İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/180 E. 2024/986 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/180
Karar No
2024/986
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/180 Esas KARAR NO : 2024/986 DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) DAVA TARİHİ : 15/03/2023 KARAR TARİHİ : 31/12/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Mah. ... sok.No: .../İstanbul adresinde bulunan ... ... isimli 11 odalı oteli işlettiğini, 01.02.2023 tarihinde müvekkili aleyhine ana sigorta çıkışında sayaca girmeden kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle davalı firma tarafından kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlendiğini ve akabinde 523.336,88 TL borç tahakkuk edildiğini, daha sonra davalı firma yetkilileri 14.02.2023 tarihinde otele gelerek haksız ve hukuksuz bir şekilde otelin elektriğini kestiklerini, bu haksız eylem üzerine yasal yollara başvurulmuş ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/... D. İş, 28.02.2023 tarih 2023/... Karar numaralı kararı ile ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve elektrik kesintisi kaldırıldığını, müvekkilinin işletmiş olduğu bu otelin bodrum katını mülk sahibinin izni olmadığı için 08.02.2023 tarihine kadar kullanamadığını, ancak daha sonra 08.02.2023 tarihinde mülk sahibinin izniyle elektrik bağlantısı olmayan bodrumu ofis olarak kullanmaya başlayan müvekkili elektrik bağlantısı kurdurmak için bir elektrikçi ile anlaştığını, bahsi geçen elektrikçi bodrum katın elektrik bağlantısını sorunsuz olarak kurduğunu söyleyerek gittiğini, bunun ardından 10.02.2023 tarihinde fatura kesmek için sayacı kontrol etmeye gelen davalı şirket çalışanları kaçak elektrik tespitinde bulunmuş ve konuyla ilgili tutanak tutulduğunu, elektrikçinin söylemi ile hareket etmiş olan müvekkili de kaçak bağlantının olduğunu davalı şirket ile birlikte aynı zamanda öğrendiğini, müvekkilinin bodrum katında bulunan ofisin elektriğinin bilgisi dışında elektrikçi tarafından kaçak olarak bağlanmasından yani 08.02.2023 tarihinden önce kesilen bütün faturlarını aylık olarak düzenli ödediğini, davalı şirketin çalışanları en son 12.01.2023 tarihinde rutin kontrollerini yapıp fatura kestiğini, geçmiş faturalar 11 odalı bir otelin çoğu zaman odalarının yarısının bile dolmadığı hesaba katılırsa gayet ideal tüketim değeri ve borçlar barındırdığını, davalı şirket 14.02.2023 tarihinde ise elektrik kesintisi için gelip ve otelin elektrik bağlantısını kestiğini, bunun ardından ne kadar borcumuz olduğuna dair davalı şirkete yine 14.02.2023 tarihinde başvurduklarında müvekkiline son ödeme tarihi bir önceki gün olan 28.10.2022- 01.02.2023 kontrol endeks tarihli, 13.02.2023 son ödeme tarihli 523.336,88 TL' lik borç tahakkuk ettirildiğini öğrendiğini, bu borcun neye göre hesaplandığını sorduğumuzda ise herhangi bir cevap alamadıklarını, davalı enerji dağıtım şirketi tarafından usul ve yasaya aykırı şekilde tahakkuk ettirilen 02.02.2023 tarih ve 523.336,88.TL bedelli faturadan kaynaklanan borcun iptali ile fazlaya dair hakları saklı tutarak şimdilik 25.000.00.TL dava değeri üzerinden davalıya borçlu olmadığımızın tespitini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan işlemler Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği mevzuatına uygun olduğunu, kaçak elektrik tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içerdiğini, aksi ispat oluncaya kadar geçerli olduğunu, bu nedenle ispat yükü, tutanağın aksini iddia eden tarafa ait olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, kaçak elektrik tüketim tutanağından kaynaklı tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedeline yönelik menfi tespit istemiyle açılan davada yargılama esnasında ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir. Somut olayda; davalı kurum yetkilileri tarafından davacı aleyhine ... Mah. ... sok.No: .../İstanbul adresinde bulunan ... ... isimli 11 odalı otelin bulunduğu adreste 01.02.2023 tarihinde düzenlenen ... seri numaralı kaçak tüketim tutanağı akabinde tahakkuk ettirilmiş olan 02.02.2023 tarihli 523.336,88-TL bedelli faturadan kaynaklanan borcun iptali, şimdilik 25.000.00.TL dava değeri üzerinden davalıya borçlu olmadıklarının tespiti istemiyle 15.03.2023 tarihinde işbu davanın açılmış olduğu, yargılama esnasında kaçak tüketime ilişkin olarak alınan bilirkişi raporu akabinde davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesi ile birlikte aynı zamanda bedelin davalıya ödendiğinin beyan edilmesi üzerine yapılan araştırmada işbu dava açıldıktan sonra davalı tarafından davacı aleyhine ... İcra Dairesinin 2023/... