Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/13357 E. 2026/9887 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2025/13357
Karar No
2026/9887
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2024/248 E., 2025/189 K. SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. Sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelemesinde Şikâyetçiye ait ikametin bodrum kapısının asma kilidinin kırıldığı olayda, sanıkların eylemine uyan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1. maddesinde tanımlanan mala zarar verme suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık aslî zamanaşımı süresinin ilk mahkûmiyet kararının verildiği 07.06.2016 tarihinden karar tarihine kadar geçmiş bulunması nedeniyle düşme kararı verilmesi yerine yazılı şekilde kararlar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafileri ve sanık ...'ın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, II. Sanıklar hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelemesinde

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2024 tarihli ve 2024/2-356 Esas, 2024/356 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun, bina içinde veya muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçuna bağlı olarak işlendiğinde bir kuşku bulunmamakla birlikte, bizzat 5237 sayılı Kanun'un 142. maddesinin son fıkrasının gerekçesinde vurgulandığı üzere, her bir suçun birbirine karşı bağımsızlığını koruduğu, maddî gerçeğe daha iyi ulaşılabilmesi ve çelişkili karar verilmesinin önlenmesi bakımından davaların birlikte görülmesinde yarar bulunup yargılamaların ayrı yürütülmesine de engel bir hükmün mevcut olmadığı, dolayısıyla sanıklar yönünden aynı dava sonunda verilen ayrı ayrı hükümlerin söz konusu olduğu, bu bağlamda, her bir hükmün ayrı ayrı kesinleşerek yargı hâlini alabileceği, ayrıca somut olayda, birden fazla eylem olması nedeniyle "eylemin bölünmezliği" ilkesinin de tartışılma koşullarının bulunmadığı, her iki hükmün birbirinden ayrılabilir ve ayrıca karar verilebilir olmaları nedeniyle hükümlerin bir bütünlük oluşturduğundan da söz edilemeyeceği, kaldı ki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan "beş yıl veya daha az hapis cezaları" ibareleri gözetildiğinde kanun koyucunun kanun yoluna başvurmada sonuç cezayı esas aldığı anlaşılmakla, uyuşmazlığa konu konut dokunulmazlığının ihlâli suçu bakımından uygulanma ihtimali bulunan 5237 sayılı Kanun'un 116/1-4, 119/1-c maddeleri uyarınca belirlenecek olan cezanın 5 yılın altında kalacak olduğu, atılı suçun alt ve üst sınırları itibarıyla zorunlu müdafi tayin edilmesini de gerektirmemesi karşısında, konut dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden, Mahkemece bozma ilâmı öncesinde, sanıkların müdafi huzurunda usûlüne uygun şekilde kimlik tespiti yapıldığının ve 5271 sayılı Kanun'un 147. maddesindeki hakları hatırlatılarak savunmalarının alındığının anlaşılması karşısında, bozma ilâmı sonrasında, önceki savunmalarını tekrar ettiği şeklindeki beyanlarının savunma haklarının kısıtlanması niteliği taşımadığından her iki suç yönünden Tebliğname'deki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2025/13357, K. 2026/9887, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2025-13357-e-2026-9887-k-2d90e65c9487