...’dan noter onaylı muvafakatnameleri ve eser sahibi adına üyesi olduğu ...’dan noter sözleşmelerini alarak ilk ses tespitini hukuka uygun şekilde gerçekleştirdiğini, FSEK'in 80. maddesi ile Türkiye'nin taraf olduğu ..., ... ve ... sözleşmeleri uyarınca fonogram üzerindeki mutlak ve bağımsız mali hakların ilk ses tespitiyle birlikte yapımcı tarafından aslen iktisap edildiğini, yapımcının dijital mecralara sağladığı erişimin eser sahipliğinden bağımsız kendi fonogram hakkına dayandığını, dijital iletimlerin müvekkilince doğrudan gerçekleştirilmediğini ve telif takibinin ilgili platformlarla anlaşmalı meslek birliklerince yapıldığını, aradan geçen 22 yılı aşkın süre boyunca telif tahsil edilmesine rağmen müdahalenin meni istemiyle dava açılmasının TMK'nin 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağıyla bağdaşmayacağını ileri sürerek öncelikle davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise ihtiyati tedbir talebinin ve davanın esastan reddini savunmuştur. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin, muris ...’un mirasçısı sıfatıyla Türk Medeni Kanunu’nun 640. ve 701. maddeleri ile 5846 sayılı FSEK’in 10. maddesi uyarınca terekedeki mali hakların korunmasına yönelik tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması davasını tek başına açma hak ve aktif husumet yetkisinin bulunduğunu, grup şirketi olup aynı adreste eylem birliği içinde hareket eden davalıların dava konusu eserleri ..., ..., ... ve ... gibi dijital platformlarda izinsiz ve haksız biçimde umuma ilettiklerini, bu nedenle husumet itirazlarının reddi gerektiğini, 4630 sayılı Kanun ile 2001 yılında getirilen umuma iletim hakkı kapsamında davalılara verilmiş herhangi bir dijital iletim izni veya yazılı mali hak devir sözleşmesi bulunmadığını, FSEK’in 51. ve 52. maddeleri gereğince doğmamış hakların devrinin batıl olduğunu ve 2001 öncesi sözleşmeler ile eser işletme belgelerinin dijital hakları kapsamayacağını, meslek birliklerinin eser sahiplerine ait mali hakları fonogram yapımcılarına devretme yetkisinin bulunmadığını, eser işletme belgelerinin hak ihdas etmeyip yalnızca ispat kolaylığı sağladığını, dijital platformların yakın tarihlerde kurulup eserlerin son yıllarda yüklendiğini, sürekli hak ihlallerinde sessiz kalmaya dayalı hak kaybı iddiasının ileri sürülemeyeceğini ve dürüstlük kuralı savunmasının yersiz olduğunu belirterek, davalıların itirazlarının reddi ile dava dilekçesindeki talepleri doğrultusunda ihtiyati tedbir talebinin teminatsız olarak ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle: Davacının merhum ...’un mirasçılarından yalnızca biri olduğunu, terekenin iştirak halinde mülkiyete tabi bulunması ve mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı yer alması sebebiyle davacının tek başına dava açma yetkisinin bulunmadığını, eserlere ilişkin hak takibinin münhasıran üyesi olunan ... ve ... meslek birliklerince yürütülmesi dolayısıyla davacının dava ehliyetinin de olmadığını, davalılardan ...'nin dava konusu fonogramların sahibi olmaması ve 5846 sayılı FSEK uyarınca dijital iletime dair taleplerin ancak iletimi yapan ilgililere yöneltilebilecek olması karşısında davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davaya konu fonogramların ... Şti. tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdindeki 1995 ve 1997 tarihli işletme belgeleri, ... ile akdedilen noter onaylı sözleşmeler ve icracı sanatçı muvafakatnameleri doğrultusunda dönemin mevzuatına uygun şekilde tescil edilerek üretildiğini, fonogram yapımcısının kanundan doğan bağımsız ve münhasır bağlantılı hakları bulunduğunu, 4630 sayılı Kanun ile yapılan 2001 yılı değişikliğinin yeni bir hak ihdas etmeyip mevcut iletim hakkını teknolojik gelişmelere uyarladığını, uluslararası sözleşmeler uyarınca da fonogram yapımcısının hak kazanımı için ayrıca hak devrinin şart olmadığını, davacının meslek birlikleri aracılığıyla telif gelirlerini tahsil etmesine rağmen ilk albümden 28 ve ikinci albümden 26 yıl sonra kayıtların izinsiz olduğunu ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca dijital iletimin müvekkilince gerçekleştirildiğine dair somut delil sunulmadığını belirterek, öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esasa ilişkin gerekçeler doğrultusunda davanın reddini savunmuştur. II.DELİLLER ...'na ... tarihinde müzekkere yazılmıştır. ...'ye 19/12/2023 tarihinde müzekkere yazılmıştır. ...'a 19/12/2023 tarihinde müzekkere yazılmıştır. ...'a 18/03/2024 tarihinde müzekkere yazılmıştır. ...'na ... tarihinde müzekkere yazılmıştır. ... Mal Müdürlüğü'ne 13/06/2024 tarihinde müzekkere yazılmıştır. ... Cumhuriyet Başsavcılığı Muhabere Büro'suna ... tarihinde müzekkere yazılmıştır. HMK'nın 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünün hukuk dışında, özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeni ile esasa yönelik teknik incelemenin yapılması gerekmiş olup mahkememizce görevlendirilen FSEK uzmanı ..., Telif Hakları uzmanı ... ve ... tarafından düzenlenen 03/02/2025 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; Albümlerin yapıldığı tarihler itibariyle eski FSEK 25'te düzenleme konusu yapılmayan yetkililerin ... tarih ve ... sayılı Yasa değişikliği ile FSEK 25'e eklenmesi, gerekse FSEK 51 hükmü çerçevesinde albümlerin tespit edildikleri tarihte mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi halinde genişletilen mali yetkisinin eser sahibinde kalacağı dikkate alındığında dijital kullanım haklarının davalıya devredilmemesi nedeniyle vaki kullanımların hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. III.DAVA VE UYUŞMAZLIK Dava; Davacının huzurdaki davayı açma yetkisinin mevcut olup olmadığı, davalının aktif husumet ehliyetine yönelik usuli itirazlarının yerinde olup olmadığı, somut uyuşmazlık yönünden davalıya husumet yöneltilip yöneltilemeyceği, Müteveffa ... besteleri olan "...", "...", "...", "...", "..." isimli müzik eserlerinin davalılarca hukuka aykırı olarak dijital mecralarda kullanılıp kullanılmadığı, bu suretle davacının umuma iletim hakkının ihlal edilip edilmediği, anılan albüm ve içerdiği icralara yönelik olarak davacının hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, tecavüzün men'i, ref'İ, dava konusu albüm ve icraların davalılar tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin durdurulması, önlenmesi istemleri yönünden yasal koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı anlaşıldı. IV. GEREKÇE Dava; FSEK kapsamında tecavüzün tespiti, men ve ref'i istemlerine ilişkindir. Davacı mütevaffanın davaya konu musiki eserlerin söz ve müzik bestecisi sıfatıyla eser sahibi olduğu, davalı şirketin ise fonogram yapımcısı sıfatına haiz olduğu, davaya konu icraların dijital platformlarda umuma iletildiği ve davalı fonogram yapımcısı tarafından yüklendiği ihtilafsız olup, somut olaya ilişkin hukuki değerlendirmeler şu şekildedir; Uyuşmazlık konusu Davacının murisi...’a ait olduğu belirtilen ..., ..., ...”, ..., ... isimli yaratımların gerek güfte gerekse beste açısından birlikte şekillendirme, seslerin birbirini izlemesindeki uslup, birbirine bağlanış ve ritminin hususiyet taşıdığı bu çerçevede FSEK 3 anlamında musiki eseri olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Yargıtay kararlarında FSEK kapsamındaki uyuşmazlıklarda, “eser sahipliği” ya da hak sahipliği sıfatının da re’sen gözetilmesi gereğine işaret edilmektedir. Dolayısıyla huzurdaki davada da, uyuşmazlık konusu fikri ürünlere ilişkin “eser sahipliği” ya da hak sahipliği sıfatının re’sen irdelenmesi gerekmektedir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda eser sahipliği veya hak sahipliği ile ilgili çeşitli karinelere yer verilmiştir. FSEK m.11 hükmüne göre; “Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutat şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır; meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın”. şeklinde hüküm kapsamında; Dosyada mübrez bilgi belgeler ve Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen davaya konu albümlere ilişkin eser işletme belgeleri ve eklerinden davacının murisi ...’un , ... ve ... isimli