Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/24104 E. 2023/1025 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/24104
Karar No
2023/1025
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1466-2020/1247 SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE, I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2019 tarihli ve 2018/132 Esas, 2019/174 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.11.2020 tarihli ve 2019/1466 Esas, 2020/1247 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.04.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafileri temyiz dilekçelerinde özetle; Mahkemenin kararında ''her ne kadar gizli tanık Hakikatçi'nin beyanlarının başka delillerle kesin olarak doğrulanamamış ise de'' tespiti yapıldığı halde oy çokluğu ile ceza verildiğine, dijital belge de fetö ile alakalı delil bulunmadığına, oy çokluğu ile alınan kararda muhalif üyenin gerekçesinin önemli olduğuna, gizli tanık beyanlarının doğru olmadığına, gizli tanık ifadesinden başka HTS kaydı yada başka bir delil bulunmadığına, sanığın ByLock, Bank ..., dershane, dernek ve okul geçmişi olmadığına, tanıkların huzurda dinlenmediğine, ifadelerin gıyapta alındığına, gizli tanık beyanının diğer delilleri güçlendiren tali bir delilmiş gibi gösterildiğine, gizli tanığın beyanlarının duyuma dayalı olduğuna, gizli tanık ve ifadesinin üretilmiş delil olduğuna kararın bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Eski Alanya Kaymakamı olarak görev yapan sanık ...'in FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği, irtibatı nedeniyle 672 KHK kapsamında ihracına karar verildiği, tanık olarak dinlenen E. F.'nin soruşturma sırasındaki beyanına göre sanığın bu tanığa Irak'a gittiğini ve Fetullah Gülen örgütüne ait okulların iyi olduğunu söylediği, tanıklar H. G., A. P., Ş. K. ve M. B.'nin soruşturma aşamasındaki beyanlarına göre örgütsel tavır ve davranışlarda bulunduğu, HTS analiz raporuna göre haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmaktan adli işlem yapılan bir çok kişi ile telefon irtibatının bulunduğu, sanığın soruşturma aşamasında hakkındaki çıkarılan yakalama kararı üzerine aranmakta iken 10.12.2017 tarihinde takip sonucu İstanbul'da kardeşi İ. Ö. adına düzenlenmiş sahte kimlik ile yakalandığı, ele geçirilen kimlik üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre kimliğin fotoğraf hanesinde ikinci bir fotoğrafa ait bakiyelerin bulunduğu, fotoğraf değişikliği yoluyla yapılan tahrifatın ilk bakışta dikkati çekmeyeceği, söz konusu belgenin iğfal kabiliyetini haiz olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar gizli tanık Hakikatçi'nin beyanları başka delillerle kesin olarak doğrulanamamış ise de yukarıda belirtilen diğer delillere göre sanığın üzerine atılı suçuları işlediği sabit olmakla üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği belirtilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Dairemizin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi daihilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.) Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; A. Herhangi bir örgütsel kod adı kullanmayan ve örgütsel iletişim ağına dahil olmayan sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerinden olmadığı söz konusu eylemlerin bu haliyle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturmadığı, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanununun 9/8 maddesine göre gizli tanık beyanının tek başına hükme esas teşkil edemeyeceği ilkesi de gözetilerek, öncelikle gizli tanığın usulüne uygun olarak duruşmada dinlenmesinin sağlanarak sanık ve müdafine soru sorma hakkı tanınmasının sağlanması, B. Uyap'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık ile ilgili araştırma yapılarak herhangi bir şüpheli beyanı bulunup bulunmadığı var ise getirtilmesi, gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz belgelere dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.11.2020 tarihli ve 2019/1466 Esas ve 2020/1247 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 9.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/24104, K. 2023/1025, T. 02.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-24104-e-2023-1025-k-ac0ebdd440e1