Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/33001 E. 2023/1792 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/33001
- Karar No
- 2023/1792
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/36 E., 2021/969 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.09.2019 tarihli ve 2018/266 Esas, 2019/334 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 58/7 ve 58/9, 53/1-2-3, 63 üncü uyarınca 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 26.04.2021 tarihli ve 2020/36 Esas ve 2021/969 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.07.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; 1. Yerel mahkemenin eksik inceleme sonucu ve usule aykırı vermiş olduğu karardaki hukuka aykırılıklar görmezden gelinerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiğine, 2. Sanığın Bank ... hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığına ve sanığın kastını belirlemeye yönelik araştırma yapılmadığına, 3. Tüm hesap hareketleri incelendiğinde örgüt liderinin talimatı ile hareket etmediğine ve günlük ihtiyaçları doğrultusunda rutin bankacılık işlemleri yaptığına, 4. Salt cezalandırma mantığı ile hareket edilerek, varsayıma dayalı ve aleyhe bir yorumla sanık hakkında mahkumiyet hükmü verildiğine, 5. Sanığın yapıyla teması olmadığına, 6. Sanığa atılı isnatların somut delille desteklenmediğine, yer, zaman ve kişi unsuru ile kanıtlamayan iftira içerikli beyanlar olduğuna, 7. Tanıkların çelişkili, soyut isnatlardan ibaret, somut bilgi ve görgüye dayalı olmayan ve doğrulanmayan beyanlarının sanık aleyhine değerlendirilemeyeceğine, 8. Sanık ile bir kısımlar tanıklar arasında özellikle tanık Z.D. arasında husumet bulunduğuna, 9. Sanık aleyhine ifadesi alınan 8 tanıktan, 5 tanesinin açıkça sanığın FETÖ/PDY ile bir irtibatı olduğu yönünde hiçbir ifadelerinin bulunmadığına, 10. Bir kısım tanıkların idari soruşturma sırasında alınan beyanlarının sanık aleyhine delil olarak kabul edilmesinin CMK'nın 217 nci maddesine aykırı olduğuna, 11. Sanığın müsnet suçu işlediğinin somut, her türlü şüpheden ari bir şekilde ispatlanamadığına ve söz konusu beyanların hukuken geçerli bir tanık beyanı kabul edilemeyeceğine, 12. Tanık beyanlarına itibar edilse dahi sanığa atfedilen eylemlerin 2013 yılı öncesine ilişkin olduğuna ve anılan tarihler itibariyle suç unsuru içermediğine, 13. Sanığın çocuklarını örgütle iltisaklı okullarda okutmasının örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceğine, 14. Sanığın örgüt üyesi olmadığına, 15. Sanık hakkında FETÖ/PDY üyeliği için kabul edilen kriterlerin ve itirafçı/şüpheli beyanı bulunmadığına, 16. Yerel mahkemenin "...üniversiteyi kazandıktan sonra öğrencilik süresi içerisinde ve çalışma hayatı boyunca yapıdan destek aldığı..."" yönündeki kabulünün dosya içeriği ve somut belgelerle uyuşmadığına, 17. Kanuni terimler tekrar edilerek ve müsnet suçun unsurları olarak kabul edilen soyut nitelikli veya suç unsuru içermeyen eylemlere dayanılarak alt sınırdan uzaklaşılmasının hukuka aykırı olduğuna, 18. Silahlı terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının oluşmadığına ve unsurları oluşmayan suç nedeniyle beraat kararı verilmesine, 19. TCK 30 uncu maddesi ve Ceza Genel Kurulu kararı dikkate alınarak sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesine ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince "sanığın örgüte müzahir Bank ... isimli bankada hesabının olduğu, bu hesabın ilk açılış tarihinin 22.01.2014 olduğu, sanığın Bank ... hesap bilgisi itibariyle daha önceki bankacılık alışkanlıkları ile açıklanamayacak şekilde terör örgütü elebaşısının çağrısı üzerine örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme amacı ile çağrıdan sonra bu bankada hesabı yokken Bank Asyaya para yatırarak yeni katılım açma şeklinde faaliyette bulunduğu, bu davranışının da bankanın devletin yetkili kurumları tarafından incelendiği süreçte, örgütsel motivasyonlarla yürütülen "Bank Asyaya para yatırılması talimatları"na riayet ederek özellikle bu