musiki eserlerin söz ve bestecisi, ..., ... ve ... isimli musiki eserlerinin ise bestecisi olduğunun belirtilmesi karşısında ...’un davaya konu eserlerin FSEK 11’deki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu kanaati hasıl olmuştur. Dosyada mübrez 02.02.2024 tarihli mirasçılık belgesine göre eser sahibi ...’un mirasçılarının davacı ile birlikte ..., ..., ..., ... .... olduğu görülmektedir. Davacının tek başına men ve ref davası açıp açmayacağı hususu değerlendirilecek olursa FSEK m. 63’e göre, “Bu Kanunun tanıdığı mali haklar miras yolu ile intikal eder. Mali haklar üzerinde ölüme bağlı tasarruflar yapılması caizdir”. “Mirasçılar birden fazla ise aralarında iştirak halinde mülkiyet hükümleri caridir (TMK 640). Bu çerçevede mirasçılardan her biri tek başına eserin korunmasına yönelik tespit, men ve ref davası açabilir. Dava dilekçesine konu talebin; tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i şeklindeki tespit akabinde tek bir mirasçının dava açabileceği değerlendirilerek, davacı ...'un aktif dava husumeti bulunduğu kabul edilmelidir. Eser sahibinin mali haklarından birisi de FSEK 25’te düzenlenen umuma iletim hakkıdır. 2001 tarih ve 4630 sayılı Yasa ile tamamen değişikliğe uğratılan FSEK 25 hükmüne göre; “Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Eser sahibi, eserinin aslı ya da çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda eserine erişimini sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına da sahiptir. Bu madde ile düzenlenen umuma iletim yoluyla eserlerin dağıtım ve sunumu eser sahibinin yayma hakkını ihlal etmez”..Davaya konu albümler 1995 ve 1997 tarihli olup İşletme Belgelerinde CD ve ses kaseti haklarını kapsadığı görülmektedir. Bu tarihlerde yürürlükte olan FSEK 25 hükmü ise şu şekildeydi; “Bir eserden, onun asıl veya işlenmelerini radyo veya buna benziyen ve işaret, ses yahut resim nakline yarayan diğer teknik tesislerle yaymak; böylece yayılan eserleri diğer bir radyo teşekkülünden naklen alarak ister telli, ister telsiz olsun tekrar yaymak veya oparlör yahut buna benziyen ve işaret, ses yahut resim nakline yarıyan diğer teknik tesislerle umumi mahallerde temsil etmek suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir” Davaya konu müzik eserlerinin dijital mecralarda erişime sunulması FSEK 25’in 4630 sayılı Kanun değişikliği ile son halinde yer alan “...” yetkisi kapsamındadır. Bu yetkinin kapsamına radyo, televizyon ve benzeri araçlar dışında kalan yöntemlerle eserin yayınlanması girer. İnternet bu yöntemlerden biridir. İnternet, eserin iletiminin yanında yeniden iletimi için de bir yöntem fonksiyonunu haizdir. İnternet haricinde bir eserin dijital iletimi dışında kalan ve işaret, ses ve görüntüyü nakledebilme yeteneğine sahip olan haporlör ve monitör gibi araçlar da bu kapsamda sayılmalıdır. Yine bir edebiyat ve musiki eserinin dijital ortama aktarılarak, cep telefonu gibi telsiz ve kablosuz olarak ses ve görüntü nakline yarayan elektronik araçlarla üçüncü şahısların istifadesine sunulması da bu yetkinin kapsamı içindedir. Davacının murisinin davalının iki adet albümü içerisinde yer verilen müzik eserlerinin davalı fonogram yapımcısına verdiği muvafakatname dosyada bulunmamakla birlikte albümlerin çıktığı tarih itibariyle verilen muvafakatin kapsamına ancak albümlerin yapıldığı tarihte yürülükteki mevzuatta yer alan mali haklarla sınırlı olacaktır. Zira FSEK 51’e göre; Eser sahibini tanınması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir. Albümlerin yapıldığı tarihler itibariyle eski FSEK 25’te düzenleme konusu yapılmayan yetkilerin 2001 tarih ve 4630 sayılı Yasa değişikliği ile FSEK 25’e eklenmesi, gerekse FSEK 51 hükmü çerçevesinde albümlerin tespit edilmesinden sonra mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi halinde genişletilen mali hak yetkisinin eser sahibinde kalacağı dikkate alındığında dijital kullanım haklarının davalıya devredilmemesi nedeniyle vaki kullanımların hukuka aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.Davalı her ne kadar fonogram