Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16245 E. 2023/1167 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/16245
- Karar No
- 2023/1167
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/272 E., 2019/391 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2019 tarihli ve 2018/286 Esas, 2019/54 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62'nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu ve altıncı fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.03.2019 tarihli ve 2019/272 Esas, 2019/391 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.10.2021 tarihli ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi kapsamında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sıradan bir vatandaş olan sanıktan bu yapının silahlı terör örgütü olduğunu bilmesinin beklenemeyeceğine, bu yapının silahlı terör örgütü olduğunun ilk kez 15 Temmuz 2016 tarihinde tespit edildiğine, suç ve cezaların geriye yürümeyeceğine, tanık anlatımlarının iftira niteliğinde olduğuna, zaman ve mekan içermediklerine, anlatımlarda sanığın suç teşkil eden bir eylemine rastlanılmadığına, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, talimatla dinlenen tanıklara soru sorma haklarının engellendiğine, 5271 sayılı Kanun’un 16 ve 17 nci maddelerine aykırı davranıldığına, tanıkların etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen başka dosya şüphelileri olduğuna, tanık ve sanık sıfatının aynı kişide birleşemeyeceğine, ByLock’un hukuka aykırı ve yasak delil olduğuna, SGK ve otel konaklama kayıtlarının atılı suçun delili olamayacağına, gerekçe gösterilmeden teşdit uygulamasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın örgüt üyeliği suçunu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin deliller bulunmadığına, B. Sanığın temyiz istemi özetle; tarafına verilen fahiş cezayı adil bulmadığına, atılı suçlamayı kabul etmediğine, 19 aydır tutuklu olduğuna, yeni evlendiğine, salıverilmesi gerektiğine ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü SGK kayıtlarına göre sanığın örgütün güdümünde faaliyet göstermesi nedeniyle kapatılan Suçıkan Özel Eğitim Yayın ve Ticaret Ltd. Şti.'de çalışma kayıtlarının bulunduğu, -Tanık olarak dinlenen F. A.'nın sanığı Demet olarak bildiğini; 2011-2012 yılları arasında sanıkla tanıştığını, üniversiteye kayıt için gittiğinde sanığın kendisini cemaat evine götürdüğünü, sanığın da cemaat evinde kaldığını beyan ettiği, tanığın bu beyanlarından da anlaşıldığı üzere sanığın örgütte ''Demet'' kod adını kullandığı ve örgüte eleman kazandırmak amacıyla tanığı örgüt evine yönlendirdiği, -Sanığın 467744 ID numarası üzerinden örgütün kriptolu haberleşme programı olan ByLock programını kullandığının sabit olduğu; -Nitekim dosyada mevcut ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında, -ID numarasının 467774, kullanıcı adı demet32 (sanığın kod adı), şifre dmt_1992( sanığın kod adının sessiz harfleri ile doğum tarihi Adı Demet, son online tarihinin 18.02.2016, SGK kayıtları bölümünde T.C. kimlik nosunun 56..., adının G. Y., İlinin Afyonkarahisar, Yazışma mail durumunun aktif, giriş sayısının log 23, alınan mesaj sayısının veri 9, log 9, gönderilen mesaj sayısının veri 10, log 12, gönderilen mail sayısının veri 1, log 1, alınan mail sayısının veri 25, log 69, okunan mail sayısının log 33, toplam mail sayısının veri 75, toplam gönderilen mail sayısının veri 1, toplam alınan mail sayısının veri 74, ID'ye ekleyenlerin verdikleri isimlerin toplam veri 4, ID'ye eklediklerine verdiği isimlerin veri 5 olduğu, bir kısım ByLock kullanıcılarının sanığın kullandığı ID'yi demet32dinarr şeklinde kod adı ile eklemiş oldukları, -Yine dosyada mevcut S. E.'ya ait ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı içeriğinde; sanığın kullandığı ID'nin (demet32dinarr) 467744 olarak ekli olduğu, -Bu itibarla tanığın sanığı ''Demet'' olarak tanıdığına dair beyanları; ByLock tespit tutanağındaki kullanıcı adı, şifre, sanığın ByLock kullandığı ID'yi ekleyenlerin verdikleri isim dikkate alındığında; delillerin birbiri ile tutarlı olduğu ve örtüştüğü, -Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün disiplini ve stratejisi gereği örgütsel bağının artırılması ve örgütün ideolojisinin aşılanması ve örgüte elaman kazandırılması ve finans sağlanması amacıyla örgüt tarafından 10.01.2014 tarihinde Korel Termal Otelde düzenlenen toplantıya, haklarında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma bulunan A. İ. K., L. K., N. Y., M. B., M. B., O. C., E. A., T. K., L. K., H. A., Ş. A., Y. E., İ. G. ile birlikte katıldığı, nitekim bu hususta yapılan araştırma sonucu düzenlenen dosyada mevcut araştırma tutanağında da; sanığın Hürsiad Isparta grubu tarafından gerçekleştirilen grup organizasyonundaki konaklama listesinde adının bulunduğu ve grup indiriminden yararlandığı, faturanın Y. E. tarafından ödendiğinin anlaşıldığı, -Sanığın terör örgütünün diğer illerde faaliyet gösteren ve haklarında yakalama kararı çıkartılan şüphelilerin, örgüt tarafından oluşturulan, örgüt dilinde ''Güvenli Ev'' anlamına gelen "Gaybubet" evinde örgüt mensupları S. E. ve Y. E. ile birlikte yakalanmış olduğu, sanığın S. E.'