Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/5051 E. 2024/6586 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5051
- Karar No
- 2024/6586
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1066 E., 2024/380 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. Aile Mahkemesi SAYISI : 2018/95 E., 2021/287 K. Taraflar arasındaki karşılıklı olarak açılan boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmadığı gibi ilk derece mahkemesi kararını sınırlı olarak istinafa getiren tarafın açıkça istinaf etmediği konularda da temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince erkeğin boşanma davasının kabulüne, yoksulluk nafakasına ilişkin verilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından istinaf edilmediğinden ve Bölge Adliye Mahkemesince de yeniden bu hususlarda esas hakkında hüküm kurulmadığından kadın yönünden kesinleşmekle, davacı-davalı kadının erkeğin boşanma davasının kabulüne ve yoksulluk nafakasının miktarına yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacı-davalı kadın vekilinin diğer yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin miktardan kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-davalı kadın vekili asıl dava ve karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, güven sarsıcı davranışlarının olduğunu, müvekkilinin, evden gitmesi için tahrik edici sözleri, aşağılamaları ve hakaretlerinin olduğunu, yine baba evine göndermekle tehdit ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını, ihtiyaçlarını karşılamadığını, akrabalarını aşağıladığını iddia ederek; tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, kadın için aylık 1.500,00 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile yasal faizi ile birlikte 150.000,00 TL maddî, 150.000,00 TL manevî tazminata, ziynetlerin aynen iadesine, aksi halde şimdilik 5.000,00 TL' nin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı-davacı erkek vekili karşı dava ve cevap dilekçelerinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaların gerçek dışı ve iftiradan ibaret olduğunu, kadının hastalık derecesinde aşırı kıskançlığı olduğunu, iftira attığını, attığı iftirayı erkeğin ailesine, akrabalarına ve tüm sosyal çevresine yaydığını, gereksiz ve müsrif harcamalar yaptığını iddia ederek; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına karşı erkek için 150.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-davalı kadının davalı karşı davalı erkeğin saygınlığını zedeleyecek şekilde başka kadınla aldattığı yönünde dedikodu çıkardığı, aşırı kuşkucu davranarak eşine sürekli sorular sorduğu, kıskanç olduğu, lüks isteklerinin bulunduğu, davalı - davacı erkeğin de eşine fiziksel şiddet uyguladığı, harçlığını az vererek, kredi kartını iptal ederek ihtiyaçlarını karşılamadığı bu hali ile evlilik birliğinin temelden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. Tarafların eylemlerini ağırlığı ve kapsamı değerlendirildiğinde bu hali ile tarafların eşit kusurlu olduğu, bu kusurlu eylemleri nedeni ile evlilik birliğinin temelden sarsıldığı, ortak hayatın taraflar açısından çekilmez hale geldiği tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu olmaları sebebiyle maddî ve manevî tazminata hak kazanamayacakları, kadın hakkında yoksulluk nafakası şartlarının oluştuğu gerekçesi ile; her iki davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir nafakasına karar tarihinden itibaren aylık 600,00 TL yoksulluk nafakasına evlilik süresi dikkate alınarak boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren takdiren üç yıllık süre ile olmak üzere 21.600,00 TL toptan yoksulluk nafakasına, tarafların maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı-davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı erkeğin telefonunun Ocak 2016'dan itibaren dökümünü talep ettiklerini, GSM şirketinden telefon kayıt dökümanlarının son 6 aylık olarak geldiğini, duruşmada ifade ettiklerini, mahkemenin müzekkere yazdığını fakat talep ettikleri gibi 3 yıllık dökümün gelmediğini, mahkemenin gerekçesinde delil varmış gibi yazdığını, eksik delille karar verildiğini, davalı erkeğin ekonomik sosyal durumunun yeterince araştırılmadığını, adil yargılanma hakkı, silahların eşitliği, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddinin yanlış olduğunu belirterek tazminatların reddine dair verilen kararın kaldırılmasına, kadın lehine maddî-manevî tazminat verilmesine karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Davalı-davacı erkek vekili katılma talepli istinaf dilekçesinde özetle; kadının tanıklarının görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını, hepsinin duyuma dayalı olduğunu, kusur belirlemesi, erkeğin manevi tazminat talebinin reddi, kadın lehine tedbir-yoksulluk nafakası verilmesi ve kadının davasının kabulünün yanlış olduğunu belirterek, kadının davasının tümden reddine, erkek lehine 150.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı-davalı kadının talebi kapsamında erkeğe ait telefon dökümünün üç defa getirtildiği, gelen kayıtlarda 01.01.2016-01.06.2016, 17.03.2018-03.05.2019 tarihlerine kadar olan dökümlerin yer aldığı bu kayıtlarda erkeğin ....'ya ile olduğu belirtilen ...8140 no'lu telefon ile görüşmesinin olmadığı, dosyadaki diğer deliller kapsamında eksik kalan döneme ait delillerin getirtilmesinin de neticeye etkili olmayacağı, mahkeme kararında usul hükümlerine uygun gerekçe olduğu, erkeğin dosyaya yansıyan ekonomik sosyal durum araştırmasının yeterli olduğu, İlk Derece Mahkemesince taraflara kusur olarak verilen eylemlerin sabit olduğu, somut, görgüye dayalı deliller kapsamında tarafların başkaca kusurlu eyleminin ispatlanamadığı, tarafların eşit kusurlu olduğuna ilişkin mahkeme tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu kadının ve erkeğin boşanma davasının kabulü usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olduğu, kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakasının kabulü ve miktarının isabetli olduğu, gerekçesi ile tarafların istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı-davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf kanun yolu itirazlarını aynen tekrar ederek erkeğin ekonomik sosyal durum araştırmasının etraflıca yapılmadığını, GSM kayıtlarının gelmemesine rağmen eksikliğe rağmen bu delile dayanarak gerekçe oluşturduğunu belirterek, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri ve yoksulluk nafakasının tam kabulüne karar verilmesi yönünden karar verilmesini kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı-davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, reddedilen tazminatlar ve kabul edilen tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kusur belirlemesi, tazminat hükümleri ve kadın yararına hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü ve 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü ve 330 uncu maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre erkeğin tüm, kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Yapılan yargılama ve toplanan delillerden Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebep olan olaylarda erkek eşin ağır, kadın eşin ise az kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken hatalı değerlendirme ile tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 3.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı-davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı- davalı kadın vekilinin erkeğin boşanma davasına, yoksulluk nafakasına yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri yönlerinden davacı-davalı kadın yararına BOZULMASINA, 3.Davalı- davacı erkek vekilinin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıdaki temyiz giderinin Mehmet'e yükletilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde yatıran ...'ya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.