Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/9344 E. 2024/10229 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9344
Karar No
2024/10229
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1748 E., 2024/1879 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/470 E., 2022/201 K. Taraflar arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin, tarımla, çiftçilikle iştigal ettiğini, 1994 ve devamında sattığı pancar müstahsil makbuzunun bulunduğunu ve Kuruma ibraz ettiğini, ancak davalı Kurumun bu makbuzdaki tevkifatlardan 1997 yılındaki tevkifatları esas alarak hizmet verdiğini, 1994, 1995, 1996 yıllarındaki tevkifat kesintilerine istinaden bir işlem yapmadığını ve hak edilen hizmeti gereği gibi vermediğini, müvekkilinin 1983 yılından itibaren Pancar Kooperatif kaydı, 2005 yılından itibaren Ziraat Odası kaydının bulunduğunu, köyünde ikamet ettiğini, geçimini çiftçilikle sağladığını beyan ederek, davacıya ait tevkifatların tespiti ile ilk prim tevkifatını takip eden aybaşı itibari ile davacının Tarım Bağ-Kur sigortalılığının başlaması ve sigortalılığının tescil tarihine kadar devam ettiğinin tespitine dair karar verilmesi ile aksine Kurum işleminin iptaline, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kurum arşivlerinde 1994 yılının tevkifatının davacıya iade olduğu görüldüğünden konu ile ilgili 16.05.2019 tarih E.7439732 sayılı ve 13.09.209 tarih E.13310127 sayılı yazıları ile sigortalıya cevap verildiğini, Kurum işlemlerinin resmi belgeye dayanılarak tesis edildiğini, bu aşamada Kurum işlemlerinin usule ve yasaya uygun olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çiftçi kayıt sistemi belgesi, yapılan zabıta araştırması, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü, Ilgın Şeker Fabrikasından celp edilen cevabi yazılar, dava konusu dönemde muhtar ve aza olarak görev yapanların ve dosya kapsamında dinlenen diğer tanıkların beyanları sınırlı sorumlu Akşehir-Ilgın Pancar Ekicileri Kooperatifleri, Çeltik Ziraat Odası, Yunak Ziraat Odası, Sosyal Güvenlik Kurumundan celp edilen prim yazısı ve davacıya ilişkin tüm kayıtlar, Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerinin cevabi yazısı, beraberce değerlendirildiğinde davacının Ilgın Şeker Fabrikasına teslim ettiği şeker pancarı bedellerinden 1994 yılında yapılan 876.656 TL'nin iadesi yönünde herhangi bir yazılı başvurusuna rastlanmadığı, davalı Kurumcada sözü edilen Bağ-Kur kesintisinin iade edildiğine dair bir belgenin dosyaya sunulmadığı, arşiv belgelerinin dayanağı olan bilgi ve belgelerin Mahkemeye sunulmadığı, davalı Kurumun kamu kurumu olması hasebiyle tüm işlemlerinin yazılı belgeye dayalı olması gerektiği, 1994 yılında yapıldığını iddia ettiği prim iadesini ispatlayabileceği bir belgenin dosya kapsamında yer almadığı, davacının da bu parayı almadığını beyan ettiği, ayrıca Tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu olan 2926 sayılı Kanun'nun 2/1 ve 3/b maddelerinde belirtildiği üzere davacının tarımsal faaliyette bulunduğuna ilişkin muhtelif belgeleri dosyaya sunduğu, prim tevkifatına dayalı tespit davalarında sadece ziraat odası ve kooperatif kaydı gibi belgelerin bulunmasının ya da ürün tesliminin olmasının tek başına davanın kabulü için yeterli olmadığı, bunun için öncelikle bir prim kesintisinin bulunmasının gerektiği, yine bu kesintiyi takip eden yıllarda tarımsal faaliyete devam edildiğine, hangi tarımsal ürünlerin yetiştirilip nerelere satıldığına ve teslim edildiğine ilişkin belgelerin de somut olarak bulunmasının gerektiği, davacı açısından da 1993 yılında sattığı ürün bedellerinden 1994 yılında tevkifat yapıldığı ve tevkifat