Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/2606 E. 2026/7164 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2606
- Karar No
- 2026/7164
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/3617 E., 2025/2984 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin, samimi ikrarda bulunduğu, kolluk kuvvetlerine kendi rızası ile teslimde bulunduğu, katılan ...’a ve diğer katılanlara yönelik TCK’nın 168/1. ve 145. maddelerinin uygulanması gerektiği, lehine hükümlerin uygulanmasını istediği; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın zararı karşılamış olduğu nazara alınarak malın değerinin azlığı da gözetilerek ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi, aksi halde etkin pişmanlık hükümlerinin en üst hadden uygulanması gerektiği, temel ceza verilirken alt sınırdan uzaklaşılmasını gerektirir bir neden bulunmadığı hâlde alt sınrdan uzaklaşılmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanunu’nun 280. maddesinin 1 fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde, bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Hakkari 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.07.2024 tarihli ve 2024/195 Esas, 2024/390 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık, sanık müdafii ve katılan ...'un istinaf talebi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 13.12.2024 tarihli ve 2024/3325 Esas, 2024/1323 Karar sayılı kararı ile özetle , "1-Katılan ...'e emanette bulunan eşyalar teslim edildikten sonra hırsızlık olayından kaynaklı olarak herhangi bir zararının bulunup bulunmadığı sorularak sonucuna göre sanık hakkında katılan ...'e yönelik nitelikli hırsızlık suçu yönünden TCK'nın 168/1. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin koşullarının oluşup oluşmadığının tartışılması gerektiği gözetilmeksizin, müşteki Mehmet'in bahsedilen hususta dinlenmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle CMK'nın 289/1-e ve 280/1-e maddelerine muhalefet edilmesi, 2- Sanığın istinaf aşamasında dosyaya ibraz etmiş olduğu 15.10.2024 tarihli dilekçesinde; antisosyal kişilik bozukluğu olduğunu belirttiği ve dilekçe ekinde sunmuş olduğu ... Şehir Hastanesi'nin 05.09.2024 tarihli raporunda sanığın askerliğe elverişli olmadığının belirtildiği anlaşılmakla; sanığın daha önce tedavi gördüğü kurumlardan varsa psikolojik rahatsızlığına ilişkin tüm tedavi evrakının temin edilerek dosyaya eklenmesinden sonra suç tarihi itibariyle üzerine atılı nitelikli hırsızlık, nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçları yönünden 5237 sayılı TCK'nun 32. maddesi anlamında ceza ehliyetini tamamen ya da kısmen ortadan kaldıracak mahiyette bir akıl hastalığı ya da akıl zayıflığının bulunup bulunmadığı, varsa akıl hastalığı veya zayıflığı nedeniyle suç tarihinde üzerine atılı suç yönünden işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiiller ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan, tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden veya Tıp Fakültelerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarından sağlık kurulu raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Kabule göre de; TCK'nın 145. maddesindeki 'malın değerinin azlığı' kavramının, 5237 sayılı Kanun'a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, kanun koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği dikkate alınarak, somut olayda sanığın katılan ...'a ait evden toplamda 350 TL para ve katılan ...'e ait evden ise 600 TL para (... beyanına göre 700-1000 TL arası) ve 20.05.2024 tarihli değer tespit tutanağına göre piyasa değeri 1000 TL olan cep telefonu hırsızladığının kabul edildiği, 2024 yılı brüt asgari ücretin 20.002,50 TL olduğu nazara alındığında sanık hakkında katılanlar ... ve ... yönelik nitelikli hırsızlık suçlarından TCK'nın 145. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi" nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 13.12.2024 tarihli ve 2024/3325 Esas, 2024/1323 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Hakkari 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2025 tarihli ve 2025/94 Esas, 2025/290 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği kısmen Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.