Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/3818 E. 2026/6471 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/3818
Karar No
2026/6471
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3552 E., 2023/3152 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin ''sanığın atılı suçu işlediğine dair somut ve kesin delil bulunmadığına, sanığın zararı giderdiğine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.09.2020 tarihli ve 2019/432 Esas, 2020/338 Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 22.03.2021 tarihli ve 2020/2184 Esas, 2021/1206 Karar sayılı kararı ile ''Öncelikle sanığın teşhise elverişli fotoğrafları ile parmak izi bulunmuş olduğu ceza infaz kurumlarından ve olaydan sonra hakkında işlem yapılan polis merkezinden getirttirilerek olayı gerçekleştiren failin sanık olup olmadığı belirlendikten sonra; olay öncesinde müştekinin sanığın tanımadığı sanığa suç yüklemesi ya da iftirada bulunması için dosya kapsamına yansıyan bir sebep olmaması nedeniyle müştekinin aşamalarda değişmeyen ve birbiri ile tutarlı beyanlarına niçin itibar edilmediği kabul edilebilir ve geçerli bir şekilde açıklanmaksızın müştekinin soyut iddialarından başka delil olmadığı belirtilerek beraat kararı verilmesi, Sanığın fiilinin olay sırasında müştekinin cebinde olan paraya yönelik ve halkın yararlanmasına sunulan ulaşım aracı içerisinde gerçekleştirilmiş olması nedenleriyle TCK'nun 142/2-b ve 142/1-c madde ve fıkralarında belirtilen suçları oluşturacağı aynı kanunun 44 maddesinde düzenlenen fikri içtima hükümleri uyarınca en ağır cezayı içeren TCK'nun 142/2-b madde ve fıkrası yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, Olayda, müştekinin 600 TL parasının hırsızlandığı, sanığın fiilinden hemen sonra yakalandığı, bu sırada 450 TL miktarındaki paranın failler tarafından kendi iradeleri ile teslim ettiği, ancak 150 TL miktarındaki paranın ele geçirilemediği dikkate alındığında; suçun tamamlanmış olduğu ve sanığın da kovuşturma aşamasına geçilmeden polis tarafından tutulan tutanak içeriğine göre 150 TL'yi müştekiye kendi iradesi ile iade ettiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında TCK'nun 168/1 madde ve fıkrası yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği hususunun gözetilmemesi,'' şeklindeki gerekçeler ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 22.03.2021 tarihli ve 2020/2184 Esas, 2021/1206 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.06.2023 tarihli ve 20221/293 Esas, 2023/407 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiininn temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/3818, K. 2026/6471, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-3818-e-2026-6471-k-0677a58949d2