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişilmiş olduğu, davacı tarafça takip konusu borcun taksit taksit ödenmiş olduğundan bahisle işbu davanın istirdat davasına dönüştüğünün beyan edilerek ödenen bedelin iadesi isteminde bulunduğu; davalı tarafça öncelikle davanın reddi, mahkememe aksi kanaatte ise icra kapak hesabı göz önünde bulundurularak mahsup işlemi yapılması talebinde bulunmuş olduğu görülmüştür. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Menfi tespit davaları bir süreye tabi olmadığı gibi, icra takibine itiraz edilmemesi veya takibin kesinleşmesi de menfi tespit davası açılmasına engel değildir. 6100 sayılı HMK'nın 190.maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa aittir ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143). 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. Maddesinin; "(1)Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. ... (5)Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. (6)Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. (7)Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca yargılama esnasında yapılan ödeme sebebiyle davaya istirdat davası olarak devam olunmuştur. Yargılama esnasında davacının keşif talebinde bulunması sebebiyle mahallinde keşif yapılarak 11 odalı butik otelin içi gezilmiş, her bir odada bulunan elektronik cihazlar kontrol edilerek sayılmış, binanın tamamı, tutanağa konu alanlar gezilerek elektrik mühendisi bilirkişisinden rapor tanzim edilmesi istenilmiştir. Bu kapsamda bilirkişi tarafından hazırlanan kök rapor akabinde tarafların beyan ve itirazları kapsamında yeniden ek rapor alınmış ve ek raporda birden fazla seçenekli hesaplama yapılarak takdir mahkemeye bırakılmıştır. Ek raporda özetle; Sayın mahkemenin yeniden hesaplama yapılması talebi doğrultusunda 62,4 kW kurulu güç, 96 günlük kaçak kullanım süresi ve faturadaki Aktif Enerji Birim Bedeli: 2.227980 (Düşük Kademe), 3.126209 (Yüksek Kademe) TL; Dağıtım Birim Bedeli: 0.490039 TL birim bedeller üzerinden takdiri mahkemeye ait olmak üzere alternatifli hesaplama yapılacaktır. 62,4 kW kurulu güç ve kök rapordaki değerlendirme sonucu yapılan hesaplama ile bulunan tüketim miktarı 47.923,2 kWh olup bu değerden sayacın kaydettiği tüketim düşüldüğünde ; Sayaç harici kullanım miktarı: 47.923,2 kWh - 7.875,943 kWh = 40.047,25 kWh olmaktadır. 40.047,25 kWh kaçak kullanım miktarı üzerinden hesaplama yapıldığında; Kaçak elektrik kullanım bedeli 263.719,36 TL olmaktadır. 62,4 kW kurulu güç ve kurum tarafından değerlendirilen günlük çalışma süreleri üzerinden mahaldeki tüketim; (Kettle + Saç Kurutma Makinesi Hesabı) 96 gün X 38 kW/gün X 8h = 29.184 kWh (Klima + Buzdolabı + Aydınlatma Hesabı) 96 gün X 24,4 kW/gün X 21h = 49.190 KWh Toplam 29.184 kWh + 49.190 — 78.374 kWh olmaktadır. Mahaldeki kurulu güç 62,4 KW olduğundan sayaç tarafından kaydedilen 7.875,943 KWh tüketim miktarı kurulu güç üzerinden hesaplanan tüketim miktarı üzerinden düşülmesi gerekmektedir. Bu durumda kaçak kullanım miktarı; 78.374 KWh -7.875,943 kWh = 70.498,057 kWh olmaktadır. 70.498,057 kWh kaçak kullanım miktarı üzerinden hesaplama yapıldığında; Kaçak elektrik kullanım bedeli 464.244,18 TL olmaktadır. 3) 62,4 kW kurulu güç ve kurum tarafından değerlendirilen günlük çalışma süreleri üzerinden hesaplanmış tüketim miktarından sayacın kaydettiği 7.875,943 kWh tüketimi düşülmeden hesaplama yapıldığında; Kaçak elektrik kullanım bedeli 516.108,88 TL olmaktadır. şeklinde hesap yapılarak mahkememize ibraz edilmiştir. Anılan işbu rapor akabinde davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan 26.02.2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; "Müvekkilce kuruma dekontları ekte görüleceği üzere icra tehdidi altında ilgili fatura borcu sebebiyle ana para, faiz, vekalet ücreti ve harç, masrafları dahil toplam 715.205,00 TL ödenmiştir. İşbu davamız icra takibinden önce açılmış olup icra tehdidi altında ilgili borç ödenmiştir. Bu sebeplerle menfi tespit