Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/1693 E. 2026/10782 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2026/1693
Karar No
2026/10782
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2437 E., 2017/2473 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

I) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında, katılanlar ... ve ... ile şikâyetçi ...'ya yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere; sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere ve sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar ..., ... ve ... ile sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde Hükmolunan cezaların miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a. maddesi uyarınca, "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığından, sanıklar ..., ... ve ... ile sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,

II) Sanık ...'ın, katılanlar ... ve ...'a yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde Dosya kapsamında, yokluğunda verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanığa tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanmadığı anlaşılmış ise de; sanığın 27.09.2018 tarihli dilekçesi ile herhangi bir temyiz isteminde bulunmadan infaz yasasından yararlanmak istediğini belirttiği, dolayısıyla yokluğunda verilen karardan en geç bu tarihte haberdar olan sanığın, kararı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291/1. maddesinde belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 29.09.2021 tarihinde temyiz ettiği belirlendiğinden, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE,

III) Sanık ... müdafileri Av. ... ile Av. ...'ın, sanık hakkında katılanlar ... ve ...'a yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 13.11.2017 tarihli ve 2017/2437 Esas, 2017/2473 Karar sayılı kararının Av. ... ile Av. ... tarafından temyiz edildiği, ancak dosyaya sanık ... adına Av. ... ile ... tarafından vekâletname sunulması ile birlikte Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince ... ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 7/1-ç. maddesi uyarınca Av. ...'ın müdafilik görevinin sona erdiği; yine 7201 sayılı Tebligat Kanunun 11. maddesinin 1. fıkrasındaki “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır.” hükmü dikkate alındığında, sanık ... adına sunulan vekâletname gereğince yetkili Av. ...'a usulüne uygun olarak 22.11.2017 tarihinde tebliğ edilen hükmün, Av. ... tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291/1. maddesinde belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 05.03.2018 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmakla; Av. ...'ın sanık hakkında kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisi bulunmadığından; Av. ...'ın temyiz isteminin ise süresinde olmadığından adı geçen sanık müdafilerinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,

IV) Sanıklar ... ve ... hakkında, katılanlar ... ve ...'a yönelik hırsızlık suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ...'in temyiz isteminin, hakkında verilen cezalardan birkısmının onaylanmasının haksız olduğuna, kanun yolu incelemesinin hatalı yapıldığına, hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının kaldırılması ile lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; diğer sanıkların beyanları da dikkate alındığında sanığın eylemlere katılmadığının anlaşıldığına, 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi kapsamında suça iştirâkinin söz konusu olmadığına, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinin hatalı olduğuna, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumlarının uygulanması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 232/2-b. maddesi uyarınca gerekçeli karar başlığında belirtilmesi gereken mahkeme başkanı ve üyelerinin ad ve soyadlarının yazılmaması mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.

Sanıklar hakkında katılanlara yönelik eylemleri sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar hukuka uygun bulunduğundan, sanık ... müdafii ile sanık ...'in yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak usul ve yasaya uygun olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'nin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

V) Sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a yönelik hırsızlık suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde Sanık ... için Barodan görevlendirilen müdafii Av. ...'un görevinin, Av. ... tarafından dosyaya vekâletname sunulmasıyla sona erdiği, zorunlu müdafiiye yapılan tefhim ve tebliğin kendisine bağlanan hukukî sonuçları doğurmayacağı, yokluğunda verilen kararın sanık ... için vekâletname sunan Av. ...'e tebliğ edilmesi gerektiği ve adı geçen avukata kararın tebliğ edildiğine dair evraka rastlanmadığının anlaşılması karşısında; Av. ...'in 23.02.2018 tarihli temyiz istemi ile yokluğunda verilen kararın kendisine tebliğ edildiğine dair evraka rastlanmadığından sanık ...'ın 17.09.2018 tarihli dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ...'ın temyiz isteminin, suçlara katılmadığına, kendisine iftira atıldığına, yeniden savunma yapmak istediğine; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, kamera kayıtlarının delil olarak değerlendirilemeyeceğine, sanık hakkında aynı eylemden dolayı birden fazla kez ceza verilmesinin hatalı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilerek sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 232/2-b. maddesi uyarınca gerekçeli karar başlığında belirtilmesi gereken mahkeme başkanı ve üyelerinin ad ve soyadlarının yazılmaması mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak kabul edilmiş; dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken, adli sicil kaydında yer alan Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2009 tarihli ve 2009/54 Esas, 2009/167 Karar sayılı ilâmının, sanığın 18 yaşından küçükken işlediği suç nedeniyle mahkûmiyetine ilişkin olup, 5237 sayılı Kanun'un 58/5. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas başka bir hükümlülük halinin de bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında verilen cezanın aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkralarından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkarılmasına karar verilmek suretiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

VI) Sanıklar ... ve ... hakkında katılanlar ... ve ...'a yönelik hırsızlık suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın bahsi geçen eylemlere iştirâk etmediğine, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, cezaların ertelenmesi ve verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılması ile kararların bozulması gerektiğine; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğuna, aynı eylemden dolayı birden fazla kez ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının bozulması ile sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanık ...'a yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçların gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, sanık müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilip müdafiinin yokluğunda hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e. maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanık ...'ın savunma hakkının kısıtlanması, 2. Sanık ...'ın tekerrüre esas alınan Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.10.2013 tarihli ve 2012/59 Esas, 2013/667 Karar sayılı kararının eski hale getirme ve temyiz talebinin kabul edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 24.12.2019 tarihli ve 2016/2818 Esas, 2019/39415 Karar sayılı ilâmı ile kesinleştiği, kesinleşme tarihi olan 24.12.2019 gününün yargılamaya konu suç tarihleri olan 01.04.20 16... .04.2016 günlerinden önce olduğu ve bu sebeple bahsi geçen ilâmın tekerrüre esas alınamayacağı; sanığın adli sicil kaydında yer alan Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2013 tarihli ve 2012/477 Esas, 2013/295 Karar sayılı kararına konu 4733 sayılı Yasa'ya muhalefet suçundan verilmiş olan cezanın tekerrüre esas alınabileceği, ancak 15.04.2020 tarihinde Resmî Gazete'de Yayımlanarak Yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a getirilen düzenlemelerin sanık lehine hükümler içermesi ve etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale gelmesi karşısında, bu ilâm ile ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonuca göre, söz konusu ilâmın veya adli sicil kaydındaki diğer ilâmların tekerrüre esas alınmasında zorunluluk bulunması, 3. Sanık ...'ın adli sicil kaydına göre, Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2016 tarihli ve 2015/247 Esas, 2016/63 Karar sayılı ilâmı ile verilmiş olan 6 yıl 3 ay hapis cezasının daha ağır olması sebebiyle tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, İnegöl 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2015 tarihli ve 2015/138 Esas, 2015/471 Karar sayılı ilâmına konu 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezasının tekerrüre esas alınması, 4. 5271 sayılı Kanun'un 232/2-b. maddesi uyarınca gerekçeli karar başlığında belirtilmesi gereken mahkeme başkanı ve üyelerinin ad ve soyadlarının yazılmaması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan sebeplerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, tekerrür hükümleri bakımından 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanık ...'ın kazanılmış hakkının korunmasına, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca gereği için Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2026/1693, K. 2026/10782, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2026-1693-e-2026-10782-k-f27f18857370