Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/7971 E. 2026/11684 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/7971
Karar No
2026/11684
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1392 E., 2024/556 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 04.04.2023 tarihli ve 2023/578 Esas, 2023/1049 Karar sayılı kararı ile yapılan istinaf incelemesi neticesinde mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin yasal dayanağı bulunmadığı böylece sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükmün de temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin "bilirkişi raporu ile kamera görüntülerindeki kişinin eşkalinin sanığa ait olduğuna dair tespit yapılamadığının bildirilmesine, parmak izinin iş yerinde değil herkesin ulaşması mümkün olan dışındaki korkuluk merdivenlerinde bulunmasına ve iddia makamınca beraat yönünde mütalaa verilmesine rağmen sanık hakkında hapis cezasına hükmolunduğuna, Bölge Adliye Mahkemesince beraat kararının olayla ilgilisi bulunmayan 289/1-i. maddesi gereğince bozulmasına karar verildiğine, suçun sanık tarafından işlendiğine dair kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığına, sanığın işlemediği suçtan ötürü gerçeğe ulaşmadan verilen cezanın mağduriyetine yol açtığına ve geleceğini olumsuz yönde etkilediğine, yeterli olmayan ve hatalı istinaf incelemesi gerçekleştirildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlâl edildiğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesi gereği ceza verilmesine karşın bir suç için bir ceza verilir ilkesi ihlal edilerek iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan ayrıca ceza verildiğine, savunmalarına gerekçeli kararda yer verilmediğine, zarar azlığı sebebiyle değer azlığı hükümlerinin uygulanması gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek ve sanık müdafii duruşmalı inceleme talebinde bulunmuş ise de, hükmolunan ceza miktarları yönünden 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi gereği duruşma talebinin reddine karar verilerek yapılan incelemede; İş yeri dokunulmazlığının ihlâli olan suç adının gerekçeli karar başlığında konut dokunulmazlığının ihlâli olarak belirtilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2022 tarihli ve 2022/313 Esas, 2022/815 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 04.04.2023 tarihli ve 2023/578 Esas, 2023/1049 Karar sayılı kararı ile "...Dairemizin 23/02/2022 tarih ve 2020/2059 (E) 2022/352 (K) sayılı ilâmı ile; önceki hükmün bilirkişi raporunda hırsızlık olayına karışan faillerden birinin çıplak elle demir korkuluğa temas ettiği ve iz bırakmış olabileceğinin belirtilmesi, bahsi geçen demir korkuluktan elde edilen parmak izinin de sanığa ait olduğunun uzmanlık raporu ile belirlenmesi karşısında sanığın üzerine atılı suçların sabit olduğu halde delil yokluğundan söz edilerek beraat kararı verilmesi yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulduğu, Bozmadan sonra sanığın bizzat yada SEGBİS sitemi ile mahkemede hazır edilip usulüne uygun şekilde kimlik tespiti yapılmadan, iddianame ve ekleri ile bozma kararı kendisine okunmadan, yasal hakları hatırlatılmadan, usulüne uygun savunması alınmadan, adresine CMK. 307/2. madde ihtarlı davetiye çıkartılması ile yetinilerek savunma hakkını kısıtlayacak şekilde bozma sonrası aleyhe mahkumiyet kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bozma sebebinin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 04.04.2023 tarihli ve 2023/578 Esas, 2023/1049 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2024 tarihli ve 2023/633 Esas, 2024/89 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/7971, K. 2026/11684, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-7971-e-2026-11684-k-ea21f9f3b5a6