Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/7599 E. 2026/11152 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/7599
Karar No
2026/11152
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/447 E., 2024/495 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; katılan vekilinin temyiz isteminin, beraat kararı hukuka aykırı olduğu, iş yeri dokunulmazlığının ihlal edildiği hususu gözetilmeden verilen karar hukuka aykırı olduğuna; sanık müdafiinin temyiz isteminin; sanığın olay yerinde bulunmasının hırsızlık kastını göstermediğini, başından beri aynı savunmayı yaptığını ve mahkûmiyet için yeterli, kesin ve şüpheden uzak delil bulunmadığını, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanmadığını, olay yerinde keşif yapılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu, baz istasyonundaki klima ünitesinin çalınması amacıyla gerçekleştirildiği iddia edilen eylemde meydana gelen zararın hırsızlık suçunun içinde değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilemeyeceğini, sanığın olay sırasında aletleri bırakarak eylemden kendi iradesiyle vazgeçtiğini, suçun tamamlanmadığını, buna rağmen ağır ceza verildiğini, sanığın yargılama sırasında 1.000,00 TL zararı karşıladığını belirterek etkin pişmanlık ve diğer lehe hükümlerin uygulanması gerektiğini, mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılarak beraat kararı verilmesine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Bursa 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2021 tarihli ve 2021/594 Esas, 2021/1040 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ve suçtan zarar gören şirket vekilinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 07.07.2023 tarihli ve 2023/2174 Esas, 2023/1784 Karar sayılı kararı ile “ suçtan doğrudan zarar gören ... ... .... vekilinin kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, iddianame ve duruşma günü tebliğ edilmeden ... ... ....'nin yokluğunda duruşmaya devamla karar verilmek suretiyle CMK'nın 289/1-e maddesine muhalefet edilmesi, TCK'nın 116/2. maddesinde tanımlanan suçun oluşması için, suç yerinin suç tarihinde işyeri faaliyeti yürütülen işyeri niteliğinde olmasının gerektiği, suça konu yerin ise suçtan zarar gören şirkete ait baz istasyonu olup bu yerde herhangi bir ticari faaliyet bulunmadığının anlaşılması karşısında, işyeri dokunulmazlığını ihlal etme suçunun unsurları itibariyle oluşmamasına rağmen, sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmesi, sanığın tekerrüre esas alınan ilamında tekerrür hükümlerinin uygulandığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5275 sayılı Kanunun 108/3. maddesi gereğince ikinci kez mükerrirlere mahsus infaz rejiminin uygulanması gerekmesine rağmen, birinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesinden" bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 07.07.2023 tarihli ve 2023/2174 Esas, 2023/1784 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Bursa 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.11.2023 tarihli ve 2023/585 Esas, 2023/742 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/7599, K. 2026/11152, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-7599-e-2026-11152-k-7bde14eadd1b