Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16234 E. 2023/1162 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/16234
Karar No
2023/1162
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2393 E., 2019/161 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.02.2018 tarihli ve 2017/111 Esas, 2018/109 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu ve altıncı fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.02.2019 tarihli ve 2018/2393 Esas, 2019/161 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, esastan reddine karar verilmiştir 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 11.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın ByLock pogramını kullanmadığına, parasal destek sağlamadığına, örgüte üye temin etmediğine, HTS kayıtlarında sanığın suçlu sayılmasını gerektiren konuşmalar olmadığına, örgüt sohbetlerine terör maksatlı örgütsel manada katılmadığına, sadece o toplantıların ortamın güvenliği bakımından bulunmuş olabileceğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; Tanık S.B.’nin kovuşturma ve soruşturma aşamalarında sanıkla birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sohbet adı altında düzenlediği toplantılarda bulunduğunu beyan ettiği, tanık S.S.’nin ise soruşturma aşamasında sanıkla FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün düzenlediği toplantılarda bulunduğunu beyan ettiği, ancak sonraki beyanında ilk ifadesinden döndüğü anlaşılmıştır. Tanık S.S.’nin dosya içeriği göz önüne alındığında sanığı suçtan kurtarmaya yönelik kovuşturma aşamasında alınan ifadesine itibar edilmemiş, ilk beyanı dikkate alınmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının 18.01.2018 tarihli Veri İnceleme Raporunda, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından “A5” şeklinde kodlanarak fişlendiği, aynı raporda “A5” kod anlamının “FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri ifade ettiği” olduğu tespit edildiği, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının 18.01.2018 tarihli yazısı eki Araştırma ve Tespit Tutanağında, sanığın 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/3766 sayılı FETÖ/PDY Ana Çatı soruşturmasında ismi geçen örgüt şüphelisi A.Ç. ile görüştüğünün tespit edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar Manisa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne müzekkere yazılmış ise de, dosya içerisindeki mevcut delil ve bilgiler dikkate alındığında bu müzekkere cevaplarının beklenmesinin yargılamaya bir yenilik getirmeyeceği ve sanığın hukuki durumunu değiştirmeyeceği anlaşılmakla yazılan müzekkere cevaplarının dönüşü ile tanık E.R.Y.’nin beyanının alınmasından vazgeçilmesine ve tanığın önceki beyanının okunması ile yetinilmesine karar vermiştir. Sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü örgütü tarafından “...” şeklinde kodlanmasından ve kod anlamından örgüt mensubu olduğu ve örgüt tarafından sahiplenildiğinin anlaşılması, hakkında soruşturma yürütülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü şüphelileri ile görüştüğüne ve irtibat içinde olduğuna dair HTS kayıtları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü Ana çatı soruşturmasında ismi geçen A.Ç. ile irtibatı, örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığına ilişkin tanık beyanları, çocuklarını 2014-2016 yılları arasında örgüt ile iltisaklı Körfez dershanesine göndermesi hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğu, sanığın eylemlerinin bir bütün halinde 3713 sayılı TMK'nın 7/1 inci maddesinin yollamasıyla 5237 sayılı TCK'nın 314/2 nci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır. Sanık savunmalarında hakkındaki terör örgütü üyeliği iddiasını kabul etmediğini beyan etmişse de; yukarıda tartışılan tespit ve değerlendirmeler karşısında sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik savunmalar olduğu ve itibar edilemeyeceği kanaatine varılmıştır Her ne kadar Manisa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne müzekkere yazılmış ise de, dosya içerisindeki mevcut delil ve bilgiler dikkate alındığında bu müzekkere cevabının beklenmesinin yargılamaya bir yenilik getirmeyeceği ve sanığın hukuki durumunu değiştirmeyeceği anlaşılmakla yazılan müzekkere cevabının dönüşünün beklenilmesinden vazgeçilmiştir. Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği toplanan deliller ve yapılan yargılama ile sabit olmakla, sübut bulan suçtan eylemine uyan 3713 sayılı TMK'nın 7/1 inci maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2 nci maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın suç tarihinde kamu silahlı gücünü kullanan personel olması gözetilerek takdiren alt sınırdan kısmen uzaklaşılarak hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eyleminin 3713 sayılı Yasanın 3 üncü maddesi kapsamında yer alan terör suçu olması dikkate alınarak cezasında 3713 sayılı Yasanın 5/1 inci bendi gereğince yarı oranında arttırım yapılmasına, sanığa verilecek cezanının sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, sanığa verilen cezanın miktarı ve nev'i göz önüne alınarak sanık hakkında CMK'nın 231/5, TCK'nın 50 ve 51 nci maddelerinin uygulanmasının yasal olarak mümkün olmadığına, sanığın hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Yasa'nın 53 üncü maddesinde yazılı haklardan yoksun bırakılmasına dair karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından silahlı terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden bir suç olması nedeniyle suç tarihinin sanığın yakalandığı tarih olan 03.08.2016 tarihi olduğu gözetilmeksizin gerekçeli karar başlığında hatalı olarak 15.07.2016 yazıldığı, ancak bu husus mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olduğu belirlenmek, duruşmaya CMK'nın 191/1 inci maddesi gereğince iddianamenin kabulü kararının okunması ile başlanarak, sonrasında aynı maddenin diğer fıkralarında belirtilen sıralamaya uyularak devam edilmesi gerekirken, gelen yazı cevaplarının okunması sonrası sanığın kimlik tespitine geçilmesi şeklinde devam eden işlemlere ilişkin uygulamanın CMK'nın 191/1 inci maddesine aykırı olduğu anlaşılmış ise de, maddedeki sıralamaya uyulmamasına ilişkin usul hatasının nispi bir hukuka aykırılık olması karşısında, kuralın koruduğu amaca bir zarar gelmediği ve bu durumun sonuca etkili olmadığı anlaşılmış olup, bu hususun eleştiri konusu yapılması ile yetinilmek suretiyle gerekçeli kararda bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV.GEREKÇE Sanığın dosya içerisine gelen veri inceleme raporunda "A5" olarak kodlanmasına rağmen gerekçeli kararda "..." olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiş, çocuklarını örgütle iltisaklı dershaneye göndermesinin örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmiştir. Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık müdafiinin temyizinin kapsamı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; A. Komiser yardımcısı olan sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen FETÖ/PDY emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin dijital verilerin incelenmesi sonucunda düzenlenen veri inceleme raporunda sanığın örgüt içerisindeki konumunun "A5" olarak belirlenmesi, Tanık S.B.’nin kovuşturma ve soruşturma aşamalarında sanıkla birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sohbet adı altında düzenlediği toplantılarda bulunduğunu, yine tanık S.S.’nin ise soruşturma aşamasında sanıkla FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün düzenlediği toplantılarda bulunduğunu beyan etmeleri karşısında; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. B. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yargıtay 16. Ceza Dairesi ve Dairemizin istikrar gösteren kararlarından da anlaşılacağı üzere; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmış, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 uncu maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 ncı maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesinin dışında sanık müdafiiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmeyerek kararda başkaca hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.02.2019 tarihli ve 2018/2393 Esas, 2019/161 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği hüküm fıkrasındaki "maddesi delaletiyle TCK'nin 58/6." ibaresinin çıkartılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2022 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/16234, K. 2023/1162, T. 13.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-16234-e-2023-1162-k-3b5c4ee7425f