Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2855 E. 2026/549 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2855
- Karar No
- 2026/549
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/259 E., 2025/354 K. DAVA TARİHİ : 15.04.2013 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/719 E., 2019/1342 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiş ve incelemenin duruşmalı yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının 01.10.2013 tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi ile ... 1 nolu alanda bulunan akaryakıt istasyonunu davalı şirkete kiraya verdiğini, kira sözleşmesinin süresi sona erdiği halde yapılan tebligatlara rağmen kiralananın tahliye edilmediğini, davalı şirketin fuzuli şagil olarak davaya konu taşınmazı kullandığı dönemler için ecrimisil tahakkuk ettirildiğini, davalının 25.03.2013 tarihinde idari yoldan tahliye edildiğini, taşınmaz mal kira şartnamesinin (12.) maddesinde yer alan hüküm uyarınca davalının cezai şart ödemesi gerektiğini, İdarenin döner sermaye işletmesi hesabına davalının yapmış olduğu ödemeler dikkate alındığında cezai şartın ne kadar olduğunun tam olarak belirlenemediğini, bu nedenle davayı ileride alınacak bilirkişi raporlarında belirlenecek miktara göre ikame ettiklerini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bilirkişi incelemesi sonucu belirlenecek cezai şartın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin fuzuli şagil olmadığını, sözleşme sona erdirilmediğinden her yıl aynı koşullarla yenilendiğini, davacının müvekkilinin kira bedeli olarak yatırdığı bedelleri ihtirazi kayıt olmaksızın alındığını, cezai şarta ilişkin sözleşmenin (12.) maddesinin uygulanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.11.2019 tarihli kararıyla; cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunmayan davalının sonradan bilirkişi raporu üzerine sunduğu itiraz dilekçesinde bildirdiği zamanaşımı itirazının yerinde görülmediği, davacının dava değerini 3.702.930,99 TL olarak belirlediklerini beyan ettiği, bu durumun ıslah talebi olarak değerlendirildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 1.875.370,26 TL alacağın davalıdan tahsiline, 21.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda tablo 1'de belirtilen her bir eksik ödeme tutarına 6183 sayılı Kanunun 51. maddesi hükmü uyarınca değişen oranlarda gecikme zammı uygulanmasına, davalı tarafça dava tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan 562.619,69 TL ödemenin infaz aşamasında icra müdürlüğünce dikkate alınmasına karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli kararıyla; davacı İdarenin davalı şirketle 01.10.2002 başlangıç ve 01.10.2003 bitiş tarihli kira sözleşmesi imzaladığı, bir yıllık kira süresi dolduktan sonra sözleşmenin yenilenmeyerek davacı İdare tarafından feshedildiği, davalı kiracı şirket tarafından Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/2290 E. sayılı dosyasında tahliyeye yönelik muarazanın önlenmesi talebi ile açılan davanın 24.01.2008 tarihinde reddine karar verildiği, davalı tarafın temyizi üzerine kararın onandığı, kira sözleşmesinin (20.) maddesinde; sözleşmenin ekini teşkil eden taşınmaz mal kira şartnamesi hükümlerinin aynen geçerli olduğu, şartnamenin (12.) maddesinde ise; kira süresi sona erdiği halde kiralananın kiracı tarafından tahliye edilmediği takdirde her geçen gün için, o yıl kira bedelinin %50 fazlasının ceza olarak ödeneceği düzenlemesine yer verildiği, bu şartların geçerli olup tarafları bağladığı, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 2886 sayılı Kanun kapsamında sürenin bitmiş olması nedeni ile feshedildiğinden ve artık kiracılık ilişkisi kalmadığından, davalının taşınmazı süre bitiminde tahliye etmesi gerektiği, sözleşme süresi sona erdiği halde kiralananı tahliye etmeyen davalının, tahliye tarihine kadar olan dönem için şartnamenin (12.) maddesi gereğince hesaplanan ceza bedelinden sorumlu olduğu, davacı kiraya veren idarenin sözleşmede düzenlenen cezai şartı talep etmeyeceğine yönelik açık bir beyanı bulunmadığından, ihtirazi kayıt konulmadan davalı kiracı tarafından yapılan ödemelerin tahsil edilmiş olmasının cezai şart alacağının talep edilmesine engel teşkil etmeyeceği, davacı vekilinin dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile bilirkişi incelemesi sonucu belirlenecek cezai şartın faizi ile birlikte tahsilini istediği, dava değerini 10.000,00 TL olarak göstererek dava açtığı, davacı İdarenin talebi sözleşme uyarınca cezai şart bedeli olup, dava tarihi itibariyle alacağın miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107. maddesine göre belirsiz alacak davası açılamayacağı, ancak belli bir miktar gösterilerek talepte bulunulduğundan davacının davasının aynı Kanunun 109. maddesinde ifade edilen kısmi dava niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı kiracı tarafından süresinde yapılmış usulüne uygun bir zamanaşımı itirazı bulunulmadığından Mahkemece davalının zamanaşımı itirazının reddi ile yapılan tüm ödemeler