kampanyaların yoğunlaştığı dönemlerde bankanın mevduatının artırılmasına yönelik destek sağlamaya yönelik olduğu, çok sayıda yurt dışı çıkış kaydının bulunduğu, çocuklarını örgütle iltisaklı olan ve bu nedenle KHK'ler ile kapatılan eğitim kurumlarında okuttuğu, 17/25 Aralık sürecinden sonra da kızını bu kurumdan almayarak örgütle iltisaklı olan kurumda okutmaya devam ettiği, hatta kendi beyanında bu okulların terörle alakasını kuramadığını belirttiği, Tanıkların soruşturma ve kovuşturma aşamasında ki beyanları arasında çelişkilerin olmadığı, her ne kadar sanığın hakkındaki aleyhte tanık beyanlarını kabul etmediğine ilişkin savunmaları mevcut ise de adı geçen tanıklarla sanık arasında iftira atmayı gerektirir somut bir husumet durumunun dosyaya yansımadığı, tanık anlatımlarının birbirini doğrular nitelikte olduğu, açıklanan tüm bu nedenlerden ötürü inkar yollu savunmalarda bulunan sanık savunmasına nazaran adı geçen tanıkların dosyadaki beyanlarına üstünlük tanınması gerektiğinin anlaşıldığı; sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla kamu davası açıldığı, silahlı örgüt üyeliği suçunun; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenebileceği, bu nedenle eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerektiği, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere örgüt üyeliğinin belirlenmesinde, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olma yani örgütle organik bağ olması, eylem ve faaliyetlerin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğun bulunması gerektiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 26.10.2017 tarih 2017/1809 Esas 2017/5155 Karar sayılı ve benzer pekçok içtihatında örgüt üyesinden ne anlaşılması gerektiğinin vurgulandığı, yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas 2017/3 karar (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih 2017/956 Esas 2017/370 Karar sayılı ilamıyla da kesinleşen), 2017/1443 Esas 2017/4758 Karar, 2017/1779 Esas 2017/4841 Karar, 2016/7162 Esas 2017/4786 Karar sayılı içtihatlarıyla FETÖ/PDY'nin silahlı terör örgütü olduğunun da tesbit edildiği, yapılan yargılama, toplanan deliller, mahkememizce belirtilen Yargıtay içtihatları ve tüm dosya kapsamından her ne kadar atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmış ise de sanığın uzun bir süredir FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ içerisinde bulunduğu, üniversiteyi kazandıktan sonra öğrencilik süresi içerisinde ve çalışma hayatı boyunca yapıdan destek aldığı, evlerinde yapılan sohbetlere katıldığı, tanıklardan E.A. ile Z.D. FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yapmış olduğu hizmetlerden dolayı kendisine Pensilvanya'dan örgüt lideri ... tarafından cömertlik hediyesi geldiğini söylediği, bu hediyeyi işyerindeki odasında sakladığı, yine tanıklardan E.A.'ya ''mütevelli'' olduğunu ve maaşının büyük bir bölümünü bu yapıya burs olarak verdiğini söylediği, Z.D.'ye ise Bahçelievler semtinde Fetullah Gülen cemaatine bağlı 3 kız öğrenci evinden sorumlu olduğunu, bu öğrencilerin iaşe ve ibatesiyle bizzat kendisinin ilgilendiğini söylediği, hatta bazen ekonomik sıkıntılarının olduğunu söyleyerek bu cemaat evindeki öğrencilere kendisinin ve diğer arkadaşların da katkı sağlamasını istediği, bu durumun 17 Aralık sürecinden sonra da devam ettiği, F.B.K. isimli tanığa bu yapının sohbetlerine gittiğini ve kendisinin de bu sohbetleri bir vaiz kadar olmasa bile yaptığını söylediği, Lamia L.A. isimli tanığa Fetullah Gülen cemaatinin mütevelli heyetinden olduğunu, bu yapılanmaya ait bazı kız öğrenci evlerinin iaşe ve ibatesinden sorumlu olduğunu, maaşının ciddi bir bölümünü düzenli olarak bu öğrencilerin ihtiyaçlarına harcadığını, Bahçelievler ve hatırladığı kadarıyla Emek Semtlerinde bu yapılanmaya bağlı bazı öğrenci evlerinin ihtiyaçlarıyla ilgilendiğini, örgüt içinde mütevelli olarak isimlendirilen bir pozisyonda olduğunu söylediği, yine Almanya'nın Köln şehrinde bir sabah kahvaltısı esnasında yaşanan tartışmadan sonra