yılını takip eden 1995 yılında tevkifatın olmadığı ancak bu yılda yetiştirdiği şeker pancarı bedelinin 1996 yılında ödendiği tevkifatının da 1996 yılında yapıldığı, 01.04.1997 tarihine kadar Bağ-Kur kesintisinin yapıldığı, ilk prim kesintisini izleyen yıllarda tevkifat veya ürün tesliminin 2 yıla kadar olan süre dışında süreklilik arz ettiği hallerde tarımsal faaliyetin sürekli olduğununda kabul edilmesinin gerektiği, dosya içerisine alınan Ilgın Şeker Fabrikası Müdürlüğünün 30.10.2019 tarihli yazısında 1994, 1996, 1997, 1998,1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007 yıllarında davacı adına yapılan tevkifatların bulunduğunun anlaşıldığı, böylelikle davacının davasının kabulüne, davacı ...'ın (T.C. ..., ... oğlu, 1964 doğumlu,) 01.05.1995 tarihinden itibaren 01.04.1997 tarihine kadar kesintisiz 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak kayıt ve tescilinin yapılması gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, davacı hakkında iade edilen tevkifata dayalı olarak sigortalılık süresinin tespit edilemeyeceğini, bu bakımdan davanın reddi yerine kabulüne dair verilen Mahkeme kararının yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dosya kapsamına göre, 05.05.1964 doğumlu davacının adına kayıtlı tapu arazilerinin olduğu, yaklaşık 40 dekarlık bu arazide çeltik tarlalarının bulunduğu ayrıca davacının 21 adet büyükbaş hayvanının bulunduğu, 21.05.1998 tarihinden itibaren kendi adına kayıtlı traktörünün olduğu, davacının Ziraat Odası kaydının 07.03.2005 tarihi itibari ile başlatıldığı ve 26.08.1983 tarihinden itibaren de davacının Kooperatif kaydının bulunduğu, dava öncesinde davalı Kuruma 7036 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi hükümlerine göre yapılan başvuruya davalı Kurumca ret cevabının verilmiş olduğu, davacının 04.11.2006 tarihinde yapılan başvuruya istinaden davalı Kurumca 30.03.1997 tarihli tevkifatın esas alınarak tescilinin 01.04.1997 tarihinden itibaren geçerli kabul edildiği, davacının 2007 yılında yaptığı başvuru ile esasen 1994 tarihli tevkifatının da geçerli olduğunu, buna göre; bu tevkifatın esas alınarak tescil tarihinin geriye çekilmesini talep etmiş olduğu, ne var ki davalı Kurumca davacının 1994 yılında yapılan tevkifatın iade alındığı gerekçesi ile tescil tarihine ilişkin davacı talebinin yerine getirilmediği, eldeki davanın da bu nedenle açılmış olduğu anlaşılmakta olup, davalı Kurumca tevkifatın iade alınmasına dair gerekçe ile sigortalılık verilmemiş olsa da davacıya bu tutarın iade edildiğine dair herhangi bir belgenin Kurumca dosyaya sunulmamış olduğu, davacının da tevkifat bedelinin 20.04.1995 tarihinde Kuruma intikal edildiğini Türkiye Şeker Fabrikası A.Ş.'den gelen yazı ile teyit ettirmesi ile tevkifatın sigortalıya iadesi bakımından ispat yükünün davalı Kurumda olması ne var ki bu yönde dosyaya herhangi bir evrakın sunulmamış olması karşısında, 20.04.1995 tarihinde Kuruma intikal ettiği belirgin olan tevkifatın geçersiz olduğuna dair başkaca herhangi bir iddianın ileri sürülmemesi ile geçerli tevkifata dayalı olarak sigortalılık vermek yükümlülüğünün davalı Kurumda bulunması karşısında, kamu düzeni yönünden de herhangi bir aykırılık bulunmadığının belirgin olmasına göre, davanın kabulüne dair usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesi ile aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti ve aksine Kurum işleminin iptaline ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 2926 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9344, K. 2024/10229, T. 24.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-9344-e-2024-10229-k-ce6ba81d6235