davası olarak açılmış olan davamızın borcun ana para ve ferilerinin tamamının ödenmiş olması sebebiyle istirdat davası olarak devamına karar verilmesini talep etme gereği hasıl olmuştur. Bilirkişi raporunda toplam borcumuzun 263.719,36 TL olduğu tespit edilmiştir. Ödemiş olduğumuz 715.205,00 TL den bilirkişice tespit edilen miktar çıkarıldığında 451.485,00 TL fazla ödediğimiz anlaşılmaktadır. Bu sebeplerle dava değerinin 451.000,00 TL'ye yükseltilmesi gereği hasıl olmuştur. Alacaklıya ödenen miktarın ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek faizi ile birlikten davalıdan alınarak tarafımıza ödenmesine," şeklinde talepte bulunularak dava değerinin arttırılmış olduğu görülmüştür. Davacı vekilinin ıslah dilekçesine karşı davalı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde "öncelikli olarak mahkemeniz dosyasında alınan bilirkişi raporunda, bilirkişi tarafından yalnızca fatura bedeline ilişkin hesaplama yapılmıştır. Davaya konu fatura miktarı 523.336,88 TL bedellidir. Davacı yanın anlaşma sağlanan mutabakat neticesinde 02.10.2023 tarihinde son taksit tutarını ödemesi üzerine toplamda 715.205,00 TL bedel karşılığında icra dosyası toplam bakiyesinin tahsil edilmesiyle 02.10.2023 tarihinde icra dosyası tahsil ile kapatılmıştır. Davacı taraf ıslah dilekçesinde icra dosyasına ödemiş oldukları toplam bakiyenin, bilirkişi tarafından hesaplanan fatura miktarından mahsup edilmesi neticesinde kalan kısmının istirdatını talep etmiştir. Ancak yukarıda da izah ettiğimiz üzere davacı tarafından yapılan ödeme icra dosyası bakiyesidir bu sebeple öncelikli olarak dosyanın hesap bilirkişisine giderek son taksit tarihine(02.10.2023) kadar icra dosyası bakiyesinin hesaplanması ve bu değer üzerinden istirdat talep edilmesi gerekmektedir." şeklinde beyan ve talepte bulunulduğu anlaşılmakla dosyanın 1 icra mevzuatı alanında uzman bilirkişiye tevdine ve bilirkişiden elektrik mühendisi bilirkişisinin yapmış olduğu 3 seçenekli hesaplama uyarınca icra dosya kapak hesabının oluşturularak davacının yapmış olduğu ödeme tarihleri itibariyle hesaplama yapılmasının ve davacının fazla ödediği bedelin mahkememize bildirilmesi istenilmiş ve bu kapsamda bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle; Mahkeme dosya içeriğinde ... A.Ş.'nin ... Fatura Seri Nolu ... ... adına düzenlenmiş ve 523.336,88 TL miktarlı 13.02.2023 son ödeme tarihli fatura görülmüştür. İcra takibine konu fatura incelemesinde son ödeme tarihine göre asıl alacağın 13.02.2023 son ödeme tarihi sonrası 14.02.2023 tarihinde muaccel olacağı tespit edilmiştir. Sayın Mahkemece tarafıma verilen görevlendirme çerçevesinde icra takibine konulan asıl alacak miktarının 263.719,36 TL, 464.244,18 TL ve 516.108,88 TL olduğu varsayımlarına göre ayrı ayrı üç tane hesaplama yapılmıştır. Hesaplamalar yapılırken borçlu/davacı tarafından yapılan kısmi ödemeler öncelikle faiz ve masraflara (Feri nitelikteki alacaklara) mahsup edilmiştir. Hesaplama 1'de ilk takibe geçildiğinde asıl alacak miktarının 263.719,36 TL olduğu ihtimalinde haricen yapılan tüm ödemeler hesaba katılarak 371.256,50 TL borçlu/ davacıya iade edilmesi gerektiği, Hesaplama 2'de ilk takibe geçildiğinde asıl alacak miktarının 464.244,18 TL olduğu ihtimalinde haricen yapılan tüm ödemeler hesaba katılarak borçluya 124.667,42 TL borçlu/davacıya iade edilmesi gerektiği, Hesaplama 3'te ilk takibe geçildiğinde asıl alacak miktarının 516.108,88 TL olduğu ihtimalinde haricen yapılan tüm ödemeler hesaba katılarak borçluya 59.462,35 TL borçlu/davacıya iade edilmesi gerektiği Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı, yapılan keşif esnasındaki gözlemler, hazırlanan bilirkişi raporları uyarınca davalı kurum yetkilileri tarafından tutulan tutanakta tüm odalarda aynı elektronik aletlerin bulunduğu varsayımından hareketle bir hesaplama çıkartıldığı, davacı tarafta düzenli olarak elektrik fatura bedellerinin ödendiği, kaçak tüketime ilişkin olarak yapılan hesaplamadan davacının tahsil edilen normal tüketim bedellerinin de düşülmemiş olduğu görülmekle bu sebeple elektrik mühendisi bilirkişisinin seçenekli hesaplamalarından "Kaçak elektrik kullanım bedeli 263.719,36 TL olmaktadır." şeklindeki hesabı hükme esas alınmıştır. İşbu davada açılmadan önce davacı tarafça her ne kadar tedbir kararı alınmış