Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2025/9259 E. 2026/7502 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/9259
- Karar No
- 2026/7502
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2020/198 E., 2021/435 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 22. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/432 E., 2019/362 K. SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜMLER: CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararının kaldırılarak; TCK'nın 314/3 ve 220/7. maddeleri delaletiyle aynı Kanun'un 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53... . maddeleri uyarınca mahkumiyet İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZA KONU KARAR: Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28.10.2025 tarih ve 2022/32566 E., 2025/25158 K. sayılı bozma ilamı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 28.10.2025 tarihli ve 2022/32566 esas, 2025/25158 karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2025 tarihli ve KD-2021/56145 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2025 tarihli ve KD-2021/56145 sayılı itirazının; "İtiraza konu uyuşmazlık, sanık hakkında "silahlı terör örgütüne yardım etme" suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi nazara alınmadan bir karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 30.03.2021 tarih ve 2020/1 98... /435 karar sayılı ilamı ile örgüte yardım suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, sanık müdafii tarafından temyiz edildiği gibi bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından da sanık aleyhine süresinde temyiz istemine konu edildiği halde sadece müdafiinin temyiz istemi dikkate alınmak suretiyle Cumhuriyet savcısı tarafından bildirilen ve sanık lehine kazanılmış hak oluşmasına da engel teşkil edecek nitelikteki temyiz nedenleri inceleme dışı bırakılarak taraf teşkili sağlanmadan eksik inceleme ile karar verilmesinin kanun yolu başvuru hakkını ortadan kaldıran bir hukuka aykırılık oluşturduğu değerlendirilmiştir. tebliğnamede bildirildiği üzere bölge adliye mahkemesince kurulan hüküm, 1999 yılından itibaren ...'da hesabı bulunan sanığın, hesap açılış tarihinden itibaren temin edilecek ayrıntılı banka hesap hareketleri yerine sadece 01.01.2012 tarihi ve sonrasındaki hesap hareketleri incelenerek düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28.10.2025 tarih ve 2022/32566 esas, 2025/25158 karar sayılı, sanık ... hakkındaki kararına karşı 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurulmuştur.." denilmekle itirazın kabulü ve Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28.10.2025 tarihli ve 2022/32566 esas, 2025/25158 sayılı bozma kararının kaldırılması ile sanık müdafii ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerine istinaden yapılacak inceleme sonucunda; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 30.03.2021 tarih ve 2020/1 98... /435 karar sayılı, sanık ... hakkındaki hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince bozulması, itirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi ..." talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. II. GEREKÇE İzmir 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.12.2019 tarih, 2019/432 esas. 2019/362 sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... yönünden beraat kararı verildiği, karara karşı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince duruşma açılmak suretiyle yeniden yargılama yapılarak, ilk derece mahkemesi kararının her iki sanık yönünden de kaldırılması ile sanık ... yönünden silahlı terör örgütüne üye suçundan, sanık ... yönünden ise örgüte yardım suçundan ceza verilmesine yönelik kararın sanık müdafilerine ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısına karşı 30.03.2021 tarihli duruşmada açıklandığı, tefhim ile kararı öğrenen bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının aynı gün 30.03.2021 tarihli süre tutum dilekçesi ve 06.04.2021 tarihinde ise gerekçeli temyiz dilekçesi sunmak suretiyle karara karşı yalnızca sanık ... aleyhine olmak üzere temyiz kanun yoluna başvurduğu, aynı karara karşı sanık ... müdafiince de sanık lehine süresinde temyiz başvurusu yapıldığı, Yargıtay 3. Ceza Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde ise yalnızca sanık ... müdafiinin temyiz talebi yönünden inceleme yapılarak hakkında bozma yönünde karar verildiği halde bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının sanık aleyhine temyiz talebine yönelik değerlendirmenin ise sehven yapılmadığı, Bu sebeplerle bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından da sanık ... aleyhine süresinde temyiz istemine konu edildiği halde sadece müdafiinin lehe temyiz istemi dikkate alınmak suretiyle Cumhuriyet savcısı tarafından bildirilen ve sanık lehine kazanılmış hak oluşmasına da engel teşkil edecek nitelikteki temyiz nedenleri inceleme dışı bırakılarak eksik inceleme ile karar verilmesinin kanun yolu başvuru hakkını ortadan kaldıran bir hukuka aykırılık oluşturduğundan Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 28.10.2025 tarihli ve 2022/32566 esas, 2025/25158 karar sayılı bozma ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının sanık ... yönünden yaptığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28.10.2025 tarihli ve 2022/32566 esas, 2025/25158 karar sayılı bozma ilamının itiraza konu olmayan sanık ... yönünden aynen KORUNMASINA, 3. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 28.10.2025 tarihli ve 2022/32566 esas, 2025/25158 karar sayılı bozma ilâmının sanık ... yönünden KALDIRILMASINA, 4. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan .../PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, ... kullanıcısı olmayan, kod adı kullanmayan, ... hesabını rutin olarak kullanan sanığın, dosya kapsamında yer alan savunmasına göre de örgütle iltisaklı derneğe üye olması dışında örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, dosyaya yansıyan mevcut deliller göz önünde bulundurulduğunda sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan beraatine karar verilmesi gerekirken yeterli ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.