Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/4524 E. 2023/3508 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/4524
Karar No
2023/3508
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme, kamu malına zarar verme, kasten öldürme, kasten yaralama HÜKÜM : İade, istinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararları TEMYİZ EDENLER : Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kîsmi ret, kîsmi onama, kîsmi bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların temyizi üzerine yapılan ön incelemesinde; Kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından verilen karara yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istemi bakımından, anılan suçlardan verilen “karar verilmesine yer olmadığına” dair kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesindeki davayı sona erdiren hüküm niteliğindeki kararlardan olmadığı ve aynı Kanun'un 286 ncı maddesine göre temyizi kabil bulunmadığı, ayrıca mezkur suçlardan zamanaşımı süresince mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görüldüğü anlaşıldığından aynı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanık ve müdafiinin; kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri bakımından, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanığın duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf aşaması ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2020 tarihli ve 2019/95 Esas, 2020/109 sayılı kararı ile sanık hakkında; (a) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, (b) Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (g) bendleri, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 17 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, (c) Kamu malına zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 152 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, (d) Kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 24.09.2020 tarihli ve 2020/929 Esas, 2020/681 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik duruşmasız yapılan incelemede; (a) Kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından verilen karar verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun anılan kararların 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hüküm niteliğinde bulunmadığından incelenmeksizin iadesine, (b) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarından kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, (c) Kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafii istinaf başvurularının kabulü ile sanığın anılan suçtan beraatine karar verilmesi gerektiğinden, hükmün (C) bendinin hüküm fıkrasından tamamıyla çıkartılarak yerine 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine dair hüküm fıkralarının eklenmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.11.2020 tarihli ve kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından verilen karar verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteminin reddi, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması, kamu malına zarar verme suçuna yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle; sanığın ve tanığın ifadelerinin alınmasında yasak usullerin uygulandığına, hükmün gerekçesinde çelişki bulunduğuna, tanık ifadelerinin atfı cürum niteliğinde olduğuna, çatışma esnasında yaralandığı iddiasının doğru olmadığına, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, dosya kapsamında yer alan delillerin mahkumiyete yeterli olmadığına, temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, 2. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; dosya kapsamına göre kamu malına zarar verme suçunun sübuta erdiğinden mahkumiyete karar verilmesi gerektiğine, temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçuna İlişkin Sanığın, N. ve M. A. adında samimi olduğu arkadaşlarıyla birlikte PKK/KCK terör örgütüne katılmak için E. adında soy ismini bilmediği bir kişiyle irtibata geçtiği, E.nin yönlendirmesiyle 2015 yılı Aralık ayı sonu veya 2016 yılı Ocak ayı sonunda Van ilinden ayrılarak Diyarbakır'a geldiği, Diyarbakır'da il binasında bir şahsın notunu alarak oradan dolmuş ile Nusaybin'e geldiği, şeker fabrikasının bulunduğu bölgede dolmuştan inerek Ali Fırat Kod isimli kişinin kendisini durdurduğu, durumu anlatmasından sonra örgüt mensubunun sanığı Alika (Yenişehir-Dicle) Mahallesinde bir eve yerleştirdiği, bir müddet o evde kaldıktan sonra Fırat Mahallesinde Palek Kod isimli örgüt mensubunun yönlendirmesiyle sabahları saat 09.00'dan akşam 21.00-22.00 sıralarına kadar tünel yapımında çalıştığı, Nusaybin ilçe merkezinde terör örgütünün sözde öz yönetim ilanı kapsamında başlattığı şiddet eylemleri sırasında bu eylemlere örgütün sorumlu düzeyde