mahsup edilerek, şartnamenin (12) maddesi uyarınca eksik kalan cezai şart bedelinin tespitinin yapıldığı, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı, dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde davacı tarafça açıkça alacağın 6183 sayılı Kanunun 51. maddesi hükmü uyarınca değişen oranlarda faizi ile tahsilinin talep edilmediği, yalnızca alacağın faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, sözleşmede de cezai şart alacağına 6183 sayılı Kanunun tatbik edileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, davacı İdare tarafından cezai şart alacağına ilişkin olarak davalı şirketin daha önce temerrüte düşürülmediği gerekçesiyle; davacı vekilinin başvurusunun reddine, davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL alacağın dava, bakiye 1.865.370,26 TL alacağın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı tarafça dava tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan 562.619,69 TL ödemenin icra müdürlüğü tarafından infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 30.10.2024 tarihli ilamla; davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, taraflar arasında düzenlenen 01.10.2002 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesinin eki şartnamenin (12) maddesinde; kira süresi sona erdiği halde kiralanan kiracı tarafından tahliye edilmediği takdirde her geçen gün için, o yıl kira bedelinin %50 fazlasının ceza olarak ödeneceği düzenlemesinin yer aldığı, 2886 sayılı Kanunun 75. maddesi uyarınca, kira süresinin sona ermesiyle taraflar arasındaki kira sözleşmesinin sona erdiği, davalının süre sonundan itibaren fuzuli şagil konumunda olduğu, davalı hakkında tahakkuk ettirilen ecrimisil bedellerinin haksız işgal karşılığı olduğu, buna bağlı olarak haksız işgal karşılığı davalıdan tahsil edilen ecrimisil bedelinin sözleşmeden kaynaklanan cezai şart bedelinden mahsup edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 2886 sayılı Kanun kapsamında sürenin bitmiş olması nedeni ile feshedildiği, artık kiracılık ilişkisi kalmadığından davalının taşınmazı süre bitiminde tahliye etmesi gerektiği, sözleşme süresi sona erdiği halde kiralananı tahliye etmeyen davalının, tahliye tarihine kadar olan dönem için şartnamenin (12.) maddesi gereğince hesaplanan ceza bedelinden sorumlu olduğu, davalı hakkında tahakkuk ettirilen ecrimisil bedellerinin haksız işgal karşılığı olduğu bu nedenle haksız işgal karşılığı davalıdan tahsil edilen ecrimisil bedelinin, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart bedelinden mahsup edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL alacağın dava, bakiye 1.865.370,26 TL alacağın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; alacağa yasal faiz türüne hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olup alacağa dava tarihi itibariyle faiz işletilmesi gerektiğini, dava tarihi 15.04.2013 olmasına karşın kararda 16.05/2014 olarak belirtildiğini, en son bilirkişi raporu dayanak alınarak verilen kararda davalı tarafından ecrimisil bedeli altında ödenen bedellerin dava konusu ceza bedeli ödemesi şeklinde kabul edilip, asıl alacaktan düşülmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; usulüne uygun bir ıslah bulunmadığını, bu hususun maddi hata olup usuli kazanılmış bir hakkın söz konusu olmadığını, hukuken geçerli bir ıslah mevcut olmadığından kısmi dava nedeniyle ancak 10.000,00 TL'ye hükmedilebileceğini, yapılan ödemeleri ihtirazi kayıt olmadan alan davacının cezai şart isteme hakkını kaybettiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 2886 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kiralananın, sözleşmede öngörülen süre bitmesine rağmen tahliye edilmemesinden kaynaklanan cezai şart alacağı istemine ilişkindir.
1.Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeyle, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bozulan bir hükmün, bozma sebepleri dışında kalan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle; kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Zira, kesinleşmiş olan kısımlar, lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder. Somut olayda, uyulmasına karar verilen bozma ilamında, davalı hakkında tahakkuk ettirilen ecrimisil bedellerinin haksız işgal karşılığı olduğu ve sözleşmeden kaynaklanan cezai şart bedelinden mahsup edilmesinin doğru olmadığı belirtildiği halde, Bölge Adliye Mahkemesince bozma gereği yerine getirilmemiştir. İlk karara esas alınan bilirkişi raporunda; davacının cezai şart alacağını hesaplandıktan sonra davalının ecrimisil ödemeleri mahsup edilmiş ve cezai şart tutarı 1.865.370,26 TL olarak belirlenmiştir. Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince; uyulan bozma ilamında uygun bir karar verilmesi gerekirken, bozma gereği yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, dava tarihi 15.04.2013 olduğu halde karar başlığında hatalı olarak 16.05.2014 olarak gösterilmesi de doğru değildir. VII. KARAR Açılanan sebeple; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.