Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/3639 E. 2026/11322 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2026/3639
Karar No
2026/11322
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/480 D. İş SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2026 tarihli ve KYB-2026/17728 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin 13.10.2011 tarihli kararını takiben, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi üzerine, uzlaştırmacı tarafından tanzim edilen raporda "tarafların dosyada yer alan telefon numaralarının arandığı, ancak telefonlarının kapalı olduğu, müştekiye gönderilen tebligatın da iade geldiği" gerekçesiyle tarafların uzlaşamadığı bildirilmiş ise de; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 20.06.2018 tarihli ve 2018/2503 esas, 2018/9186 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasında yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki açıklamalar ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olduğu birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkartılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği anlaşıldığından, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebliğ yapılmalı, tebliğin iade edilmesi halinde adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresine tebliğ işleminin yapılması gerektiği, Dosya kapsamına göre, kovuşturma aşamasında müştekinin 13.07.2011 tarihli oturumda adresini "... Mahallesi ... üzeri ... Sitesi E Blok Kat:5 Daire 15 .../Diyarbakır" olarak bildirmesine rağmen, uzlaşma teklif formunu içerir tebligatın ilk olarak "... Mah. 218. Sk. No:9 İç Kapı No:15 .../Mardin" adresine çıkartıldığı, anılan tebligatın muhatabın tanınmadığından bahisle iade gelmesi sonrasında, bu kez de aynı adrese mernis şerhi düşülmek suretiyle, sadece tebliğ adresinin kapalı olduğuna ilişkin bir açıklamaya yer verilerek muhtara teslim edilmek suretiyle tebliğ işleminin tamamlandığının anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın en son bildirdiği adrese tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, söz konusu tebligatın iade gelmesi halinde ise bu kez sanığın adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek tebliğ işleminin yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE Dosya içerisinde yer alan 27.11.2018 tarihli uzlaştırma raporunda; tarafların dosyada yer alan telefon numaralarının arandığı, ancak telefonlarının kapalı olduğu, şikâyetçiye gönderilen tebligatın da iade geldiği gerekçe gösterilerek taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığı belirtilmiş ise de; 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin 6. fıkrasında yer alan, “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.” şeklindeki, Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7/12. maddesinde yer alan, “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez.” şeklindeki, Aynı Yönetmeliğin 29/7. maddesinde yer alan, “Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez.” şeklindeki, Anılan Yönetmeliğin 29/6. maddesinde yer alan, “uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır.” şeklindeki, Bahsi geçen Yönetmeliğin 29/3. maddesinde yer alan, “Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir.” şeklindeki ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinde yer alan, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde; Uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere kendisine dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaştırma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da muhatabına ulaşamaması durumunda öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa muhatabın MERNİS adresinin bulunması hâlinde 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince işlem yapılması, mernis adresinin bulunmaması hâlinde ise önceden usûlüne uygun olarak tebliğ yapılmış adresi var ise o adrese anılan Kanun’un 35. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, Somut olayda, kovuşturma aşamasında şikâyetçinin 13.07.2011 tarihli oturumda adresini "... Mahallesi ... üzeri ... Sitesi E Blok Kat:... .../Diyarbakır" olarak bildirmesine rağmen, uzlaşma teklif formunu içerir tebligatın ilk olarak "... Mah..... No:9 İç Kapı No:15 .../Mardin" adresine çıkartıldığı, anılan tebligatın muhatabın tanınmadığından bahisle iade gelmesi sonrasında, bu kez de aynı adrese mernis şerhi düşülmek suretiyle, sadece tebliğ adresinin kapalı olduğuna ilişkin bir açıklamaya yer verilerek muhtara teslim edilmek suretiyle tebliğ işleminin tamamlandığı ve hükümlüye uzlaşma teklifini içeren herhangi bir tebligatın yapılmadığı anlaşılmkla; şikâyetçiye yapılan tebligatın geçersiz olduğu ve hükümlüye uzlaşma teklifini içeren herhangi bir tebligat yapılmadığı dikkate alınarak, usûlüne uygun şekilde uzlaştırma işlemlerinin yapılması ve sonucuna göre hükümlünün hukukî durumunun değerlendirilmesi için hükümlünün Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli -taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından bahisle hükümlünün uzlaşma talebinin reddine dair verilen- ek kararına yönelik itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2018 tarihli ve 2018/480 Değişik İş sayılı (Uzlaşma sağlanamadığından bahisle hükümlünün uzlaşma talebinin reddine dair Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesince verilen 11.12.2018 tarihli ek karara yönelik itirazın reddine ilişkin) kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2026/3639, K. 2026/11322, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2026-3639-e-2026-11322-k-442c82603613