üyelerinin emir ve talimatları doğrultusunda aktif olarak katıldığı, Hogir Kod adıyla faaliyet göstererek sokağa çıkma yasağı içerisinde Fırat Mahallesinde tünel kazma, barikat yapma, hendek ve barikatlarda görev alma, güvenlik güçlerinin mahallelere girmesini engellemek amacıyla hendek ve barikatlarda uzun namlulu silahla nöbet tutma, güvenlik güçlerine yönelik silahlı saldırılara katılma gibi amaç suç yönünden elverişli/vahim olduğunda kuşku bulunmayan eylemlere iştirak ettiği, çatışmalar esnasında sağ el 5 inci parmağından ve sol bacağından yaralandığı, teslim sonrası yapılan tıbbı muayenede de söz konusu yaralanmaların sağlık raporuyla tespit edildiği, olay tutanaklarına göre de sanığın eylemlerini gerçekleştirdiği Fırat Mahallesinde 14.03.2016 ve 26.05.2016 tarihleri arasında, hendek kazma, barikat yapma, mayın ve patlayıcı madde döşenmesi ve uzun namlulu silahlarla çok sayıda saldırı eylemlerinin vuku bulduğu, dolayısıyla sanığın eylemlerinin bizzat 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek ve vahamet arz eder nitelikte olduğu kabul edilerek Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği; kurulan hükümde, sanığın geçmişi, dosya kapsamından anlaşılan sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki gözlemlenen davranışları bir arada değerlendirilip, sanığın cezasının yasadaki özel indirim nedenleri dışında indirilmesi için bir neden bulunmadığı kanaatine varılarak takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır. 2. Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçuna İlişkin Sanığın örgütsel faaliyet gösterdiği Fırat, Dicle ve Yenişehir Mahallelerinde çok sayıda kamu görevlisinin (polis-asker) yaralandığı ve şehit olduğu, terör örgütünün nihai amacını gerçekleştirmek için silahlı çatışmalara girdiği ve çatışma esnasında yaralandığı kabul edilerek, sanığın hangi mağdura karşı bu eylemleri gerçekleştirdiğinin ve mağdur sayısının belirlenememesi nedeniyle asgari seviyede bir kez adam öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verildiği; kurulan hükümde, sanığın geçmişi, dosya kapsamından anlaşılan sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki gözlemlenen davranışları bir arada değerlendirilip, sanığın cezasının yasadaki özel indirim nedenleri dışında indirilmesi için bir neden bulunmadığı kanaatine varılarak takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır. 3. Kamu Malına Zarar Verme Suçuna İlişkin Sanığın örgütsel faaliyet gösterdiği Fırat Mahallesinde tünel, hendek kazmak ve barikat kurmak suretiyle kamu malına zarar verdiği, bu hususun dosya kapsamı ile de sabit olduğu kabul edilerek kamu malına zarar verme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği; kurulan hükümde, sanığın geçmişi, dosya kapsamından anlaşılan sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki gözlemlenen davranışları bir arada değerlendirilip, sanığın cezasının yasadaki özel indirim nedenleri dışında indirilmesi için bir neden bulunmadığı kanaatine varılarak takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1. Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma ile Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçlarına İlişkin Sanığın, silahlı terör örgütünün sözde öz yönetim ilanı kapsamında başlattığı şiddet eylemleri sırasında bu eylemlere katılmak amacıyla Nusaybin ilçesine gelerek, HOGİR kod adıyla faaliyet gösterip, sokağa çıkma yasağı içerisinde Yenişehir ve Dicle Mahallelerinde güvenlik güçlerinin mahallelere girmesini engellemek amacıyla hendek ve barikatlarda uzun namlulu silahla nöbet tutma, tünel kazma, güvenlik güçlerine yönelik silahlı çatışmaya girme (sanığın çatışmada yaralandığına dair beyanlar ve adli rapor var) şeklinde gerçekleşen eylemlerinin vahamet arzeden nitelikte bulunduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinde yazılı Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu ile bu suçla birlikte güvenlik görevlilerinin şehit edilmeleri ile sonuçlanan araç suçlardan da cezalandırılması gerektiği ancak sanığın olay tarihinde şehit olan güvenlik görevlilerinden hangisi ve/veya hangilerine karşı bu eylemleri gerçekleştirdiğinin belirlenememesi nedeniyle asgari seviyede bir kez adam öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilerek; İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. 