Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/1785 E. 2026/10552 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1785
- Karar No
- 2026/10552
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/1015 E., 2024/1517 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... ve müdafiinin temyiz isteminin "suçun maddî ve manevî unsurlarının oluşmadığına, sanığın suç tarihinde olay yerinde bulunmadığına sanığın mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "sanığın mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan cezanın süresine göre 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği reddine karar verilerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Katılanın soruşturma aşamasında kollukta alınan ifadesinde, suç tarihinde saat 05.00 sıralarında, Cumhuriyet savcılığında alınan ifadesinde ise, saat 03.00 sıralarında, ses duyması üzerine, suça konu inşaattan hırsızlık yapıldığını fark ettiğini beyan etmesi, UYAP'tan alınan Güneş'in doğuş ve batış çizelgesine göre, suç tarihinde gece vaktinin saat 05.01'de bittiğinin anlaşılması karşısında, suçun gece vakti işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından, katılanın beyanları arasındaki çelişki giderilerek ve suçun işlendiği saat kesin olarak tespit edildikten sonra, sanıklar hakkında verilen cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 143. maddesi ile artırılıp artırılmayacağına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükümler kurulması, 2. Suç tarihinde katılana ait inşaattan sanıklar tarafından inşaat demirlerinin çalınması şeklinde gerçekleşen olayda, Olay Yeri Görgü ve Tespit Tutanağında; suça konu eylemin gerçekleştiği inşaat halindeki 5 katlı binanın yapımının devam ettiğinin, inşaatın önünde profil sacdan yapılma kapı bulunduğunun, inşaat ile kapı arasında boş alanda inşaatta kullanılan iskele demir parçalarının bulunduğunun belirtildiği, dosya kapsamında, suça konu yerin vasfını tayin etmeye yarayan, fotoğraf veya başkaca bir kolluk tutanağının bulunmadığı da nazara alınarak, öncelikle katılanın yeniden ifadesine başvurularak ve gerektiğinde mahallinde keşif de yapılarak olay yerinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilip, öncelikle suça konu demirlerin bina veya eklentisinden çalınıp çalınmadığı tespit edilerek; bina veya eklentisinde çalındığının kabulü halinde eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturacağı, bina veya eklentisinden çalınmadığının tespiti hâlinde ise aynı Kanun’un 142/1-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilmeden eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, 3. 26.02.2024 tarihli bozma öncesi hükümlerde, sanıkların sonuç ceza olarak 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükümlerin sanıklar tarafından önce istinaf sonra temyiz edildiği ve aleyhe temyiz bulunmadığı anlaşılmakla; bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde sanıklar hakkında verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasının, 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca kazanılmış hakka konu olan 5 yıl 15 ay hapis cezası üzerinden infaz edilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmesi, 4. Sanık ...'nin adlî sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2014 tarihli ve 2013/505 Esas, 2014/290 Karar sayılı ilâmında birden fazla suçtan verilmiş cezalar olduğu gözetilerek, bu cezalardan en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, ilâmın tamamının tekerrüre esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafileri ve sanık ...'in temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan sebeplerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca gereği için Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.