Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/3138 E. 2025/23328 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/3138
- Karar No
- 2025/23328
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2138 E., 2019/2365 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/203 E., 2017/275 K. SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarihli ve 2012/3-1469 esas, 2013/19 sayılı kararında belirtiliği üzere; 5271 sayılı Kanun'un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca son söz hakkının bizzat sanığa tanınan bir hak olduğu, bu nedenle hükmün kurulduğu son oturumda sanığın hazır olmaması nedeniyle sadece sanığa tanınmış olan son söz hakkından söz edilemeyeceği göz önüne alındığında, sanığın hazır bulunmadığı duruşmada hükümden önce son sözün hazır bulunan sanık müdafiine verilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasının isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1. Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçu bakımından yapılan incelemede; Sanıkların TCK'nın 314/3 üncü ve 220/6 ncı maddeleri delaletiyle 314/2 nci maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 26.10.2023 tarihli ve 2023/132 esas, 2023/183 sayılı kararı ile TCK'nın 220/6 ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce yasa koyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile TCK'nın 220/6 ncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3 üncü maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3 üncü ve 220/6 ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas, 2024/189 sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve yasa koyucu tarafından iptal edilen kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5 inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38 inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2 nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7 nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas, 2023/579 sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve 2023/344 karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38 inci maddesi ile TCK'nın 7 nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu açıklamlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işledikleri kabul edilerek TCK'nın 314/3 üncü ve 220/6 ncı maddeleri delaletiyle 314/2. maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verildiği, TCK'nın 314/3 üncü ve 220/6 ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas, 2024/189 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, bununla birlikte yasa koyucu tarafından iptal edilen kanun hükümleri bakımından yeni bir yasal düzenleme ihdas edilmediği, Anayasa'nın 38 inci maddesi ile TCK'nın 2 nci ve 7 nci maddelerinde yer alan düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38 inci ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu nedeniyle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 2. Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu bakımından yapılan incelemede; Dairemizin 23.11.2022 tarihli, 2021/10261 esas ve 2022/8274 karar sayılı emsal nitelikteki kararında da belirtildiği üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280). Oluş, dosya kapsamı ve sanık savunması nazara alındığında; Somut olayda, operasyon bölgesi ile çadır kurulduğu belirtilen alan arasındaki mesafenin 2 km olduğu, sanığın örgütün talimatı üzerine olay mahaline gittiğini gösterir dosya kapsamında bir delilin bulunmadığı, güvenlik güçlerinin terör örgütü mensuplarına karşı düzenledikleri operasyonu engellemek amacıyla herhangi bir direnmede bulunduğuna, terör örgütü mensuplarını korumak saikiyle güvenlik görevlileri ile terör örgütü mensuplarının aralarına girdiğine, canlı kalkan olmak amacıyla hareket ettiğine ve böylelikle örgüte yardım kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetini gerektirir her türlü kuşkudan uzak kesin deliller bulunmaması karşısında, atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.