2. Kamu Malına Zarar Verme Suçuna İlişkin Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan incelemede; sanığın, Nusaybin ilçe merkezinde terör örgütünün sözde öz yönetim ilanı kapsamında başlattığı şiddet eylemlerine aktif olarak katıldığının sabit görüldüğü ancak, hangi kamu bina ve/veya mallarına, ne şekilde zarar verdiğine dair savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden kamu malına zarar verme suçundan beraati yerine hatalı değerlendirme ile mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş; Ancak; bu aykırılığın olayın daha fazla aydınlatılmasına ihtiyaç duyulmadan 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği, yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğu görülerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kamu malına zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün yer aldığı "C" bendinin tamamen hükümden çıkarılarak yerine; "1-Sanığın atılı kamu malına zarar verme suçlarını işlediği yönünde her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve suçu işlediği sabit olmadığından CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE, 2-Sanık beraat ettiğinden bu suç bakımından yargılama giderlerinin Devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına, 3- 5320 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi gereğince, hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin ilk derece mahkemesi tarafından soruşturmada görev alan kolluk birimine gönderilmesine," İbarelerinin eklenmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Kasten Yaralama ve Kasten Öldürme Suçlarından Verilen Kararlara İlişkin Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Anılan suçlardan verilen “karar verilmesine yer olmadığına” dair kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesindeki davayı sona erdiren hüküm niteliğindeki kararlardan olmadığı ve aynı Kanun'un 286 ncı maddesine göre temyizi kabil bulunmadığı, ayrıca mezkur suçlardan zamanaşımı süresince mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görüldüğü anlaşıldığından aynı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Devletin Birliğini ve Ülke Bütülüğünü Bozma ile Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerin en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren bir çok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı dava dosya kapsamındaki deliller ve benzer dosyalardan anlaşılması karşısında; Tüm dosya kapsamına göre somut olayda; PKK silahlı terör örgütünün sözde öz yönetim çağrısı üzerine Van ilinden Mardin ili Nusaybin ilçesine gelerek, güvenlik güçlerinin müdahalesine karşı kurulan hendek ve barikat yapım çalışmalarında yer aldığı, bu hendek ve barikatlarda kalaşnikof silah ile nöbet tuttuğu, örgütsel kod adı kulllandığı, anılan bölgede güvenlik güçleri ile silahlı çatışmaya girdiği ve yaralandığı belirlenen sanığın, eylemlerinin amaç suçun işlenmesine elverişli ve vahamet arz eder nitelikte bulunduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinde yazılı Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ile asgari seviyede nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediğine dair kabulde hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiği, sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarının vasıfları tayin edilmiş, sübutları kabul edilmiş, cezanın bireyselleştirilmesi usule uygun takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş olduğundan; sanık ve müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdükleri temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Kamu Malına Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden Sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğunu değerlendiren Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince duruşma açıp sonucuna göre aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasına yanlış anlam yükleyerek duruşma açmaksızın dosya üzerinden İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırıp, yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır. V. KARAR A. Kasten Yaralama ve Kasten Öldürme Suçlarından Verilen Kararlara İlişkin Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Devletin Birliğini ve Ülke Bütülüğünü Bozma ile Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçlarından Kurulan Hükümlere Yönelik Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 24.09.2020 tarihli ve 2020/929 Esas, 2020/681 sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN AYRI AYRI ONANMASINA, C. Kamu Malına Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden Başkaca yönleri incelenmeyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 24.09.2020 tarihli ve 2020/929 Esas, 2020/681 sayılı kararının, gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine, onama ilamına ilişkin infaz işlemlerinin gereği için kararın bir örneğinin Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.05.2023 tarihinde karar verildi. ... ... ... ... ...

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/4524, K. 2023/3508, T. 23.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-4524-e-2023-3508-k-d17774e0f38a