yapımcısının haklarının tespit ile münhasıran doğacağını belirtmişse de FSEK 80/B hükmünde fonogram yapımcısının eser sahibinden mali hakları devraldıktan sonra tespitin kullanım hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Fonogram yapımcısının tespit ile doğan haklarını eser sahibinin verdiği yetkilerin sınırları kapsamında geçerli olacağı kanaati hasıl olmuştur. Bu çerçevede davacının albümleri üzerindeki tespite ilişkin hakkı dijital iletim hakkını kapsamadığından bu hak eser sahibinde kalmakla davalıda dijital iletim hakkı bulunmadığı kabulü nihayetinde davanın kabulü yönünde davalının eyleminin, davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine dair aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. Somut olaya emsal nitelikteki Yüksek Yargı Kararları; İstanbul BAM 44. HD'nin ...E., ...K. Ve 04/06/2026 tarihli; "Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; ... 22. Noterliğinin.. tarihli ... yevmiye numaralı muvafakat beyanı kapsamında mali hakları kullanma yetkisinin devralındığı tarihte, dijital iletim sureti ile umuma iletim haklarına ilişkin FSEK kapsamında herhangi bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla davacının icracı sanatçı olarak bağlantılı hak sahibi olduğu musiki eserlerin internet üzerinden dijital platformlar vasıtasıyla umuma iletimine ilişkin mali hakkın, 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmesi karşısında FSEK 51. maddesinin düzenlemesi ile birlikte anılı 1995 tarihli muvafakatnamelerin işbu hakkı kapsar biçimde yorumlanmasının yasa koyucunun eser sahibi ile icracı sanatçıyı koruma amacı ile ihdas ettiği emredici düzenleme karşısında mümkün olamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Böylece davacının icracı sanatçılıktan kaynaklanan bağlantılı haklarının bulunduğu davaya konu icralarının, izinsiz şekilde davalı tarafça dijital mecralarda umuma iletilmesi şeklindeki eylemin, davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır." şeklindeki ilamı, İstanbul BAM 16. HD'nin ...E., ...K. Ve 16/04/2026 tarihli; "Somut uyuşmazlıkta; müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hakkın 5846 sayılı FSEK’in 25. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmiş olması, mali hakların devrine ilişkin sözleşmenin değişiklikten önceki tarihlerde gerçekleşmesi, FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü birlikte değerlendirildiğinde bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olup, raporda ... tarafından da "... " yazılı izinsiz kullanımlar olduğuna yer verildiği dikkate alındığında husumet itirazı da yerinde görülmeyerek davalıların istinaf isteminin reddine karar verilmiştir." şeklindeki ilamı ve benzer minvaldeki ilamlar gerekçeye konu edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜNE, 1-Davalının eyleminin, davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, 2-Davacı yanın dava dilekçesinin netice-i talep bölümünün 1. maddesinde tedbir talebinde bulunduğu anlaşılmakla, tedbir isteminin kabulü ile hükmün etkinliğinin sağlanılması amacıyla HMK 389 vd.maddeleri gereğince; -Takdiren teminatsız olarak; Dava konusu müzik eserlerinin davalı taraflarca dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine, ilgili adreslere tedbire konu müzekkerelerin yazılmasına, 3-Harçlar Kanunu Gereğince alınması gereken 732,00.-TL harcın peşin alınan 179,90.-TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 552,10.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından peşin alınan 179,90.-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 827,25.-TL posta ve tebligat gideri, 18.000,00.-TL bilirkişi ücreti 179,90.-TL başvuru harcı, 25,60.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 19.032,75.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine, Dair karar Davacı vekili ve Davacı asilin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 23/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2023/43, K. 2026/201, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2023-43-e-2026-201-k-cb4403980c12