ise de alınan tedbir kararının elektriğin kesilmesinin önlenmesine yönelik olduğu, davalının icra takibine girişmesinin önlenmesine yönelik herhangi bir tedbir kararı alınmadığı; bu hali ile anılan faturadan kaynaklı olarak davalının tahsil hakkının elinden alınamayacağı, davalının takibe girişmiş olması sebebiyle takipten kaynaklı ferilerinden de davacının sorumlu olduğu kanaatine varılmış olup bu kapsamda davacının kaçak tüketim bedeli olarak 263.719,36 TL asıl alacak yönünden davalıya borçlu olduğu, bu tutara ilişkin yapılan kapak hesabı akabinde davacının fazla ödemiş olduğu bedelin 371.256,50 TL olduğu kabul edilmekle bu miktar üzerinden davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin ödemiş oldukları toplam 715.205 TL sebebiyle fazla ödenen bedellere ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilmesi talebinde bulunduğu görülmekle ödeme tarihlerine göre davacının sorumlu olduğu aşağıdaki tabloda belirtildiği şekilde; DEKONT TARİH BEDEL İADE EDİLMESİ GEREKEN BEDEL ... İşlem No: ... 11/04/2023 150.000 TL Borca mahsup edilmiş olup iade yoktur, ... İşlem No: ... 11/04/2023 125.000 TL Borca mahsup edilmiş olup iade yoktur, ... İşlem No: ... 12/05/2023 53.550 TL Borca mahsup edilmiş olup iade yoktur, ... : ... 01/06/2023 65.000 TL Mahsup akabinde 49.601,50 TL'nin iadesi gerekmektedir ...: ... 03/07/2023 65.000 TL Ödenen bedelin iadesi gerekmektedir. ...: ... 01/08/2023 65.000 TL Ödenen bedelin iadesi gerekmektedir. ...: ... 01/09/2023 65.000 TL Ödenen bedelin iadesi gerekmektedir. ...: ... 02/10/2023 126.655 TL Ödenen bedelin iadesi gerekmektedir. Yukarıda tabloda detaylı olarak belirtilmiş olduğu üzere her bir fazla ödeme bakımından ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesindeki davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebi bakımından yapılan incelemede; İİK'nın 72. Maddesinin 5. Fıkrasının "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklindeki düzenlemesi uyarınca davacının kötüniyet tazminatı talebi bakımından yapılan incelemede takibin haksız ve kötüniyetli olduğuna karar verilmesi gerektiği, davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olduğu ve davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamamış olduğu kanaatine varılmakla davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; 01.02.2023 tarihli ... seri numaralı kaçak tüketim tutanağı akabinde tahakkuk ettirilmiş olan 02.02.2023 tarihli 523.336,88-TL bedelli faturadan kaynaklı olarak davacının davalıya 259.617,52 TL yönünden borçlu olmadığının tespiti ile yargılama esnasında ödenen toplam 371.256,50 TL'nin -49.601,50 TL'sine 01/06/2023 Tarihinden, -65.000,00 TL'sine 03/07/2023 Tarihinden, -65.000,00 TL'sine 01/08/2023 Tarihinden, -65.000,00 TL'sine 01/09/2023 Tarihinden, -126.655,00 TL'sine 02/10/2023 Tarihinden, İtibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair faiz isteminin reddine, 2-Davacının davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine, 3-Alınması gerekli olan 25.360,53-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 426,94-TL ile ıslah harcı olarak alınan 7.276,00-TL'nin toplamı olan 7.702,94 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 17.657,59-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yargılama esnasında (peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam) 7.702,94-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 205,50-TL (başvurma, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 145,50TL, bilirkişi ücreti: 2.500,00-TL, Keşif Harcı: 1.274,90-TL olmak üzere toplam: 2.851,00-TL yargılama giderinin %82,3 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 2.346,37-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerine bırakılmasına, 6-Davalı tarafından sarf edilen 5.000,00-TL yargılama giderinin %82,3 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 885,00-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanının davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 59.401,04-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 8-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine 9-Taraflarca tarafından yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/180, K. 2024/986, T. 31.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-180-e-2024-986-k-543bc3670ef9