Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/32585 E. 2025/24539 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/32585
- Karar No
- 2025/24539
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1186 E., 2021/762 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/181 E., 2018/314 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme ... yönünden; HÜKÜM : Sanık ... hakkında; 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet kararına dair istinaf başvurusunun esastan reddi, Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 220/7. maddesi delaletiyle 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5, TCK’nın 220/7-2, 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet kararına dair istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: Duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği hükmedilen cezanın nev ve süresine göre yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede: Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak: Sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarında sanıklara verilen temel cezanın 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi uyarınca artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin fıkra belirtilmeksizin aynı Kanun'un 5. maddesi olarak gösterilmesi ile sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunda temel ceza tayin edilirken uygulama maddesinin "TCK'nın 314/3 ve 220/7. maddeleri delaletiyle 314/2. maddesi" yerine "TCK'nın 220/7. maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2." olarak gösterilmesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeple BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususların 5271 sayılı CMK'nın 303/1-c maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün birinci maddesi ikinci fıkrası ve ikinci maddesi ikinci fıkrasındaki "5. maddesi” ibarelerinin çıkarılması ve yerlerine "5/1. maddesi" ibaresinin eklenmesi, yine hükmün ikinci maddesi birinci fıkrasındaki "220/7. maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2" ibaresinin çıkartılarak yerine "314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle 314/2. maddesi" yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2025 tarihinde sanık ... yönünden oybirliği, sanık ... yönünden oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu yönünden:
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere:
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK'nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. "Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak" cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır." şeklinde açıklanmış, fıkra içeriğinden ve gerekçeden de anlaşılacağı üzere örgüte yardım suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir.
Yardım fiilini işleyen failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri, örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım faaliyeti bir kez gerçekleşebileceği gibi birden fazla da gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise, sanığın hukuki durumunun, örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir.
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve ... hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, nihai amacını gerçekleştirecek güce ulaşana kadar bu amacını bir kısım mensuplarından ve toplumdan gizlemesi bu amaçla da kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği de nazara alınarak sanığın kastı değerlendirilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair herhangi bir bağlantı tespit edilemeyen sanığın, ortağı bulunduğu iş yerlerinin örgütü desteklediğine dair iddiaların soyut nitelikte kalması, 2012 yılında Atlantik ... Kurumlarından hisse alımı ile rutin bankacılık hareketleri dışında, aşamalardaki savunmalarının aksine örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve terör örgütüne yardım etme kastıyla ... Bankasına para yatırdığına veya diğer bankacılık işlemlerini bu amaçla gerçekleştirdiğine ilişkin dosya kapsamına yansıyan kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmaması, anılan fiillerin örgütün amacına hizmet ettiğini ve sanığın bu amacı bilerek desteklediğini gösterir somut verilerle ortaya konulamaması, özellikle yardım suçunun doğrudan kastla işlenebileceği gözetildiğinde sanığın bu kastla hareket ettiğinin ispat edilememesi karşısında; ceza yargılamasının temel ilkelerinden olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyet hükmünün onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.