Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16498 E. 2023/1056 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/16498
Karar No
2023/1056
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/67 E., 2018/430 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Bartın Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21.08.2017 tarihli 2017/161 Esas, 2017/167 sayılı Kararı Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314/2, 62/1, 53/1-2-3, 58/6, 58/9, 63/1 inci maddeleri ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı) 3, 5/1 inci maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve sanık hakkındaki cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2018/67 Esas, 2018/430 sayılı Kararı Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi, Usûl ve kanuna aykırı şekilde eksik araştırma ve delillerin sanık aleyhine ve yanlış nitelendirildiğine, yetersiz gerekçe ile mahkûmiyet kararı verildiğine, sanığın suçu işlediği yönünde kesin inandırıcı somut hukuki delillerin olmadığına, yargılama safahatında savunma hakları ihlal edildiğine, tevsii tahkikat taleplerinin yerine getirilmediğine bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğine, suçun maddi manevi unsurlarının oluşmadığına, vesaireye ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince "Sanığın Emiyet Genel Müdürlüğü personeli olduğu, sanığın 677 sayılı KHK kapsamı ile FETÖ PDY silahlı terör örgütü iltisakı bulunması nedeniyle kamu görevinden ihraç edildiği görülmüş, yapılan ByLock sorgulamasında adına kayıtlı 0506 (...) (..) (..) numaralı GSM hattından FETÖ/PDY terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock programını kullandığının tespit edildiği, programın yüklenip kullanıldığına ilişkin ilk tespit tarihlerinin 19.01.2015 olduğu, yine yetkisizlikle Bartın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/4119 soruşturma sayılı dosyasında D. G. isimli şahsın alınan ifadesinde özetle; sorumlusu olduğu Tekman ilçesinde .... B. T. isimli tanıştığını, bu kişilerin arasında grupları oluşturduğunu beyan ettiği, her ne kadar sanık ByLock kullanmadığını iddia etmiş ise de; sanığın kullanımında olan numaranın TİB den alınan cevabi yazıda kullandığı tarih itibariyle kendi uhdesinde olduğu ve bu tarihlerde ByLock yüklendiğinin ve kullandığının anlaşılması karşısında sanığın ByLock kullanmadığına ilişkin iddiasına itibar edilmemiş, her ne kadar sanık soruşturma aşamasında müdafi huzurunda alınan beyanlarında, FETÖ yapılanmasıyla olan bağlantısını, kabul etmiş ise de kovuşturma aşamasında soruşturma aşamasındaki beyanlarının tehdit, baskı ve korkutularak alındığını, bu beyanlarını kabul etmediğini, beyan etmiş ise de soruşturma aşamasında alınan beyanların müdafi huzurunda ve savcılıkta alındığı dikkate alındığında Ülkemizde halen mahkememiz de dahil olmak üzere bir çok ağır ceza mahkemesinde yargılaması süren FETÖ/PDY davalarında sanıkların tümünün soruşturma aşamasında, savcılık huzurunda, müdafi eşliğinde vermiş oldukları itiraf mahiyetindeki beyanların tamamını "poliste işkence gördük, baskı yapıldı," şeklindeki savunmalarıyla inkar ettikleri, bu beyanlarını kabul etmedikleri ve sanki tek bir elden talimatla halen örgütsel bağlılıklarını diri tutmaya çalıştıklarının gözlemlendiği dikkate alındığında sanığın işkence ve baskı gördüğüne yönelik savunmasına itibar edilmemiş, izah edilen sebeplerle sanığın bylock kullanıcısı olduğunun tespit edilmesi değerlendirildiğinde sanığın silahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğu hasıl olmuş ve eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2.maddesi gereğince cezalandırılmış." gerekçesiyle atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilmekle, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu tayini açısından belirleyici olması karşısında; ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı getirtilmesi, ayrıca UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda hakkında herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılarak, bulunması halinde beyan veya ifadelerin onaylı örneklerinin dosya arasına getirtilmesi, hükümden sonra dosyaya gönderildiği anlaşılan Veri İnceleme Raporu ile H. E. ve O. Ç.'nin tanık sıfatıyla dinlenilmesi ile elde edilecek tüm bu delillerin CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması ve sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Kabul ve uygulamaya göre ise; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı ile TCK'nın 53/1 inci maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 18.12.2018 tarihli ve 2018/67 Esas, 2018/430 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bartın Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/16498, K. 2023/1056, T. 08.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-16498-e-2023-1056-k-3c3b0493630d