tanıklardan S.Y.'nin de olduğu bir ortamda "ben 25 yıldır hizmetin içindeyim, hocaefendi hakkında zaten farklı düşünemem" dediği, örgüt içerisinde ''mütevelli'' olduğu, örgüte ait bazı öğrenci evlerinden sorumlu olduğu ve bu öğrencilerin iaşe ve ibatesiyle ilgilendiği, örgüt için yardım topladığı, çocuklarını örgütle iltisaklı olan okullarda okuttuğu, 17/25 Aralık sürecinden sonra da kızını bu okullarda okutmaya devam ettirdiği, örgütsel faaliyetlerine 17/25 Aralık süreci sonrasında da devam ettiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile mücadele ettiği için devlet yöneticilerinden Recep Tayyip Erdoğan aleyhine örgütsel amaçlı propaganda faaliyetinde bulunduğu, belirtilen eylemlerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarına münhasır eylemler olduğu, böylece sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan organik bağını uzun bir süre devam ettirerek örgüt hiyerarşisi dahilinde iradesini terör örgütü iradesine terk eden ve örgütle olan bağını sıkı bir şekilde kopmadan devam ettiren bir konumda olduğunun anlaşıldığı, bu şekliyle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü hiyerarşisinde süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden ve somutlaştırılan sözkonusu eylemlerde bulunduğu toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde anlaşılmış olmakla sanığın aşamalardaki suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek yasal unsurları oluşan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine, sanık hakkında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, Diyanet İşleri Başkanlığına sızmış olması, silahlı terör örgütü adına para toplama, mütevelli olma, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY ile mücadele ettiği için devlet yöneticilerinden Recep Tayyip Erdoğan aleyhine örgütsel amaçla propaganda faaliyetlerinde bulunması, terör örgütünün talimatı ile Bank Asyaya para yatırarak yeni katılım hesabı açması, örgütte geçirdiği sürenin uzunluğu ve kastının yoğunluğu gözetilmek suretiyle teşdid yoluna gidilmiş, sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından etkin pişmanlık hükümlerinin ve hakkında tayin olunan netice ceza itibariyle CMK 231, TCK 50-51 inci maddelerinin ayrı ayrı uygulanmasına yer olmadığına" karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. B bendinde açıklanan nedenlerle tebliğnamedeki onama görüşüne iştirak edilmemiştir. B. 1.Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 Esas 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.) Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280) Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, Mahkeme kabulüne esas alınan ve tanık sıfatıyla anlatımlarına başvurulan tanık beyanlarının duyuma dayalı ve genel nitelikte olması karşısında UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında ifade yahut beyan olup olmadığı araştırılarak var ise ifade ve beyanların onaylı örneklerinin dosya içerisine getirtilip, ifade veya beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla dinlenilerek sanığın örgütün kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra da somut şekilde örgütsel nitelendirilebilecek eylem ve faaliyetinin bulunup bulunmadığı araştırılarak bulunmaması halinde dosya kapsamına göre sanığın eylem ve faaliyetlerinin sempati düzeyinde kaldığı gözetilerek hukuki durumunun buna göre tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması , 2.Sanığın çocuklarını örgütle iltisaklı okula göndermesinin örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceğinin gözetilmemesi, 3.Sanık hakkında soruşturma aşamasında yakalama işlemi yapılmadığı ve soruşturma aşamasında ifadesine başvurulmadığı nazara alındığında, suç tarihinin temadinin kesileceği iddianame tarihi olan olan "09.04.2018" tarihi yerine karar başlıklarında “23.09.2016” olarak gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 26.04.2021 tarihli ve 2020/36 Esas ve 2021/969 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2023 tarihinde karar verildi.