ın ByLock programında ekli olması ve örgütsel otel toplantılarında Y. E. ile birlikte katıldığının dosyada sabit olması birlikte değerlendirildiğinde; bu hususların da birbirini destekler mahiyette olduğu anlaşıldığından; Dijital inceleme raporunun düzenlenmesinin uzun süre alacağı, dosya kapsamı dikkate alındığında dosyanın karar vermeye yeterli aşamaya geldiği, yargılamayı daha fazla uzatmamak amacıyla usul ekonomisi ilkesi uyarınca dijital inceleme raporunun dönüşünün beklenmesinden sanık lehine vazgeçilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 14.03.2016 tarih ve 2015/5452 Esas, 2016/1983 sayılı "...Örgüte adam kazandırma ile mali yardım toplama faaliyetleri içerisinde yer aldıkları, örgütün yapılanmasının oluşturulması yönünde faaliyetlerde bulundukları, örgütün diğer üyeleri ile sürekli irtibat kurdukları anlaşılmakla, eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu da dikkate alındığında, örgütle organik bağ kurdukları anlaşılan sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde..." kararı da dikkate alındığında, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ideolojisini benimsediği, sanığın eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu unsurunun gerçekleştiği anlaşıldığından; sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği anlaşıldığından sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına; Sanığa ceza tayin edilirken; Anayasa'nın 138/1 maddesi hükmü, 6352 sayılı Kanun'un amaç, kapsam ve gerekçesi, TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde dosya kapsamında sanığın ByLock kullandığının sabit olması, sanığın örgütün yeni yapılanması olan gaybubet evinde yakalanmış olması dikkate alınarak sanığa alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesine, Sanığın örgüt içerisindeki konumu, kaldığı süre, örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili etkin pişmanlık kapsamında kalabilecek düzeyde örgütün çözülmesi ve yapısı hakkında bilgi vermediği anlaşılmakla; unsurları itibariyle oluşmayan etkin pişmanlık hükümleri sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığına, Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak TCK'nın 62/1 maddesi gereğince verilen cezadan takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına; Sanık ... Yılmaz'ın tutuklu kaldığı süre, verilen ceza miktarı ve bu ceza ile ölçülü olması gözetilerek bir başka suçtan tutuklu yada hükümlü değil ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. B. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür. C. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Dairemizce de benimsenen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik önemi haiz yargı yapılanması içerisinde yer alıp oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock programını kullanan, ByLock içerikleri ve tanık anlatımlarına göre örgüt içerisinde "Demet" kod adıyla bilinen, haklarında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma bulunan başka dosya şüphelileri ile birlikte 10.01.2014 tarihinde Korel Termal Otelde düzenlenen toplantıya katılan, örgüt dilinde ''Güvenli Ev'' anlamına gelen "Gaybubet" evinde başka örgüt mensupları ile birlikte yakalan sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir. D. Oluş, iddia, tanık anlatımları, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, örgüt ile iltisaklı Mervegül Pansiyonunda Müdür Yardımcısı olarak çalışan sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock programını kullanması, tanık anlatımlarına göre örgüt içerisinde "Demet" kod adıyla bilinmesi, 10.01.2014 tarihinde Korel Termal Otelde örgüt mensuplarınca düzenlenen toplantıya katılması, örgüt dilinde ''Güvenli Ev'' anlamına gelen "Gaybubet" evinde başka örgüt mensupları ile birlikte yakalanması hususları nazara alındığında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna ve "suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı, amaç ve saiki gözönüne alınarak sanığın ByLock kullandığının sabit olması, sanığın örgütün yeni yapılanması olan gaybubet evinde yakalanmış olması dikkate alınarak sanığa alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesine" dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. E. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi ve Dairemizin istikrar gösteren kararlarından da anlaşılacağı üzere; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmış, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 uncu maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 ncı maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesinin dışında sanık ve müdafiiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmeyerek kararda başkaca hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 22.03.2019 tarih ve 2019/272 - 2019/391 sayılı hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği hüküm fıkrasındaki "yollaması ile aynı Kanun'un 58/6 ncı maddesi" ibaresinin çıkartılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2022 tarihinde karar verildi.